MŞ FACEBOOK PAYLAŞIMLARI-3

ALPPHONSE CAPONE (AL CAPONE 1899-1947)

İtalyan asıllı ABD vatandaşı olan Al Capon, tarihteki en efsane Mafya  lideridir. 1929’larda bir bakıma devlet gücüne sahip bir mafya örgütü lideri durumuna gelmiştir

 Al Capone, nasıl yükseldiğini şöyle açıklamıştı:

“Çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.”

************

MURPHY YASASI: Yetersizlik + Yetersizlik = Yetersizlik = Bülent Ecevit’ten sonra CHP’nin başına geçerek “Ben CHP Lideriyim” diyenler

**********

Koklama ve görme uyarıları, beyinin değerlendirme merkezine, sinirler tarafından doğrudan taşınır. Halk, pislikleri görür, kokusunu hisseder

***********

NAMAZI KILDIRAN İMAMIN DUASI

Cami imamları, namazı kıldırdıktan sonra, arkasında saf tutan cemaate dönerek şöyle dua eder ve günahkâr cemaat de “Amin” der:

“Yarabbi! Elimizden, dilimizden ve sair azamızdan (cinsel organlarımızdan) sadır olan (meydana gelen günahlarımızı affet.”

**********

DİJİTAL

Ses, koku, nesne, duran görüntü, hareketli görüntü, veri, bilgi ve akla gelebilecek diğer her türlü varlığı, “bir” ve “sıfır” sinyalleriyle ileten araç, yöntem veya sistemlere DİJİTAL denir

**********

Hakka, adalete, bilimselliğe giden yola “DOĞRU YOL” denir. Bu yolda yürüyenler, asla kaybolmaz, diğerleri kaybolur. KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN!

*********

Bir arkadaşım şöyle bir mesaj göndermiş: “Üç ayları çok severim ama, en başta keşke Recep olmasaydı” Yaratıcılığa sınır yok. Yurdumun insanı

*********

NE FAZLA NE EKSİK İKİSİNİN ORTASI

  • Gülme ve ağlamada, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Vicdani davranışta, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • İyilik ve kötülükte, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Bencillik ve fedakârlıkta, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Sevindirme ve üzmede, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Hızlı ve yavaş harekette, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Durma ve yürümede, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Yavaş ve yüksek sesli konuşmada, ne fazla ne eksik ikisinin ortası
  • Sevinme ve üzülmede, ne fazla ne eksik ikisinin ortası

************

MURPHY YASASI: Güvenlik sorununu çözümlemek birçok toplantıya neden oluyorsa, toplantılar, güvenlik sorunundan çok daha önemli hale gelir

**********

JOHN LENNOM (1940-1980- The Beatles Müzik Grubunun Efsane Üyesi)

“Ben çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Okula gitmeye başladığım zaman, sözlü sınavda bana ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ diye sordular. Ben de onlara ‘Mutlu olmak istiyorum’ diye cevap verdim. Onlar bana, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara, hayatı anlamadıklarını söyledim.”

********

“Antik Roma İmparatorluğunda yaşasaydım Roma’da yaşardım.  Bugün Amerika, Antik Roma İmparatorluğu, New York şehri de Roma’dır.” John Lennon

**********

VERİMLİLİK

Verimlilik = Çıktı / Girdi = (Üretim miktarı X Birim Fiyat) / (İşçilik + Malzeme + Diğer üretim giderleri)

Kaliteyi bozmamak koşuluyla, eşitliğin paydası küçültülürken, payı büyütülebilirse, verimlilik artar. Bir ülkenin ortalama verimliliğinin çok yüksek olması, o ülkenin kaynaklarının akılcı kullanıldığının kanıtıdır.

Türkiye’nin ortalama verimliliği, gelişmiş ülkelere göre çok düşüktür. Bu durum Türkiye’nin, kaynaklarını akılcı kullanmadığını gösterir.

*****************

MURPHY YASASI: Memurlar, birbirleri için çalışırlar. Amirler ise, memurların sayısını artırırken, rakiplerin sayısını azaltmaya çalışırlar

**********

Özgür insan; edimlerinin değerini kendisi belirler, nasıl yaşayacağına kendisi karar verir, koyduğu kuralların bedeline de en baştan razıdır

********

MURPHY YASASI: Trafikte, sizin bulunduğunuz şerit çok yavaş, ama diğer şerit çok daha hızlı akar

********

Hangi kalite birinci sırada yer almalıdır?

(1) Ürün kalitesi

(2) İnsan kalitesi

(3) Zaman kalitesi

(4) Yaşam kalitesi

(5) Yönetim kalitesi

**********

“Mezardakilerin pişman olduğu ne varsa hepsi için, dünyadakiler birbiriyle yarışıyor, birbiriyle savaşıyor, birbirini yiyor

(İmam-ı Gazalî)

********

Bir olumsuzluk bazen sevindirici bir son ile, bir olumluluk da bazen üzüntüyle sonuçlanabilmektedir. Aşırı sevinme ve üzülme insana yakışmaz

**********

80 yaşlı Suudi Arabistan Kralının sergilediği şatafat, abartı, görkem ve müsrif saltanat gösterisi, Müslümanlığı hiç anlamadığının kanıtıdır

*********

Küresel koşullar ve yeni bilgi teknolojileri, geleneksel devlet yönetimini, geleneksel yaşamı ve insan ilişkilerini, temelinden sarsmıştır

********

Devlet sorumlularının “Şehit Edebiyatı” halkı sıkmaya başladı. Amaç şehit olmaksa, çözümü çok kolay; hadi hepimiz şehit olalım da kurtulalım

 Cumhuriyet Bayramı, 10 Kasım Yası, Yılbaşı Kutlaması, Çocuk Bayramı, Gençlik Bayramı yapılırdı. Son yıllarda Devlet, sanki isteksizmiş gibi

“Hak arayan varsa, hakkını verin. Baş kaldıran varsa, başını kesin.” 2. Abdülhamid

********

Amaçlarına ulaşmak için, inançlarına uygun davranan insanlara, “akıllı insan” denir. Aklı kıt olanların, ne sağlam inancı ne de amacı olur

*******

Ayrılıkta unutulmayan, içi ısıtan veya acıtan, gülümseten veya kaş çattıran, vicdan muhasebesi yaptıran, gerçek sevgi ya da gerçek nefrettir

********

MURPHY YASASI: Gayrı meşru çıkarlara dayalı birlik ve beraberlikler, eninde sonunda parçalanır ve darmadağın olurlar.

********

Yalanın iyisi, beyazı, bir keresi, olmaz. Yalan söyleyen kimse; fırsatını bulduğunda zina, hırsızlık, hak yeme dahil her kötülüğü yapabilir

********

TARİHİ SÜĞREÇTE SAVAŞ TÜRLERİ

  • Yontma taş savaşları
  • Cilalı taş savaşları
  • Mızrak, kılıç, kalkan, ok yay savaşları
  • Tüfek ve top savaşları
  • Bomba savaşları
  • Kimyasal savaşlar
  • Siber (sibernetik) savaşlar
  • Vekalet savaşları

********

Bilim bir ağacın gövdesidir, bilim dallarına takılıp kalanlara yarı cahil denir. Dallardan gövdeye, gövdeden köke inebilenlere filozof denir

********

SORUNLAR

Karşılanamayan (giderilemeyen) ihtiyaç, istek ve arzuya sorun (problem) denir.

Türkiye’nin gittikçe çözümü daha da zorlaşan başlıca sorunları:

  • Dini sorunlar
  • Ahlaki sorunlar
  • Milli sorunlar
  • Ekonomik sorunlar
  • Yönetsel sorunlar
  • Biçimsel sorunlar
  • Yapısal sorunlar
  • Mimari sorunlar
  • Yasal sorunlar
  • Hukuki sorunlar
  • Ailevi sorunlar
  • Eğitsel sorunlar
  • Çevresel sorunlar
  • Kentsel sorunlar
  • Cinsel sorunlar
  • Bedensel sorunlar
  • Tinsel sorunlar
  • Denetsel sorunlar
  • Anayasal sorunlar
  • Dokunulmaz sorunlar
  • Askeri sorunlar
  • Etnik sorunlar
  • ………….

Sorunlar, sorunlar, sorunlar…… Ne olacak bu memleketin hali ya!

********

TÜRKİYE’MİN DIŞKI ROBOTLARI

Her söylemin karşı bir söylemi vardır. Buna, tez ve antitez denir. Tezler ve antitezler uygarca, nazikçe, diplomatça, bilimsel ahlakla ortaya konursa, halkın yararlanacağı sentez haline gelir.

Türkiye’de, tez ve antitez yerine, hakaret ve küfür sunulduğu için, halk sentez yerine yalnızca kap kalın dışkılar görmektedir

***********

İkilemde (dualite), birinin çok iyi bilinmesi, diğerinin çok az bilinmesi anlamına gelir. Bu varsayıma, Heisenberg belirsizlik ilkesi denir.

