MŞ FACEBOOK PAYLAŞIMLARI 8

FACEBOOK PAYLAŞIMLARI (43)-7

Şirketler neden 50 yaşın üstündeki kişileri üst düzey ve sorumlu pozisyonlar için işe almalı?

Çünkü onlar 50’nin altındakilerden daha üretkenler!

Amerika’da yapılan bir araştırma, bir insanın hayatındaki en üretken yaşın 60 – 70 olduğunu göstermiştir.

70 – 80 arası, en verimli 2. yaştır.

En verimli 3. yaş aralığı 50 – 60’dır.

Nobel Ödülü kazananların yaş ortalaması 62’dir.

Fortune 500 şirketlerindeki CEO’ların yaş ortalaması 63’tür.

Amerika’daki en büyük 100 kilisenin papazının yaş ortalaması 71’dir.

Papa’ların yaş ortalaması 76’dır.

NEJM’de yayınlanan bu araştırma, 60’ta potansiyelin zirvesine ulaşıldığı ve 80’e kadar devam ettiği sonucuna ulaştı.

Öyleyse, 60 – 70 veya 70 – 80 yaş aralığındaysanız, hayatınızın en iyi veya en iyi ikinci dönemini geçiriyor olabilirsiniz.

Kaynak: * The New England Journal of Medicine. 70.389 (2018) *

‪Nerede misafir edilirse edilsin, ne ikram edilirse edilsin, insan kendi evini özler, donanımı nasıl olursa olsun ancak kendi evinde dinlenir.
‪Evimiz, evlerimiz çok şükür henüz kendimizi biraz özgür hissettiğimiz kutsal mekanımızdır. Ah şu aklımızı çelmeye yönelik reklamların evimize girmemesin bir yolu bulunabilse!

*******************************

‪“Sen benim sağ kolumsun” diyen bir kişinin, SOLAK” olup olmadığını araştırın.
‪“Seni dünyalar kadar seviyorum” diyen kişinin aklından zoru olup olamadığını araştırın.
‪“Ben Müslümanım” diyen kişinin kul hakkı yiyip yemediğini araştırın.
‪En iyisi, siz iyice bir kendinizi araştırın!

********************

‪Sevginin, güzelliğin ve sıcacık duygunun korunması, elde edilmesinden daha zordur. Bu değerlere sahip olunca, korunmasına, elde tutulmasına, çok fazla emek verilmeli, çok dikkat edilmelidir. Eğer gerekli özen gösterilmezse sevgi, güzellik, sıcak duygu buharlaşır gider, geri gelmesi ya hiç olmaz ya da çok güç olur. Gelenlerde eskisinin hazzını vermez artık

************************

******************

‪Bir haftadır bekliyorum, hala İsrail’den en küçük bir söylem duymadım Türkiye’nin Operasyonuna ilişkin.
‪Neden Acaba? Konuşmayan bir devlet kalmadı bir tek İsrail’den başka. Neden neden neden….?
‪Bu işin içinde bir iş var ama ne?
‪Bu nasıl bir belirsizlik?
‪Kimin eli kimin cebinde?

*********************

Zaman zaman aklımdan Sayın Şenol Güneş ile Sayın Fatih Terim’i Teknik açıdan ve diğer tüm kişilik özellikleri açısından karşılaştırmak geçiyor, karşılaştıramıyorum!

********************

Tasarruf yapmamanın zararları, tasarruf yapmanın yararlarından dağlar kadar yüksektir. Kişi, aile ve ekonomide tasarruf yapmanın yararları, saymakla bitmez. Ancak, israfın zararlarını saymak ve çaresini bulmak, imkansız denecek kadar zordur. “Yiyin için israf etmeyin.” Hz. Muhammet

*****************

Kendi düşünemeyen, kavrayamayan, anlayamayan insanlardaki akla, ÇAKMA AKIL veya DOLMA AKIL denir. Dolma akıl sahiplerinin doğruları, kendilerinin araştırıp buldukları doğrular değildir. Kendilerini sömürenlerin kafalarına kurnazca yüklediği ve benimsettiği köleleştirme söylemleridir

******************

‪Kavrama, anlama, problemi tanımlama, çözüm yollarını sıralama, birbiriyle karşılaştırarak en uygun çözümü bulma ve uygulama yetisine, AKIL denir. İnsan için hayatta kalmanın, hayatı yaşanır kılmanın tek yolu akıldır. 2019 yılı esas alınırsa, Türkiye’de ÇAKMA AKIL hüküm sürmektedir

*******************

Evrensel ahlak ilkelerine; tüm uygarlıkların,Tek Tanrılı dinlerin, filozofların, evliyaların, gerçek bilim insanlarının, diğer kendini aşmış insanların katkısı olmuştur.
‪Evrensel ahlak ilkelerini içselleştirmiş insanlar; sevgi, barış, eşitlik, olumluluk ve huzur üretmeye çalışır

**************************

Size yüksekten bakan, hava atan, sizi küçümseyen insanlarla yalnızca işiniz icabı birlikte olmalısınız. Yanında huzur bulduğunuz, size değer ve güven veren insanlarla olmaya çalışınız. Sözde büyük insanların yanında görünerek, hava atmaya çalışmanız, sizi değerli kılmaz, tersine küçültür

********************

Abbas Güçlü
“67 Hukuk dekanından 19’u hukukçu değilmiş.4’ü ilahiyatçı,3’ü maliyeci,3’ü tıpçı,1’er tanesi de veteriner, işletme,iktisat, kamu yönetimi,çalışma ekonomisi,siyaset bilimci, ziraatçı, kimyacı,Fransız dili ve edebiyatçısıymış!Hiç şaşırmadım! Diğer fakültelerde de durum farklı değil!”

**********************

Hızlı değişim çağında tüm bilimsel kitapların güncellenmesi gerekir.18 Mart Üniversitesi Eski Rektörü Sayın Prof. Dr. Ali, Akdemir’in tanıtımını yaptığı Örgütlerin yönetimi kitabı, en kapsamlı ve en çok yazarlı ve en güncel bilimsel kitaptır. Tavsiye ederim

********************

Çocuklar, gençler ve hatta orta yaşlılar, “iyi harcanmış bir zaman ya da ömür” kavramının bilincinde olmazlar, olamazlar. Ancak, yolun sonuna yaklaştıkça insan, geçmişini sorgulamaya başlar ve “Ah şimdiki aklımla yeniden bir genç olsam,ben yapacağımı bilirim” der durur. Ne çare!

*******************

Türk halkı, tam 36 yıldır PKK’nın verdiği anlamsız büyük yaraların acısıyla yaşamaktadır. Bu sabırlı ve onurlu büyük millet, sabretti, sabretti ve artık sabrının sınırına geldi. Bu kez, dizgini ve yemi emperyalist ülkelerin elinde bulunan katiller, ya yok olacak ya teslim olacak. Karşılarına tüm gücüyle kararlı ve azimli TSK dikilmiş, ilerlemektedir. TSK’NIN arkasında ise Mustafa Kemal zekası ve Türk tarihi var

*********************

‪İleri akıllı teknolojileri, giderek artan oranda kullanmaya başladık. Akıllı telefonlarımıza ve bilgisayarlarımıza gömülmüş durumdayız. Fizik yakın çevremizden aldığımız kokuları ve tatları dikkate alma yetimizi yitirir olduk. Kahvaltıda çocuklarımız ve eşimizle sohbet etmek zorlaştı. Çünkü, kafalarımızı telefondan kaldırıp birbirimize bakma vaktimiz yok

******************

21.yüzyılda çevrim içi facebook, twitter gibi sanal topluluklar ile çevrim dışı hemşehri, akraba, komşu gibi topluluklar vardır. İnsan hastalanıp yatağa düşse, örneğin Eskişehir veya Kocaeli’ndeki çevrim içi arkadaşlarım, benimle sohbet edebilir ama bir tas çorba getiremez. Teknoloji, bizi bedenlerimizden uzaklaştırmaya başladı

*****************

‪Bir konuyu bildiğini sanan kişiler, öğretmenler, öğretim üyeleri ve yöneticiler, konuya başka bir açıdan veya açılardan da bakmalıdır. Belki de düz diye bildikleri dünya, aslında yuvarlaktır. Eğitim, kendi başına düşünmeyi, araştırmayı, bilgi üretmeyi ve öğrenmeyi öğrenmektir

********************

Türkiye nüfusunun yaklaşık %1,9’u 80 yaşın üzerindeki insanlardan oluşmaktadır. Hala etkileri hissedilen Türk kültüründe, yaşlı kişi evin bereketi kabul edilir. Yaşlıya değer verilir, saygı ve şefkat gösterilir. Öyle olmasaydı, cami sayısı kadar Türkiye’de HUZUR EVİ olurdu. Ülkemiz güzel!

********************

‪Yönetimde, karar verilinceye kadar, herkes fikrini söyler, fikirler tartışılır. Türk Silahlı kuvvetlerinin planlanan suriye operasyonu kararı verilmiş ve harekat başlamıştır. Bundan sonra Türkiye’de yaşayan her kişi, her kurum ve özellikle her siyasi parti, bu kararın arkasında olur, desteğini ihmal eden kim olursa olsun, aklından veya vatan sevgisinden şüphe etmek gerekir

***********************

‪1964 yılına kadar zaten çocuk ve gençtim. 1964 yılından bu tarafa, öğretmen, öğrenci ve öğretim üyesiyim. Ömrüm hep en fazla 25 yaşında olan insanların arasında geçti. 25’in altında olanlar, gülüyordu ve değişime açıktı. Üstündekiler ise, sadece gülümsüyordu ve değişime kapalıydı. Hiç mutsuz olmadım, çünkü beni sadece gençler ya da ruhu genç olanlar sevebildi

**********************

Şu günlerde liberal görüşün karşısında artık emperyalizm, faşizm ya da komünizm gibi anlatılar yoktur. Yalnızca Trump kaosu vardır. Trump olayı, Nihilist (hiççi) bir ortamda ilerlemektedir. Her an biraz daha belirsizlik pompalayan bu ABD lideri, tüm dünyayı hiç durmadan şaşırtıyor

*******************

‪İnsanlık tarihinin doğru tarafında veya yanlış tarafında durmuş liderler vardır. Örneğin Hitler yanlış, Atatürk doğru tarafta durmuştur. Partiler de öyle. Örneğin Çin Komünist partisi, tarihin doğru tarafında dururken, Yeni Osmanlıcı bazı Türkiye partileri tarihin yanlış tarafındadır. Eskidiği için terk edilmiş sistemlerden sihirbazlar bile yeni bir oluşum çıkaramaz

********************

21.yüzyıl, gelmiş geçmiş tüm tabuların teker teker yıkıldığı bir çağın başlangıcıdır. İnternet, dolayısıyla sasyal medya, giderek inter akıla (inter mind) dönüşmeye başlamıştır. Bağnaz din insanlarının yüklemeleri ve tutucu geleneklerin dayatmaları teker teker yerle bir edilmektedir. İnteraklın yarattığı etkileşim, insanlara sorgulamayı öğretmiştir

*****************

‪Sadece cinsel arzu üzerine kurulmuş olan bir ilişki ya da yuva, buzdan bir temel üzerine kurulmuş bir eve benzer. Buz eridikçe bina da çöker.
‪Sağlam bir ilişki, iki kişi arasında bir saygı, sorumluluk, söylev, bağlılık, sabır ve bunların oluşturduğu sevgi üzerine kurulmalıdır

Formun Üstü


***********************

‪Dünyada filızoflar ve evliyalar, hiçbir zaman iktidara gelememişler, iktidar olamamışlardır.
‪Neden acaba?
‪YANIT:
‪Gerçek bir filozof ve evliya, bir kez bile yalan söylemez de ondan.
‪Felsefede ve tasavvufta tutarlılık şarttır.
Tutarsızlık politikanın ya da siyasetin şartıdır
Türkiye’de son 20 yıldır politikacıların söylediği yalanlar alt alta yazılsa, yazının uzunluğu dünyanın çevresini dolanır da artar bile!

*******************

Yer, gök, kainat (evren), toplum, devlet, iktisat, insan, daha ne varsa tümü bir DENGE denkleminde var olur. Örneğin, insan akli dengesini yitirirse, ona deli denir.
‪Maddi varlıkların peşinde koşmak bir uçta, maneviyatın peşinde koşmak diğer uçta.
‪Denge, iki ucun tam ortasındadır.
Peki yaşama heyecan, haz, lezzet katan da aşırılık değil midir?
Peki, dengeyi bozmak da ŞIMARIKLIK değil midir?

******************

‪Birçok korku türü vardır:
‪Şiddet korkusu
‪Kan dökülme korkusu
‪Debrem korkusu
‪Karanlık korkusu
‪Öcü korkusu
‪Sınav korkusu
‪Hastalık korkusu
‪Yaşlılık korkusu
‪İşten atılma korkusu
‪Muhtaç kalma korkusu
‪Evde kalma korkusu
‪Aldatılma korkusu
‪Nefret korkusu
‪Ölüm korkusu
‪Cehennem korkusu

*******************

‪Nerede misafir edilirse edilsin, ne ikram edilirse edilsin, insan kendi evini özler, donanımı nasıl olursa olsun ancak kendi evinde dinlenir.
‪Evimiz, evlerimiz çok şükür henüz kendimizi biraz özgür hissettiğimiz kutsal mekanımızdır. Ah şu aklımızı çelmeye yönelik reklamların evimize girmemesin bir yolu bulunabilse!

