MŞ FACEBOOK PAYLAIMI-5

Ya cesaret edemediğin için ya da vazgeçemediğin için pişman olursun. Aşık olmadan önce, vazgeçmeyi öğrenmelisin. Hayallerin gerçek hayata taşınması ya da bazı değerlerin kaybedilince anlaşılması, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur. Boşuna bekleme! İlk aşk heyecanı, bir daha yaşanmaz

*********

Kendi idealimizi gerçekleştirmenin tek engeli, kendi gücümüzden ve yeteneklerimizden duyduğumuz şüphedir. Gücümüz ve yeteneğimiz vardır, ancak zamanı gelmediği için başkalarına açıklamaktan çekindiğimiz fikirler, en doğru olanlarıdır. Atatürk, olamazı oldurmuştur

**********

Türkiye’de geçirdiğim 76 yılda, yontma taş, cilalı taş, maden, tarım ve sanayi devirlerini bizzat yaşadım. Şimdilerde de az da olsa iletişim ve bilgi devrini yaşamaktayım. Bu durum Türkiye’nin nereden buraya geldiğinin kanıtı sayılır. Askeri darbeler olmasaydı, Türkiye çok daha ilerde olurdu. Darbeciler, bu büyük millete ihanet etmiş, zaman kaybettirmiştir

********

Türkiye’mizdeki her kişi, kurum, yapı, işleyiş, uygulama ve yönetici, stres (gerilim) faktörüdür. Doğa katliamları, rant kavgaları, cinayetlerin ve cinnetlerin giderek çoğalmasının nedeni, insanlarımızın insan olarak doğması, ancak insanlık düzeyine yükselememesinden kaynaklanır

********

İnsan, gönlünü sığdıramadığı yere, kendisini de sığdıramaz. Başka deyişle, insan, kendine ait hissetmediği yerde durmaz, uzun süre duramaz, durmak istemez. İnsan, yalnızca sevdiği varlıklara sığdırabilir kendi özel iç dünyasını. İçine giremediği her varlık, insanın ruhuna azap verir

*********

İnsan, beynini işleten enerjiyi kendisi üretmektedir. Oysa yapay zekalara enerjiyi, henüz insan vermektedir. Eğer, bir gün, yapay zekalar da beyinlerini işletecek enerjiyi kendileri üretmeyi veya Güneş’ten almayı başarırsa, insanın karar verme özgürlüğü son bulacak gibi görünüyor

*********

Klasik işletmecilikte başarı, yüksek devir hızına bağlıdır. Varlıkların, dönem sonundaki değeri, dönem başındakine oranla artmışsa, sorun yoktur. Çağdaş işletmecilik ise, bilgi yönetimine dayanır. Geleneksel “Üretim Yönetimi” kavramı, çağdaş ‘Bilgi Yönetimi’ kavramına dönüşmüştür. Bilgi, özellikle entelektüel bilgi iyi yönetilebiliyorsa, rekabet üstünlüğü elde edilir

*********

Kim olursa olsun, tüm yöneticilerin en temel amacı, ayrım yapmadan hizmet verdikleri insanların yaşamını daha da kolaylaştırmaktır. Aslında, bilim insanlarının amacı da aynıdır. Büyük şehir belediye başkanları, bilim insanların bilimsel önerilerini dikkate alsaydı, artık çekemez olduğumuz çileleri çekmeye devam etmezdik. Şehirler, giderek daha da yaşanabilir hale gelirdi

***********

Acılara katlanmak çok zordur. Ancak, acı da insanın varoluşunun doğal bir parçasıdır. Yaşamında insanın karşısına, kaçınılmaz olarak birçok sorun çıkar. Ancak, bunlar kendiliğinden acıya dönüşmez. Sorunun bir adaletsizlikten kaynaklandığı algılanırsa, işte asıl acı o zaman duyulmaya başlar

***********

Talep ve arzı dengeleme bilimine ekonomi (iktisat) denir. Türkiye, 2000 yılından önce, kendi tarım üretimiyle nüfusunu besleyen dünyadaki tek ülkeydi. Güneydoğu bölgemizde hayvan arzı Anadolu ve Trakya’daki tahıl, sebze, meyve ve zeytin arzı yapan insanlar şehirlere geldi. Açlık kapımızı çaldı, çalacak

***********

Daha geçen yüzyıla kadar, her ortamda insanlar esastı. Yeni dönemde doğallığın yerini yapaylık almaktadır. İnsan unsuru; yerini, yapay zeka insanlara, askerlere oyunculara, eğlencelere, söyleşilere, sosyal ortamlara bırakmaktadır. Türkiye, öbür dünyaya odaklanmış durumda, yine pozitif bilimi ıskalıyor

*************

Yetersizlik + yetersizlik +…+ yetersizlik = Yetersizlik

İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’ten sonra CHP’nin başına geçenler, iki büyük gerçek liderin yerini dolduramamıştır. Diğer taraftan, çıkarları bozulunca anında istifa edenlerin de, aslında kendi çıkarlarından başka bir davasının olmadığı kesindir

*************

Hukuk biliminde genellemesi yapılmış doğruların, adalet dağıtılırken yargıçlar tarafından yerli yerine konulması gerekir. Ayakkabının başa, şapkanın ayağa konulması, adalet değil, zulümdür. Ailede, okulda, iş yaşamında ve özellikle devlet yönetiminde adalet şarttır. Adalet dağıtımında Türkiye, utanılacak durumdadır

*************

Y. İĞDEAĞACI SÜLALELERİ
Hacı Bayazıtlar, Efeler, Deliamatlar, Dayeller, Hacı Memed Ağalar, Yavaşlar, Gökmenler, Kara Dayılar, Mamut Ağalar, Hocalar, Aslanlar, Gacavlar, Gırgılar, Molla Sülmanlar, Sülmalar, Hacıgiller, Hacı Garalar, Irazlar, Çaparlar, Sofular, Demirciler, Kürtüller, Havızlar, Aharlar, Çolaklar, Tokurlar, Bekirler, Molla Memedler, Puluslar, Havız Hakkılar, Ayanlar, Apraşlar, Kambırlar, .

************

MUTSUZLUK YÖNETİMDEN KAYNAKLANIR

Kötü yönetilen trafik mutsuz eder

Kötü yönetilen aile mutsuz eder

Kötü yönetilen ilişki mutsuz eder

Kötü yönetilen iş mutsuz eder

Kötü yönetilen devlet mutsuz eder

Kötü yönetilen belediye mutsuz eder

Dünya mutsuzluk araştırmasında ülkemiz en alt sıralarda yer almaktadır

************

Göz, öküzün trene baktığı gibi, yalnızca bakar. Görme işlevini, gözümüz değil, beynimizdeki görme merkezi yapar. Her insan, yalnızca bilgisi kadar algılar. Bilgin fikirlerinin herkes tarafından tam anlamıyla anlaşılamamasının sebebi budur. Bilgisizi bilgisiz, bilgiliyi bilgi anlar. Türk insanlarının bilgi düzeyi çok farklı olduğu için, birbirini tam anlayamazlar. Bu nedenle uygarca tartışamaz, her fırsatta kavga ederler.