*******

Kuantum teorisine göre, olabileceklerin tümünün olma olasılığı eşittir. Örneğin şu anda ölebilirsiniz, aldatılabilirsiniz, kavuşabilirsiniz

********

Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş

Seyrani’nin gözü gamla yaş imiş
Benim derdim her dertlere baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş
SEYRANİ

*******

Birini anlamakta güçlük çekiyorsanız, onu kendi düzeyinize getirmeye çalışmayınız. Kültürlüyse, gelmez. Siz onun düzeyine çıkmaya çalışınız.

********

GÖK KUŞAĞININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Gök kuşağını izleyen yobaz, “İşte Allah’ın ayetlerinden biri daha” der. Cahil, “Allah’ım çok şükür, içim ferahladı” der. Yarı cahil, “İşte bir doğa olayı daha” der. Bilim insanı, “ Şu insanı ferahlatan gökkuşağı nasıl oluşur bir araştırayım” der. Fizik bilgini, “Gök kuşağı, asılında yedi renkten oluşan güneş ışığının yağmur damlalarına çarpıp yansıması sonucu, gökyüzünde yedi renk olarak ayrıştığını gösteren bir tayf olayıdır. Tanrım, ne büyüksün! Formülünü yazdığın gök kuşağından bile, insanların en büyük ihtiyaçlarından birisi olan huzuru, ferahlığı ve mutluluğu veriyorsun der.

SORU: Yukardaki insan türlerinden hangisi, yaklaşık 1000 rekat nafile namaz kılmış gibi sevap kazanır? Ya da hangisi, hiç sevap kazanmaz, hatta biraz da günaha girer?

*********

Dünyadaki din adamlarının, Türkiye’de Allah adına konuşanların, Allahtan aldıkları vekaleti göstererek söze başlamaları daha inandırıcı olur

*******

KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE ETKİLİ OLAN ETKENLER

Kuruluş yeri seçimi, eş seçimine benzer, uygun bir seçim yapılmazsa, sonradan değiştirilmesi çok büyük maddi ve manevi kayıplara neden olur. En azından şu durumlar elverişli olmalıdır:

(1) Uygun iş gücü ortamı

(2) Pazara yakınlık

(3) Yaşam kalitesi

(4) Tedarikçilere yakınlık

(5) Üretim kaynaklarına yakınlık

(6) Bağlı olduğu kurumun tesislerine yakınlık

(7) Kamu hizmetlerinin elverişliliği

(8) Vergi avantajları

(9) Emlak vergilerinin uyguluğu

(10) Deniz, kara, demiryolu ve kara yolu olanakları

(11) Yerel yönetimlerin teşviki

(12) Yerel halkın yatırım hakkındaki görüşü

(13) Diğer etkenler

********

Bir amacı gerçekleştirmek için, başlama ve sona erme tarihi ve bütçesi belirli, birbiriyle ilişkili faaliyetlerden oluşan plana proje denir.

******

MENKIBE

Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâyelere MENKIBE denir. Yunus Emre için geliştirilmiş bir menkıbe örneği:

Yunus, üç bin şiir söylemiş. Bunları bir divan hâline getirmiş. Molla Kasım isimli yobaz şeriat şarlatanı, Eskişehir’den geçerek Sakarya ırmağına dökülen Porsuk çayının kenarına oturup, Yunuş Emre’nin şiirlerini okumaya başlamış. Bunlardan binini okumuş ve şeriata aykırı bularak yakmış. Daha sonra da bin tanesini, aynı sebeple suya atmış. Üçüncü bine başlayınca şu beyitle karşılaşmış:

“Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme,

Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir.”

SİGA: Sorgulamak, denetlemek.

Bu dizeyi okur okumaz, Molla Kasım, Yunus’un evliyalığına inanmış. Yunusun kalan 1000 Divanını öpüp alnına koymuş. Yunus’un o yakılan bin şiirini gökte kuşlar ve melekler, Porsuğa atılan bin tanesini balıklar, kalan bin şiirini de insanlar okumaktaymış

.

********

63 insanın servetlerinin toplamı, 3,5 milyar insanın servetlerinin toplamına eşittir  Böyle adaletsiz bir dünyada savaşlar önlenebilir mi?

*********

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge,

Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.

FUZÛLİ

Açıklaması:

Bana gönlümdeki ateşten başka hiç kimse yanmaz.

Bahar rüzgârından başka hiç kimse kapımı açmaz.

**********

Planın zaman boyutuna program, para boyutuna bütçe, teknik boyutuna yöntem, uzun dönem boyutuna strateji denir

**********

Ülkeleri bölerek ve bölünmüş halde tutarak zayıf hale getirmek ve böylece onları kolayca yönetme amacını taşıyan uygulamalara “Böl ve yönet politikası” denir

**********

ABD’nin dışişleri bakanlarından Condoleezza Rice’nin dizayn ettiği Büyük Ortadoğu Projesi, örnek bir “Böl ve Yönet Politikası” uygulamasıdır

***********

Savaşın, kavganın, ayrılığın, kazanın, hastalığın, ölümün bir tek nedeni değil, birçok nedeni vardır; son neden bardağı taşıran son damladır

********

Organizmanınçeşitli içsel ve dışsal uyaranlara verdiği otomatik tepkiye, stres denir. Aslında stres,  bu dünyaya tapanların hastalığıdır.

*********

Problemlerinizi, bir tek cümle olarak yazın. Sonra cümlenizi tek kelime haline getirin. Aslında tek probleminizin sağlık olduğunu görürsünüz.

*******

İlerlemek için fikirlerimizi çeşitlendirmemiz gerekir. Fikir çeşitliliği için çalışmadıkça, eski fikirleri tekrar eder durur, geriye gideriz.

*******

İnsan beyni, aynı kalışı kesinlikle kabul etmez. Şartlandırılmamışsa eskileri sorgular, değerlendirir ve kendisini yeni gelişmelerle yeniler

********

HACI BEKTÂŞ-I VELÎ (1209-1271) İSLAM FİLOZOFU

Akılcılığa ve bilime inanan Hacı Bektaş Veli, örnek alınabilecek dürüst bir kişiliğe sahiptir. Hocası Lokman Perende’den felsefe, matematik, edebiyat, sosyal bilimler ve fen bilimlerini öğrenmiştir. Sistemli bir bilgi birikimine, geniş bir dünya görüşüne sahipti.

Hacı Bektaş Veli; İran, Irak, Arabistan ve Suriye’yi gezmiş, buralarda araştırma ve incelerde bulunmuştur. Arabistan’da hac ibadetini yerine getirerek hacı olmuştur ve Anadolu’ya akılcı bir derviş olarak gelmiştir.

Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya gelişi, Anadolu Selçuklu devletinde siyasi, ekonomik ve kültürel düzeninin bozulmaya yüz tuttuğu, taht kavgalarının başladığı, bölünmelerin ve parçalanmaların meydana geldiği bir döneme rastlar.

Hacı Bektaş Veli. Adını verdiği bugünkü Hacıbektaş ilçesine yerleşerek, burada halkı etkilemeye ve aydınlatmaya başlamıştır. Anadolu kültürünü, Anadolu insanının gelenek ve göreneklerini özümseyerek yeni bir kültür ve eğitim merkezi kurmuştur. Görüş, düşünce ve felsefesi, bütün Anadolu’ya hızla yayılmıştır.

Anadolu genelinde Hacı Bektaş Felsefesi ve Tasavvufu, Bektaşi Tarikatı olarak adlandırılmıştır. Balkanlar’da ağır baskılardan yılan halkın önemli bir kısmının İslam dinini kabul etmesinde temel bir rol oynamış ve fetihlerin yapılmasını kolaylaştırmıştır. Hacı Bektaş Veli’yi Pir olarak tanıyan Yeniçeriler, Bektaşi tarikatını benimseyerek nice fetihlere gönüllü olarak katılmışlardır.

Hacı Bektaş Veli; Baba İlyas, Mevlâna, Ahi Evren ve Yunus Emre gibi Türk düşünce hayatını zamanımıza kadar etkileyen çağdaşları ile birlikte aynı devirde yaşamıştır.

Bugünün Türkiye’sinde, o tür aydınların eksikliği yaşanmaktadır. Birtakım sözde aydınlar, yalnızca kendi dalkavuklarını destekleyip, yüceltmeye çalışmaktadır.

********

İnsanların belleğine kalıcı olarak yüklenmiş ve içselleşmiş inançlar ve değerler aracılığıyla gerçekleşen yaptırıma, kültürel denetim denir

********

Üyeliğin doğumla belirlendiği ve yaşam boyunca hiç değişmediği, kapalı toplumsal sınıf sistemine KAST denir. Kast sistemine mi gidiyoruz ne?