*******************

HİZMET ÜRETİMİNİN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ

Hizmetin fiziki varlığı yoktur

Hizmet çıktısı değişkendir

Hizmet müşteriyle karşılıklı doğrudan ilişki kurarak üretilir

Hizmet depolanamaz

Hizmet sunanlar, alanlar ve hizmetin kendisi, birbirinden ayrı düşünülemez

Hizmet yerel ya da coğrafi örgütleme eğilimi gösterir

Hizmet, mala oranla daha sık tüketilir

Hizmetin benzerini veya daha iyisini yapmak mala oranla daha kolaydır

*******************

Aşk, aşk kaldığı sürece acıdır. Aşkın ilk aşamalarında aşıklar, acının üstüne gitmekten çekinmez. Acının o emsalsiz tadından haz duyar, mutlu olur. Zaman içinde giderek acının tadı azalmaya başlar. Aşıklar, acıdan kaçınmaya başladıklarında, artık sevmek istenmez hale gelmiştir

****************

Evren (kainat) hala oluşum halindedir. Allah’ın ve kullarının yaratıcılığı, hiç kesintiye uğramadan sürer gider. Her an yeni binlerce canlı ve cansız varlığın oluştuğu gözlenmektedir.
‪Evrenin oluşumuna olumlu katkıda bulunan insan İYİ, olumsuz katkıda bulun insan da KÖTÜDÜR

*****************

Bir sözün, sözcüğün, cümlenin, simgenin, inancın, olgunun, davranışın zihinde oluşturduğu düşünceye, fikire, nesneye, varlığa, şekile, kavrama, anımsatmaya, ANLAM denir.
‪İçinde felsefi anlam olmayan bir yaşamın, mutluluk getirmesi mümkün değildir. Anlamsız bir yaşam, bencilliktir

*******************

İsteksizmiş gibi görünerek kendini beğendirmek, kendisine biraz yalvartmak amacıyla yapılan hoş davranışa ya da cilveye NAZ denir. Yer yüzünde göründüğü günden bu tarafa kadın, erkeğe oranla daha nazlıdır. Erkek, nazını çekmeyecekse, daha baştan asla bir kadınla ilişki kurmamalıdır

******************

‪Karl Marks’a kadar filozoflar, insanın manevi yönüne ağırlıl vererek, onun mutlu olacağını vurgulamıştı. Karl Marks ve sonrakiler, insan mutluluğunun maddi varlıklara sahip olmasıyla ilgili olduğunu ileri sürmüştür.
‪Aslında, insanı maddi varlıklara sahip olması değil, ruhen maddi varlıklarının tadına varması mutlu kılar

******************

Dağ fare doğurdu…

*****************

Bir kimseyi ya da varlığı bir daha görme, ona kavuşma isteği ve duygusuna ÖZLEM denir.
‪Özlem; bazen yanağa düşen gözyaşı, bazen içe çöken hüzün, bazen uykuyu kaçıran takıntı, bazen ulaşılamayan sevgili, bazen eski dost, bazen ahirete uğurlanan can, canan, eş, kardeş, anne babadır

*************

ŞU ÖNERMELERİN HANGİSİ DOĞRU, HANGİSİ YANLIŞ BİLEMİYORUM:
‪Değiştirmeye çalışma, değişiğini bul!
‪Arzuladığını görmek yerine, gördüğünü arzula!
‪Geçmişi boş ver, geleceği düşünme, anı mutlu yaşa!
‪İnsanın bazı yönlerinin karanlıkta kalması iyidir, her yönün aydınlatılması daha iyidir

*******************

Ahmak kişimin yüreği ağzında; bilge kişimin ağzı ise yüreğindedir. Ahmak ne hissederse, kendisine kim ne yüklemişse, hiç sorgulamadan hemen söyler. Bilge ise yürek dili ile konuşur. Önce sorgular, araştırır, kültür ve bilgi birikimiyle doğrular ve öz olarak dile veya yazıya döker

****************

Kamuda çalışanların performansı, 657 sayılı yasaya göre yapılır; tüm personel, görevini başarıyla yapmış sayılır ve otomatik olarak yılda 1 kademe, 3 yılda 1 derece ilerler. Yani, memur çalışsın veya kaytarsın aynı ücreti alır. Kurnazlar bir yolunu bulur, yükü dürüst memura yıkar. Çalışkan dürüst memur, her an, her gün yaşadığı stresten beden ve ruh sağlığını yitirir

****************

Modern büyük özel kesim kuruluşları, 360 derece veya dengeli başarı ölçümü (Balanced Scorecard) yöntemiyle performans değerlemesi yapar. Çalışan; iletişim, liderlik, motivasyon, yetiştiricilik, yenilikçilik, yaratıcılık gibi verimlilik, üretkenlik, karlılık artıran becerileri oranında ödüllendirilir

**************

Memur ve işçiler, kamuda ya da özel kesimde modern yönetim biliminden nasibini alamamış genel müdür, müdür ve şefleri mutlu etmek için didinir, paralanır, yorulur ama, en ufak bir isteği karşılık bulmaz. Herkesi aynı anda mutlu etmenin formülü, henüz keşfedilmemiştir. Dostlarınızı tercih edin

***************

Doğum, yaşam, ölüm, bilgi, dostluk, insan, toplum, kültür, evren, zaman, düşünce, mutluluk ve varoluş adına daha hangi kavram varsa, hepsi gelir SEVGİ ANA KAVRAMINDA anlam bulur. Aşk’tan sevgiye, sevgiden Aşk’a en az iki varlığın var olması gerekir. Tek başına sevgi yoktur. “SEVELİM SEVİLELİM” Y.EMRE

******************

“Sevmek, tek tek her hücreniz ‘KAÇ’ derken bile kalmak demektir.” Clarissa P. Estes.

*****************

“Bir insanı niçin sevdiğiniz sorusuna yanıt bulamıyorsanız, onu gerçekten seviyorsunuzdur.” Paul Auster.

****************

“Sevdiğini söylemezsen, sevgi derdi seni boğar.” Yunus EMRE.

**********************

Bizim Türk kültürümüzde, kişiliğimize yansıyan ve kolay kolay da terk edemediğimiz bir yanlı, ikilikçi bakış vardır. Dünyayı, ülkemizi ve halkımızı ikiye ayırır birini inadına destekleriz. İki gözümüzün ortasında bir tek burnumuz vardır. Allah, iki gözle farklı açılardan bakıp, tam ortasını tercih etmemizi istemiş olamaz mı?

*********************

Ahlak dışı davranış örnekleri:
‪Yalan, aldatma, çalma, taciz, mobing, çevreye zarar, hakka saygısızlık, yolsuzluk, rüşvet, torpil, kayırmacılık, kaytarma, sözünde durmama, adil olmama, eşit davranmama, başarıya katkı oranında ödüllendirmeme.
‪Erdemli insan yukardakileri asla yapmaz.
Yapanlar, Cehennemliktir

**********************

‪Bir işin, işlevin, uygulamanın ve davranışın ahlaklı olup olmadığını anlamak için şu soruların sorulması gerekir:
‪Eğer herkes böyle yaparsa ne olur?
‪Herkesin bunu yapmasını ister miyiz?
‪İki soruya aklımız ve vicdanımız EVET diyorsa, o eylem ahlakidir; HAYIR diyorsa o eylem ahlak dışıdır (kötüdür)

*********************

28.10.2019

‪İnsanın gelecekteki yaşamını (kaderini) vaz geçtiği seçenekler belirler. Bu nedenle, herhangi bir karar alırken, hangi seçeneği seçtiğinizden daha çok, nelerden vaz geçtiğinizi, çok iyi bir şekilde sorgulamanız gerekir. Karar alırken sorgulanan her seçenek, farklı bir sonuca götürür

********************

28.10.2019

‪“İnsan dua ediyorsa, Tanrı’dan mutlaka bir mucize istiyordur. Her dua bütünüyle şuna indirgenir; ‘Ulu Tanrım, ne olur iki kere iki dört etmesin’…..” Ivan Turgenyev.
‪MŞ: Kabul olmayacak duaya “Amin” dememeli; Allah’a kabulü mümkün dua edilmelidir. Hayırlı dualar kabul edilebilir

************

28.102019

“Ne yan; böyle korkunç bir dünyanın bir de cehennemi mi olur?” Umberto ECO

MŞ: Cehenneme, bu dünyayı Cehenneme çevirenler ve insanlara Cehennemi aratacak kadar haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik, zulüm, yolsuzluk, yoksulluk yaşatanların gideceğinden şüpheniz olmasın

**************

Devletin temel güç ve yetkilerinin tek kişide toplandığı yönetim biçimine, Mutlakiyet (Monarşi) denir. Padişah, iktidarı ve gücü elinde bulunduran, herhangi bir sınırlandırmaya tabi olmayan tek kişi olduğu için, Osmanlı Devlet yönetimi mutlakıyet esasına dayanıyordu. Vatan sınırları içinde yaşayan tek tek her insan, Padişahın KULU sayılırdı.

Bütün vatandaşların (milletin=ulusun), egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimine CUMHURİYET denir.

Padişahlık devam etseydi ben, 5 yılda bir beni yönetenleri seçme hakkı olan eşit ve hür bir vatandaş olarak değil, padişahın bir kulu olarak ömrünü tamamlayacaktım.

TÜM PAYDAŞLARIMIN VE TÜM VATANDAŞLARIMIN CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLAR, CUMHURİYETİMİZE ESENLİK DİLERİM

********************

Birbirine yakın yıllarda doğmuş, benzer koşullara ve sıkıntılara katlanmış, benzer ödevleri yüklenmiş kişiler topluluğuna, KUŞAK denir. 1965-1979 arası X kuşağı, 1980-2000 arası Y kuşağı, 2000 ve sonrası da Z kuşağı olarak tanımlanmıştır. Her kuşağın kendine özgü kişilik özellikleri vardır.
Özellikle, 2015 ve sonrası doğumlulardan oluşan BETA kuşağı yok mu, hepsi akıllı telefon bilgisiyle dünyaya gelmiş😁😁😁

********************

“Koyunlar, ömrünü kurttan korkarak geçirir. Aslında onları yiyen, kendi çobanlarıdır.” Thomas HOBBES.

MŞ: CUMHURİYET, çağdaş demokrasi ve çağdaş bilimle taçlanmamış ülke vatandaşları, devlet yöneticileri tarafından bilerek ve isteyerek sürü haline getirilir. İştahla, hazla, zevkle ve kolayca yiyelim ve doyalım diye!

**************************

Zihnin, birbiriyle ilişkili önermelerden yeni bir önerme çıkarmasına (bir sonuca ulaşmasına) AKIL YÜRÜTME (kanıtlama) denir. Ahlak açısından akıl yürütme aşamaları:

Çocukluk, ben ağırlıklı

İlk gençlik, grup ağırlıklı

Yetişkinlik, toplum ağırlıklı

Olgunluk, ilke ağırlıklı

Erdemli olgunluk, evrensel ilkeler ağırlıklı

AKIL YÜRÜTÜR

***************************

Mutluluğu hak etmeden, mutlu olunmaz. Hak etmeyenlerin “Mutluyum” demesi ya da mutluymuş gibi görünme çabası, hem kendilerini hem de çevresindekileri aldatma davranışından başka değildir. İnsan, inancının ya da içselleştirdiği değerlerin yüklediği ödevlerini yaptığına inandığı zaman gerçekten mutlu olur

***************

Doğru, gerçekçi, akla uygun ve yerinde yargılar verme yeteneğine, SAĞDUYU denir.

‪İnsanlık bu günlere, gelmiş geçmiş tüm insanların sağduysu sayesinde gelmiştir. Sağduyu, kötülere karşı hep kazanır. Sonuç değişmez, iyiler hep kazanır. Kimi zaman 1 gün, kimi zaman bir ömür gerekir

*******************

Toplumların ve toplum liderlerinin ekonomik ve politik davranışlarını, benimsedikleri felsefe belirler. ABD felsefesi, egoizm ve faydacılık temelli PRAGMATİZMDİR. Genelde Türk toplumunun ve liderlerinin davranışlarını ise, ORTAÇAĞ felsefesi belirler. ABD’LİLER ile Türklerin birbirini anlamaları mümkün değildir

*******************

“Eğer iki veya daha fazla insan her konuda anlaşıyorsa, kesinlikle emin olunuz ki, düşünen yalnızca bir tanesidir.” Lyndon Baines JOHNSON

*****************

Kendisine gelecekte herhangi bir zarar gelemeyeceğine kanaat getirerek bir insana, hiç endişe duymaksızın İÇTEN bağlanmaya, GÜVEN DUYMA denir. Güven duygusunun oluşması uzun zaman alır. Ancak kaybedilmesi, bazen bir anda olur. Kendine güveni olmayan bir insan, çoğu kez başkalarına da güvenmez

********************

Mutlak sağcı, solcu, ırkçı, dinci, aydın, yazar, bireyci, halkçı ve daha ne varsa o değilim. Kendimi nereye koyacağımı bilemiyorum. Dünlere göre bugün daha da dışındayım sömürü kavramlarının. Ne söylesem, ne yazsam birilerinin çıkarına dokunuyor. Okumadan ne çok bilen var ülkemde!

*****************

Güzel huylu, iyi karakterli, nitelikli, güler yüzlü, tatlı dilli, şefkatli bir sevgiliye kavuşma anı, diğer tüm kavuşma anlarından daha güzeldir. Yavan ve duygusuz insanlar, bu sevincin, hazzın ve coşkunun tadını anlayamazlar. Bu türdeki sevgililerin kavuşma anı, gönülleri şaşkına çevirir, zekaları durdurur

**************

Hüseyin Vasıf Çınar (1895-1935) Atatürk’e, “Paşam, kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?” diye sorar.

Atatürk, Vasıf Çınar’ın bu çok samimi sorusuna, gülümseyerek şu yanıtı verir: “Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım” 

Atatürk, Nutuk ile birlikte 9 kitap yazmıştır. Bunlardan ikisi Almancadan Türkçeye çeviridir. Kitapların konusu askeri, siyasi, medeni ve matematik esaslıdır. Bugün ilk, orta, lise ve üniversitelerde söylenen ve yazılan Türkçe cebir ve geometri terimlerini, bizzat Atatürk üretmiştir. Özellikle yazdığı Geometri kitabı, bir matematik harikasıdır. Atatürk, 57 yıllık kısa ömründe, cepheden cepheye koşup emsali olmayan zaferler kazanmanın yanında, altını çize çize çize tamamı tamamına 3 bin 997 kitap okumuştur.

57 yıllık ömrünün son 15 yılına sığdırdıkları yepyeni şahane eserleri saymakla bitmez ki! Cumhuriyet, onlarca fabrika, hastane, binlerce okul, yüzlerce öz Türkçe sözcük, yazı ve kıyafet devrimi, üniversite devrimi, Anayasa ve birçok yasa, demir yoları, tüneller, çiftlikler, Türk bankaları, Türk girişimcileri, uçak sanayisi ve hava yolları, kadınlara seçme ve seçilme hakkı, Hatay vilayeti, Milletler Cemiyeti üyeliği,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, saymakla bitmiyor ki!

81 YIL ÖNCE HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞMUŞ BÜYÜK TÜRK DAHİSİ ÖLÜMSÜZ ATATÜRK, ALLAH SENDEN RAZI OLSUN!

******************

Tanrı-peygamber-ruh İsa’yı çarmıha geren Hristiyanlık dünyası, geri dönülmez bir yolda ilerlemiş ve bugünlere gelinmiştir. Hristiyanlık, ÇARMIH eylemiyle birlikte batağa sürüklenmiştir. Nietzsche, “Tanrı öldü, O’nu öldürdük, Tanrı ölü olarak kaldı, katiliz demek zorunda kalmıştır

*********************

İngiltere’de Viktorya döneminde (1837-1901) iyi aile kızlarının ve kadınlarının yıkanırken bile soyunmalarına izin vermeyen, iç çamaşırlarını çıkarmamalarını isteyen bir anlayış vardı. Ama o dönem İngilteresi, bir genelevler cenneti olarak bilinir. Çünkü her etki bir tepki doğurur

0 yanıt0 retweet0 beğenme

Yanıtla

*******************

Madde olmayan varlığa, RUH veya TİN denir. Tutucu kesimlerde, cinsellik, tinselliğin tam karşısına oturtulur. Oysa, insan bütünlüğü, bedenle ruhun bir arada olmasıyla var olur .Ruhsuz bir cinsellik, geri zekalıya bile çocuk yaptırır, ama bütünleşik aşkın haz ve sanat yönünü vermez

0 yanıt0 retweet0 beğenme

Yanıtla

Retweetle

Beğen

************

İtalyan düşünürü Niccola Macchiavelli (1469-1527) Principe adlı kitabında, siyasi amaca ulaşmak için her türlü ahlaksızlığın ve kötülüğün, yapılabileceği tezini savunmuştur. Makyavel felsefesine, Makyavelizm denir.