***********

KAPİTALİST-TÜKETİCİ ÇARKI: Kapitalist beyni sürekli, “Yatırım Yap” sinyali, tüketici beyni ise sürekli, “Satın Al” sinyali çıkarır. Böylece zenginler, kendi varlıklarını sürekli çoğaltırken, geri kalan insanlar da kapitalistin ürünlerini sürekli satın alarak, kapitalist-tüketici çarkın daha hızlı dönmesini sağlar

************

İnsan vücudu bir mucizedir. Örneğin, vücuttaki sinirlerin uzunluğu 75 kilometredir. Vücuttaki kan, günde 19 kilometre yol gider. Uyluk kemiği betondan daha güçlüdür. Bağırsakları açarak yayarsanız, bir futbol sahası kadar yer kaplar. İnsanlardan mucize beklemeyiniz. Her varlık mucizedir

**************

Yarın neyin, nasıl olacağının kesin bilinmesi BELİRLİLİK; olasılıkla bilinmesi RİSK; hiç bilinmemesi BELİRSİZLİKTİR. Söyleyin bakalım Türkiye’nin çok bilmişleri, Türkiye hangi ortamdadır. Örneğin, yarının gıda fiyatlarının ne olacağı konusunda bilimsel bir bilginiz var mıdır?

*************

8.2.19

İKTİSATTA RASYONEL BEKLENTİLER TEORİSİ: Bir değişkenin gelecekteki beklenen değeri, o değişkenle ilgili mevcut tüm bilgiler kullanılarak, o değişken hakkında yapılan en iyi tahmine eşittir, Bu teoriye göre, insanların sadece geçmişle ilgili verileri değil, gelecekle ilgili beklentilerini de dikkate almak gerekir. Dolar kurunun, 31 marttan sonraki beklenen değeri, hem dolar kuru hakkındaki geçmiş tüm bilgilere, hem de halkın dolar hakkındaki beklentilerine bağlıdır. Teoriye göre, Türkiye’de dolar kuru yükselecektir

*************

1973’de EİTİA’de yapılan 1.İşletmecilik Kongresinde konuşmacılar, “nüfusun yüzde 70’ı kırsal kesimde, Türkiye’nin kalkınması kentleşmeye bağlıdır” deyince, söz alarak, “köylere dokunmayın, Türkiye Cumhuriyetten sonraki ordu gücünü ve kalkınmasını köylüye borçludur” demiştim. PKK ile savaşanların köylü ağırlıklı olması ve bugünlerde gıda fiyatlarından yakınma, ne yazık ki beni haklı çıkardı

************

Çocukluk günlerimde büyüklerimiz, az ya da çok ama mutlaka muhtaçlara, yoksulara, yolda kalmışlara infakta bulunarak, Cuma günlerinin mübarek olmasına katkıda bulunurlardı. Son zamanlarda İnternet’te sadece “Cumanız mübarek olsun” demekle Cuma mübarek olmuyor. Az veya çok verilirse, cuma kutlamasının samimi bir dilek olduğuna inanılabilir

***********

İstisnasız tüm dinler, İYİ NİYETİ dinin temeli sayar. İnşaatları bilimsel esaslara uygun olarak inşa etmeyenler, bilimsel esaslara aykırı ruhsat verenler, ruhsat ihlallerini görmezden gelenler, yasak kat çıkanlar, yasak katları görmezden gelenler kötü niyetlidir. Çökme nedeniyle ölenlerin KATİLİ bu kötü niyetli Allah bilmez insanlardır

*************

Okumuş okumamış, aydın karanlık, yöneten yönetilen, kim olursa olsun, insanın haklı isteklerini verirsen günün birinde nankörlük yaptığını görürsün; haksız isteklerini vermezsen, açık veya gizli düşmanın olduğunu görürsün. Ne yaparsan yap, eğer Allah rızası için yaparsan, hiç üzülmezsin; kul rızası için yaparsan çok üzülürsün

************

Cinayetlerin sebebi; para, mal, mülk, iktidar ve üstünlük hırsı ya da aşk ve kıskançlıktır. İnsan, maddi değerlerin, ortalama olarak 40-50 yıl kesin sahibi olabilmektedir; değer mi? İktidar ve üstünlük yarışı cehalettir; değer mi? Kıskançlık zayıflıktır; değer mi? Sahte aşk çılgınlıktır; değer mi? Gerçek aşk zaten öldürmez, süründürür

*************

Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişilere İKTİDAR denir. Krallıkla yönetilen bir ülkede iktidar kraldır. Demokrasiyle yönetilen bir ülkede seçilmişler, iktidardır. İktidar, kıt olan ülke kaynaklarını, önce kendi yakınlarına ve yandaşlarına, sonra da diğer halka, sözde adil yasalarla dağıtırmış rolü oynar

*********

Lise döneminde derslerimizden birini, “HALBUKİSİ” lakaplı bir öğretmenimiz verirdi. Bir arkadaşı, kendisine öğrencilerin “halbukisi” lakabının takıldığını söylemiş. Bir gün sınıfa geldi, kürsüye çıkti ve “Çocuklar bana halbukisi diyormuşsunuz, halbukisi ben hiç halbukisi demem” dediğinde tüm sınıf kahkahayla gülmüştük

************

“Bilginlerin en kötüsü ve en yararsızı, yönetenleri, ağaları ve beyleri en çok ziyaret edendir. Yönetenlerin, ağaların ve beylerin en iyisi ve en yararlısı da bilginleri en çok ziyaret edendir.” Mevlana.

SORU: Mevlana’nın kastettiği bilginler, bugünkü Profesörler, dekanlar, rektörler olabilir mi acaba?

************

“Felsefe, bir ağaca benzer. Kökleri metafizik, gövdesi fizik, dalları da diğer tüm bilimlerdir.” DESCATES.
MŞ HİPOTEZİ: Türk eğitim sisteminde FELSEFE, olmasa da olur muamelesi görür. Politikacıların tutarsız davranışlar ve söylemler yapmasının temel sebebi, Türkiye’de felsefe eğitiminin ıskalanmasıdır. İyi felsefe eğitiminden geçenler, tutarsız konuşamazlar

**********

SEVGİLİNİZE BUGÜN ŞU CÜMLEYİ SÖYLEMENİZİ ÖNERİRİM

“Güzel Sevgilim, seni görünen ve öğrenilen geçmiş zamanda, şimdiki zamanda, gelecek zamanda, geniş zamanda, kısacası, bütün Türkçe fiil çekim zamanlarında hep sevdim, hala seviyorum ve hep seveceğim; iyi ki seni sevmişim; çok şükür çok mutluyum”

***********

Çömlek çömleğe, “Dibin kara” demiş; öteki çömlek de “Seninki benimkinden daha da kara” diye yanıt vermiş. Bir siyasi parti diğer partilere “Hepinizin dibi kara” demiş; diğer partiler de “hep bir ağızdan, “Seninki bizimkilerden daha da kara” diye yanıt vermiş. Halkı kuru soğana muhtaç bırakan tüm partiler sorumludur. Muhalefet, halka güven veremediği için, İktidar da halkın verdiği güveni kötüye kullandığı için (15.2.19)

*************

2000 yılında ders materyali olarak yazdığım Yönetim Bilgi Sistemi kitabında, Post Modern Yönetim, dijital yönetim, bilgi üretimi, bilgi sistemi, bilgi yönetimi, kurumsal kaynak planlaması, uzman ve yapay zeka sistemleri konularını anlatmıştım. 19 yıl önce öğrencilerime bugünün gündeminde olan konuları anlatmış olmanın hazzını yaşıyorum

************

İş ve işlemleri gerçekleştirirken kullanılan bilgiye, politikaya ve araçlara TEKNOLOJİ denir. Teknolojiye bu bütünlük içinde bakılmalı ve yeni gelişmeler oldukça, kullanılmakta olan mevcut teknolojisi güncellenmelidir. İleri ülkeler bugün, NANO TEKNOLOJİYİ kullanmaya başlamıştır. Maddeleri, moleküler boyutta incelenerek yepyeni özelliklerini açığa çıkaran teknolojiye, Nano Teknoloji denir