********

Einstein, Newton’nun mutlak mekan kavramını reddeder. Nesnenin kütlesi, şekli ve hacmi, hızının değişmesine göre değişir

********

Paylaşılan değerlerin, genel kabullerin, olaylara bakış açılarının ve bilimsel tanımların, büyük ölçüde değiştiği zaman birimine ÇAĞ denir

*********

Paylaşılan değerlerin, genel kabullerin, olaylara bakış açılarının ve bilimsel tanımların, büyük ölçüde değiştiği zaman birimine ÇAĞ denir

*********

Osmanlı, tarım çağından sanayi çağına geçememiştir. Türkiye, sanayi çağından bilgi çağına geçemezse, Osmanlı gibi kendi sonuna doğru gider

**********

Zamandan ve mekandan münezzeh (arınmış) olan Tanrı, diğer varlıklar gibi asla bölünemez. O; birdir, tektir, doğmamıştır, vardır ve diridir

*********

Türk eğitim sistemi, tek boyutlu düşünen ezberci insanları, sürekli olarak topluma, ekonomiye pompalayan hantal bir emme basma tulumbadır

*******

YAPAY ZEKALAR

Doğal zekalar organiktir. Yapay zekalar ise, insan zekasının simülasyonu (benzetimi) olan yazılım sistemleridir.

Bu sitemler, tıpkı insan zekasında olduğu gibi, bilgisayarların da akıl yürütmesini, algılamasını, kavramasını, nesnel ve nesnel olmayan gerçekleri algılamasını, sonuç çıkarmasını, soyutlama yapmasını, öğrenmesini ve değişen koşullara uyum göstermesini sağlamaktadırlar. Ancak, şimdilik bu yapay yapıların zekası, insan zekasının çok çok altındadır. Başlıca yapay zeka türleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Zeki bilgisayar
  • Robot
  •  Doğal arabirim
  •  Yapay sinir ağı
  • Bulanık mantık
  •  Sanal gerçeklik
  • Genetik algoritma
  • Melez zeka
  • Düşünen bilgisayar
  • Akıllı ev
  • Dijital cüzdan
  • Cisimlerin içini ve arkasını gören kamera
  • Sanal bellek
  • Sanal düşünür
  • Akıllı yazılım
  • Yapay duyular (göz, kulak, deri, dil ve, burun)
  • Diğerleri

*********

1923’de halkın ayakkabısı, kefen bezi, şekeri, evi, yolu, okuma yazması, kısacası bugün sahip olduklarının hiç birisi yoktu. Mutlu olmalıyız

********

İnsanın, bir başka insana ve bir başka varlığa karşı yakın ilgi, bağlılık, olumlu duygu ve davranış göstermeye yönelten duyguya SEVGİ denir

********

Yaratıcılığın ve hayal gücünün en derin ifadesine SANAT denir. Sevme, bir sanattır ve herkes beceremez. Sevgiyi uygulama olgunluk gerektirir

********

Fikirlerinizi beğenmeyen, karşı çıkan ve sizi eleştiren insanları araştırırsanız, sizin kadar çok ve farklı kitap okumadıklarını anlarsınız

********

“Alfabenin yirmi sekiz harfine inat…
Yalnızca “O”… sadece “O”…
Tüm evren “ kurtarılmış bölge” …!
Kahrolsun Hüzün, Yaşasın Mutluluk …!”

MÜŞTEBA GÜNEŞ

**********

Eskişehir Valiliği, “Eskişehir Spor Kulübüne Destek Kampanyası” düzenlemiş. Bu, “Namus elden gittikten sonra kapıyı kilitleme” salaklığıdır.

*********

23 NİSAN 1920 TBMM VE 23 NİSAN 2016 TBMM

23 Nisan 1920’nin hemen öncesi, Anadolu’nun kuzey batısından Padişah’ın Anzavur güçleri, Batıdan İngiltere desteğinde Yunan Ordusu, Kuzeyden İngiliz güçleri, Kuzey doğudan Ermeni çeteleri, Güneydoğudan Fransız güçleri, Güneyden İtalyan güçleri, içeriden Yozgat, bolu ve diğer birçok isyanlar, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için amansızca ilerliyor, karşı gelenler şehit ediliyordu.

Mustafa Kemal önderliğinde birkaç vatansever, Samsun’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Sivas’a, Sivas’tan Ankara’ya gelmişti. Osmanlının son Milletvekillerini, Anadolu’dan seçilen milletvekillerini, cübbelisini cübbesizini, sarıklısını sarıksızını, dinlisini ateistini, Kürt’ünü Türk’ünü, mezheplisini mezhepsizini, paralelini yamuğunu, kısacası hiç kimseyi hiçbir ayrıma tabi tutmadan hepsini, Hacı Bayram Camisinde toplama mucizesini göstermiş, namazdan sonra da Ulus’ta, Cumhuriyetin temel taşı TBMM’sini açma mucizesini gerçekleştirmişti.

23 Nisan 2016’da tüm millettin temsilcilerini, değil Hacı Bayram Camisinde, TBMM resepsiyonunda bile bir araya getiremiyoruz.

O bir avuç kahraman lider, yedi düveli dize getirip LOZAN anlaşmasını gerçekleştirmişti. Her partiden bugünün liderleri, düşmanların güdümündeki bir avuç PKK vatansızlarıyla baş edemiyor.

Bu anlamlı anlamsızlık ne acı!

************

Biz dünyaya gelmişken,

Dünyanın eksiği yoktu;

Biz gittikten sonra da,

Bir eksiği olmayacak.

ÖMER HAYYAM

*********

Güzelliğini bilmek istersen aynaya bak,
Güneşin parlaklığı mehtap gibi solgun gelsin gözüne;

Âşık isen ağlamakla bitmez iş, bir çare bul,
Sen yaş döküyor ol ama, kan gelsin gözüne

NEF’İ (1572-1635)

*********

FATİHA SURESİNE GÖRE, ALLAH’TAN BAŞKASINA KUL OLAN VE ALLAH’TAN BAŞKASINDAN YARDIM DİLEYEN İNSANLAR YALANCIDIR, SAMİMİ MÜSLÜMAN DEĞİLDİR

Bismillahirrahmanirrahim.

“Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İYYÂKE NA’BUDÜ VE İYYÂKE NESTE’ÎN, İhdinessırâtel müstâkim. Sırâtellezîne en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.”

İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în Anlamı : (Allahım!) Yalnız (Bir tek) sana kulluk eder ve yalnız (Bir tek) senden yardım dileriz.

SORU-1) Namaz kılanlar her rekatta, “Allah’ım bir tek sana kulluk eder, bir tek senden yardım dileriz!” dediği halde, başkasına da kulluk eder ve başkasından da yardım diler mi dilemez mi?

SORU-2) Başkasına da kulluk eden ve başkasından da yardım dileyenler, yalancı sayılır mı sayılmaz mı?

SORU-3) Yalan söyleyenler; zina ve rüşvet dahil her türlü kul hakkı yemeye yatkın olurlar mı olmazlar mı?

********

Gittiğinde ağlarsın, şarkılarda, filmlerde, ona-buna, her olaya ağlarsın. Aklın başına gelince de boşa harcadığın zamana ağlarsın. Bukowski

********

BİLİMSEL SONUÇ VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

Bilimsel yöntemlerle yapı ve işleyişi tanımlanan gerçeklere, BİLİMSEL SONUÇ denir. Bilimsel sonuçlar, herkes için geçerli genel ifadelerdir.

Yapı ve işleyişi, bilimsel yöntemlerle henüz kanıtlanamayan Tanrı, doğa, evren, karşıt evren gibi görüşlere dayalı öğretilere ise, İNANAÇ denir. İnançlar genel değil, kişiye özgü bağlılıklardır.

  • İnançlar dayatılamaz
  • İnançlar engellenemez
  • İnançlar eleştirilemez
  • İnançlar kanıtlanamaz
  • İnançlar kanıt olarak gösterilemez
  • Uygar devlet inançlara eşit mesafede durur
  • İnançlar alay konusu olamaz
  • İnançlara saygı duyan insanlar uygardır
  • İnançlara saygı duymayan insanlar barbardır, cahildir, zorbadır vb.

***********

Ey dünya!

Senin gidişinden hoşnut değilim,

Beni özgür bırak;

Çünkü, ben esir olmayı hak etmedim.

Eğer senin sevimli muhabbetin ve cilvelerin,

Akılsız insanlara özgü ise,

Ben de pek o kadar akılsız değilim.

ÖMER HAYYAM

*******

4 Halifeden sonraki halifeler, İslam’ın temel esaslarını, saltanatlarının devamı için manipüle (Hile-i Şer’iye) ettiler mi etmediler mi?

*******

“Füze tabi ki düşecek, gökyüzünde kalacak değil ya, yerçekimi var.” Kilis Valisi

“İşi ehline veriniz.” Hadis

“Herkes üzgünken mutlu görünme”

********

TUTARLILIK (CONSİSTENCE, CONSİSTENCY)

Bir önermenin diğer önermelerle gerçeklik ve doğruluk açısından aynı niteliği taşıması durumuna TUTARLILIK denir. Başka deyişle, tutarlılık bir önermenin kendi kendiyle çelişki içinde olmaması olarak da tanımlanabilir.

Bir fikrin içeriğine önerme denir. Örneğin, Meclis başkanının “Dindar Anayasa” söylemi, bir önermedir. Meclis başkanı olarak yaptığı önermeyi, ertesi gün “Bu benim şahsi fikrimdi” demesi ise TUTARSIZLIKTIR.