Süleyman Demirel’den sonra Türkiye devlet yönetiminde, giderek artan oranda Makyavelist politikanın uygulandığı ileri sürülebilir

*********

Sevgiliniz, “Beni ne kadar seviyorsun?” diye sorduğunda, O’na, “Dünyalar kadar seviyorum desem az gelir, senin beni sevdiğin kadar seviyorum desem çok gelir” demelisiniz

*************

Türkiye’de Allah adına konuşanların, önce Allahtan aldıkları vekaleti dinleyenlere tek tek göstererek söze başlamaları, mutlak anlamda inandırıcı olur. Peygamberimizin tamamen Kurana uygun davranışlarını gören inatçı olmayan her akıl sahibi, birden bire şehadet getirerek Müslüman oluvermiştir

*************

‪Din dayatması, din propagandası ve din söylemi yapıp duranların sergilediği aç gözlülük, şatafat, abartı, görkem ve müsrif davranışlar, Müslümanlığı hiç anlamadıklarının tek kanıtıdır. Çünkü İslam Peygamberi, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir (Müslüman değildir)” demiştir

*****************

Bir ülkenin ortalama verimliliğinin çok yüksek olması, o ülkenin kaynaklarının akılcı kullanıldığının ve iktisadi davranıldığının tek kanıtıdır.
‪Türkiye’nin ortalama verimliliği, gelişmiş ülkelere göre çok düşüktür. Bu durum Türkiye’nin, kaynaklarını akılcı kullanmadığının ve ekonomik davranmadığının tek kanıtıdır

********************

Tarih, gayrı meşru çıkarlara dayalı birlik ve beraberliklerin, eninde sonunda parçalandığını ve birgün yok olduğunu göstermiştir.
‪Atatürk’ten sonraki siyasi partilerin parçalanmasının ve iyice azıtınca da yok olmasının nedeni budur. Tüm vatandaşların çıkarını değil, bir kesimi gözetmişlerdir

******************

‪MURPHY YASASI: Trafikte, sizin bulunduğunuz şerit çok yavaş, ama diğer şerit çok daha hızlı akar. Siz o şeride geçince de diğer şerit hızlı akmaya, zar zor geçtiğiniz şerit yavaş akmaya başlar

****************

Görme ve koklama uyarıları, beyinin değerlendirme merkezine, sinirler tarafından doğrudan aracısız taşınır. Bu nedenle halk, pislikleri görür ve kokusunu duyar.
Türkiye’de görme ve koklama organları dumura uğramışlar bile, pislikleri görmeye ve iğrenç kokusunu duymaya başlamıştır

****************

‪Her insan eleştirilebilir. Çağının en önemli yabancı ve yerli 5 bin kitabını kısa ömründe dikkatle okuyan Atatürk de eleştirebilir. Ancak, Atatürkü eleştirme hakkı, en az 5 bin güncel bilim kitabını okuyanlardadır. Ayrıca, O benzeri olmayan rahmetliyi eleştirmek için, Atatürk aklına denk akıl gerekir

*******************

Allah’ın verdiği nimetlere karşı memnunluk göstermeye, Arapçada ŞÜKR denir. TEŞEKKÜR sözcüğü, ŞÜKR fiilinden gelir. “Teşekkür ederim” diyen bir kişi, gösterdiğin iyilik için Allah’a şükür ederim” demiş olur.

Thank, mercier, gracias, spasiba, arigato, şişi ve diğerleri, gösterilen iyi niyetten memnuniyeti ifade eder

***************

Günlerimizi, bulduğumuzdan daha güzel bir çevre ve dünya bırakmaya çalışarak geçirirsek, erdem sahibi insan olma yönünde ilerleriz. Değilse, farkında olmadan çevremizi ve dünyayı, bulduğumuzdan daha da çirkin yapmaya çalışan bir insan durumuna düşer, felaketimizi hazırlamış oluruz

****************

Uykusuzluklar, yarım uykular, tedirginlikler, kırgınlıklar, uzun yollar, ıssız dağ başları, sevgiler, nefretler, kinler, öfkeler, varlıklar, yokluklar, unvanlar, makamlar, şöhretler, başarılar, başarısızlıklar, kalabalıklar, yalnızlıklar ve benzer tüm beden ve ruh halleri, bir anda geride kalıverir. Öldüğünü bile anlayamazsın

*************

‪Sayın Şenol Güneş’i, Trabzon Sporun değişmez kalecesi olduğu günden beri tanır, gözlemler ve başarılarını taktir ederim. Efendiliği, alçak gönüllülüğü, teknik bilgisi, motivason yeteneği, sabrı ve diğer üstünlükleri, Türk Milli Futbol takımımıza dün akşam yine bir zafer hediye etti

*******************

Fatiha Suresindeki “Sıratı müstakim” ifadesinin anlamı, dosdoğru yol demektir. Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak yaşamak demektir.
Yaşamak bir sanattır. Ancak, ne yazık ki her insan sanatkar olamıyor. Sanatkar insanlar, doruğa ulaşmış duygularını, aynı derecede akıllarıyla birleştirerek, olağanüstü eserler ortaya koyar

******************

Gerçeklerin yapısının ve işeyişinin her yerde geçerli olan TANIMINA, BİLGİ denir. Örneğin, SU bir gerçektir. Yapısı, 2 hirojen bir okdijendir. İşleyişi sıvı, katı ve gazdır. Bilgisizlik, bilgililikten üstün olsaydı, Kuranda, “BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” diye sorulmazdı

********************

Hiçbir terapist: annenin, babanın, anneannenin, babaannenin, dedenin, ablanın, teyzenin, halanın, dayının, amcanın, kısaca ebeveynlerin yerine geçemez. Onların değerini iyi biliniz

*********************

‪Büyük annem, “Dünyanın bir öküzün boynuzları üzerinde durduğunu, öküz titrediğinde debrem olduğunu” söylerdi.
‪Aslında bugün Siyasi Dünya, iki öküzün boynuzları üzerinde duruyor: ABD ve Rusya. İleri eğitim ve teknolojiye sahip bu öküzler kırıştığı zaman, eğitim ve teknolojiyi ıskalamışlar sarsılıyor

*******************

TOPLUMUN YAVAŞ YAVAŞ GERİYE GÖTÜRÜLMESİNE ÖRNEK OLARAK KURBAĞA DENEYİ
Bir kurbağa, altında ısıtıcı olan soğuk su dolu bir havuzda keyfince yüzerken, ısıtıcı düşük düzeyde çalıştırılır. Kurbağa, sıcaklığı hissedip kendisini havuz dışına atacağı aşamaya yakın ısıtıcı kapatılır. Kurbağa alıştığı su sıcaklığında yüzmeye devam ederken bir süre sonra ısıtıcı tekrar çalıştırılır. Kurbağa canını kurtarmak için tekrar kendisini havuz dışına atma aşamasına yakın ısıtıcı tekrar kapatılır. Kurbağa alıştığı yeni sıcaklık düzeyinde yüzmeye devam eder. Bu olay, aynı usulde defalarca tekrarlanır. Sonunda, suyun yüzeyinde kaynamış bir ölü kurbağanın yüzmekte olduğu görülür

**************

‪Mustafa Kemal Atatürk’ün Başöğretmenlik yaptığı dönemde öğretmenlik, çekici, saygın ve maaşı oldukça yüksek bir meslek haline getirilmişti. Atatürk’ten sonra Türk Halkı, hiçbir Cumhurbaşkanına “BAŞÖĞRETMEN” unvanı vermedi. Çünkü, hiçbiri öğretmenliğin önemini anlayamamıştı.
‪Tüm meslektaşlarımın ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!

****************

Reklam yapanların amacı, sizin her türlü zaaflarınızı, heveslerinizi, duygularınızı, sevgilerinizi ve benzerlerini harekete geçirerek, sizde ihtiyaç, istek ve arzu yaratmaktır. İşletme biliminin kurucularından olan bir Alman düşünürü, “REKLAMA İNANAN EŞEKTİR” demiştir

*******************

‪1982’ye kadar Eskişehir İ.T.İ.A’da öğrenci olanlar, çok iyi hatırlar. Uzun yıl hakimlik yapmış olan Prof. Yusuf Ziya Binatlı, “Arkadaşlar, birçok boşanma nedeninin senin ailen benim ailem tartışmasından kaynaklandığını gördüm. Evlenince bizim ailemiz, bizim misafirimiz demelisiniz”

****************

‪Basitlik ve sadelik, en büyük zenginliktir. Bir yıldan daha fazla, hiç kullanmadığınız ne varsa, hepsine kıyıp elden çıkarmalısınız. Eviniz, masanız, odalarınız basit ve sade olmalıdır. İyi niyetli ise, hiç kimse evinizdeki eşyaları görmek için gelmez. Sizin tatlı dilinize, güler yüzünüze, hoş sohbetinize, içten güzel davranışınıza gelir

******************

Yaklaşık 50 yıl öğretim üyesi olarak görev yaptım. Ömrüm, 17-26 yaş arasındaki insanlarla geçti. Sınıfı biraz kirli görünce “Arkadaşlar, ya pis yere oturmayın ya da temizleyerek oturun önermesi yanlış diyenler işaret buyursun” derdim. Öğrenciler çevresine bakar ve harekete geçerdi. Sınıf tertemiz olurdu

******************

‪Sevgiyle dokunulan her varlık, olumlu ses veya olumlu karşılık verir. Böcek, çiçek, kedi, köpek, at, kuzu, babek, çocuk, genç, yaşlı, ast, üst ne varsa hepsi, sevgiye duyarlıdır. Bu önermenin tersi de doğrudur. Sevgisiz her dokunuş, açık veya gizli olumsuzluk yaratır. “Sevgisiz yapılan aş, ya karın ağrıtır ya baş.”

******************

‪Yapısı gereği hiçbir dil, herhangi bir bilim dalının açıklanmasında ve anlatımında yetersiz kalamaz. Yabancı sözcükler kullanmak, kolaycılığa kaçmaktır. Atatürk, yabancı matematik sözcüklerini kullanmamış, yerine denklem, üçgen, artı, doğru, eğri, köşegen gibi Türkçe sözcükler geliştirmiştir

*********************

‪Dünyadan sakın borçlu olarak gitmeyiniz. Bilenin bilmeyene öğretme borcu vardır. Olanın olmayana verme borcu vardır. Eğer imanın şartlarından birisi olan ahiret gününe inanıyorsanız, alacaklı kesinlikle ahirette borçludan alacağını isteyecektir. Ancak borçlunun o gün , ödeme gücü olmayacağı için cehennemi boylayacaktır

******************

YILDIZ KENTER, 2012’de bir oyununu izlemiştim. Akışın bir aşamasında AMUDA kalkmıştı. 91 yıllık bir ömrü Türk tiyatrosuna hediye etmişti. İz bırakan oyuncular bir bir gidiyor. Türkiye’nin değerleri bitti bitiyor. Allah rahmet eylesin!

***************

Günlerimizi, bulduğumuzdan daha güzel bir çevre ve dünya bırakmaya çalışarak geçirirsek, erdem sahibi insan olma yönünde ilerleriz. Değilse, farkında olmadan çevremizi ve dünyayı, bulduğumuzdan daha da çirkin yapmaya çalışan bir insan durumuna düşer, felaketimizi hazırlamış oluruz

*****************

‪Uykusuzluklar, yarım uykular, tedirginlikler, kırgınlıklar, uzun yollar, ıssız dağ başları, sevgiler, nefretler, kinler, öfkeler, varlıklar, yokluklar, unvanlar, makamlar, şöhretler, başarılar, başarısızlıklar, kalabalıklar, yalnızlıklar ve benzer tüm beden ve ruh halleri, bir anda geride kalıverir. Öldüğünü bile anlayamazsın

***************

Sayın Şenol Güneş’i, Trabzon Sporun değişmez kalecesi olduğu günden beri tanır, gözlemler ve başarılarını taktir ederim. Efendiliği, alçak gönüllülüğü, teknik bilgisi, motivason yeteneği, sabrı ve diğer üstünlükleri, Türk Milli Futbol takımımıza dün akşam yine bir zafer hediye etti

****************

Fatiha Suresindeki “Sıratı müstakim” ifadesinin anlamı, dosdoğru yol demektir. Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak yaşamak demektir.
Yaşamak bir sanattır. Ancak, ne yazık ki her insan sanatkar olamıyor. Sanatkar insanlar, doruğa ulaşmış duygularını, aynı derecede akıllarıyla birleştirerek, olağanüstü eserler ortaya koyar

****************

‪Gerçeklerin yapısının ve işeyişinin her yerde geçerli olan TANIMINA, BİLGİ denir. Örneğin, SU bir gerçektir. Yapısı, 2 hirojen bir okdijendir. İşleyişi sıvı, katı ve gazdır. Bilgisizlik, bilgililikten üstün olsaydı, Kuranda, “BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” diye sorulmazdı

*****************

Hiçbir terapist: annenin, babanın, anneannenin, babaannenin, dedenin, ablanın, teyzenin, halanın, dayının, amcanın, kısaca ebeveynlerin yerine geçemez. Onların değerini iyi biliniz

**************

Dik bir oturuş veya dik bir duruş, canlılık ve yaşam enerjisini ifade eder. Buna karşılık, çökük oturuş veya duruş da çekingenliği ve kişinin azalmış yaşam enerjisini gösterir. Bedenin yandaki kişiye eğilmesi ise, o kişiye duyulan bir ilginin işaretidir. Bedenin dilini öğrenmeli

******************

‪Büyük annem, “Dünyanın bir öküzün boynuzları üzerinde durduğunu, öküz titrediğinde debrem olduğunu” söylerdi.
‪Aslında bugün Siyasi Dünya, iki öküzün boynuzları üzerinde duruyor: ABD ve Rusya. İleri eğitim ve teknolojiye sahip bu öküzler kırıştığı zaman, eğitim ve teknolojiyi ıskalamışlar sarsılıyor

***************

İnsan beyninin beş duyu ile algılanmayan ne varsa hepsini, her an kaydeden, gerektiğinde kullanılmak için bilincin (şuurun) emrine veren parçasına, BİLİNÇALTI denir. Bilinçaltı, bilincin emrindedir. Bilinç neye inanırsa, bilinçaltı da ona inanır. Bilincin her söylediğine yapar. Çok büyük kapasitesi olan saf bir beyin belleğidir.