************

Canlılık ve cansızlık, göreceli, kavramlardır. Nefes alan, beslenen, hareket eden ve benzer özellikler taşıyan varlıklara CANLI denir. Konuya, hareket özelliğinden yaklaşılırsa, tüm maddi varlıkların da canlı olduğu sonucuna varılır. Nano teknolojiyle bakıldığında, taşların da canlı olduğu görülür

***********

Kendini çok değerli bulan, sürekli önemsenmek ve hayranlık duyulmak isteyen, başkalarına göre önceliği olduğunu düşünen insanlar, çevreleri için sorun oluştururlar. Kendini çok büyük gören kişiler, davranış bilimleri açısında hasta sayılır. Maalesef, Türkiye’de bu tür insanlar çoğalmaya başladı. Gerçek Türk kültüründe böbürlenmek, çok büyük ayıp ve kusurlardan biri sayılırdı

***********

GÜNDEMDEKİ SORUNLAR: Beka sorunu, vaka sorunu, gıda sorunu, işsizlik sorunu, pahalılık sorunu, cari açık sorunu, Suriyeliler sorunu, kaçak yapı sorunu, dikey yapılaşma sorunu, yolsuzluk sorunu, yoksulluk sorunu, yandaşlık sorunu, sınır güvenliği sorunu, seçim güvenliği sorunu….

************

EKONOMİNİN TEMEL MARJİNAL FAYDA YASASI: Arka arkaya kullanılan bir mal veya hizmetin sağladığı fayda, belirli bir noktadan sonra giderek azalır ve sonunda elem vermeye başlar.

MŞ SORUSU: Bir siyasi partinin sağladığı fayda bir süre arttıktan sonra, bir dönemden sonra giderek azaldıktan sonra artık elem vermeye başlar mı?

**********

Felsefe sevgiyle birleşirse, ruhun iç çöküntüye uğraması engellenmiş olur. Sevmeyi bilen kişiler, tüm değerlerin üstünde bir yerde yaşarlar. Seven insanlar, dünyanın geçiciliğini, ön yargıların zırvalığını, dayatma inançların saçmalığını anladıkları için, hoşgörüyü üstün tutar, ilahi huzurun doruğuna çıkarlar

***********

42 yaşında Cumhurbaşkanı, 57 yaşında rahmetli olan Atatürk; Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar ve Hatay’da dış düşmanlara, Tekke ve zaviyeleri kapatmakla iç düşmanlara, öyle bir Tokat atmıştır ki, tarihte başka bir eşi ve emsali yoktur. Atatürk’ten sonra gelenlerde sadece laf ebeliği. Ortada sadece boşa geçirdikleri uzun yaşları var

*************

Okunan her farklı kitap, kafa içinde yanan bir mumdur. Kafasındaki mum sayısı çok olanlara AYDIN, az olanlara YARI CAHİL, çok az olanlara CAHİL denir. Halkı hemen her fırsatta kitap okuyan ülkeler, halkı kitap okumayan ülkeleri, tehdit etmekte, sömürmekte, inim inim inletmektedir

*************

Sosyal medya hakkında, genellikle kötü yorumlar yapılır. Sosyal medya, kötülüklerin panayırı olarak görülür. Oysa sosyal medya imkanlarıyla insanlar, var oluşlarının bilincine varmakta, kendilerini ifade etmekte, fikir tekellerinden kurtulmakta, özgürce tartışıp doğruyu bulmaktadır

************

Aşkı “görme hatası” olarak nitelendirenler, “aşkın gözü kördür” diyenler, “mutlu aşk yoktur” görüşünde olanlar, aşkı standart kalıplara sokanlar, aslında gerçek aşkı hiç yaşamamış olanlardır. Aşk için neden, niçin ve nasıl soruları sorulmaz; akıl mantık aranmadan yaşanır ve biter. Aşkı sevgiye dönüştürebilen, büyük insandır

***********

Diğer dillerde GÖNÜL sözcüğü yerine genellikle KALP sözcüğü kullanılır. Kalp bir nesnedir. Oysa gönül bir nesne değil, sınırsız bir sevgiye içten yönelme eylemidir. Bir kişiye, ideale, vatana, bayrağa gönül veren kişi, karşılığını bulamazsa gönlü kırılır. Gönül vermek çok zor, gönül kırmak çok kolay, gönül almak veya gönül yapmak ise çok sevaptır

***********

Bir işi gelir elde etmek amacıyla yapan uzman kişiye, PROFESYONEL denir. Koşullara uyma, gerçekleri algılama, kavrama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneğine, ZEKÂ denir. İkisinin bir arada bulunmasına da PROFESYONEL ZEKÂ denir. Bir ülkede profesyonel zekâ sahibi insan sayısı çoksa, o ülkede BEKA SORUNU, asla olmaz, olamaz

************

Kul hakkı yiyerek para toplayıp, para biriktirip zengin olanlar, aslında pislik toplayıp, pislik biriktirip, pislikleriyle övünen kapitalistlerdir. Kul hakkını gözetenler; kapitalistler gibi yaşayacak helal kazanç sahibi olamazlar. Mütevazi gelirleriyle kullar içinde kul gibi yaşarlar

************

Belleğine yoz kültür, yoz eğitim ve yoz öğretim yüklenmiş sıradan Türk halkı; eğer işi, ilişkisi ve sağlığı tehlikeye girerse, kaderine lanet ederek teselli bulmaya çalışır; gâvur dediklerinden ibret alarak, insanlık için bir ilerleme, bir iyileştirme yapma yönünde bilimselliğe yönelmez

*************

Şiddetle arzulanan bir giysi, satın alınıp birkaç gün giyildikten sonra, giyeni artık giderek heyecanlandırmaz hale gelir. Bu duruma kendi kendini tüketen tutku denir. Mal ve hizmetler, fiziksel olarak eskimediği halde, kullanan açısından psikolojik olarak eskir. Siyasetçiler de öyle

*************

Anılar birikimine, YAŞAM denir. İnsan yaşamında hüzünler, coşkular, acı tatlı aşklar, ayrılıklar, bekleyişler, dargınlıklar, barışmalar, kazanmalar, kaybedişler, helaller, haramlar ve daha neler var neler! Bir de göçüp gidenler ve hiç gelmeyecekler var! Onlar, yaşarken sevilmeli kalpleri kırılmamalıdır

*************

Okuduklarınız, izledikleriniz ve dinledikleriniz yaşamınıza farklı bir bakış açısı kazandırmalıdır. Yaşamınızı, dilinizi, dininizi, deneyiminizi, görgünüzü ve huzurunuzu olumlu yönde değiştiren ve iyileştiren insanlarla birlikte olmaya çalışınız. Bilge insanlar, her koşulda huzur verir, huzur aşılar

**********

Mal, hizmet ve bilgi üretim miktarına ARZ; mal, hizmet ve bilgi tüketim miktarına da TALEP denir. Mal, hizmet ve bilgi arzı ile mal, hizmet ve bilgi talebini dengeleme bilimine, iktisat (ekonomi) denir. Talebi arza eşitleyen ölçüte de FİYAT denir. Fiyat yükseliyorsa arz eksik demektir. Türkiye’de doğal gıda arzı yetersizdir, dolayısıyla fiyatları uzun seneler yükselmeye devam edecektir

************

26.02.2019 günü öğle vakti, Yeşilköy Mecidiye Camisinde, Müstesna (benzeri az bulunan) rahmetli hocam Prof. Dr. Osman YOZGAT için öğrencileri, meslektaşları, arkadaşları, tüm sevenleriyle bir arada cenaze namazı kıldık, Kadın erkek ayırımı olmayan ne muhteşem törendi