*******

DUYU (SENSE) VE AKIL (INTELLIGENCE)

Duyu-Akıl, ikilemdir. Tıpkı iyi-kötü, doğru-yanlış, sahip-köle, sıcak-soğuk, çalışkan-tembel gibi. Akılcı davranmak yerine, duygusal davranmak bir tercihtir.

Politikacılar, Türk halkının genelde duygusal davrandığını çok iyi bildikleri için, propagandalarını duygusal motiflere ağırlık vererek yapmayı tercih ederler.

ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerin eğitim sistemi,  AKILCLIĞA ağırlık verdiği için, bu ülkeler aynı zamanda, kapitalist ülkelerdir. Halkları da duygusallıktan önce, akılcılığı ön planda tutarlar.

Halkı kapitalist zihniyetli olan ülkeler, halkı duygusal zihniyetli olan ülkeleri, tarih boyunca sömürmüştür ve kıyamete kadar da sömürmeye devam edecektir

*******

 

“Engelli çocuğa tecavüz davasında ‘erken boşalma’ indirimi” 11 Mart Cumhuriyet Gazetesi.

Yargıç yasadan önce insanlık hukukunu gözetmelidir

*********

Yanında paylaşma, huzur, sevgi, saygı ve güven duyduğunuz insan, bir an kendini saklamakta aciz kalır. İşte bu, ilişkinin kırılma noktasıdır

*******

ABD’NİN BAZI CAN SIKICI DAVRANIŞLARI

  • Birinci dünya savaşını, belki de Almanya, Avusturya ve Osmanlı devletleri kazanabilirdi. Bekledi, bekledi, bekledi ve savaşın son yılında İngiltere ve müttefiklerinin yanında savaşa katıldı ve onların kazanmasını sağladı
  • İkinci dünya savaşını, belki de Almanya ve Japonya, kazanabilirdi. Bekledi, bekledi, bekledi ve savaşın son yılında İngiltere ve müttefiklerinin yanında savaşa katıldı ve onların kazanmasını sağladı
  • 1945 yılında hiç acımadan Japonya’ya iki kez Atom bombası attı ve yüzbinlerce sivil insanı öldürdü1
  • Lozan barış anlaşmasına Avrupa devletleri imza atmasına rağmen, ABD hala anlaşmayı imzalamadı
  • 1947 yılında Filistin topraklarında İsrail gibi bir devletin kurulmasını sağladı ve o günden bu güne Filistin halkının felaketine neden oldu
  • Yıllar sonra Türkiye’de yapılan 27 Mayıs 1960 darbesinin arkasında ABD’nin olduğu anlaşıldı
  • 1960’lı yılların sonuna doğru Vietnam’da binlerce insanı öldürdü
  • Yıllar sonra Türkiye’de yapılan 12 Mart 1971 müdahalesinin arkasında ABD’nin olduğu anlaşıldı
  • Yıllar sonra Türkiye’de yapılan 12 Mart 1980 darbesinin arkasında ABD’nin olduğu anlaşıldı
  • Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıs adasına yaptığı çıkarmadan sonra Türkiye’ye yıllarca süren ambargo koydu
  •  1990’lı yıllarda SSCB’nin dağılmasını sağladı
  • Türkiye’de kendine yakın siyasi partilerin seçimleri kazanmasına yardımcı oldu ve hal da olmaktadır
  •  Afganistan’ı işgal etti ve bugünkü Afgan halkının felaketini yarattı
  • Irak’ı işgal etti ve bugünkü Irak halkının felaketini yarattı
  •  Büyük Ortadoğu Projesi hayaliyle Arap baharı diye bir kandırmaca yaptı ve Ortadoğu’da ateş, kan, ölüm ve göç felaketi yarattı
  •  PKK ve türevlerini destekleyerek Türkiye’yi 30 yıldır oyaladı ve şimdilerde de Türkiye’de maşası olan canlı bombalara sivil halkı katlettirmektedir
  •  Nerede az veya çok sömürülecek durum varsa orada hep ABD oldu
  •  Nerede az veya çok petrol varsa, orada hep ABD oldu
  •  İşi gücü, gözüne kestirdiği ülkeleri,  bölmek ve yönetmek oldu
  •  Bilgi tekelleri kurarak insanlığı sömürdü ve sömürmektedir
  •  ABD, kuzu postuna bürünmüş, sisli hava yaratarak avlanan sinsi bir kurttur

*******

ABD’yi İran yendi. Afganistan, Irak, Sudi Arabistan, Mısır, Tunus, Libya kayıtsız şartsız teslim oldu. Suriye direnmekte. Türkiye? Bilmiyorum

*********

Bilinen ve bilinmeyen düşmanlarla savaşa girmiş durumdayız. Vatan söz konusu olunca, gerisi ayrıntıdır. Bütün gücümle devletimin emrindeyim

********

 

Putin’den başsağlığı mesajı: “Türk halkıyla birlikte yastayım”

MŞ: Çok teşekkür. Belli! İyi niyetlisin. Domateslerimizi ne zaman alacaksın?

*******

“AMERİKA ERDOĞAN’I SİLİYOR” 14 MART CUMHURİYET GAZETESİ

(1) Amerika, Türkiye’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü kullanamayınca sildi. Türk Seçmenini oyuna getirdi ve İdam edilen Başbakan Adnan Menderes’i 1950’de iktidara getirdi.

(2) Menderes’i kullandı, kullandı, kullanamaz olunca 1961’de idam ettirdi. Anacak İsmet İnönü, Amerika’nın oyununu bozdu ve 1961’de Başbakan oldu. 1964’de Amerika’nın Marisson şirketinde yetiştirdiği Süleyman Demirel’e, İsmet Paşa Amerika’da iken Türkiye parlamentosunda güven oylaması yaptırttı ve Demirel’i iktidara getirdi.

(3) Demirel’i kullandı kullandı, kullanamaz duruma gelince 1971’de bir muhtıra ile iktidardan düşürdü ve Nihat Erim’i başbakan yaptı.

(4) Nihat Erim, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını idam ettikten sonra bir suikasta uğrayınca, çaresiz Kaldı ve Bülent Ecevit’in Başbakan olmasına göz yumdu.

(5) Kendisinden habersiz Kıbrıs müdahalesi yapan Bülent Ecevit’i kullanamayınca, Demirel’i, Türkeş’i, Erbakan’ı birleştirerek Demirel’i Milli Cephe Hükümetinin Başbakan yaptı.

(6) Demirel’den beklediğini tam elde edemeyince, Kenan Evren’e 12 Eylül Darbesini yaptırıp O2nu istediği gibi kullandı; AB’ye girmeyi engelledi, yasaklarla dolu bir dikta anayasası yaptırdı, YÖK diye bir ucube getirerek Türk Eğitim sistemini yoz mu yoz hale getirdi.

(7) Ülkesinde özenle yetiştirdiği Turgut Özal’ın Başbakan olmasını sağladı. Ancak, Turgut Özal’ı da kayıtsız şartsız kullanamayacağını anladığı bir sırada, ne olduysa oldu Özal kalp krizi geçirip ölüverdi.

(8) Fırsatları değerlemesini çok iyi bilen Demirel Cumhurbaşkanı, Erdal İnönü Başbakan oldu. Bunlarda kendilerini kullandırmaz olunca, bu kez de Amerika’nın Robert Kolejinin devamı olan Boğaziçi Üniversitesi Profesörü Çiller’in başbakan olması sağladı.

(9) Çiller bir süre uygun oldu, ancak bir süre sonra O da gerçeği anladı ve PKK ile amansız bir mücadeleye girdi. Neredeyse Amerika’nın PKK kozunu yok etmek üzereyken, seçmenin gözünden düşürüldü ve Erbakan Başbakanlığında Çiller koalisyonu denendi.

(10) Erbakan bu, Amerika’nın can düşmanı Libya lideri Muammer Kaddafi ile ve diğerleriyle Amerika’dan izinsiz diyaloğa girince, 28 Şubat 1997 muhtırasını yedi ve düşürüldü.

(11) Demirel’e bilmem nereden ilham geldi ve hep kavga ettiği, hiç sevmediği Ecevit’in Başbakan olmasını sağladı. Seçimlere yakın bir tarihte Amerika, Abdullah Öcalan’ı bir Afrika ülkesinde paketleyip Ecevit’e teslim etti. Karizması yükselen Ecevit seçimin galibi oldu ve Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz ile koalisyon kurdu.

(12) Bu arada görev süresi dolan Demirel’in yerine, Ecevit’in önerdiği Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı oldu. Ancak Sezer, çok çetin ceviz çıktı ve Amerika’nın bütün oyunlarını bozacak gibi davranmaya başladı ve bir toplantıda Ecevit’e Anayasa kitapçığını fırlatıverdi.

(13) Amerika’nın beklediği fırsat doğmuştu. Beş kuruşa muhtaç duruma getirdiği Türk ekonomisinin kurtarıcısı olarak, özenle yetiştirdiği Kemal Derviş’i, ekonomiden sorumlu bakan olarak Türkiye’ye gönderdi.