Bilinçaltı insanın bahçesi, insan da o bahçenin bahçıvanıdır

***********

İnsan, düşünülmeyeni düşündüğü sürece vardır. Hayalleri bittiği gün, insan yok olur. Bu güne kadar hiç kimsenin bilmediği, söylemediği, yazmadığı, yapmadığı, kullanmadığı; bir tanımı, fikri, formülü, çizimi, yolu, yöntemi, uygulamayı, algoritmayı ortaya koymaya YARATICILIK veya YENİLİK denir

*************

Karşılanmayan ihtiyaç, istek ve arzuya sorun (problem) denir. Sorunlar, bir veya birçok nicelik ve niceliğe bağlıdır. Bilim insanları, hemen her sorunun optimum (kıvamlı) bir çözüm formülünü tanımlamıştır. Örneğin, bilgisayarlardaki Excel’deki Formüller sekmesinde 400’den fazla formül vardır. Türkleri genelde sorun çözümünde matematik kullanmaz. Çünkü, okullarda matematik öğretilemez. Atatürk, ileri derecede matematikçiydi ve her sorunu optimum düzeyde çözerdi

*************

Hakka, adalete, bilimselliğe giden yola “DOĞRU YOL” denir. Bu yolda yürüyenler, asla kaybolmaz, diğerleri kaybolur. “En gerçek yol, deneyle doğruluğu kanıtlanmış bilimdir.” ATATÜRK

****************

‪Türkiye, en yukarıdan aşağıya doğru bakıldığında, güllük gülüstanlık görünüyor. En aşağıdan yukarıya doğru bakıldığında ise yoksunluk, yoksulluk, çaresizlik ve çoluk çocuğun geleceğinden kaygılı olma ülkesi olarak görünüyor
‪Az gitmiş, uz gitmiş, ne yazık bir arpa boyu yol gitmişiz

***************

Türkiye’deki usta, öğretmen, öğretim görevlisi ve öğretim üyelerinin toplam kalitesi nicelik ve nitelik olarak ne kadarsa, devlet yönetiminin kalitesi de en çok o kadardır. Bu nedenle “Tüm sorunlar ancak ve ancak kaliteli eğitimle çözülür” önermesi, dünyanın her yerinde geçerli tek doğrudur

*************

Yokluk, yoksulluk ve çaresizliğin giderek çekilmez hale gelmesine, EKONOMİK KRİZ denir. Ekonomik kriz, ülke kaynaklarının İSRAF edilmesinden, yani akılcı kullanılmamasından kaynaklanır. Devlet yöneticileri, bolluk zamanında yanlış yatırımlar yaparsa, kesinlikle ipin ucunu kaçırır ve krize neden olur

*******************

Her durum ve her koşulda yalnızca kendi çıkarını koruyup gözeten, kendinden başka hiç kimseye bir yarar önceliği tanımayan; her türlü iyiliği, güzelliği, maddi ve manevi değerleri kendine mal eden, ben odaklı kötü ruhlu ve kötü ahlaklı kimselere BENCİL (EGOİST) denir
%99’u Müslüman olan ülkemizde bencil (egoist) var mıdır acaba?

**************

Evrensel insan haklarına saygılı olan; bütün inanç ve yaşam biçimlerine eşit mesafede duran; fikir özgürlüğünü içselleştirmiş olan; sorunların nezaket kuralları içinde tartışarak çözüleceğine inanan; içinde yaşadığı topluma saygının gereği olarak temiz ve güzel giyinen; bakımlı olan; eliyle, yüzüyle, diliyle, tavrıyla başka insanları incitmeyen kişi ve gruplara UYGAR denir.
Ülkemizde uygar olmayan insan var mı acaba?

**************

Fikir ileri sürerek üstün gelemediği ya da kendi fikrinde olmadığına inandığı kişi veya gruba kaba güçle saldıran, güç gösterisinde bulunan, zarar veren veya onları yok etme arzusu taşıyan vahşi, yabani, ilkel, bencil, acımasız, kaba kişi ve gruplara BARBAR denir
Türkiye’de barbar kişi ve grup var mıdır, acaba

********************

İlam dini adına konuşanların, İlam dini hakkında açıklama yapanların, İslam dini uğruna savaş (cihat) yapıyorum diyenlerin, önce kendi bencillikleriyle, kinleriyle, öfkeleriyle, mal mülk, para, makam hırslarıyla savaşıp, bu savaşı kazandıklarını görmek isteriz. Ya inandırıcı örnek olsunlar ya da kıyamete kadar sussunlar

*****************

‪İkilemde (dualite), birinin çok iyi bilinmesi, diğerinin çok az bilinmesi anlamına gelir. Bu varsayıma, Heisenberg belirsizlik ilkesi denir. Örneğin, hiç ve az okumuşların bildiğini, çok okumuşlar çok az bilir. Çok okumuşların bildiğini, hiç okumuşlar ve az okmuşlar çok az bilir

******************

‪Her söylemin karşı söylemi vardır. Buna, tez ve antitez denir. Tezler ve antitezler uygarca, nazikçe, diplomatça, bilimsel ahlakla ortaya konursa, halkın yararlanacağı sentez haline gelir.
‪Türkiye’deki tartışmalarda genellikle, tez ve antitez yerine, hakaret ve küfür ortaya konur

****************

Amaçlarına ulaşmak için, inançlarına uygun davranan insanlara, “akıllı insan” denir. Aklı kıt olanların, ne sağlam inancı ne de amacı vardır. Başkalarının inancına ve amacına hizmet ederek bir marifet yaptıklarını sanırlar

**************

13,5 milyar yıl önce, Big Bang patlamasıyla madde, enerji, zaman ve uzay yaratılmış oldu. 300 bin yıl sonra da atom ve moleküller oluşturuldu. Atomların, moleküllerin ve bunların aralarındaki etkileşimlerin incelendiği bilime de FİZİK denir.

Türkiye, fizik öğretiminde çok yetersizdir

****************

Anlama yeteneğine, İZAN denir. Türkiye’de üst astı, ast üstü, eş eşi, baba evladı evlat babayı, öğretmen öğrenciyi öğrenci öğretmeni, hakim sanığı sanık hakimi anlamıyor. Toplumda anlama yeteneği yok oldu.
‪Ülke, sarsıntıdan çökmek üzere. Türkiye kendi kıyametini yaşamaya başladı

******************

‪Çocuklukta, gençlikte ya da kısacası, geçmişte isteyip de yaşayamadıklarımız, hayat değildir. Hayat, yaşadıklarımızdan hatıramızda kalanlardır

******************

Dünlerden bugüne hızla akıp giden yaşam, yaşam koşulları ve yaşadıklarımız; her an, her saat, her gün, her hafta, her ay ve yer yıl, birini ve birilerini haksız göstermektedir. Dünyada hiç kimse ve hiçbir devlet, İlahi adaletin karşısında duramamış ve duramayacaktır

*************

16.yüzyıldan bu tarafa batı ülkelerinin icat edip uyguladığı matbaa dahil ne varsa, her türlü engellemelere rağmen, er veya geç Türkiye’ye gelmiştir. Nil nehri tersine akıtılamaz. Bazı dikdörtgen kafalılar, boşu boşuna yaşamı zorlaştırıcı engeller ve yasaklar koyup durmasın da Türkiye insanı, uygarlığı gelişmiş ülkelerin insanı ile eş zamanlı yaşayabilsin

*****************

Şaşırtıcı bir sonuç almaya, BAŞARI denir
Türkiye; eğitimde, tarımda, adalet dağıtmada, gelir dağılımında, ekonomide, trafikte, şehircilikte, ormancılıkta, kadın haklarında ve hemen bütün alanlarda olumlu başarı değil, tam tersine olumsuz başarı elde etmektedir. Neye göre mi? Avrupa Birliği ülkelerine göre

************

‪İslamiyetten önce Arabistanda babalar, isterlerse kız doğan bebeklerini diri diri toprağa gömerdi. Ayrıca o coğrafyada kadınlar, erkeklere oranla insan haklarından neredeyse yoksun olan cinsiyetti.
‪2019 yılında Türkiye’de 300 kadın katledilmiş, çok sayıda kadın da şiddet görmüştür
Türkiye Cahiliye dönemine gitmekte

***************

“Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır.” AMERİKAN Atasözü

“Atatürk birleştirdi ve başarının başlangıç aşamasını gerçekleştirdi. Diğerleri ne birliği sürdürebildi ne de birlikte çalışmayı. SONUÇ: Bugünkü Türkiye’nin durumudur.” MŞ.

***************

50 yıllık öğretim üyeliğim süresince, kendime özgü eğitim ve öğretim yöntemlerimden etkilenen çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencim olmuştur. Hepsi köprüden geçinceye kadar yüzüme karşı beni göklere çıkarmış, üstelik beni de övgülerine inandırmışlardı. Ancak, köprüden geçince yeni köprüler bulup beni anında unuttular. Haklarını yemeyeyim, istisna teşkil eden vefalı birkaç eski öğrencimle teselli bulmaktayım

******************

MŞ ŞİİR DENEMESİ: Aşk dokuz, sevgi bin canlı;
‪Her kavgada bir can gider aşktan,
‪Gün gelir aşk biter,
‪Sevgi, sevgiyse kalır;
‪Önce aşklar ölür, sonra hayaller;
‪Unutmak en uzun sürecidir yaşamın,
‪Unutamazsın!

*****************

Allah matematiğinin denklemi hiç şaşmaz. Kadın=erkek; köle=efendi; yöneten=yönetilen vb. Allah, eşitliğini bozanı, toprağın altında eşitler.
Ne güzel! Toprağın altında ben Türkiye’nin bugünkü en kodamlarıyla eşit olcağım.
İlahi adalete bakın!

*****************

‪4.0 teknolojisiyle ya da nesneler arasındaki etkileşim teknolojisiyle, insan yaşamındaki doğallık, yerini her alanda yapaylığa bırakmaktadır. Artık gerçek insan dostlar yerine kendileriyle derrleşilen yapay zeka dostlar, arkadaşlar ve sevgililer gündemdedir

*********************

Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusuna, GÜVEN denir. GÜVEN TÜRLERİ:
‪Bilgiye dayalı güven
‪Kuruma dayalı güven
‪Hesap verebilirliğe dayalı güven
‪Bilişime dayalı güven
‪Kişiliğe dayalı güven
‪TÜRKİYE’DE HİÇ BİRİNE GÜVEN KALMAMIŞTIR
‪Güven, en temel insan ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç karşılanmazsa, toplum gerilime (strese) girer

**************

‪3,8 milyar yıl önce, moleküler organizmalar oluşmuştur. Organizmaların yapı ve işleyişini inceleyen bilim dalına, BİYOLOJİ denir.
‪70 bin yıl önce, insan denen daha da karmaşık yapılar oluşmuştur. İnsan kültürünün gelişimini inceleyen bilim dalına TARİH denir. Türk kültürü ve kadın ile Arap kültürü ve kadın? Türk kültürü ve kadın, ikinciye dönüştürülmüştür

*****************

‪Allah’ın yapısını ve işleyişini tasarlayıp kodladığı zekaya DOĞAL ZEKA, insanın yapısını ve işleyişini tasarlayıp kodladığı zekaya da YAPAY ZEKA denir. Demek ki, ister doğal ister yapay olsun, zekalar kendiliğinden olmuyor. Bir yaratıcının yaratmış olması gerekiyor

********************

‪Mutlak gerçekliklerin yapısını ve işleyişini bilmemeye, CEHALET denir. Çok farklı eser okumamışlar, dünyayı gezip görmemişler, bilimsel tanımlardan habersiz olanlar, inatla kendi belleklerindekinin tek doğru olduğunu savunurlar.
‪Türk eğitimcileri ve halk, kendi cehaletini keşfetmelidir. Yoksa cehalet, felaketimiz olacaktır

*******************

‪İnsanlar, anne karnından, şekil verilmek için erimiş bir cam gibi çıkar. Daha sonra ailesi ve çevresi, çocukları yahudi, hristiyan, müslüman, budist, ateist, sosyalist, kapitalist, savaşçı veya barışçı yapar. Eğer genç insan, zamanla kendi aklını devreye sokarsa, kendi doğrusunu ve kendi gerçeğini bulur

******************

200 yıl önce yaşamış olan insanlar, bir gün ayda yürüneceğini, atomun parçalanacağını, genetik kodun çözüleceğini hayal bile edememişti. 50 yıl sonra, her insan bedeninde yasal olarak takılması zorunlu bir çip olacaktır. İnsanın her hareketi, eylemi ve beynindeki belleği, mahkeme kararıyla açılıp görülebilecektir

I want you guys to watch two movie scenes. In both you will see how the cable is connected to the human brain. The first is from a film that almost everyone …

YOUTUBE.COM

Elon Musk’s latest venture Neuralink will put a chip into the human brain in 2020

I want you guys to watch two movie scenes. In both you will see how the cable is connected to the human brain. The first is from a film that almost everyone …


*********************

Gönül ilişkinizin, arkadaşlığınızın, dostluğunuzun, birlikteliğinizin, nişanlılığınızın, evliliğinizin şu andaki durumu ne olursa olsun, mutlaka daha iyisi vardır. Sevgi okyanusunda yüzün, sevgi dilini ve sevgi iletişimini kullanın. Göz göze gelin, el ele tutuşun, yapıcı konuşun. Sevgi gözlerden girer, ellerden akar, gönüllerde dengeye ulaşır

*********************

‪İleri teknolojilerin % 90’ı son 3 yılda üretilmiştir. Çağın adı da “Teknoloji Çağı” olmaya başladı. Türkiye ise, tarım çağından klasik sanayi çağına doğru emekleyerek gitmektedir. Eğitim sistemi yenilik ve yaratıcılığa dönük değildir. Türkiye, ileri teknoloji üretemediği için, yüksek fiyatlarla dışarıdan transfer etmektedir

*****************

‪Bebeğin, çocuğun, gencin, yaşlının, ihtiyarın, her insanın içinde, tıpkı otomobillerdeki benzin deposu gibi, doğuştan gelen kocaman bir SEVGİ DEPOSU vardır. Bu sevgi deposunu doldurmak için insanoğlu sevgi arar durur. Sevgisiz kalan insan, bedenen ve ruhen hastalanır, yaşayamaz. Deponuzu doldurunuz

********************

50 yıllık öğretim üyeliğim süresince, kendime özgü eğitim ve öğretim yöntemlerimden etkilenen çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencim olmuştur. Hepsi köprüden geçinceye kadar yüzüme karşı beni göklere çıkarmış, üstelik beni de övgülerine inandırmışlardı. Ancak, köprüden geçince yeni köprüler bulup beni anında unuttular. Haklarını yemeyeyim, istisna teşkil eden vefalı birkaç eski öğrencimle teselli bulmaktayım

**************

‪MŞ ŞİİR DENEMESİ: Aşk dokuz, sevgi bin canlı;
‪Her kavgada bir can gider aşktan,
‪Gün gelir aşk biter,
‪Sevgi, sevgiyse kalır;
‪Önce aşklar ölür, sonra hayaller;
‪Unutmak en uzun sürecidir yaşamın,
‪Unutamazsın!

****************

Allah matematiğinin denklemi hiç şaşmaz. Kadın=erkek; köle=efendi; yöneten=yönetilen vb. Allah, eşitliğini bozanı, toprağın altında eşitler.
Ne güzel! Toprağın altında ben Türkiyenin bugünkü en kodamlarıyla eşit olcağım.
İlahi adalete bakın!