***********

Dünyadaki geniş halk kitlelerini, tarıma dayalı toplumlarda toprak ağaları, sanayi toplumlarında burjuvazi (fabrika, makine, teknoloji sahibi kapitalist sınıf) sömürmüştür. Bilgi toplumlarında da 5 G teknolojisi (5.nesil kablosuz iletişim ve yapay zeka tekelleri) sömürmektedir

**********

Acılar, ebedi ayrılıklar üst üste geliyor. 26 Şubat Salı günü Rahmetli Hocam Prof. Dr. Osman Yozgat’ı toprağa vermiştik. 1 Mart Cuma Günü öğle vaktinde de Ataköy 5.kısım camisinde, A.Ü.İİBF oda arkadaşım, Marmara Üniversitesinden emekli dostum, kader arkadaşım Prof. Dr. Sinan ARTAN’ın namazını kılacağım

************

İnsanlardaki kaygı, tasa, korku, gerilim, sıkıntı haline ENDİŞE denir. Endişe, beklenen olumsuzluklara karşı gösterilen normal bir tepkidir. Ancak, kişinin davranışlarını bozmaya başladığında, bir hastalığa dönüşür. Ekonomik ve politik ortam, Türk halkını çok aşırı endişelendirir bir durum almıştır

************

Ekonomik sistem, finans ve bankacılık sistemi, yargı sistemi, sağlık sistemi, kısacası tüm sistemler ve hatta arkadaşlık ve evlilik GÜVEN’E dayanır. Güven duygusu sarsılırsa, ilişkiler bozulur, yetişmiş uzman iş gücü ve sermaye dışa kaçar, reel dış yatırım sermayesi gelmez, işsizlik artar, kriz kökleşir

************

Geleceğe bakıldığında 10, 20, 30, 50 yıl sonra birey, aile, iş ve teknoloji değişimlerini görüntülemeye (görebilmeye) VİZYON denir. Bazıları geleceği kedi farıyla, bazıları kısa farla, bazıları uzun farla, bazıları da projektörle görür. Atatürk, geleceğe projektörle bakmış, geleceğin uzayda olduğunu söylemiştir. Bizim vizyoncular ise, 8 yıl önceki Suriye’nin bugün nasıl olacağını bile öngörememiştir

************

Buharlaşma-bulut olma-yoğunlaşma-yağış olma şeklinde işleyen doğal fabrika, suyu bol miktarda, sıfır maliyetle, en iyi kalitede, otomatik olarak üretmektedir. Su, girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar bir yudum su için ya köle olmayı kabul ederdi ya da susuzluktan ölürdü

************

Fotosentez olgusu şeklinde işleyen doğal fabrika, havayı bol miktarda, sıfır maliyetle, en iyi kalitede, otomatik olarak üretmektedir. Bir dakika eksikliği ölüm olan hava, girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar bir nefes hava için ya köle olmayı kabul eder ya da ölürdü

************

Güneşteki nükleer olgular, eksikliği ölüm olan ısıyı bol miktarda, sıfır maliyetle, en iyi kalitede, otomatik olarak üretmekte, bitki, kömür ve petrol şeklinde depolamaktadır. Yokluğu ölüm olan ısı girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar ya köle olmayı kabul eder ya da soğuktan ölürdü

***********

İçine atılan tohum ısı, ışık ve nemle karşılaşınca sebze ve meyveyi otomatik olarak üreten toprak, girişimci fabrikalarında üretilseydi, insanlar ya köle olmayı kabul eder ya da açlıktan ölürdü. Ancak girişimciler, milyarlarca yılda üretilen toprağı tekel altına alarak, toprak rantı elde etmeyi başarmıştır

***********

İlk çağın tanımları orta çağda, orta çağın tanımları yeni çağda, yeni çağın tanımları da bilgi çağında geçersiz olmuştur. Bilgi çağında olaylar, “karmaşıklık-complexity” bilimsel önermesiyle açıklanmaktadır. Çünkü gelecek, kuantumdur. Yani olabileceklerin tümünün olma olasılığı, şu anda birbirine eşittir

************

Bilimsel bir araştırmaya göre, dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, yani %50’si sosyal medya kullanıyor. Bazı düşünürler, sosyal medyanın, modern çağın afyonu (uyuşturucusu) olduğunu söyler. Oysa sosyal medya, kullananların sosyal çevresini canlı tutar, onları bazı saplantılarından kurtarır. Sosyal medyadan önce, hangi kişinin doğum günü, bu kadar çok kutlanırdı ki?

************

Kimileri, sağlık sınırını aşmış, toplumun çizdiği ahlak çerçevesinden taşmış sevgi türüne, AŞK der. Kimileri, karşılıklı olarak duyguların dengesi bozulmuş, beden ve zihnin elektrik yükü artmış, başta kavak yelleri estiren sevgi türüne, AŞK der. Hiç papaz eriği yemeyen, tadını ne bilsin ki? Şu yalan dünyada insan, bir kez olsun aşktan çıldırmadan ölmemeli!

************

Ey iktidar hastaları! Kendinizi makamdan uzak bir kır gecesine bırakın; yıldızlara bakıp sonsuzluğun verdiği duyguyla mest olun. Giderek genişleyen evrende hiç olduğunuzu düşünün. Gerçek amacınızın yaşadığınız topraklarda çirkinlik yaratmak değil, güzellik üretmek olduğunu anlayın artık

***********

Ulvi Cemal Erkin, Atatürk tarafından devlet hesabına Paris Konservatuvarına müzik öğrenimi için gönderildi. 1930’da yurda döndü. Dünyaca ünlü çok değerli besteler yaptı. KÖÇEKCE adlı şaheseri, en son 2014’de Londra Filarmoni Orkestrasında icra edildi. Bir kez izlemenizi öneririm:

**************

Bilimin ve bilimselliğin en son sınırların ışığında, sizi hangi yolun HAK’KA ulaştıracağını biliyorsanız, hak tanımazlar ne istiyor ne yapıyorsa onun aksini yapınız. Kendi çıkarları için her yolu mubah görenlerle dostluğunuzu kesiniz. Çünkü insanları şımartanlar, Allah yolundan saptıranlar onlardır

*****************

“Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever” (Maide, ayet:54). Allah’tan başkasına duyulan sevgi sürelidir; bir gün gelir yok olur. Yüce Allah doğmadığı ve ölmeyeceği için, O’na duyulan sevgi süresizdir. Allah kendisini sevenleri sever, korur ve gözetir. Koruyucu ve gözetleyici olarak politikacıyı sevmeyiniz, Allah’ı seviniz

************

Size hiç ilgi ve sevgi göstermemişken, birdenbire aşırı sevgi göstermeye başlayan insanlardan ve politikacılardan uzaklaşınız. Sizinle ilgili çıkarını karşıladıktan sonra veya karşılayamadıktan sonra, ilgisi ve sevgisi bitiverecek, hatta size amansız bir düşman kesilecektir. O türler, yalnızca çıkarına tapar ve kendi varlıklarını en çoklamaya çalışır

***********

Temel düşünce, kültür, kültürel tüketim, medya ve bilgi teknolojisi etrafında düzenlenmiş küresel ekonomiye odaklı kesin ve köklü değişimin giderek hız kazandığı bu döneme, POST MODERN ÇAĞ adı verilmiştir. Türkiye, yine çağın gerisinde kalmış, eski paradigmalarla yön bulmaya çalışıyor

*********

Kadın ince yapılı olmasına rağmen çok güçlüdür, yaratıcıdır, doğurgandır, güzelliktir, sevgidir, şefkattir, gülümsemedir, huzurdur, duygudur, sevgilidir. Kadın, savaştan nefret eder, yalnızca sevgi için savaşır. Kadın, dünyanın ve hayatın yarısıdır.

EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

***************

İnsanlar ya cesaret edemediği için ya da vazgeçemediği için pişmandır. İşlevini bilen girişimciler, cesaret edebildikleri için ya kâr eder ya da “zararın neresinden dönersen kâr edersin” diyerek vazgeçer. Kadın erkek ilişkisinde de cesaret ve vazgeçme, tam zamanında yapılmalıdır

************

Okumuş okumamış, yaşlı genç, kadın erkek tüm Türk halkı, YAŞAMA SANATINI icra etmeye çalışıyor. Ancak, İYİ YAŞAMIN SIRRINI bilen çok az kişi var. 1960”lardan sonra halkın çok büyük kısmı yedikleriyle, içtikleriyle, giydikleriyle ve kullandıklarıyla mutlu olacağını sanıyor, tüketiyor, ama mutlu olamıyor

**********

Nesnelere yönelmiş maddi hazların sağladığı geçici hoşnutluk, mutluluk değildir. Mutluluk, insanın içindeki iyilik yapma, üretme, kazanma, paylaşma ve sanat eseri yaratma potansiyelini harekete geçirmekle elde edilir. Amaç erdem ya da sosyal sorumluluk olursa, mutluluk doruğa ulaşır ve kalıcı olur

*********

Yaşamak, iyilik mücadelesi yaparak yorulmaktır. Bir bilge, diğer bilgelere, şu soruyu sormuştur: “Elimdeki aletin mutluluk düşmesine basarsanız, ömrünüzün sonuna kadar hiç acı, hüzün ve korku duymayacaksınız, hep mutlu olacaksınız.” Çevresindeki bilge insanların hiç birisi, düşmeye basmamış ve “Bu dünyada her kavram, kendi zıt kavramıyla anlam kazanır” diye yanıt vermiştir

**********

Birileri, çekilmesi çok zor çile ortamlarında gece gündüz çalıştığı için, bu günkü teknolojik imkanlarda yaşanmakta, dünya avuç içine sığdırılmakta, her insanla yüz yüze görüşülmekte, her pazardan alışveriş yapılmakta, bedava iletişim sağlanmaktadır. Araştırmacılar horlanmamalı, hayırla yad edilmelidir

***********

Yoz kültür, deneyden geçmemiş yobaz fikirleri, politikacıların her fırsatta kullandığı hakaret dili, yönetim eğitimi almamış her yönetici, kar amaçlı her kurum, çarpık her yapı, hantal her işleyiş, stres (gerilim) faktörüdür. Bu sersem gidiş, giderek artan cinnetlerin en başta gelen sebebidir

***********

İnternet üzerinde yayınlanan birbirleriyle bağlantılı hiper-metin (çok yüksek anlamlı yazı veya çok boyutlu yazı) belgelerinden (dokümanlarından) oluşan bilgi sistemine, World Wide Web (kısaca WWW veya Web) denir

********

Modern kimya biliminin kurucusu A. LAVOİSİER, 1794 tarihinde giyotinle idam edildi. Büyük matematikçi L. Lagrange, idamdan sonra şöyle demiştir: “Kafasını düşürmek için sadece bir saniye yeterli oldu, ama bu kafanın bir benzerini yetiştirmek için, yüz yıl bile yeterli olmayacak.”

Siyasetçiler, Arşimet dahil pek çok bilim adamını ya zindanlarda çürütmüş ya da idam etmiştir

*********

VEL BÂ’SU BA’DEL MEVT: ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME: Kasım sonu aralık ayında ölen badem, erik, elma, vişne ağaçları, bugünlerde  beyaz çiçeklerini açıyor, yeniden diriliyor; çevredeki gür yeşilin tonu, bir kat daha koyulaşmaktadır.

Ey siyasiler, sövmeyin! Siz de ölecek, dirileceksiniz

**************

İnsanlar sarılırsa, hipofiz bezinin arka kısmında oksitosin hormonu salgılanır ve taraflara huzurlu bir bağımlılık hoşnutluğu verir. Oksitosin hormonu eksikliği, başlıca şu olumsuzluklara sebep olur: Kaygı, depresyon, sürekli gerginlik, stres, migren atakları, mutsuz hissetme, huysuzluk

************

“Bu dünyada var olan bir varlık yok olamaz, olmayan bir varlık yaratılamaz, yalnızca varlıklar başka bir varlığa dönüşür” şeklinde ifade edilen gerçeğe, LAVOİSİER YASASI denir. Örneğin, hiç ölmeyecek gibi bağıran politikacıların vücudu, en geç 50 yıl sonra TOPRAĞA dönüşecektir. Ama, Türkiye Cumhuriyeti “İLELEBET” var olacaktır.

**********

BEKA: ölümsüzlük, ölmezlik, kalıcılık

Belediye seçimlerinde “BEKA” kavgası yapılmaktadır. “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, acaba yanılmış olabilir mi? Bence, HAYIR, ASLA!

**********

Ünlü sosyolog Marcel Mauss (1872-1950), hediyelerin bir tür sihirli gücü olduğunu ve güçlü bir zorunluluk duygusu yarattığını ileri sürer. Hediyeleri, diğer nesnelerden farklı kılan özellikler, şöyle sıralanabilir:
Verme zorunluluğu
Verileni alma zorunluluğu
Alınanın farklı bir karşılığını verme zorunluluğu
SORU: Katar’ın Türkiye’ye uçak hediyesinin karşılığı, Katar’a ne olarak verildi ki?


*********

Lozan’da Türkiye’nin sınırları çizilirken, Osmanlı devletini kuran Osman Bey’in Dedesi Süleyman Şah’ın mezarı, Fransızların yönetimindeki Suriye’de kalmıştır. Anacak, o zor günlerde Atatürk azılı düşmanlara dayatınca, Türbenin olduğu yer Türkiye toprağı sayılmıştır. Ecdada saygı lafla değil, Atatürk’ün eserlerine sahip çıkmakla ve düşman karşısında Atatürk gibi davranmakla olur

**********

Ziya Paşa, (1825–1880) Osmanlı’nın en önemli devlet adamı ve en çok eser veren yazarıdır. “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” demiştir. Yani bir kişinin değerini anlamak için şatafatlı laflarına değil, yaptığı işlere bakın. Dürüstse, adilse ve kul hakkı yemiyorsa, o kişi iyidir

**********

Bir mal, hizmet ve bilginin isteği doygunluğa ulaştırma özelliğine, o ürünün “faydası” adı verilir. Eğer pazarda yeteri kadar ürün varsa, insanlar fazlaca almak istemedikleri için, ürünün talebi ve fiyatı düşer, kuyruk olmaz. Kuyruk varsa, kuyruk hızlı akmıyorsa, kriz var demektir

**********

Çile çekmeden peygamber, İmam-ı Azam, Atatürk, Mevlana, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Neşet Ertaş, Steve Jobs, Aziz Sancar, bilime katkıda bulunan gerçek bilim insanı olunmaz. Bir eli yağda bir eli balda, konforlu mutlu yaşamda üretkenlik yoktur. Bilim insanı, dalkavukluk yapmaz. Ömrü gerçeği aramakla geçer

*********************

Ahval ve şerait (o andaki koşullar, içinde bulunulan durum) neyi gerektiriyorsa onu yapan bukalemun karakterli bir politikacıya, aklını ölçmek için sormuşlar:

“Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu? Politikacı,

“Benim.” diye yanıt vermiş

*****************

Suça bulaşmış insanların telaşı nedir, bilir misiniz? Hırsızı arama, katili arama, rüşvet alanı arama ve benzeri konularda, suça bulaşmış kişiler, kesinlikle suça bulaşmamış kişilerden farklı davranış gösterirler. Son günlerde bazı politikacılarda, suça bulaşmış insanın telaşı var

**********

Dünya gelirinin dünya nüfusuna dağılımı, uçurumlarla bile ölçülemeyecek kadar bozuktur. Küresel büyük girişimlerin, az gelişmiş ülkelerde yatırım yapmaya inandırılmaları gerekir. Değilse, terör hareketleri ve saldırıları artar, çözümü zor sorunlar ortaya çıkar

********************

İyiye değişim amaçlanıyorsa, bunun yolu nedir? İyiye doğru deyişim, yaşamın bazı kesitlerinde sosyolojik, psikolojik ve ekonomik anlamda değişim gerektirir. İyi olma yönünde değişmek isteyen insanın, bunu dün ve bugün biraz yaptığına, yarın da biraz yapacağına inanması şarttır

******************

Estergon Kalesi, Plevne Kalesi ve Türklerin destan yazdığı daha nice kale! Ancak Çanakkale, tüm dünyaya parmak ısırtan bir gerçek mucizedir.  Öngörü sahibi, sağ duyu sahibi, iman sahibi, inanç sahibi ve ilahi direnç sahibi  Türk Halkı, BEKA söz konusu olursa, kükremiş sel olur, bendini çiğner aşar

*****************

20.yüzyılın sonlarından itibaren tüm yapılar, işleyişler, kavramlar ve değerler aşırılaştırılmıştır. Aşırılaştırma kültürü, israfı da aşırılaştırmıştır. “Ye, iç, aşırılaştır, aşırılığını sosyal medyada göster” yarışı giderek hız kazanmış ; “ye, iç, israf etme” dengesi bozulmuştur. “Biri yer biri bakar, kıyamet bundan kopar” dengesizliği hızla yol almaktadır

*************

7 milyar insan için yaratılan dünya kaynakları, üç aşağı beş yukarı 7 tröstün tekelinde mülkiyet altına alınmıştır. Yatırım, üretim ve üretimin tüketimi, söz konusu tekellerin kararına göre biçimlenmektedir. Bu insafsız olgu, yeniden bölüşüm için, hızlı bir bilinçlenme başlamıştır

******************

Eski kuşaklar ilk, orta, yeni ve yakın çağda dünyaya gelmiş ve çağlarının koşullarında yaşamıştır. Bugünkü kuşaklar bilgi, bilişim, bilgi teknolojisi ve biyo-teknoloji çağının koşullarında yaşamakta ve sürdürmektedir. Eski çağların koşulları insanları rahat ettirseydi, eski sayılıp bit pazarına dönüşmezdi

İnsanın organik duyularının işlevini aynen yapacak yapay duyu çalışmaları, hızla ilerlemekte ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Pek yakın gelecekte, bozulan doğal organları yapayları ile kolayca değiştirmek mümkün olacaktır:
Yapay göz
Yapay burun
Yapay kulak
Yapay deri
Yapay dil

********************

İnsanlar, ancak ve yalnızca, ihtiyaçları karşılandığı zaman mutlu olur. Tüm insan eylemleri, en şiddetlisinden başlayarak gereksinmelerini gidermeye yöneliktir. Türk seçmeni oyunu beka gereksinimine göre mi, gıda gereksinmesine göre mi, iş gereksinmesine göre mi verecektir acaba? 12 gün sonra göreceğiz

*********************

“Çanakkale’de Atatürk yoktu” diyenler, eğer 1915 Gelibolu Conk Bayırında, Arıburnunda ve 57. Alayda Mustafa Kemal olmasaydı, bugün ne Çanakkale, ne İstanbul, ne Anadolu olurdu. Türkler ya öldürülür ya köle yapılır ya da Orta Asya’ya, ana yurtlarına sürülürdü. Nankörlük çok günah!

******************

Şehir ve özellikle büyükşehir, sermayenin türevleri olan rant, vergi, faiz, kâr, ücret sarmalının rezilce yozlaşıp karmaşıklaştığı bir mekan ve insan hoşnutsuzluğunun doruğa ulaştığı sosyal ve politik bir çatışma arenasıdır. Huzur sükun, yardımlaşma köylerdeydi. Köyler yok edildi

**********

Yüzlerce karışık yol ve geçit nedeniyle içinden yüzlerce, binlerce denemeden sonra çıkılabilen yere, LABİRENT denir. Yönetim olgusu da bir labirenttir. Sorunlar zamanla kartopu gibi büyür, içinden çıkılamaz duruma gelir. Yönetenler ne yapacağını, hangi yöne gideceklerini bilemez

******************

Marks’a göre emekçiler sömürüldüğünün farkına vararak, sermaye sınıfıyla emek mücadelesi bilincine vardığı zaman, anlamlı bir bireyler toplamı haline gelir. Türkiye seçimlerinde, emekçiler ile sermayedarlar genellikle aynı partiye oy verdiği için, sınıf bilinci oluşmamış demektir

*******************

Dünya bozulduysa ülkene, ülken bozulduysa bölgene, bölgen bozulduysa şehrine, şehrin bozulduysa mahallene, mahallen bozulduysa evine, evin bozulduysa kendine sahip çıkmalısın. Kendine sahip çıkmak demek, tek başına kalmış olsan bile asla yalan söylememek, dürüstlükten vazgeçmemektir

*************

Mutlu olmak için koşul ileri sürenlerin koşulları tam gerçekleşemeyeceği için, mutlak mutluluğu bulmaları imkansızdır. Mutluluk, her durumu mutluluğa dönüştürme çabasına bağlıdır. Çocuklar, böyle yapar. Kısmi mutlu olmak isteyenler, her durumu mutluluğa dönüştürmeye çalışmalıdır

*********************

Bugün yaşanmakta olan problemlerin sebebi, dün ve daha önceki tarihlerde alınan yanlış kararlardır. Bugün karşılaşılan başarıların sebebi, dün ve daha önceki tarihlerde alınan doğru ve cesur kararlardır. Bir problemin çözümünün, problemi yaratandan beklenilmesine abes mantık denir

**************

İnsanların gelir elde etmek amacıyla yaptıkları işe, ekonomik faaliyet denir. Ekonomik faaliyetler, bir kasabanın, bir şehrin, bir ülkenin veya bütünüyle dünyanın ekonomik sistemini oluşturur. Ekonomik sistem, insanların gelir elde etmek için yaptıkları işlerin ve ihtiyaçlarını gidermek için tükettikleri tüm ürünlerin toplamıdır

************

Kısa, orta ve uzun dönemde hangi problem olursa olsun, “Nasıl çözülür?” sorusunun tüm dünyada tek doğru yanıtı “Eğitimle” önerisidir. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimi propagandalarında ne Cumhur İttifakı ne de Millet İttifakı, eğitim hakkında tek bir söz etmedi. Asıl beka sorunu, Türkiye’deki saçma eğitim anlayışı ve uygulamasıdır

***************

Her söylemin kesinlikle karşı bir söylemi vardır. Buna, tez ve antitez denir. Tezler ve antitezler uygarca, nazikçe, diplomatça, bilimsel ahlakla ortaya konursa, halkın yararlanacağı sentez haline gelir. Türk politikacılarında tez ve antitez yerine, hakaret, küfür ve karşı hakaret, küfür olur

****************

Organizmanın duyduğu eksikliğe, İHTİYAÇ denir. İnsan, organizmasında bir eksiklik duyduğunda, bu eksikliği gidererek tatmin olmak ister. Bunun için de eylemlerde bulunur. Bütün eylemler, ihtiyaç gidermeye yöneliktir. İhtiyaç-eylem-tatmin süreci, bütün insanlarda aynıdır. Ancak bu sürecin çeşidi ve şiddeti, insandan insana değişir