(14) Amerika, Kemal Derviş’e, tam kendi istediği gibi sömürebileceği bir ekonomik sistem kurdurttu. Daha sonra, Devlet Bahçeli içine doğan bir vahiy ile durup dururken Ecevit koalisyonunu seçimlere iki yıl kala bozuverdi.

(15) Türk seçmeni yine oyuna geldi ve erken seçimde ezici bir çoğunlukla AKP’yi iktidara getirdi. Amerika desteğini, Deniz Baykal desteğini, paralel devlet desteğini, din desteğini ve Devlet Bahçeli desteğini arkasına alan AKP başarıdan başarıya koştu. Seçim üzerine seçim kazandı. 2015 Haziran seçimlerinde kaybeder gibi olsa da, Bahçeli ve Baykal can yeleğiyle 2015 Kasım seçiminde yine kazandı.

MŞ SAMİMİ GÖRÜŞÜ: “AMERİKA ERDOĞAN’I SİLİYOR” olduğuna göre, Amerika, Sayın Cumhurbaşkanımıza sözünü geçiremez olmuştur.

*********

ÖNCE CENAZEYİ KALDIRMAK GEREKİR

Ortada bir cenaze var. Adına ister PKK, ister, PYD, ister IŞID, ister terör, ister iç düşman ister dış düşman, ne derseniz deyin,

Bu cenaze koktu, kokuştu. Hepimizi zehirlemek üzere. Cenaze ortadayken, cenazeden sorumlu veya sorumsuz aranmaz.

Cenazeyi, el birliğiyle bir an önce kaldırmak gerekir. Ne yapılacaksa, ne tartışılacaksa, kim iktidar olacaksa hepsi, cenazeyi ebediyete gönderdikten sonraya bırakılmalıdır.

Cenaze ortadayken, kuru ve yoz tartışmalarla biz de cenaze oluruz ve kaldıran bulamayız

********

Halkın isteklerine, önyargılarına ve korkularına dayalı olarak yapılan siyaset ve destek arayışına DEMAGOJİ denir. Vatan yanıyor hala cekcak

**********

Önce kendini bir sorgula bakalım. Yaşamın ve davranışın, evrensel doğrulara uygun mu? Kendi temelsiz doğrularınla başkalarını değerlendirme

**********

BAHTI KARA ANA

Kurtuluş Savaşı’nın en ümitsiz günlerinde bir Milletvekili, Meclis kürsüsünden Namık Kemal’in

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,

Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini?”

dizelerini okuyunca, MUSTAFA KEMAL şöyle yanıt vermiştit:


“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini”

NOT: Mâderin, ana demektir.

*******

ÖĞRETİM BİRLİĞİ YASASI (TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (1924)

1924 yılından önce, başlıca eğitim ve öğretimler, şöyle sıralanabilir:

  • İptidai eğitim ve öğretimleri
  • Mahalle mektebi eğitim ve öğretimleri
  • Tekke ve zaviye eğitim ve öğretimleri
  • Enderun eğitim ve öğretimleri
  • Medrese eğitim ve öğretimleri
  • Mekteb-i Kuzat (Kadı Okulu) eğitim ve öğretimleri
  • Azınlık eğitim ve öğretimleri
  • Misyoner eğitim ve öğretimleri
  • Askeri eğitim ve öğretimleri
  • Ve diğerleri

Her biri ayrı telden çalan bu kadar değişik amaçlı eğitim ve öğretim uygulamaları, ülkede AMAÇ BİRLİĞİ değil, ülkeyi parçalayan AMAÇ AYRILIĞI yaratıyordu. Milliliğin, laikliğin, çağdaşlığın ve pozitif bilimin gelişebilmesi için, eğitim ve öğretimde çok başlılığın giderilmesi gerekiyordu.

1924 yılında çıkarılan 930 Sayılı Öğretim Birliği Yasası, Yeni Türkiye Cumhuriyeti için gerekli olan Eğitimin tek elden yürütülmesini, başka değişle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmesini sağlamıştır.

BUGÜN ÜLKEMİZDE EĞİTİM BİRLİĞİ VAR MIDIR? BİLMİYORUM.

************

Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla, yönetim verimlilikle, iktidar; can güvenliği, adalet, huzur ve istikrarla ölçülür veya sınanır

*********

Sevgili Sosyal Medya arkadaşlarım, paylaşımlarımda hiçbir görüşün ve grubun yanında olmadığımı bilmenizi isterim. Tek amacım, düşündürmektir

Doğrusu değişmeyen insanlarla tartışmaya girmeyin. Bunlar, Nuh der peygamber demezler ama, değişimin nimetlerinden yararlanmayı iyi bilirler

**********

KOZMİK BİLGİSAYAR

Ana bilgisayarda kayıtlı olan cep telefonu numarası, dünyada tektir. Bu numarayı tıklattığınız anda, numara sahibini sesiyle, görüntüsüyle, mimikleriyle, eşyalarıyla karşınızda bulursunuz.

Evrendeki canlı ve cansız tüm varlıklar da, ruh adı verilen bir kod numarası ile KOZMİK BİLGİSAYAR’A bağlıdır. Bu nedenle, Yüce Allah, “Ben size şah damarınızdan daha yakınım” demiştir.

*********

Türkiye Cumhuriyetinin beş büyük düşmanı vardır: (1) Çağ dışı eğitim sistemi (2) Din istismarı (3)  Yoz kültür (4) Tembellik (5) Yalakalık

CAHİL VE AYDIN

Deneyimsiz, bilgisiz ve genç olanların veya okuma yazma bilmeyenlerin, gerçeğe ulaştırıcı çok güçlü seziş güçleri (İrfanları) varsa, onlara CAHİL denilmez. Üç beş yanlı kitabın ya da üstat olarak bildiği birkaç kişinin aklıyla hareket edenlere CAHİL;  çok okuyan, bilgilerini sürekli güncelleyen, akıl yürüterek gerçeklere ulaşmaya çalışan insanlara ise, AYDIN denir.

**********

MUHASEBE BİLGİ SİSTEMİNİN ALT SİSTEMLERİ

  • Borçlar ve alacaklar sistemi
  • Maliyet muhasebesi sistemi
  • Duran varlıklar sistemi
  • Büyük defter sistemi
  • Vergi muhasebesi sistemi
  • Ücret muhasebesi sistemi
  • İşletme bütçesi sistemi

*********

İnsanoğlu, konuşmayı iki yılda öğrenebildiği halde, dilini tutmasını bir ömür boyunda bile öğrenemez. Türkiye’de dilini tutabilen var mı ki?

********

SABIR: Acı, yoksulluk, haksızlık, kışkırtma gibi çok zor durumlarda, yüksek moralle, cesaretle ve metanetle onların geçmesini bekleme erdemi

********

Felâh mı, onda felâh,

Silâh mı, onda silâh.

Sen de kim oluyorsun?

Asıl sabreden Allah

N. F. KISAKÜREK

Felâh: Kurtuluş, zafer, mutluluk

***********

YÖK’ten önceki üniversite mezunları, halka; can güvenliği, hukuk, fırsat eşitliği, devlet adamlığı ve kısmi huzur ortamı sağlayabiliyorlardı.

********

Tarihte “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” diyen bir komutan ve “Emredersiniz” diyerek ölüme koşan bir alay görülmemiştir

********

ÇANAKKALE İÇİNDE BİR UZUN SELVİ / KİMİMİZ NİŞANLI KİMİMİZ EVLİ

Dedemin yeğeni, babamın amcaoğlu, daha bir aylık evli iken askere alınmış ve 20 yaşında Çanakkale’de şehit düşmüştür. Kendimi bilmeye başladığım ilk çocukluk günlerimde, bizim ailede sürekli “Çanakkale Türküsü” söylenirdi. Türkünün “ Çanakkale içinde bir uzun selvi/ Kimimiz nişanlı kimimiz evli” kısmı söylenirken, tüm büyüklerim hüngür hüngür ağlarlardı.

Benim baştan sona öğrendiğim ve ezbere ilk söyleyebildiğim türkü, Çanakkale Ağıtıydı. Bu güzel halk bestesini, ne zaman dinlesem, gözlerim yaşarır ağlarım.