******************

4.0 teknolojisiyle ya da nesneler arasındaki etkileşim teknolojisiyle, insan yaşamındaki doğallık, yerini her alanda yapaylığa bırakmaktadır. Artık gerçek insan dostlar yerine kendileriyle derrleşilen yapay zeka dostlar, arkadaşlar ve sevgililer gündemdedir

****************

‪Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusuna, GÜVEN denir. GÜVEN TÜRLERİ:
‪Bilgiye dayalı güven
‪Kuruma dayalı güven
‪Hesap verebilirliğe dayalı güven
‪Bilişime dayalı güven
‪Kişiliğe dayalı güven
‪TÜRKİYE’DE HİÇ BİRİNE GÜVEN KALMAMIŞTIR
‪Güven, en temel insan ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç karşılanmazsa, toplum gerilime (strese) girer

***************

‪3,8 milyar yıl önce, moleküler organizmalar oluşmuştur. Organizmaların yapı ve işleyişini inceleyen bilim dalına, BİYOLOJİ denir.
‪70 bin yıl önce, insan denen daha da karmaşık yapılar oluşmuştur. İnsan kültürünün gelişimini inceleyen bilim dalına TARİH denir. Türk kültürü ve kadın ile Arap kültürü ve kadın? Türk kültürü ve kadın, ikinciye dönüştürülmüştür

****************

Fakirlik, hastalık, savaş, kıtlık, yaşlılık ve erken ölüm, insanoğlunun kaderi değildir. Akıl, bilim, ileri teknoloji, tarım, ekonomi, tıp ve sosyolojideki son buluşlar, söz konusu felaketlerin zamanla ortadan kaldırılabileceğini göstermektedir. Önemli olan, akıllı insana yatırım

**************

Ölüm, geciktirilemez bir kader midir, yoksa teknik bir problem midir? Ölüm kalp krizi, kanser, enfeksiyon gibi onlarca teknik sebepten olmaktadır. Her teknik problemin, teknik bir çözümü de vardır. Geçen yüzyılın başlarında, dünya genelinde ortalama ömür 25-40 iken, şimdi 67-80.
Ölüm geciktirilebiliyor. Yaşam sanatını öğrenmeliyiz

**********************

Şekillerin, biçimlerin, sayıların ve niceliklerin yapılarını, özelliklerini, aralarındaki bağlantıları, tümden gelimli akıl yürütme yoluyla inceleyen ve aritmetik, geometri, cebir gibi adlarla inceleyen bilim dalına, MATEMATİK denir.
‪Yaşam matematiktir. Atatürk, matematikçiydi. Matematiği iyi bilen yöneticiler, yaşatmayı da bilir

**********************

Şu anda, TV’de Gelecek Partisi kurucusu Sayın Ahmet Davutoğlu’nu dinliyorum. Sayın Davutoğlu, özetle ilk kez bu kadar açık ve kesin olarak “Kıral Çıplak” diyor.
Bakalım Sayın Ali Babacan ne diyecek?

********************

Arz-Talep dengesinin kurulma koşullarını araştıran bilim dalına, EKONOMİ veye İKTİSAT denir.
‪Ekonomi bilimine göre, yasal ve yönetsel kararlarla arz talep dengesi, kesinlikle kurulamaz, tam tersine bu tür kararlar, orta ve uzun dönemde dengeyi daha da çok bozar. İsraf, kısa süre sonra, tasarrufu azaltır faizi ve döviz kurunu artırır

********************

Kendilerinin dışında kalanları çekiştirerek veya eleştirerek iletişim ve etkileşimde bulunmaya, DEDİKODUYA DAYALI SOHBET DİLİ denir. Bu dil, tüm dinlerde günah, toplumsal yaşamda ayıp, felsefede ahlaksız davranıştır.
‪Duyguya, edebiyata, şiire, felsefeye vb. dayalı iletişim ve etkileşime dayalı dile NİTELİKLİ SOHBET DİLİ denir

***********************

7 milyon nüfusunun yüzde 98’i okumuş, yüzde 48’i yüksek öğretimli İsrail, nüfusları toplamı yaklaşık 2 milyar olan 57 islam ülkesine kafa tutuyor. 57 islam ülkesinin milli gelirleri toplamı 6 trilyon, sadece Japonya’nın milli geliri ise 5 trilyondur. 57 İslam ülkesi palavracıdır

***************

‪Mutlak gerçekliklerin yapısını ve işleyişini bilmemeye, CEHALET denir. Çok farklı eser okumamışlar, dünyayı gezip görmemişler, bilimsel tanımlardan habersiz olanlar, inatla kendi belleklerindekinin tek doğru olduğunu savunurlar.
‪Türk eğitimcileri ve halk, kendi cehaletini keşfetmelidir. Yoksa cehalet, felaketimiz olacaktır

******************

‪İnsanlar, anne karnından, şekil verilmek için erimiş bir cam gibi çıkar. Daha sonra ailesi ve çevresi, çocukları yahudi, hristiyan, müslüman, budist, ateist, sosyalist, kapitalist, savaşçı veya barışçı yapar. Eğer genç insan, zamanla kendi aklını devreye sokarsa, kendi doğrusunu ve kendi gerçeğini bulur

******************

‪200 yıl önce yaşamış olan insanlar, bir gün ayda yürüneceğini, atomun parçalanacağını, genetik kodun çözüleceğini hayal bile edememişti. 50 yıl sonra, her insan bedeninde yasal olarak takılması zorunlu bir çip olacaktır. İnsanın her hareketi, eylemi ve beynindeki belleği, mahkeme kararıyla açılıp görülebilecektir

*********************

‪Gönül ilişkinizin, arkadaşlığınızın, dostluğunuzun, birlikteliğinizin, nişanlılığınızın, evliliğinizin şu andaki durumu ne olursa olsun, mutlaka daha iyisi vardır. Sevgi okyanusunda yüzün, sevgi dilini ve sevgi iletişimini kullanın. Göz göze gelin, el ele tutuşun, yapıcı konuşun. Sevgi gözlerden girer, ellerden akar, gönüllerde dengeye ulaşır

************************

‪İleri teknolojilerin % 90’ı son 3 yılda üretilmiştir. Çağın adı da “Teknoloji Çağı” olmaya başladı. Türkiye ise, tarım çağından klasik sanayi çağına doğru emekleyerek gitmektedir. Eğitim sistemi yenilik ve yaratıcılığa dönük değildir. Türkiye, ileri teknoloji üretemediği için, yüksek fiyatlarla dışarıdan transfer etmektedir

*******************

‪Bebeğin, çocuğun, gencin, yaşlının, ihtiyarın, her insanın içinde, tıpkı otomobillerdeki benzin deposu gibi, doğuştan gelen kocaman bir SEVGİ DEPOSU vardır. Bu sevgi deposunu doldurmak için insanoğlu sevgi arar durur. Sevgisiz kalan insan, bedenen ve ruhen hastalanır, yaşayamaz. Deponuzu doldurunuz

***********************

50 yıllık öğretim üyeliğim süresince, kendime özgü eğitim ve öğretim yöntemlerimden etkilenen çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencim olmuştur. Hepsi köprüden geçinceye kadar yüzüme karşı beni göklere çıkarmış, üstelik beni de övgülerine inandırmışlardı. Ancak, köprüden geçince yeni köprüler bulup beni anında unuttular. Haklarını yemeyeyim, istisna teşkil eden vefalı birkaç eski öğrencimle teselli bulmaktayım

*******************

‪MŞ ŞİİR DENEMESİ: Aşk dokuz, sevgi bin canlı;
‪Her kavgada bir can gider aşktan,
‪Gün gelir aşk biter,
‪Sevgi, sevgiyse kalır;
‪Önce aşklar ölür, sonra hayaller;
‪Unutmak en uzun sürecidir yaşamın,
‪Unutamazsın!

*****************

‪Birlikte olduğunuz kişi, sevgiliniz, nişanlınız veya eşiniz sizi mutlu ediyorsa, size güven ve huzur veriyorsa, onun size karşı olumlu duygularını sürekli kılmak için, ona yatırım yapmaya devam etmeniz gerekir. Fikirlerini onaylayın, armağan alın, hizmet edin, dokunun, nitelikli sohbet edin, değerli olduğunu hissettirin

********************

Peygamberler, filozoflar, bilginler ve Mustafa Kemal Atatürk, yaşamlarında bir kez bile yalan söylememiş, yalana baş vurmamıştır. Nihai amaca mutlaka ulaştıran tek şaşmaz strateji, yol ve politika, doğruluk ve dürüstlüktür.
‪İslam inancına göre, “Allah doğrunun yanındadır.”
Yalan söyleyen, bütün kötülükleri yapar

***************

Nanoteknoloji ve beyin bilim alanına milyarlar yatırılmaktadır. Amaç, kısa bir süre sonra, casus sinekler üretip düşmanların ve teröristlerin üzerine bu sinekleri musallat etmektir. Ayrıca, düşünce okuyan tarayıcılarla kimin ne yapacağını anında öğrenmektir.
‪Türkiye nerede kalmış, bilim nerelere uzanmış!

******************

İnsanın aklına, yetenek ve becerisine verdiği öneme, ÖZ DEĞER denir. Öz değeri, kişinin yaşam algısını, yaşam seçimini ve yaşam biçimini etkiler. Kapitalist öz değerli insan, parası, bağı, bahçesi, arabası, uçağı, malı ve mülküyle var olduğuna ve mutlu olmayı hak ettiğine inanır. İnsanlık öz değerli insan ise, bilgisi ve eserleriyle var olduğuna ve mutlu olmayı hak ettiğine inanır

***********************

Neden döviz kuru tahminlerinde haklı çıktığım sorusunun doğru yanıtı şudur:
‪Türkiye’nin döviz kazanım kaynaklarını eşitliğin bir tarafına koyuyorum, diğer tarafa da döviz ihtiyacı tutarını koyuyorum. Döviz ihtiyacı tutarı ağır basınca da “kur yükselecek” diye tahminde bulunuyorum

****************

Fakirlik, hastalık, savaş, kıtlık, yaşlılık ve erken ölüm, insanoğlunun kaderi değildir. Akıl, bilim, ileri teknoloji, tarım, ekonomi, tıp ve sosyolojideki son buluşlar, söz konusu felaketlerin zamanla ortadan kaldırılabileceğini göstermektedir. Önemli olan, akıllı insana yatırımdır

*******************

Ölüm, geciktirilemez bir kader midir, yoksa teknik bir problem midir? Ölüm kalp krizi, kanser, enfeksiyon gibi onlarca teknik sebebten olmaktadır. Her teknik problemin, teknik bir çözümü de vardır. Geçen yüzyılın başlarında, dünya genelinde ortalama ömür 25-40 iken, şimdi 67-80.
Ölüm geciktirilebiliyor. Yaşam sanatını öğrenmeliyiz

*******************

MŞ ŞİİR DENEMESİ
‪Sonbahar
‪Hüzün!
‪Türkiye,
‪Bitmeyen sonbaharı yaşıyor
‪Kar ister halk
‪Yok!
‪Mevsimler adaletsiz
‪Türkiye gibi!
‪Sarı yapraklar yerlerde,
‪Süpür süpür bitmez
‪Her nesne sarı,
‪Son yaşam tarihi çoktan geçmiş sarı yapraklar ve
‪Ölü toprağı serpilmiş kurumlar,
‪Yerlerde uçuşan
‪Sarı yapraklar ve bitmeyen hüzün
Liderler de bitmeyen sonbahar;
Yeter!
‪Kış gelsin artık
Arkası belki ilkbahar!

******************

Birlikte olduğunuz kişi, sevgiliniz, nişanlınız veya eşiniz sizi mutlu ediyorsa, size güven ve huzur veriyorsa, onun size karşı olumlu duygularını sürekli kılmak için, ona yatırım yapmaya devam etmeniz gerekir. Fikirlerini onaylayın, armağan alın, hizmet edin, dokunun, nitelikli sohbet edin, değerli olduğunu hissettirin

********************

SON 25 YILDA, TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞTİRİLEN DOĞALLIĞIN YAPAYLIĞA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE İLGİNÇ BİRKAÇ ÖRNEK

Yapay demokrasi

Yapay parlamento

Yapay seçim

Yapay adalet

Yapay üniversite

Yapay öğretim

Yapay diyanet

Yapay tarım

Yapay ümmet

Yapay ittifak

Yapay coğrafya

Yapay İstanbul boğazı

******************

‪Bize nasıl davranılmasını istiyorsak, hiç ayrım gözetmeksizin biz de insanlara öyle davranmalıyız. Eğer insanlara karşı iyi ve sevecensek, onlar da bize karşı iyi ve sevecen olma eğiliminde olacaktır

*****************

Geriye, geçmişin derinliklerine bakmayı adet haline getirirsek, genellikle pişmanlıklar, vaz geçişler, kaçırılan fırsatlar, boşluk ve acı duyarız. Geriye dönemeyiz. Bütün yapabileceğimiz, geleceğimizi farklı kılmaktır. Önümüzdeki fırsatları sağlığa, huzura, mutluluğa çevirmeliyiz

*************

‪46 yıl önce, doktora dersinde, İsmet İnönü’nün öldüğünü öğrenmiş ve dona kalmıştık. Bizden öncekiler de Atatürk’ün ölüm haberini aldıklarında dona kalmışlardı. Bu iki büyük insanın mücadeleleri olmasaydı, bugün ben bir çoban, muhtemelen Cumhurbaşkanımız da bir tekne kaptanı olurdu

***************

Geçmiş yıllarda, halkın güven duyduğu kurumlar sıralanırdı.
Bugün, halkın çoğunluğunun güven duyduğu bir veya birkaç kurum önerebilir misiniz?

****************

Yaklaşık 40 yıl önce 1980 yılında yazılan Doçentlik Tezim, Bilgisayar Uygulamasıydı. O tarihte Türkiye’de yalnızca 4 Üniversitede Bilgisayar vardı.

“YÖNETİMDE BİLGİSAYAR DESTEĞİ VE ÖRNEK KARAR MODELLERİ
(Doçentlik Tezi)
T.C.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KÜTÜPHANESİ
Dr. Mehmet ŞAHİN
EiTiA İşletme Fakültesi
Öğretim Görevlisi
1981″

————–

Bugünlerde Türkiye’de hemen herkesin söyleminde, çok yaygın olarak “SİMÜLASYON” sözcüğüne rastlanır. Aşağıdaki belgeden de anlaşılacağı gibi, bundan 42 yıl önce, benim doktora tezim, SİMÜLASYON üzerineydi. Bunu, övünmek için değil sadece bilinsin diye yayınlıyorum.