***************

Ekonomik açıdan küreselleşme; insanların, malların, bilgi ve paranın, dünyada dolaşırken, hiçbir engelle karşılaşmaması anlamına gelir. Küreselleşme sürecinde bütün kurumlar, bir yeniden yapılanma ihtiyacı duymuştur. Küreselliğe uygun yapılanma gerçekleştiren kurumlar, BEKA SORUNU yaşamaz

***************

Dünyadaki satıcıları ve alıcıları; bilgi, mal, hizmet ve ödeme değiş tokuşu için birbirine bağlayarak bütünleştiren elektronik bilgi sistemine ELEKTRONİK PAZAR denir. İnternet ile gerçekleştirilen bu pazar, sanki elektronik bir müdürmüş gibi işlev görür. Güçlerini birleştirerek optimum büyüklüğe ulaşamayan küçük işletmeler, giderek kapanacaktır

************

Belediye işi

Bilim işi

Sanat işi

Vali işi

Kaymakam işi

Muhtar işi

Karakol işi

Yargı iş

Öğretim işi

Eğitim işi

Öğrenci işi

Girişimcilik işi

Yöneticilik işi

Anne işi

Aşk işi

Sevda işi

Sevgi işi

Dostluk işi

Aşçılık işi

Din işi

İbadet işi

Tarım işi

Kısacası tüm işler bir gönül işidir

**************

Toprak üzerinde ceset, 10 gün içinde böcekler, sinekler ve solucanlar tarafından yenir ve bitirilir. Geriye, etrafa bir süre yayılan pis koku kalır. Şu günlerde birbirini yiyen politikacıları, bir zaman sonra mezarda içlerinde besledikleri bakteriler yiyecektir. Bu gerçeği bir kez düşünseler! Hayır hayır onlar, daha öncekiler gibi ölmeyecektir!

*******************

Az vererek çok alma davranışına akılcılık; olayın gerçekleşmesine de mutluluk denir. Çok vererek az alma davranışına akılsızlık, olayın gerçekleşmesine de mutsuzluk denir. Bir ev kadını, kocasına “Senin için saçımı süpürge ettim, karşılığında ne verdin” diyorsa, çok vermiş az almış ve mutsuz olmuş demektir

*********

Ana rahmine düşmeden önce ve ana rahminde olumsuz bir etkiye maruz kalmamışsa, her çocuk bir DAHİ olarak doğar. Sonra anne, baba, çevre, Türk eğitim sistemi ve yobaz kültürü, çocuğun doğuşta vat olan sorgulama ve düşünme yetisini kendi akıl düzeyine indirerek, onu normal Türk insanı haline getirir

***********

Üretilen mala META denir. Bugün X marka otomobil reklamla tüketiciyi tetiklerken, yarın Y marka otomobil, X’in pabucunu dama atıverir. Bütün beyin yıkama araçları, şu ya da bu meta için tüketiciyi koşullandırır. İnsanı ve toplumu çıldırtan bu olaya K. Marks, META FETİŞİZMİ demiştir

********

Aptala söz anlatmaya çalışırsan, dışarıdan bakanlar iki aptalın sohbet ettiğini düşünür. Yaklaşık altı aydır mahalli idareler seçiminde propaganda yapanların, birbirlerine söz anlatmaya çalışmalarına dışarıdan bakıyorum. Türkiye’nin ve belediyelerin yönetimine aday olanlara bakın ve nasıl insan olduklarına karar verin

**************

Fikirlerimiz, görüşlerimiz, yaşantılarımız farklı olsa bile birlikte yaşamayı becerebiliyorsak, iyi insanlar olabilmişiz demektir. İyi insan, karşılık beklemeden tüm insanları sevip sayan, sadece kendi mutluluğu için değil, diğer tüm insanların mutluluğu için de çalışan insandır

***********

İyi insan ne isterse istesin, ne yaparsa yapsın, ne düşünürse düşünsen, daha başka hangi davranışlarda bulunursa bulunsun, bunların hepsi iyilik, insanlık, uygarlık ve tüm dinler açısından ibadet sayılır. Gözlemime göre, 2000 yılından bu tarafa Türkiye’de iyi insanlar azalmaktadır

Türkiye’deki üniversiteler, mezunlarına, filin yalnızca bir parçasını öğreterek diploma verir. Mezunlar bir makama geldiklerinde sorunları, filin bütününü görerek değil de tuttukları parçayı görerek çözmeye çalışırlar. Filin kuyruğunu süpürge, kulağını yelpaze, hortumunu sütun sanırlar. Yöneticilerimizin, hakimlerimizin, mühendislerimiz ve politikacılarımızın yarattığı problemlere bir bakın hele. Yarımızı diğer yarımızın düşmanı haline getirmeye çalışmıyorlar mı?

*********

Her insan hata yapabilir. Ancak, aynı olayda veya benzeri başka bir olayda aynı hatayı aynen yapanın aklından şüphelenmek gerekir. Hele aynı hatayı üçüncü kez ve daha çok yapanlar, kesin iflah olmaz aptallar mertebesindedir. Hatasız kul olmaz ama, aynı hatayı yapandan da hiç bir b.k olmaz

********

Arz Yasasına göre ürünün fiyatındaki artış, arzını artırır. Ürünün fiyatında düşme, arzını düşürür. Fiyat değişmelerine göre arz ve talep değişmesine esneklik denir. Bedelini ödeme niyetiyle desteklenen müşteri isteğine, talep denir. Ürünün talebi, fiyat esnekliğine göre değişir. Türkiye’de ürünler genel olarak esnektir. Çünkü, halkın çok büyük bir kısmı yoksuldur

*******************

Kadın, erkeğin zamanla daha iyi yönlerde değişeceğini varsayarak evlenir. Ancak, erkek yedisinde ne ise yetmişinde de odur, hiç değişmez. Erkek, kadının zamanla değişmeyeceğini varsayarak evlenir.  Ancak, koşullar değiştikçe kadın da değişir. Bu dünyadaki bütün insanlar için geçerli bir gerçektir

**********

Çamurdan sürekli insan heykeli yapan Bektaşi’ye,

“Ne yapacaksın bu kadar insanı? diye sorduklarında

“Rızkını ben vermeyeceğim ya! İş yapar görünüyorum” demiş.

MŞ: Türkiye’deki 175 üniversite sürekli diploma verdiği mezunlarının rızkını garanti etmediği için, iş yapar görünmektedir

*****************

https://lambdaschool.com/about/

Okul, öğrencilerinden peşin hiçbir ücret almaz. Öğrenci kayıt olurken, mezun olduktan sonra yılda 50 bin dolardan fazla para kazandığında gelirinin yüzde 10’unu okula ödemeyi kabul eder. Eğer öğrenci bu gelir düzeyine ulaşamazsa okula hiç geri ödeme yapmaz

************

Paradigmaların (bilim inanlarının paylaştığı ortak değerlerin ve anlayışların) genel kabullerin, olaylara bakış açılarının ve bilimsel tanımların, büyük ölçüde değiştiği zaman birimine ÇAĞ denir. Türkiye’de uygulanan eğitim sistemi, artık dünyada çağ dışı kalmış PRUSYA sistemidir. Türkiye’nin bekası, bu sistemin derhal terk edilmesine bağlıdır

****************

Rekabet üstünlüğü; güncel bilgi üretim sürecine, güncel bilgi teknolojisine ve her gün kendisini güncelleyen bilgi çalışana bağlıdır. Google’dan bedava edinilen güncel olmayan bilgilere, ölü bilgi denir. Parayla alınan Knowhow, patent gibi AR_GE ürünü bilgiler, tekel altında olur. Türkiye’de AR_GE ürünü bilgi yok denecek kadar azdır. Neden acaba?