**********

Gılgamış destanından tutunuz da ta Çanakkale, kurtuluş Savaşı destanlarına kadar geliniz. Destanları olan bir Millet daha ne destanlar yazar

*********

Milletlerin tarihinde olağanüstü büyük etkiler bırakmış kahramanlıkların yüceltildiği,

Sıra dışı ve hayal ötesi anlatımlara, DESTAN denir

PlayStation VR, oynayanın sanki oyunun ve aksiyonun içindeymiş gibi hissetmesini sağlayan sanal gerçeklik yazılımıyla çalışan bir gözlüktür

***********

“Ey Şehit oğlu Şehit isteme benden makber/Sana kucağını açmış duruyor Peygamber” M.A.ERSOY

Ne mutlu Şehitlere! Peygamberlerinin kucağındalar

*********

Bilgisayar, veriyi, aşağıdan yukarıya doğru şu hiyerarşiye göre düzenler:

Veri tabanı

Dosya

Kayıt

Alan

Bayt

Bit

*********

VERİ TABANLARININ BAŞLICA İŞLEVLERİ

(1) Veri ve bilgiyi içerme, depolama ve saklama

(2) Veri ve bilgiye elektronik hızla ulaşmayı sağlama

(3) Veri ve bilgi üzerinde güncelleme ve değişiklik yapmayı mümkün kılma

(4) Mevcut veri ve bilgiye yeni veri ve bilgi eklemeyi kolaylaştırma

(5) Mevcut veri ve bilgiden kesitler ve kopyalar alınmasına izin verme

(6) Diğer kullanıcılara veri, bilgi ve dosya paylaşımı sağlama

********

EN ESKİSİNDEN EN YENİSİNE VERİ TABANLARI

(1) Mağara duvarları

(2) Hayvan derileri

(3) Mermer taşlar

(4) Tahtalar

(5) Dosya kağıtları

(6) Defterler

(7) Dosyalar

(8) Klasörler

(9) Delikli kartlar

(10) Elektronik veri tabanları

***********

ÇAĞDAŞ VERİ TABANLARI

*********

Irmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun

Cennet-i alâ meyhane midir?

‘Her mümin’e iki huri’ diyorsun

Cennet-i alâ kerhane midir?

Ömer HAYYAM

********

Halkın fikirlerini paylaşabildiği ve fikirleri nedeniyle ceza görmediği ülkede demokrasi bütün kurallarıyla ve kurumlarıyla işliyor demektir

*******

“Su uyur, düşman uyumaz” Atasözü. Halkın “Canımdan ümidi kestiğim” feryadını sağır sultan duyar, Parlamento duymaz. Muhalefet, iktidar kadar sorumludur

**********

“Su uyur, düşman uyumaz” Atasözü. Halkın “Can sağlığımdan ümidimi kestiğim” feryadını sağır sultan duyar, Muhalefet ve İktidar duymaz. ?????

*******

DUR BAKALIM NE OLACAK

Seyahatten dönen koca, akşam yemekten sonra karısına sorar

:

“Eeee ne var, ne yoktu ben şehir dışındayken söyle bakalım hanım.”

Kadın boynunu büker:

“Ne olsun kocacığım, otobüste adamın biri gözlerini dikti bana bakıyor…”

Adam meraktan,

“Dur bakalım ne olacak?”

Kadın devam eder:

“Apartmana girdim adam peşimde! Asansöre bindim, dairenin kapısını açtım adam peşimde…”

“Dur bakalım ne olacak?”

Kadın olanları anlatmaya devam eder:

“Yatak odasına girdim, soyundum, makyajımı temizledim, boy aynasında kendime baktım, ışığı söndürdüm, hafif kırmızı loş, yatağa uzandım.”

Kocası yine,

“Dur bakalım ne olacak?” deyince, kadının kafası atmış:

“Ulan sersem herif, olanlar oldu, daha ne bekliyorsun?” demiş.

MŞ: Vatan benim namusumdu. Ancak, ben de o sersem kocaya döndüm:

“DUR BAKALIM NE OLACAK” demeye başladım

********

Eğer Türkiye’de kim olursa olsun, herkesin her an canını almakta olan teröre karşı bile birlik olunamıyorsa, ülke bölünmüştür. Birleştiriniz

*********

Milli irade felç,

Ülke şeytan çarpmış gibi,

Kurşun adres sormazken,

Vatan bomba adresi,

Yerde, gökte, dostta, düşmanda

Her yerde aynı ses:

“Türkiye’ye ne oldu?”

*******

“Gemileri karadan yürütemeyiz” diyen paşalarına Fatih, “İmkânın sınırını görmek için, imkânsızı yapmak gerekir” diye yanıt vermiştir. Siiz?

“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.” Bu özdeyiş, her bomba patlayışında hep aynı sözleri tekrarlayanları kınamak için söylenir

********

T.C; Kurtuluş savaşı şehit ve gazilerinin aç, susuz, dişiyle, tırnağı ile kazanıp geride bıraktıkları mirastı. Mirasyediler nasıl da tüketti

********

Gerçek aşk, kişisel çıkar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir. TOLSTOY

“Bu Vatana aşıkım” diyen Milletvekilleri, siz yalancısınız

********

Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge atasözü açıklaması; İnsanları sürekli kandırmak mümkün değildir.

*******

Reza Zarrab’ın ABD’de dolandırıcılık suçlamasıyla tutuklanmasını öğrenince, İlahi Adaletin er geç tecelli ettiğine bir kez daha inandım

*********

Dünya adaleti ve ülke adaleti, muktedirlerce ele geçirilip yönlendirilebilir. Ancak, kozmik adaleti ele geçirmek ve yönlendirmek imkânsızdır

*********

Doğayı okuyan, kendini bilen, aşkı tanıyan;  yaratıcıyı da tanır. Araştırmadan, okumadan, aşk acısı çekmeyen, her konuda bilgiçlik taslayan, kendini aldatır

*******

Doğayı okuyan, kendini bilen, aşkı tanıyan; yaratıcıyı da tanır. Araştırmadan, okumadan, aşık olmadan, bilgiçlik taslayan ise gizli aptaldır

********

Uzaktan hiçbir varlık ve olay, yakından çekilen fotoğraf kadar iyi görünmez. Reza Zarrab’ın yakınında olanların çektiği fotoğrafı bir görebilsek!

********

HİÇLİK MAKAMI

Nasrettin Hoca’ya yüksekçe bir makam sahibi yukarıdan bakarak sorar;

“Kimsin?”

“Hiç.”

Önemsenmediğini görünce bu kez Hoca;

“Sen kimsin?” diye sorar;

“Mutasarrıf”

“Sonra ne olacaksın?”

“Vali.”

“Daha sonra?”

“Vezir.”

“Daha sonra ne olacaksın?”

“Sadrazam.”

“Peki ondan sonra?”

“Hiç!”

Hoca kendisine tepeden bakan mağrur adama cevabı yapıştırmış:

“Daha ne diye kabarıp duruyorsun be adam, ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım ve bu makamın adı da Hiçlik Makamıdır.”

*********

Bireylerin belleklerinde derin bir biçimde içselleşmiş inançlar ve değerler aracılığıyla gerçekleşen denetime KÜLTÜREL DENETİM denir

******

Eğer insanlar birbirlerini aldatmanın bir şekilde yolunu bulmasaydı, dünyada huzur kalmazdı; ya ölür ya öldürür ya verem ya kanser olurduk

**********

PRA KAZANMAK VE PARA HARCAMAK UYGAR KÜLTÜR GEREKTİRİR

Sonradan görme biri, İstiklal Caddesinde bombanın patladığı yerde, kameraların karşısına geçip şunları söyledi:

“ – 15 yıldır İstiklal caddesine hiç gelmemiştim. Ortanca hanımla bir nostalji yapmak için geldim. Millet fakir; ölenler için karanfil bırakmış, ben gül bıraktım.”

Sonra, ölümlerin gerçekleştiği yerde, yalancıktan da olsa üzgünmüş gibi görüneceğine, pişmiş kelle gibi sırıtıyor.

BİRKAÇ SORU:

  • Sen zenginleşirken, millet niçin daha da fakirleşti, hiç düşündün mü?
  • Ortanca hanımın 3 hanımının ortancası mı, 5 hanımının ortancası mı, 7 hanımının ortancası mı, 9 hanımının ortancası mı?
  • Çok hanımın olması senin güçlü erkek olduğunu mu gösterir, yoksa…………?
  • 15 yıldır İstiklal Caddesine gitmedin de, niçin şimdi gittin?
  • “Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz” atasözünü açıklayabilir misin?

*********

MURPHY YASASI:Halkın kaybedecek ne canı ne de malı kalmışsa, halk canı ve malı olanlara doğru akın akın gitmeye başlar. Avrupa’ya gidiş gibi

UYARLAMA

İktidar, Ana Muhalefet, Yavru Muhalefet, Ayrı Muhalefet;

Birinin söylediği ötekini tutmuyor

Her kafadan bin ses çıkıyor

Susacak yerde daha çok konuşuyor,

Sütten çıkma ak kaşık, başkalarını suçluyor

Kendi akla muhtaç, âleme akıl veriyor

Sanki oyunlarınıza halkın aklı ermiyor.