“ESKİŞEHİR İKTİSADİ VE TİCARİ İLİMLER AKADEMİSİ
ÜRETİM YÖNETİMİNDE SİMULASYON ANALİZİ

(Doktora Tezi)
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KÜTÜPHANESİ
Mehmet ŞAHİN
İşletme Kürsüsü Asistanı
ESKİŞEHİR, 1977 “

*****************

‪Nefret ettiğiniz birini sevmeniz mümkün müfür?”
‪Hz. İsa’nın en büyük vaazından, “Düşmanınızı sevin. Sizden nefret edenlere iyilik yapın. Sadece sizi sevenleri sevmenin ne değeri var?…”
‪Hz. Muhammet ise, Sevgili Amcası Hamza’nın ciğerini yiyen kadını bile affetmiştir. Peygamberimiz, tüm sevgilerin kaynağıydı. Yaratılanları, ayrım yapmadan sevmek gerekir

**************

Dün Sayın Cumhurbaşkanı ilk kez, Atatürk’ün 7 düvele imzalattırdığı Montrö Boğazlar Antlaşmasının yanlış olduğunu söyledi. O zaman, İstanbul’un İngilizlerden, İzmir’in Yunanlılardan, Hatay’ın Fransızlardan alınması ve hatta Atatürk’ün savaşarak galip geldiği 14 zafer de mi yanlıştı? Bekleyin sıra “onlar da yanlıştı” demeye gelecektir

**************

‪“Bilmediğiniz, sizi asla rahatsız etmez, incitmez, üzmez.” Gerçeğin farkında olmayanlar için, ortalık düğün bayram. “Vur patlasın çal oynasın!” Bir elimiz yağda, bir elimiz balda.” Partimiz yanlış yapmaz. Kanal İstanbul, torunlarımızın geleceğidir. Bekamız, Sayın Bahçeliye bağlı! Bilmeyin, rahat edin, incinmeyin, korkmayın! Atatürk, bilmediği için Montrö antlaşmasını yaptı. Şimdikiler, biliyor ve o anlaşmayı boş veriyor

***************

‪Sevgi, başka biri için yaptığınız bir iş, işlem, eylem, davranış, edim, bağış ve veriştir. Kendimiz için değildir. Amacımız, sevdiğimiz insanın fiziksel ve duygusal gereksinimlerini karşılamak, onu sevdiğimizin hazzını içimizde hissetmektir. Sevgi, sevdiğine ve sevildiğine inançtır

****************

Tek tek her insanı, neyse o yapan nitelikler vardır. Eğer bu belirli bir özgül ağırlığı olan insan, bazı güzel özelliklerini geride bıraktığını fark etmeye başlarsa, eksilmekte olduğunu da fark etmeye başlar. Ancak geriye, tekrar o eskide bıraktığı güzelliğe kolay kolay dönemez, eksildikçe eksilir ve en sonunda dışkısı gibi ortada kalır ve etrafına pis koku saçar durur

*************

Bilgisayar, akıllı telefon, internet ve sosyal medya ortamları her eve, her daireye, her el ve avuca girdikten sonra, Türk toplumunda artık o özlü Aile, ahlak, gelenek, görenek, terbiye, kadın, erkek rol ve kalıbı kalmamıştır. Artık bebek, çocuk, genç yaşlı ve ihtiyar, medya kalıbı insanıdır

Formun Üstü

Formun Altı

*****************

Ricalar sevgiye yön verirken, talepler veya emirler sevginin akışını durdurur. Hiç kimse bir işi, eylemi, davranışı veya işlemi yapmaya zorlanmaktan hoşlanmaz. Sevgi zorlamayla verilmez, verilecekse özgürce verilir. Nezaket karşılıklıdır; sevgi bekleyen, önce sevmeyi öğrenmelidir

**************

Yeni yıl mesajları, en güzel istekler sıralandıktan sonra, hep “DİLERİM, yüklemiyle bitiyor. Ben de hep merak eder dururum, “Acaba bu istekler kimden, hangi varlıktan dileniyor? diye. Ben Allahtan diliyorum.
Allah, tüm insanlara yeterli bir akıl, barış arzusu ve barışa yönelik davranış versin!

********************

‪Başlıca 2 temel savaş stratejisi vardır:
‪SALDIRI ve
‪SAVUNMA
‪Atatürk, savunma stratejisini uygulamış ve başarılı olmuştur. Enver Psşa, saldırı stratejisini uygulamış ve Osmanlı Devletini yok etmiştir.
‪Yunanistan, Irak, Suriye cephesine, Libya cephesi eklemek,savunma gücünü ve savunma kaynaklarını azaltır, enflasyonu ve yoksulluğu körükler.
KIIÇ KININDAN BİR KEZ ÇIKARILIRSA, KOLAY KOLAY TEKRAR KININA SOKULAMAZ

**************

‪Barış, sağlık, adalet, eğitim, trafik, demokratik katılımcı yönetim, eşit vatandaşlık, akıl ve bilime saygı, israfla mücadele, huzur, güven ve diğer güzellikler açısından hiçbir yeni yıl dileği gerçekleşmedi, gerçekleşemiyor.
‪Yine de iyimser olacağım:
‪YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN! NİCE MUTLU YILLAR DİLERİM

************

‪Atatürk dışında
tüm cumhurbaşkanlarını, Menderes ve sonraki başbakanların tümünü fiziksel olarak yakından gördüm. Başarılarına ve tarihi yanlışlarına şahit oldum. Bazı stratejik kararları, inat olsun diye değil de akıl ve bilimin ışığında alabilselerdi, Türkiye bugünkünden en az 2 kat daha büyük olurdu

*******************

‪Türkiye ve dünyada birçok yeri gezdim, gördüm. İnsanların ya iyi ya da kötü olduğuna şahit oldum. Türk, Yunan, Rus, Hristiyan, Müslüman, sağcı, solcu ve diğerleri, kötü insanların şartlandırarak bölme ve bölerek sömürme strateji ve taktiğidir. İyiler, iyi oldukları için, kötüler iyi yaşar, iyiler yoksul yaşar

******************

Girişimi, sermayesi, tasarımı, donanımı, yazılımı, markası ve yapılabilirliği, % 100 Türk olan elektrikli otomobilimiz ile özgüven ve gurur duyuyorum.
‪Bugün itibariyle tasarım ve yazılımda çağdaş uygarlıkla aynı düzeydeyiz. Yazılım yapabilen Türk insanı, kısa süre sonra atomu da parçalayacaktır

**************

Bir konuda ayak diremeye, sonuna kadar direnmeye, dayatmaya İNAT denir.
‪Yönetim biliminin ulaştığı bu günkü düzeye göre;
‪“Ben bilirim diyen, inatçı bir kara cahildir.”
‪“Biz biliriz diyenler, inatçı bir yarı cahil grubudur.”
‪“Yönetişim diyenler, bilenlerdir.”Bilişim, gerçeği bulur

****************

‪“Siz beni hangi hakla ve hangi ölçüyle değerleyebilme bilgi ve felsefe kültürüne sahipsiniz ki” diyerek milyonlarca dolar tutarında Nobel Felsefe ödülünü ret ederek almaya tenezzül etmeyen büyük filozof:

‪“Zenginler savaş başlatınca, ölenler yoksullar olur.” Jean Paul SARTRE

*************

‪Bize nasıl davranılmasını istiyorsak, hiç ayrım gözetmeksizin biz de insanlara öyle davranmalıyız. Eğer insanlara karşı iyi ve sevecensek, onlar da bize karşı iyi ve sevecen olma eğiliminde olacaktır

*************

‪Geriye, geçmişin derinliklerine bakmayı adet haline getirirsek, genellikle pişmanlıklar, vaz geçişler, kaçırılan fırsatlar, boşluk ve acı duyarız. Geriye dönemeyiz. Bütün yapabileceğimiz, geleceğimizi farklı kılmaktır. Önümüzdeki fırsatları sağlığa, huzura, mutluluğa çevirmeliyiz

***************

TÜRKİYE DEVLET ÜST YÖNETİMİNE DİLEKÇEMDİR

‪Bir vatandaş olarak, benim bu dünyadaki güvenliğimi sağlayın yeter. Ben öteki dünyadaki güvenliğimi kendim sağlamak istiyorum, sizin öteki dünyama karışmanızı istemiyorum. Gereğini istirham ederim. Saygılarımla

*******************

Yeni duyduğum ve doğruluğuna yüzde yüz inandığım bir özdeyiş:
‪“GÜZELE VE ZENGİNE KÜSÜLMEZ.”
‪Açıklaması: Güzele küserseniz, isteyeni çok olacağı için, çeker gider.
‪Zengine küserseniz, etrafında o kadar çok insan olur ki, haberi bile olmaz. “Tavşan dağa küsmüş dağın haberi bile olmamış.”

****************

Onar lira değerinde 10 tane kağıt para olsun ömrünüz. İlk onluğu birer lira olarak doğduğunuz an bozdurup, her yıl birini harcamaya başlarsınız. 10 yıl sonunda ikinci onluğu…., 50 yıl sonunda altıncıyı bozdurup harcamaya başlarsınız. Ben yedinci onluğu bitirmek üzereyim.
Ben liralarımı okumaya, öğrenmeye, öğretmeye ve yazmaya harcadım. Ya siz?

********************

‪İnsan oğlunun önüne her an yüzlerce seçenek gelir. Birini seçer diğerlerinden vaz geçer. Zaman ilerleyince, seçiminden ya memnundur ya da diğer en iyi seçeneği seçmediği için pişmandır. Akıl, seçenek geliştirme, seçenekleri karşılaştırma ve en doğrusunu seçme yeteneyidir. Tercihleri, insanın kaderidir

******************

‪MŞ ÖNERİSİ: Bir cümledeki söylemin veya bir parağraftaki yazının içinde “ama, ancak, fakat, lakin” gibi sözcükler varsa sakın bu sözcüklerden önce gelenleri dikkate almayınız, dinlemeyiniz, okumayınız.Çünkü, bu sözcükler, size atılacak kazığın acısını azaltmak amacıyla kullanılmış yumuşatıcı ifadelerdir

*****************

EKONOMİ BİLGİNİ PAPAĞAN
Ünlü ekonomist A. Marshall, tartıştığı ekonomistlere sinirlenmiş ve “Benim papağan sizden daha bilgili ekonomisttir” demiş. Önceden ezberlettiği papağanını kürsüye koyarak “Sorun doğru yanıtı versin” demiş. Papağan her soruya “Tasarruf, arz ve talep belirler efendim” diyerek en doğru yanıtı vermiş. Ekonomist geçinenlere kapak olsun
MŞ: kur oranı daha da yükselecektir

***********************

3 Ocak, 09:44 · 

‪2020’de fizik yaşım 77 oldu. Düşünce, fikir, değişim ve yenilik yaşım, 25’ten de küçüktür. Eskiyi diriltmeye çalışanlar, aslında 1461 yaşındadırlar. Onlar ,değişimden ve çağdaşlıktan uzak,bit  pazarına nur yağmasını bekleyenlerdir. Evren her an değişiyor, genişliyor, yeniden  yaratılıyor

*******************


2 Ocak, 20:03
 · 

‪TÜRKİYE DEVLET ÜST YÖNETİMİNE DİLEKÇEMDİR

‪Bir vatandaş olarak, benim bu dünyadaki güvenliğimi sağlayın yeter. Ben öteki dünyadaki güvenliğimi kendim sağlamak istiyorum, sizin öteki dünyama karışmanızı istemiyorum. Gereğini istirham ederim. Saygılarımla

*************

Gelişmiş ülkeler, gelişme adına ne yapıyorsa, ülkem gelişmemek için onların yaptığının tam tersini yapmakta inat ediyor. Örneğin, Türkiye Eğitim sistemi, bütünüyle iflas etmiş, yalnızca diploma verir bir yoz sistem haline gelmiştir. Eğitim yöneticileri, havanda su dövmekle meşgul. Aileler, çocuklarına matematiği, yabancı dili, yazılımı ve diğer işe yarar bilgileri, kendi imkanlarıyla başka kurumlardan kazandırmaktadırlar

****************

HAYAL MÜHENDİSLİĞİ
İnsanoğlunun yaşamını kolaylaştıran her türlü mal, hizmet ve bilgi üretim süreçlerinin tasarlanması, sınırsız bir hayal gücüyle olur. Hayal gücüyle geliştirilen ürünler patente tabi olduğu için, pazarda tekel kurulmakta ve yüksek karlar elde edilmektedir. Küresel pazarlarda tekelleşme gereksinmesi, yepyeni bir uzmanlığın gündeme gelmesine yol açmıştır. Bu yeni uzmanlığa “Hayal Mühendisliği” adı verilmiştir

********************

‪Peter Drucker (1909-2005) gazeteci, profesör, tarihçi, ekonomist, işletmeci ve yönetim bilimci olarak tam 95 yıl, fikirleri tüm aydınları, yöneticileri, ekonomistleri, işletmecileri ve politikacıları etkilemiş ve yönlendirmiştir.
‪Drucker, “yönetici yetenekleri bulmalı ve elde tutmalı” der

****************

‪Yaşam; anne, baba, akraba ve kültürün öğrettiği değildir.Yaşamı yeniden keşfetmedikçe, kendi kişiliğinizi bulamaz ve ÖZGÜR BİREY olamazsınız. Yaşamak bir sanattır. Sanat öğretilemez, özgür insanlar tarafından özgürce yaratılır ve yaşanır. Her insan sanatkar olamaz. Büyük çoğunluk, sıradan işçi olarak ömrünü tamamlar

****************

‪Bulutsuz bir havada Güneş’e arkasını dönen insan, kendi gölgesini gerçek sanır. Bilim ve bilimsellik gölge değil, çevresini aydınlatan Güneştir. Kibre kapılıp kendini mükemmel sanan insan, gölgesine iman eder ve kendi gölgesinde hata yapar durur. Bilime arkanızı dönmeyin, aydınlanın

****************

‪Cam şişe kırılsa bile, içindeki su kırılmaz. Aşk da su gibidir. Sevgilisi, seveni kırsa da sevenin sevgisi aynı kalır. Evlat annesini babasını kırsa da anne babasının içindeki evlat sevgisi aynı kalır. Öğrencisi öğretmenini kırsa da öğretmenin yüreğindeki öğrenci sevgisi aynı kalır

******************

‪Algoritması olmayan bir program yoktur. Tüm programlamalar ALGORİTMAYLA yapılır. Evrenin yapısı ve işeyişi, canlıların yapısı ve işleyişi, Tabiatın yapısı ve işleyişi ve diğer yapı ve işleyişlerin tümü, mükemmel bir algoritmayla programlanmıştır. Yapı ve işleyişlerde TESADÜF olamaz. EĞER (İF) seçeneği olmasaydı programlama da olamazdı

***************

TESADÜF MÜ DEĞİL Mİ?

İnsanın sinir sisteminde 100 milyar nöron, 200 milyar akson ve dentrit, aralarında da 100 trilyon bağlantı bulunmaktadır.

Evrende de, 100 milyar galaksi, her galakside 200 milyar yıldız ve meteor, aralarında da 100 trilyon bağlantı vardır

Evrende ve ögesi dünyadaki varlıklarda bu kadar tesadüf olması imkansızdır.