****************

MŞ HOCADAN SEÇİM SONRASI KRİZ YÖNETİMİ DERSİ PUANLARI

Recep Tayyip Erdoğan AA

Devlet Bahçeli               AA

Recep Kılıçdaroğlı         AA

Meral Akşener               AA

Ekrem İmamoğlı            AA

Bin Ali Yıldırım               CC

Mansur Yavaş               AB

Mehmet Özhaseki         BB

Tuncer Soyer                 AA

Nihat Zeybekçi              AB

Fatih Maçoğlu                AA

YSK                               AB

Anadolu Ajansı              FF

***************

Ekonomik kriz=Ekonomik yavaşlama=Ekonomik felaket

Yaşlı erkek politikacılar, yerini genç erkek ve kadınlara bırakmalıdır

Dünyadaki bilgi stoku, her 19 saatte bir iki katına çıktığına göre, müfredat bazlı eğitim terk edilmelidir

X kuşağı aynı ama Y ve Z kuşağı olağanüstü farklıdır

En geç 20 yıl içinde şu andaki tüm işler ve tüm eğitim sistemi yok olacaktır

-Hocam, rezalet ne demektir

-Toplumda büyük yankı uyandıran, toplumca hoş görülmeyen, toplumun duygularını inciten, küçük düşürücü, utanç verici olaya REZALET denir

-Hocam rezalete örnek verir misiniz

-1946 açık oy gizli sayım rezaleti ve 31 Mart 2019 gecesi ve bu kez de AK itirazın olması

**********

SINAVDA KOPYA ÇEKENLER VE YENİ NOTLARI

Recep Tayyip Erdoğan AA-CC

Devlet Bahçeli AA-CC

Kemal Kılıçdaroğlı CC

Meral Akşener CC

Ekrem İmamoğlı AA

Bin Ali Yıldırım FF

Mansur Yavaş AB

Mehmet Özhaseki CC-FF

Tuncer Soyer AA

Nihat Zeybekçi AA

Fatih Maçoğlu AA

YSK AA-FF

Anadolu Ajansı FF

**********

Bir fikir düzeyinden daha ileri bir fikir düzeyine geçişe, felsefede DEVİNİM denir. Devingen toplumlar ilerler, diğerleri gerileyip sömürülür veya BEKA sorunu yaşar. Demokrasisini, seçim ve sayım sistemini geliştirmeyi başarmayan, oy hırsızlığını marifet sayan millette BEKA olmaz

***********

Tüm sözcüklerde, ekonomi (iktisat)=tasarruf (tutumluluk)

Türkiye’nin 2019 nisan ve mayıs ayında döviz cinsinden büyük tutarda borç ödemesi gerekiyor. Eğer borç, daha yüksek faiz oranıyla alınacak dış borç ile ödenmeyecekse, döviz fiyatı artmaya devam edecektir. Çözüm, tasarruftur

***************

İlk çağlardan bugüne kadar hiç değişmeyen Yönetim Bilimi ilkesi, şu şekilde vurgulanır:

YETKİ=SORUMLULUK

Sorumsuz yetki, yozlaşır ve çıkarı maksimize edecek biçimde kötüye kullanılır

Yetkisiz sorumluluk; haksızlıktır, insafsızlıktır, zulümdür; insanlar sorumluluk almaktan kaçınır

*************

Küçük sebeplerle yenilgiyi kabul etmeyen, oyun bozan, yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan kişi ve kurumlara MIZIKÇI; bu duruma da MIZIKÇILIK denir.

Son 5 seçimde, Türkiye genelinde, seçimlerden sonra YSK’da, muhalefet ve iktidar partilerinde mızıkçılık, huy haline geldi. Mızıkçılık, kişi ve kurumlara güveni sıfırlar

************

Devlet ve halk, en az 5 yıl sürecek mecburi tasarruf dönemine girmiştir. Eğlence yerleri, AVM’ler, restoranlar, mağazalar, dayanıklı ve dayanıksız ürün satanlar, finansal kurumlar, gayrimenkul satıcıları, özel üniversiteler ve benzerleri,  çok büyük müşteri kaybına uğrayacaktır

************

Gerekli hızlı kararları, amirine sormadan kendi sağ duyusuna güvenerek anında almaya, İNİSİYATİF KULLANMA denir. Liyakat sahiplerinin inisiyatif kullanması, sosyal faydayı, üretkenliği, verimliliği ve karlılığı hızla artırır. Merkezden yönetimlerde, çalışanlar inisiyatif kullanmak istemez, sorumluluk üstlenmemeye çalışır

**********

Sayın Ekrem İmamoğlu’nun adaylığından 6 gün sonra, Beylikdüzü’nde “Akademisyenlerle İstanbul’un Geleceğinin Resmedilmesi” konferansında bir konuşma yapmıştım. Eşiyle bizi uğurlarken, “Böyle güzel ve akıllı bir hanımın gönlünü kazanan insan, İstanbul’u da kazanır” demiştim

**********

Kendini herkesten üstün görerek büyüklenmeye KİBİR denir. İslam inancına göre kibir, şeytanın sıfatlarından birisidir. Psikoloji bilimine göre kibir, aşağılık duygusunun görünümüdür. İnsanlık açısından kibir, negatif erdemdir. Kibir ve gururun bitiremiyeceği insan yoktur. Mütevazi olmalı, kalp kırmamalı, peygamberimizin hayatını örnek almalı

************

“Kadılar/ hakimler/ yargıçlar üç sınıftır. Birisi cennette, diğer ikisi ateştedir. Cennette olanı, hakkı bilip onunla hüküm verendir. İnsanlar arasında bilgisizce hüküm veren ile hakkı bilip hükümde haksızlık yapan ise ateştedir.” (Ebû Dâvud, Akdiye, 2; İbn Mâce, Ahkâm,3) Ya YSK?

***********

Elmanın yarısı sen yarısı ben

Günümüz gecemiz evimiz barkımız bir

Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter

Yalnızlık gittiğin yoldan gelir

OKTAY RIFAT

******************

Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan, 31 Mart 2019’dan önceki Beylikdüzü Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu, “Kenar Belediye Başkanı” olarak nitelendirip önemsemezken, bence kendine bir sonraki seçim için çok güçlü bir rakip çıkarmış oldu

******************

Dünyanın kendi ekseni etrafındaki her bir dönüşünde, küresel bilgi stokunda binlerce değişiklik ve bilgi patlaması olmaktadır. Dünya bilgi düzeyinde bu değişiklikler olurken, Türkiye üniversiteleri, diploma sahipleri ve devlet yöneticileri de kendi ekseni etrafında bir dönüverse!

**************

Öyle bir dünya ki, insan için gerekli olan her bileşenin özü içinde saklı. Öyle bir dünya ki, içinde olmayan bir element var edilemez, var olan bir madde de yok edilemez. Var olan maddelerin çok büyük kısmı da insan gereksinmelerini kendiliğinden karşılayamaz. Üretim yapmak gerekir. Türkiye’de yapılan üretimin katma değeri, yok denilecek kadar düşüktür

***************

Matematik ve İstatistik açıdan ekonomik, sosyolojik ve politik hareketin zaman içinde önce yükselmesi, duraklaması ve maksimum noktaya ulaştıktan sonra da alçalarak dibe vurmasına TREND denir. AK Parti, bu matematik ve istatistik süreci yaşamaktadır.

**********