Çevirdiler şaşkına

Lanet olsun aşkına

Her gün beş on şehit, bomba korkusu,

İçimizden artık yaşamak bile gelmiyor

********

Yazılım ve donanımdaki gelişmeler; insan gibi gören, duyan, yürüyen, konuşan, hisseden, seven ve düşünen sistemlerin görünmesini sağlamıştır

*******

Her olaya, olguya ve düşünceye iyi gözle bakabilme, gelişmelerin iyi ve güzel sonuçlar doğuracağına inanma yaklaşımına İYİMSERLİK denir

*******

Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlığa DEVLET denir

*********

DEVLETİN VATANDAŞA KARŞI TEMEL GÖREVLERİ

  • Vatandaşın can ve mal güvenliğini garanti etmek
  • Çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemek için ekonomik tedbirler almak
  • Hiç kimseyi yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırmamak
  •  İşçilere ve işverenlere sendika kurma ve sendikalara üye olma hakkı vermek 
  • Hiç kimseyi, vatan hainliği yapmadıkça vatandaşlıktan çıkartmamak
  • 18 yaşına giren her vatandaşa seçme ve 30 yaşına giren her vatandaşa milletvekili seçilme hakkı vermek
  •  Her Türk vatandaşına kamu hizmetlerine girme hakkı vermek
  •  Her vatandaşa, istek ve şikâyetleri için dilekçe hakkı vermek
  • Her vatandaşa eğitim ve Sağlık Hakkı vermek
  • Tüketiciyi Korumak

MŞ: Vatandaşı olduğum devlet,  327 çeşit farklı vergisini hiç aksatmadan tam zamanında verdiğim halde, yukarıda sıralanan görevlerinden en önemlilerini, bana, tıpkı diğer gelişmiş ülke devletleri düzeyinde eksiksiz olarak vermiyor. Size veriyorsa adam vatandaş ayırımı yapıyor

***********

Yakın gelecekte, bireysel ve kurumsal yaşamdaki tüm iş ve işlemleri,  insanlar değil robotlar sıfır hara ile yapacak, insanlar ise sanatı

*********

AHLAK KAVRAMI

Ahlak kavramı, genellikle kültüreldinî, dünyevi ve felsefi topluluklar tarafından, insan davranışlarının öznel (subjektif) olarak yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi ya da inancıdır.

Ahlak ilkeleri ve inancı zamana ve mekâna göre değişir. Örneğim, Türkiye cumhuriyetinden önceki Türk okullarında, kız ve erkek öğrencilerin başları açık olarak, aynı sınıfta veya aynı sırada ders dinlemeleri büyük ahlaksızlık sayılırken, bugün ahlaksızlık olarak değerlendirilmektedir.

Aynı şekilde, Türkiye’nin değişik bölge ve yörelerinde bazı insan eylemleri ahlaklılık olarak değerlendirilirken, aynı eylemler bazı bölge ve yörelerde ahlaksızlık olarak değerlendirilebilmektedir.

**********

Her olay, olgu ve gelişmenin sürpriz olduğu, kimsenin yarın ne olacağını kestiremediği bir Dünya kesitinde yaşıyoruz. Ortadoğulu olmamalıyız.

*********

Bir kadın bir erkekle onun değişeceğini umarak evlenir, ama o değişmez. Bir erkek bir kadınla onun değişmeyeceğini umarak evlenir, ama o değişir. Anonim

*******

“Aslında giden değil kalandır terk eden, giden de bu yüzden gitmiştir zaten.” Murathan Mungan

*******

Avrupalılar yaşlanarak ölürken, Türkler gıdasızlıktan, trafikten, cinayetten, savaştan, göçükten, bombadan, gazdan, depremden vb. ölürler

*******

“Bir ülkeyi anlamak için, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakmak yeter.” Albert Camus

********

Ey CHP ve MHP’den etkili muhalefet yapmasını bekleyenler, kendinize bir parti kurmadıkça, İktidar, Türkiye’de her ne isterse hepsini yapar

********

Sevgi kurallara bağlanamaz, özgürlük içinde gelişir ve büyür. Sevgi katı kurallara bağlanırsa küçülür, yok olur ve giderek nefrete dönüşür

********

Sorunlara iktidar çokbilmiş, muhalefet akılsız, basın yandaş, işadamı çıkarcı, halk şaşkın, aydın pişkin, üniversite suskun olarak bakıyor

*******

Türkiye’de “Büyüklerine Saygı” şartlandırması, herkes tarafından önce sorgulanmalı, sonra akla uygunsa ya da bir yararı varsa duyulmalıdır

********

Evin önyüzüne aldanmayın. Eğer evin içi rahatsa, iyi yapılandırılmışsa, sahibinin gereksinmelerine karşılık verebiliyorsa mimarı dürüsttür

*********

En büyük mutluluk mutlu olduğunu bilmektir. Çoğu insan, sağlığını yitirmeden önceki dönemin en mutlu günleri olduğunu bilmez, boşuna üzülür

*******

Mademki, mülkten elde

Havadan başka bir şey kalmıyor,

Mademki, var olan için

Yok olma yoktur,

Alemde her var olanı

Yok farz et,

Her yok olanı, var say.

ÖMER HAYYAM

********

Şehit, şehit, şehitler, şehitler!

Her gün, her hafta, her ay, her yıl;

Yine dün de, bugün de vatan uğruna giden canlar;

Hani yerde kalmayacaktı kanlar?

Katili, katilleri, caniyi, canileri biliyorum da;

Ne yapacağımı bilemiyorum.

İçim kan ağlıyor.

Kanım buz gibi.

**********

ABD başkanı ve başkan yardımcısı, Cumhurbaşkanımıza, ABD ile Türkiye’nin kadim dost ve güçlü müttefik olduklarını, PKK ve PYD illegal örgütlerine verdikleri destek nedeniyle Türkiye’yi gücendirdiklerini, hatalarını geç de olsa anladıklarını, en fazla bir ay içinde bu iki örgütü Türkiye ile işbirliği içinde yer yüzünden sileceklerini söylemişlerdir.

*********

Servet, şöhret ve şehvet hırsı, dünyayı cehenneme döndürüyor. İnsanlar servet, şöhret ve şehvet hırsını sıfırlayabilse, dünya cennet olurdu

*********

Paralel giden doğrular sonsuzda birleşir. Evrene sonsuzdan bakabilenler, denge içinde dengeye bakarak, kendi dengelerini kendileri bulurlar

*********

Türk yöneticileri, tutarsız mantıklarını Türk halkına yutturulabilirler. Ancak, uygar dünya halklarına kabul ettirebilmeleri mümkün değildir

*********

Eyvallah, bazı Müslümanlar arasında onay, yemin ya da Allaha ısmarladık anlamında bir ifade şeklidir. Ayrılırken de buluşurken de söylenir

*******

Bilimsel anlayışla dinsel anlayışın birbiriyle çeliştiğini söyleyenler, aslında her ikisini de tam bilmeyen materyalistler veya yobazlardır

*******

En bulaşıcı duygu, coşkudur.  Coşkunuz, başkalarını coşturur. Ateşiniz, diğerlerinin ateşini de alevlendirir. Coşku yoksa, bıkkınlık vardır

********

PLESK

Plesk ticari web hosting otomasyonu olan bir yazılım paketidir. Plesk Inc. firması altında Amerika’da yayınlanmıştır ve Novosibirsk, Russia’da tasarlanmıştır. Haziran 2003’de, SWsoft firmasının Plesk Inc.’yi satın alması nedeniyle Plesk SWsoft ürünü olmuştur. SWsoft ve Parallels firmalarının ocak 2008’de birleşmesi nedeniyle Plesk şimdi Parallels Şirketinin yönetimi altındadır.

********

Söylemini süsleyen kişinin beyninin arkasındaki gerçeği okuma yeteneğin varsa, zavallının sahtekârlığını hemen anlar, üzülür ve acı duyarsın

**********

Öleceğiz bir gün, gömecekler. Birkaç gün övecekler, sonra kalan malını bölecekler; hatta memnun kalmayıp üstüne birde sövecekler. N. Tevfik

*********

Toplumsal sınıf ve tabakalaşma, adil olmayan zalimce uygulamalarla birliği parçalayan güçlü bir olgu haline gelmiştir. Birlik dirlik yaratır

*********

Yediden yetmişe Türk halkı, gözünü ve aklını dikkat dağıtıcı yayın ve söylemlerden arındırmalı ve Çağdaş Uygarlık değerlerine odaklanmalıdır

**********

“Madem birsin, birlik olsun / Dilde, dinde, milliyette / Murat et de dirlik olsun / Baştanbaşa cemiyette”- O. S. Orhon

DİRLİK: HUZUR, GEÇİM

********

FIKRA: KARA ALİ

 OSMANLI döneminde, liman cüzdanını kaybeden kaptan yenisini çıkarmak için Liman Müdürlüğüne gider. Memur sormaya başlamış

;

“Adın ne?”

“Kara Ali!”

“Nerelisin?”

 “Karabigalı”

“Geminin adı ne?”

 “Kara Yunus!”

“Nereden geliyorsun?”

 “Karadeniz’den!”

“Yükün ne?”

“Karalahana!”

 “Nereye gideceksin!”

“Karamürsel’e”

“Dönüşte bizim limana uğrayacak mısın?

 “Hayır. Orada gemiyi karaya çekeceğim, Karamanda Karadağlı, Kara Mustafa’yı gördükten sonra, karadan Mekke – i Mükerreme’ye gidip, kara donlu Baytullah’a yüz süreceğim!”

“İnşallah oradan yüzünün akıyla dönersin!”

 “Yüzümüz ak mı kara mı çıkar, bu ancak kara toprağa girdikten sonra belli olur!” Memur dayanamamış:

“Zift mi kesildin be mübarek! 