***************

‪Karşılanmayan ihtiyaç, istek ve arzuya sorun denir. Yaşam, tek tek her insana; ihtiyacı, isteği ve arzusuna göre çeşitli sorular sorar. Ancak, yaşamın sorularına herkes aynı yanıtı veremez. Sorulara, yalnızca gece gündüz okuyanlar, araştırma yapanlar, en doğru yanıtları verebilir

*****************

‪Türkiye’de hala çok katı bir gelenekçiliğin ve görenekçiliğin hakim olduğunu görür üzülürüm. Türkiye’de ne yazık ki, eğitim ve öğretim de geleneğe, göreneye dönüşmüştür. Gelenek ve görenekler, yaşlıların çıkarını korur. Türkiye, yaşlılarla değil, gençlerle geleceğe yürümeye mecburdur

*****************

İstisnasız tüm insan davranışlarının arkasında insanın ihtiyaç, istek ve arzuları vardır. İhtiyaç, istek ve arzular çok farklı olduğu için davranışlar da farklıdır. Ancak, temelde davranışlar ya iyi ve güzel ya da kötü ve çirkindir. Buna göre temelde insanlar da ya İYİ ya da KÖTÜDÜR. İyileri arayıp bulmalı ve onların yanında olmalıdır

*****************

‪Bu dünyada gördüğünüz varlıkların hepsi birer örtüdür. Bilim insanları, söz konusu örtüleri gece gündüz laboratuvarlarda, kütüphanelerde, sahalarda ve diğer bilimsel ortamlarda tek tek kaldırmaya çalışır ve gerçekleri ortaya çıkarır. Örneğin, suyun 2 H, 1 oksijenden oluştuğunun ispat edilmesiyle örtüsünün kaldırılması gibi

*********************

Fransızcada varlıklar ya erkek ya da dişidir.Erkek varlığı simgeleyen sözcüğün başına Le,dişiyi simgeleyenin başına La gelir.Fransızcada devletler de aynı ayrıma tabidir.Ana devletlerin başına La,sonradan devlet olmuşlara da Le varlık tanımlaması gelir.Türkiyenin,başına La konur.ABD’nin başına Le konur

****************

Gelişmiş ülkelerde her insan; bilim, dil, eğitim, estetik, sanat, siyaset, matematik, fizik, biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve diğer bilim dalları felsefesi türlerinden en az birkaçını veya tümünü ders olarak mükemmel şekilde almıştır. Biz Türkler almadığımız için, düşüncelerimiz ve fikirlerimiz evrensel değil, yerel ve yüzeyseldir

***************

BİR MUCİZE OLSA
Bir mucize olsa, Fatih mezarından kalksa, Boğazı ve İstanbul’u tanıyamaz, lanet okurdu
Bir mucize olsa, Atatürk mezarından kalksa, perişan Türk Halkını arkasına alır, yeniden tam bağımsızlık ve yobazlıkla mücadele başlatır ve bu mücadeleyi zaferle sonuçlandırırdı

****************

Sanat, deha düzeyindeki zeka ve akılların hayal güçlerinin somutlaştırılmış şekli olduğu için, gerçek sanat ve sanatçıyı anlayanların sayısı az olur. Başka deyişle, deha düzeyinde zeka ve akla sahip olmayan sıradan insanların sanatçıları, filozofları ve bilginleri eleştirmeleri, hoş karşılanır

**************

‪Zıtlık olmasaydı, bütünlük de olmazdı. Gece ve gündüz birlikte günü, kadın ve erkek birlikte insanlığı, iktidar ve muhalefet birlikte demokrasiyi oluşturur. Aslında zıtların hiç biri, diğerine zıt değildir. Bu dünya ve öteki dünya sonsuzluğu, beden ve ruh canlılığı…iyi düşünün

*****************

Orta öğretimdeki çocuğunuza konu komşu, arkadaşları veya öğretmenleri “Çok zeki, çok akıllı ama….” diye söze başlarlarsa, boş verin, dikkate almayın. Onların zeka ve akıl ölçüleri, çocuğunuzun aklını ölçmeye yeterli değildir. Zeki ve akıllı çocuklar, akranlarından çok farklı olur. Zeki, akıllı ama notları düşük olan çocuğunuzun yeteneklerini, not verenler anlayamamışlardır. Boşuna üzülmeyin

****************

‪Kul hakkı yiyen aşırı zenginlerin, vahşi kapitalistlerin, zalimlerin malları, mülkleri, yerli ve yabancı paraları, yoksullara güzel görünür, ama aslında o haksız kazançlar, zulüm görenlerin kanı, canı ve alın teridir

****************

‪1950 yılnda 1,2,3,4,5 sınıfı yalnızca 2 tane derslikte eğitmeyi başaran, köy enstitüsü mezunu ilk okul öğretmenim rahmetli Mustafa İzgi’den öğrendiklerimin bazıları:
‪Üzüm fidanı dikme, ağaçlara çelik aşısı yapma, gül ve ağaç budama, taş duvar örme, uçurtma yapma, mızıka ve flüt çalma, okul şarkıları, kitap ve defter kaplama, kitap ciltleme, hızlı okuma, el yazısı, mükemmel matematik, Türkçe, tarih, temizlik ve diş koruma….

***************

Bugün itibaiyle, Türkiye’de ara tatile çıkacak 18 milyon öğrenci olduğu söyleniyor. Ben ilk okula başladığımda, Türkiye’nin tüm nüfusu, 16 milyondu. Benim ilk okulumda sadece 1 öğretmen ve 2 salon vardı. Salonun birinde 1,2,3 sınıf, diğerinde 4. ve 5.sınıf birlikte ders görürdü. Öğretmenimiz köy enstitüsü mezunuydu ve hepimizi başarıyla eğitmeye yetmişti

************

‪Birkaç istisna dışında Türkiye’deki unvanlı bilim insanları, kendilerine ait olmayan bilgileri kendilerininmiş gibi sunarlar. Oysa, ne tanımlar, ne sınıflandırmalar ne de içerikleri kendilrinindir. Bir eski YÖK başkanı, birini intihalle suçlamış, kendisinin de intihal yaptığı ispatlanmıştı. “Çömlek çömleğe dibin kara demiş, o da seninki benimkinden de kara demiş”

******************

Ölüm kesin ve HER AN, yaşam var ve ŞU AN, sonrası ve yarın belirsiz, geleceğin hiçbir garantisi yok. Post modern (çağ ötesi) şartlandırılmamış zeki ve akıllı gençler, bu gerçeğin farkında oldukları için, geçmişi ve geleceği değil, anı yaşama bilinci içinde eylemlerde bulunmaktadır. Tek tek hepimiz, aynı adımlarla hem geleceğe hem ölüme yürümekteyiz

************

“Her can ölümü tadacaktır…” Ankubet 57.
Türkiye’de her can yaşamı tattı.Türk milli gelirinin yüzde 85’ini acımasızca alan nüfusun yüzde 15’ini oluşturan mutlu azınlık dışında kalan yüzde 85 yoksul ve perişan Türk halkı, acaba yaşamın tadından haz alıyor mu, yoksa acıların en acısını tadıp ölmekte midir?

**************

Afganistan, Irak, Suriye, Libya ve diğerleri yıkılırken, halkın neler çektiğini görmekteyiz. Aşağıda sıralanan Türk devletleri yıkılırken, Türk halklarının neler çektiğini hayal etmeye çalışınız lütfen

Büyük Hun İmparatorluğu
Batı Hun İmparatorluğu
Avrupa Hun İmparatorluğu
Ak Hun İmparatorluğu
Göktürk İmparatorluğu
Avar İmparatorluğu
Hazar İmparatorluğu
Uygur Devleti
Karahanlılar
Gazneliler
Büyük Selçuklu İmparatorluğu
Harzemşahlar
Altınordu Devleti
Büyük Timur İmparatorluğu
Babür İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu

******************

Hayatın herkes için tek bir anlamı yoktur.Nedeni, dünyada ne kadar insan varsa o kadar da doğru vardır.O halde kendi doğrusunu başkasına dayatmak ukalalıktır,zorbalıktır,bilgisizliktir,haddini bilmemektir.Önemli olan doğru,kendi doğrularını yaşarken, başkalarına zarar vermemektir

******************

‪Maslow 3.sıraya koyarak önemini azaltmıştır. Mutlulukta sevgi, 1.sırada yer alır. Pisikologlar, sevildiğini hissetmenin, insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı olduğu sonucuna varmıştır. Ancak, insan sevilmeyi istiyorsa, “Ben sevilmeye değer olmalıyım” diye çaba göstermelidir

*******************

TÜKENMİŞLİK BELİRTİSİ (SENDROMU)

Tükenmişlik, işleri gereği fazla çalışmak durumunda kalan insanların, yüz yüze karşılaştıkları kişilere karşı duyarsızlaşmaları, kişisel başarı duygularının azalması, yorgunluk yaşamaları, işlerinden soğumaları, iç dünyalarına çekilmeleri ve giderek artan oranda kendilerini yetersiz hissetmeleridir.

***************

‪Din konusunda başkalarına baskı yapmaya yönelen, dinsel bağnazlığı aşırılığa vardıran kimselere ya da
‪bir inanca, bir düşünceye körü körüne, aşırı ölçüde bağlı olan, hoşgörüden yoksun kimselere, sözlüklerde YOBAZ denir. Türkiye, yobazların amip gibi üreyip çoğaldığı ortama döndü ya da döndürüldü

*******************

BİR MUCİZE OLSA
Bir mucize olsa, Fatih mezarından kalksa, Boğazı ve İstanbul’u tanıyamaz, lanet okurdu
Bir mucize olsa, Atatürk mezarından kalksa, perişan Türk Halkını arkasına alır, yeniden tam bağımsızlık ve yobazlıkla mücadele başlatır ve bu mücadeleyi zaferle sonuçlandırırdı

***************

Sanat, deha düzeyindeki zeka ve akılların hayal güçlerinin somutlaştırılmış şekli olduğu için, gerçek sanat ve sanatçıyı anlayanların sayısı az olur. Başka deyişle, deha düzeyinde zeka ve akla sahip olmayan sıradan insanların sanatçıları, filozofları ve bilginleri eleştirmeleri, hoş karşılanır

******************

Birbirini izleyen aşamalardan oluşan bütünlüğe, SÜREÇ denir. Örneğin, yaşam süreci; doğum, bebeklik, gençlik, orta yaşlılık, yaşlılık ve ölüm aşamalarından oluşur. Verimsiz süreçler, yeniden yapılandırılarak iyileştirilmelidir. Süreçlerin iyileştirilmesi, rekabet üstünlüğü sağlar

****************

Kurtuluş ve demokrasi gazisi Rahmetli İsmet İnönü ve Rahmetli eşi Mevhibe İnönü, Demokrasi ve Kuzey Kıbrıs gazisi Rahmetli Bülent Ecevit ve Rahmetli eşi Rahşan Ecevit, sonsuz aşk ve sadakatin, özverinin ve dayanışmanın emsalsiz örnekleriydi. Değerlerimizi rahmetle uğurlarız

****************

‪FIKRA
‪Adamın biri, kendisine miras haklarını vermeyen bir de üstüne eziyet eden kardeşlerini mahkemeye vermek için, bir arzuhalciye dilekçe yazdırmak ister. Arzuhslci, “Anlat bakalım tek tek neler yaptıklarını da yazayım” der. Adam anlatmaya başlar ve bir süre sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Arzuhalci, “Ne oldu, niye ağlıyorsun?” diye sorunca;
‪“ Meyer kardeşlerim bana neler neler yapmışlar, ona ağlıyorum” der

**************************

“Peygamber efendimiz akıllının bir zerre kadar güzel eylemi, senin için namaz ve oruçtan daha hayırlıdır diye ne güzel söylemiş.” MEVLANA

***********

Ciddi bilimsel eserleri okuyarak beynini yormak çok zor geldiği için, Türk insanı genelde, sürü psikolojisiyle önünde sonunu hiç düşünmeden çoğunluğun yaptığını yapar ve büyük olasılıkla da yanlış yapar. Liderler açısından TV ve sosyal medya, sürü psikolojisiyle hareket eden insanları yönetmenin en kolay yoludur

*****************

İş yaparken kullanılan bilgi, politika ve araçlara, TEKNOLOJİ denir. İleri teknolojiler, eski teknolojileri yıkar geçer. Rekabet üstünlüğü sağlamak için;

İşlerin hangi teknolojiyle yapıldığı, sürekli gözden geçirilmeli

İleri teknolojiler benimsenmeli

İleri teknoloji etkin kullanılmalı

*****************

Düşnme, kavrama, anlama ve karşılaştırma yetisine, AKIL denir. Akıl doğru karar vermenin anahtarıdır. Bütün sorunlar, akıl anahtarıyla çözülür, bütün çare kapıları, akıl anahtarıyla açılır.
‪Atatürk, çözülemez denilen sorunları akılla çözmüştür. Türkiye akılla değil duygularla yönetiliyor

**********************

Ders verdiğim öğrenci sayısı, 2020 başında 100 bin 91 oldu. Doktora öğrencilerimden yalnızca 1 tanesi, rektörlük yapmış olmasına ve bana hocalık yapabilme bilgi düzeyine ulaşmış olmasına rağmen, bir fırsat yaratır, herkesin içinde beni yüceltir ve hayranlığını belirtir. Mutluluk budur işte!

**********************

‪Kendini tanıma, kendi duygularına yön verme, empati yapma, kendini motive etme ve sosyal beceri yetisine, DUYGUSAL ZEKA (EQ) denir. Bilişsel zeka (IQ) genetik ve sabittir. Duygusal zeka ise öğrenilen ve yaşam içinde geliştirilebilen bir özelliğe sahiptir

****************

Bütün olumsuzluklarına rağmen Türkiye’de yaşamak, Türkçe konuşmak, Türk insanı ile etkileşmek, iyilikler yapmaya çalışmak, giderek artan oranda genç kuşaklarda uygar davranışlar görmek ve onların taze fikirlerinden yararlanmak, öyle güzel, öyle coşkulu, öyle mutluluk verici bir yaşam ki!

*****************

‪Çocukluk ve gençlik dönemimde, tüm eğitim, öğretim ve iş yaşamımda, kendimi olabildiğince özgür ve korkusuz hissettim. Yaşamımın son döneminde, sonradan görme zenginlerin ve kendini beğenmiş yöneticilerin şerrinden çok korkuyorum

******************

2 gündür Elazığ Depremi için gazetelerde, TV’DE ve sosyal medyada söylenenleri dinliyor, yazılanları okuyorum. 1939-2020 dönemi depremlerinde ne söylenmiş ne yazılmışsa, yine aynısı söyleniyor, yazılıyor. Ders alınsaydı, Japonların deprem için aldığı önlemleri biz de alırdık. Biz, 40 milyar dolarlarımızı, har vurup harman savurmaya harcayıp durmaktayız

*****************

Türkiye’de din propagandası yapanlara, din sömürüsü yapanlara, din adına ahkam kesenlere ve yoksul insanları öteki dünyadaki cennete özendirenlere, yakından bir bakınız. İstisnalar dışında tümünün, bu dünyada servet, şöhret ve şehvet dolu kendi cennetlerini yarattıklarını ve hala da o yönde çalıştıklarını hayretle görürsünüz. Yüce Peygamberimiz, damadı, kayın pederi ve diğer örnek Müslümanlar yoksul ölmüştür

*************************

“Cesaretimi kaybetmiyorum, çünkü vazgeçilen her yanlış girişim, ileri doğru atılmış yeni bir adımdır.” Thomas Edison.

20. yüzyılın en önemli mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 9999 başarısız deneme yapmasına rağmen bunları işe yaramayan yollar olarak gören azimli bilim insanıdır

********************

Toplumun, karşılaştığı olumsuzlukların gerçek nedenini bulamayacak şekilde şartlandırılmasına, olumsuz olayları doğa üstü güçlere bağlamasına, zor ve olumsuz koşulların üstesinden gelemeyeceği inancıyla mücadele etmekten kaçınmasına, ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK denir. Çaresizliği öğrendik galiba!

****************

 Yaşam sürecinde her insanın önüne mutlaka en iyi bir fırsat çıkar. İnsan aklını, bilgisini, vizyonunu ve sezgisini kullanarak bu fırsatı değerlendirebilirse ne ala! Değerlendiremezse, artık bir daha önüne asla böyle en güzel bir fırsat çıkmaz. Ekrem İmamoğlu’na, güvendiği biri, bunu söylemeli

******************

Ölürken bize şeksiz şüphesiz gerçekten eşlik edebilecek tek tesellimiz, iyi bir yaşam sürdürdüğümüzü bilmektir.
‪İYİ BİR YAŞAM NEDİR?
‪Kul hakkı yemeyen
‪Helal kazanç peşinde koşan
‪Bilim edinen ve bilimi teşvik eden
‪Yalan söylemeyen
‪Yoksulu görüp gözeten
‪Vatanını savunan
‪insan iyi yaşamıştır

***************************

En sonunda KIZILAY kurumu da kirletildi. Kurumlar devleti sağlıklı olarak ayakta tutan yasal yapı ve işleyişlerdir. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasında birçok faktörün yanında, kuruluş ve yükseliş döneminde kurulan kuruluşların kirletilmesinin ve yozlaştırılmasının da çok büyük olumsuz rolü olmuştur

****************

Çin Corona Virüsü korkusunu ya da endişesini yok etmek veya azaltmak için şöyle düşünüyorum:
‪Eğer bir sorunun (problemin) çözümü varsa, endişelenmeye gerek yoktur; çare bulunur. Eğer çözümü yoksa, yine endişelenmenin anlamı yoktur; vadem dolduğu için ölümümün nedeni, bu virüstür

*************

‪Kendini aşma düzeyine ulaşmış olgun insan davranışları:
‪Gerçeği algılayabilir
‪Kendine yeterlidir
‪Özgürdür
‪Özgüvenlidir
‪Felsefi ve etik konulara odaklanır
‪Başarıyı taktir eder
‪İnsanlıkla özdeştir
‪Demokrattır
‪Nüktedandır
‪Yaratıcıdır
‪Kültürden kaynaklanan kalıp davranışlara direnir

********************

Sun Tzu, (M.Ö 500) bugünkü Çin’de yaşamıştır. 13 bölümlü SAVAŞ SANATI adlı eseri, en eski savaş stratejisi teorisidir. Büyük Asker Tzu’nun sözleri, 2500 yıldır değerini korumaktadır.

“Kazanan savaşçılar, önce kazanır sonra savaşa gider. Kaybedenler ise, önce savaşa gider sonra nasıl kazanacaklarını düşünür. ”Sun Tzu

**********************

Herkesin gözü önünde duran, apaçık bilinen gerçeklerin gizli tutulması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi durumunda şu atasözü kullanılır:

MIZRAK ÇUVALA SIĞMAZ

Kızılay yöneticilerinin kötü niyetlerine çare bulmak için söylemekte oldukları ahlaksız açıklamalar sırıtmaktadır

*******************************

Bir ürünün kalitesini değerlendirirken, önce o ürünü kimin ürettiğine bakılır. Türkiye’de özellikle hakim, savcı, gazeteci, milletvekili, bürokrat ve benzerlerinin kalitesinden illallah demeye başladık. Sayılan insanları eğitim sistemimiz üretmiştir. Eğitim sistemimiz kalitesizdir. Kalitesi bozuk sistemden kaliteli ürün çıkmaz

********************

Bütün insanlar, insan olarak doğar, ancak hepsi insanlık düzeyine yükselemez. İnsanların, insanlık düzeyine yükselmesini engelleyen pek çok faktör vardır. Bunlardan biri de devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmasıdır. Yandaşlık, insanlığa hem engel hem de aykırıdır

********************

Yemen illerinde verdiğimiz binlerce şehidimiz için yakılan “Ah hu yemendir, gülü çemendir, giden gelmiyor, acep nedendir?” ağıtını hala içimiz yanarak söyler, dinleriz.
‪Suriye İdlib’de 4 askerimiz şehit, 1’i ağır 9 askerimiz yaralı.
‪Acep nedendir? Türk anaları ve ciğer pareleri! Allah rahmet eylesin!

*******************

‪Bir cümlede de, da ve ki ekleri nerede ve nasıl kullanılırı öğretememiş olan; nokta (.) ve noktalı virgülün (,) nerede kullanılacağını öğretememiş olan eğitim sistemine veya bir yabancı dili ya da matematiği bile öğretemeyen eğitim sistemine harcanan para kesinlikle israftır

******************

Ne nasıl sorusunun yanıtını bilim, ne niçin sorusunun yanıtını felsefe verir. Örneğin, insan nasıl doğar sorusunun yanıtını doğum uzmanları, insan niçin doğar sorusunun yanıtını filozoflar verir.
‪Soru sormak için bilmek ve üzerinde düşünmek gerekir. Türkiye’de düşünmek yasaktır, düşünüleni açıklamak ise suçtur

****************

Hukuk biliminde genellemesi yapılmış doğruların, adalet dağıtılırken yargıçlar tarafından yerli yerine konulması gerekir. Ayakkabının başa, şapkanın ayağa konulması, adalet değil, zulümdür. Ailede, okulda, iş yaşamında ve özellikle devlet yönetiminde adalet şarttır. Adalet dağıtımında Türkiye, utanılacak durumdadır

*************

Bir ürünün kalitesini değerlendirirken, önce o ürünü kimin ürettiğine bakılır. Türkiye’de özellikle hakim, savcı, gazeteci, milletvekili, bürokrat ve benzerlerinin kalitesinden illallah demeye başladık. Sayılan insanları eğitim sistemimiz üretmiştir. Eğitim sistemimiz kalitesizdir. Kalitesi bozuk sistemden kaliteli ürün çıkmaz

**************

Doğa (Tabiat), hiç kimseyi sevmez ve hiç kimseden tiksinmez. Doğada herkes eşittir. İnsana özgü duygular, sevmeler, sevmemeler, eylemler, atılımlar, coşkular, çekinmeler, üstünlükler, duyarsızlıklar ve diğer insan zaafları yoktur doğada. Doğa bazen deprem, çığ, böcek, çiçek olur. Yasası var, o işte

Formun Üstü


*****************

Sevgili Aslıhan Kavi’nin beni mutlu eden yorumu:

“Değerli öğretmenim;
Çok teşekkür ederim.
Şu anda yedi sene öncesine dönmek, tekrar orada olmak ve sizin dersinize bir kere olsun katılmak için neler verirdim… O zamanlar, şimdi burda sizin gibi birini mumla arayacağımı nerden bilebilir dim…Artık insanlar sorgulamaksızın uygular oldu. Beyinler ise fosilleşmiş ve yalnızca boynumuz tarafından taşınan bir organdan ibaret…Şey kelimesini hiç sevmez ve onun yerine düşünerek anlamlı bir tanım yapmamızı isterdiniz…
Siz beni muhtemelen hatırlamazsınız…O zamanlar sessiz bir tiptim… Sizi dersinizin başından sonuna kadar tüm dikkatimle dinlerdim. Ders bitiminde sınıfın kapısından çıkarken, kafamdaki binbir düşünceyle birlikte insan olduğumu daha fazla hissederdim. Sanki farklı bir tür terapiden çıkmış gibi…
Şimdiki aklım olsa peşinizden hiç ayrılmaz, kafamdaki bütün sorulara sizinle birlikte cevap aramaya çalışırdım 😊
Bilmenizi isterim ki, olur da bir gün buralara yolunuz düşerse, burda bir eviniz daha var 😊
Berlin’den

********************

‪Kadınların üst yönetim makamlarına veya pozisyonlarına ulaşmasını engelleyen kültürel önyargılardan kaynaklanan görünmez, yapay engellere, CAM TAVAN SENDROMU denir. Türkiye’de kadın milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı, belediye başkanı sayısının ender görünmesinin nedeni budur

**********************

‪“Bir yürekk ki yanmaz, yürek denir mi ona,
‪Sevmek haram, yüreğinde ateş olmayana,
‪Bir gününü sevgisiz geçirdinse yazık
‪En boş geçen günün o gündür, inan bana.”
‪Ömer HAYYAM

********************

‪O güne kadar hiç kimsenin sormadığı soruyu, Newton sordu;
‪“Elma ağaçtan niçin yukarıya doğru düşmez?”
‪“Çünkü gök çekmez ama yer çeker” yer çekimi yasadını buldu
‪Türk aile, okul, işletme ve devlet yöneticileri, yönettikleri insanların meraklanmasını, soru sormasını, sorgulamasını, kuşku duymasını hoş karşılamaz. Bilimsellikten çok uzak olmamızın bir nedeni de bu yönetim anlayışıdır

******************

İstisnasız tüm dinler, İYİ NİYETİ dinin temeli sayar.İnşaatları bilimsel esaslara uygun olarak inşa etmeyenler, bilimsel esaslara aykırı ruhsat verenler, ruhsat ihlallerini görmezden gelenler, yasak kat çıkanlar, yasak katları görmezden gelenler kötü niyetlidir.Çökme veya deprem nedeniyle ölenlerin KATİLİ bu kötü niyetli Allah bilmez insanlardır. Bunlar Müslüman değildir

**************

‪5000 yıllık Türk tarihinde Atilla, Fatih, Atatürk yerlerini almıştır. 100 yıl sonra, tarihin Sayın R.T. Erdoğan, B. Ali Yıldırım ve A.Davutoğlu hakkında nasıl bir değerlendirme yaptığını görmeyi çok arzu ederdim. Ama, ne yazık ki şu anda yaşamakta olan hiç birimiz bunu görmeyeceğiz

Formun Üstü

Formun Altı

******************

Mutluluk sorun çözmekten gelir, ama uzun sürmez. Çünkü her sorunun çözümü, çözülecek yeni sorunlar yaratır. Sorun, karşılanmayan ihtiyaç, istek ve arzudur. İhtiyaç, istek ve arzular sonsuz olduğuna göre, ömrümüz sorun çözmekle geçer gider.Çözüm;ihtiyaç, istek ve arzuları azaltmaktadır

*******************

Nereye giderseniz gidin, kendinizi de götürürsünüz. Gittiğiniz her yerde, sizi bekleyen bir sorun yumağı vardır. Siz ne yaparsanız yapın, yaşam başarısılıklarla, kayıplarla, pişmanlıklarla, haksızlıklarla, tutarsızlıklarla, ihanetlerle doludur. İyi ki yolun sonunda her sorunu kökten çözen ölüm vardır

**************

Göz, öküzün trene baktığı gibi, yalnızca bakar. Görme işlevini, gözümüz değil, beynimizdeki görme merkezi yapar. Her insan, yalnızca bilgisi kadar algılar. Bilgin fikirlerinin herkes tarafından tam anlamıyla anlaşılamamasının sebebi budur. Bilgisizi bilgisiz, bilgiliyi bilgili anlar. Türk insanlarının bilgi düzeyi çok farklı olduğu için, birbirini tam anlayamazlar. Bu nedenle uygarca tartışamaz, her fırsatta kavga ederler

*******************

‪TARTIŞMAYA AÇIK BİR ÖNERİ
‪Üst yöneticilerimiz, İstanbul çılgın kanala harcanacak parayla önce çığ tünelleri yapmalı, deprem riskli yapıları yıkıp yerine japon mühendislerine deprenden etkilenmeyen konutlar yaptırtmalıdır. Öncelik çıgınlık yerine, vatandaşların can güvenliğine verilmelidir

******************

‪Yüce Allah’ın verdiği aklı, zekayı, beyini kullanmayanların, felaketlerden Yüce Allahı sorumlu tutmalarının akılla, mantıkla ve Yüce Allah inancı ile açıklanması mümkün değildir

********************

‪Canlı varlıklar, güvensiz ortamdan daha güvenli ortama kaçar. Bu gerçek, parada da söz konusudur. Para, ekonomisi güvensiz ülkelerden ekonomisi güvenli ülkelere gider. Bu durum, hastanın sağlıklıya kan bağışına benzer. Paranın ihtiyacı olanda kalması gerekirken, tersi olur. Yetişmiş beyinler de bilgiye değer veren ülkelere gider

*****************

‪İster eşler, ister kişiler, ister kurumlar, ister devletler arasında olsun, her ilişkinin en gerekli temel koşulu güvendir. Eğer güven yoksa, ilişkinin de bir anlamı yoktur. Fikir ayrılığı olmadan da güven olamaz. Fikir ayrılığı, kimin kendi çıkarlarına öncelik verdiğini gösterir

******************

Türk halkının kafası karma karışık hale geldi. Kendimizi futbol topu olmuş gibi görmeye başladık. Bir ABD vuruş yapıyor sahanın bir köşesine gidiyoruz. Arkasından bir Rusya vuruyor, bu kez sahanın başka bir yerine gidiyoruz. Maçı izleyen dünya ülkeleri de taraftarı takımın başarılı vuruşunu alkışlayıp mutlu oluyor

*******************

Seçkin bireyleri putlaştırma, seçkin bireylere körü kürüne boyun eğme ya da onların gerçek değerlerini abartma ya da kusurlarını üstünlük sayma biçiminde beliren davranış ve edimlere BİREYE TAPMA (Osmanlıca ibadet-i fert, Fransızca culte de l’individu) denir. Bu davranış, şirktir

Formun Üstü


****************

‪İnsan, geriye doğru bir iyice bakıp yaşamı anlamalı, şimdiye bakıp anı değerlendirmeli, geleceğe geçmişten ders alıp bakarak kalan ömrünü daha güven içinde yaşamalıdır. Ancak, insanların pek çoğu geçmişin acılarına takılır kalır ve ruh sağlığını tehlikeye maruz bırakır. İyi düşünüp, iyiye, iyiliğe yönelmeli, iyimser bakmalıdır

************

Yemen illerinde verdiğimiz binlerce şehidimiz için yakılan “Ah hu yemendir, gülü çemendir, giden gelmiyor, acep nedendir?” ağıtını hala içimiz yanarak söyler, dinleriz.
‪Suriye İdlib’de 8 şehit, 6 askerimiz yaralı.
‪Acep nedendir? Türk anaları ve ciğer pareleri! Allah rahmet eylesin!

******************

Bir cümlede de, da ve ki ekleri nerede ve nasıl kullanılırı öğretememiş olan; nokta (.) ve noktalı virgülün ( 😉 nerede kullanılacağını öğretememiş olan eğitim sistemine veya bir yabancı dili ya da matematiği bile öğretemeyen eğitim sistemine harcanan para kesinlikle israftır

******************

Ne nasıl sorusunun yanıtını bilim, ne niçin sorusunun yanıtını felsefe verir. Örneğin, insan nasıl doğar sorusunun yanıtını doğum uzmanları, insan niçin doğar sorusunun yanıtını filozoflar verir.
‪Soru sormak için bilmek ve üzerinde düşünmek gerekir. Türkiye’de düşünmek yasaktır, düşünüleni açıklamak ise suçtur

********************

Hukuk biliminde genellemesi yapılmış doğruların, adalet dağıtılırken yargıçlar tarafından yerli yerine konulması gerekir. Ayakkabının başa, şapkanın ayağa konulması, adalet değil, zulümdür. Ailede, okulda, iş yaşamında ve özellikle devlet yönetiminde adalet şarttır. Adalet dağıtımında Türkiye, utanılacak durumdadır

******************