********

Gençlik çağını veya tüm yaşamı, en gerekli işleri yaparak değil de gereksiz, yararsız ve zararlı işleri yaparak geçirmeye ÖMÜR İSRAFI denir

********

İNSAN DAHİL TÜM VARLIKLARIN BOMBOŞ BEKLEMESİNİN SONUCU FAKİRLİKTİR

Boş bekleyen ne varsa, israftır

İsraf, masraftır

Masraf, maliyet artışıdır

Maliyet artışı, fiyat artışıdır

Fiyat artışı, talep azalışıdır

Talep azalışı, gelir azalışıdır

Gelir azalışı, üzüntüdür, mutsuzluktur, fakirliktir, yokluktur, hastalıktır, ölümdür.

********

Size öğretilen tüm hazır bilgilerin tersi yönünde gitmedikçe, tersini düşünmedikçe, yaratıcı insan olamaz, sıradan insan olarak yaşarsınız

******

Yanıt verme, ezberdeki hazırı harcamadır; çabuk eskir, çabuk tükenir. Sorma ve sorgulama ise, belleği güncelleme ve yararlı hale getirmedir

*******

Beyin gücüyle uygar tartışma yapamayan, kaba gücle çarpışma yapanları, 4 parti lideri sıralaıp listelediler, seçmen de o listelere oy verdi

*******

Delilere kural konulmaz. Birlikte delirebileceğiniz insanları kaybetmeyiniz ve onlarla kayıtsız, kuralsız çılgınca, mutlu bir ömür geçiriniz

******

MURPHY YASASI: Her fikrin, her yazının, her lafın, kısaca her varlığın % 90’ı çöptür. %10’unu bulup alabilenler diğerlerinden daha akıllıdır

*******

JA

Kulaklıkhoparlörmikrofon gibi ses aygıtlarının kullandığı girişe, JAK denir.

Bilgisayarlarda jak sayısı ses kartının türüne göre çeşitlilik gösterir. Ancak hepsinin amacı, ses donanımlarını, bu bağlantı üzerinden bağlayarak ses çıkışı sağlamaktır.

*******

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
Yanında eşine uzatıp bir kolu,
Nefes almak.

O dolup boşalan göğse…
Uyumak, sevmek nefes nefese,
Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes…
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes.

ZİYA OSMAN SABA

******

Devlet yönetiminde, bugün karşılaşılan iyi veya kötü sonuçların nedenleri, yöneticilerin geçmişte aldıkları doğru veya yanlış kararlardır

***************

BENCİLLİK (SELFİSHNESS, EGOİSM)

İnsanın her zaman, her yerde ve her koşulda kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi durumuna BENCİLLİK denir. Bencilliği savunan başlıca üç görüş vardır:

  • PSİKOLOJİK BENCİLLİK: İnsanın her zaman kendi çıkarları için hareket etmesi gerektiğini savunan görüş
  • AHLAKİ (ETİK) BENCİLLİK: İnsanların her zaman kendi çıkarlarına uygun gelen iş ve işlemleri yapmalarının doğru olduğunu savunan görüş
  • AKILCI (RASYONEL) BENCİLLİK: İnsanların kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesinin en akılcı davranış olduğunu savunan görüş

İSLAM DİNİ HER TÜRLÜ BENCİLLİĞİ KESİN OLARAK YASAKLAMIŞ; Peygamberimiz de, “KOMŞUSU AÇ İKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR (MÜSLÜMAN DEĞİLDİR” ilkesini koymuştur.

*******

İnsanın, inandığı değerler uğruna veya insanlık adına, kendi çıkarlarından, hatta canından vazgeçmesi durumuna, ÖZVERİ (FEDAKÂRLIK) denir

*******

Sevindiğim anda sen üzülürsün. 
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki 
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, 
uzak yalnızlık limanlarına. 
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş, 
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki. 
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş. 
Sakın başka bir şey getirme aklına. 
Aysel git başımdan ben sana göre değilim, 
ölümüm birden olacak seziyorum, 
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim. 
Aysel git başımdan seni seviyorum…
 
ATTİLA İLHAN

********

KUT’ÜL AMMARE KUŞATMASI

Kut’ül Ammare, Dicle Nehri kıyısında, Basra Körfezi‘nin 350 km kuzeyinde, Bağdat‘ın 170 km güneyinde bulunan bir kasabadır. 

Kut’ül Ammare Kuşatması, 7 Aralık 1915 – 29 Nisan 1916 tarihleri arasında, Osmanlı ordusunun, kasabada bulunan İngiliz kuvvetlerinin ve müttefiklerinin etrafının çevrilmesidir. Savaş sonunda, kasaba, Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmiş ve İngiliz birliklerinin tamamı, esir alınmıştır.

**********

ÜMMETÇİLİK (PANİSLAMİZM)

Ümmetçilik, ilk olarak 19. yüzyılda İslam liderleri tarafından ortaya atılmış, ideal toplum hayalidir. Müslüman nüfusun fazla olduğu tüm ülkelerin tek bir çatı altında birleştirilmesi düşüncesidir. Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde, Avrupa’nın saldırılarına karşı bir kurtuluş düşüncesi olarak görülmüştür. Ancak, İngiliz ve ABD emperyalizmi, İslam toplumlarını parça parça bölüp, birbiriyle savaştırmayı başarmıştır.

SORU: Son dönemde Türkiye, sanki Panislamizm ütopyasını hortlatmaya mı çalışıyor mu yoksa çalışmıyor mu?

*********

TURANCILIK

Tüm Ural-Altay kavimlerinin başka deyişle, aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluklarının birliğini savunan siyasi görüşe, TURANCILIK denir.

Turancılık, ilk olarak KorelilerJaponlarMacarlarFinler,Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber TunguzlarMoğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Turancılık akımı da, bir ütopyadan öteye geçememiştir.

*******

Bilim kurguda, insansı makinelere ANDROID denir. Google’un mobil cihazlar için tasarladığı işletim sistemine de, Android adı verilmiştir

*******

Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

*******

BENDE BRAKTIKLARI İZLENİM

Atatürk dışında tüm Cumhurbaşkanlarını kendi gözlerimle gördüm, Cumhurbaşkanlığı yaptıkları dönemleri çocuk, genç, orta yaşlı ve yaşlı olarak yaşadım. Ne zaman adlarını duysam, aklıma ilk olarak şu sözleri gelir:

İSMET İNÖNÜ: “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyada yerini alır.”

CELAL BAYAR: “Ben bir komitacıyım.”

CEMAL GÜRSEL: “Kıçımızdaki donu bile Amerika veriyor.”

CEVDET SUNAY: “Menüde ne var?”

FAHRİ KORUTÜĞRK: “Boğaz köprüsünün açılışını yapmak bana nasip oldu.”

KENAN EVREN: “Nitekim ben Atatürk’e benziyorum.”

TURGUT ÖZAL: “Benim memurum işini bilir.”

SÜLEYMAN DEMİREL: “Dün dündür, bugün bugündür.”

AHMET NECDET SEZER: “Anayasada böyle yazıyor.”

ABDULLAH GÜL: “Siz getirin ben imzalarım.”

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: “Ya Allah Bismillah!”

********

İŞÇİ BAYRAMI KUTLU OLSUN!

İşçinin yalnızca yarım yamalak emeği var. Sermayenin (Kapitalizmin) ise, topu, tüfeği, yazarı, teorisyeni, yalakası, dalkavuğu, planı, programı, politikası, iktidarı, stratejisi, taktiği ve sınırsız gücü vardır. Dolayısıyla İŞÇİ, hiçbir zaman hakkını alamamıştır ve kıyamete kadar da alamayacaktır.

İşçinin yılda bir kez kavgalı, gazlı, coplu bayram lüksü ve stres atma hakkı vardır. Kutlu olsun!

********

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE VE TÜRKİYE’DE YARATILAN 100 LİRA GELİRİN, ÜRETİM FAKTÖRLERİNE DÜŞEN AZAMİ PAYI

İşçinin azami payı (Ücret): Gelişmiş ülkelerde % 14, Türkiye’de % 8

Mülk sahiplerinin azami payı (Rant/Kira): Gelişmiş ülkelerde % 19, Türkiye’de % 15

Banka sahiplerinin azami payı (Faiz): Gelişmiş ülkelerde % 20, Türkiye’de %26

Girişimcilerin azami payı (Kâr): Gelişmiş ülkelerde % 47, Türkiye’de % 51

NOT: Benim araştırma sonuçlarıma inanmayanlar, kendileri daha bilimsel bir araştırma yapsınlar ve kendi sonuçlarını yayınlasınlar lütfen.

*********

GERİCİLİK (İRTİCA/REACTİON)

Gericilik sözcüğü, ilk kez, Fransa’da 1789 ihtilalinden önceki koşullara dönüşü isteyen tutucu, yenilik karşıtı siyasi hareketler için kullanılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğunun çöküş döneminde, çöküşü önlemek için yapılmak istenen iyileştirmelere karşı da, pek çok gericilik hareketi olmuştur.

1919’da başlayan gelişme ve ilerlemeler sonucu, kişi hak ve özgürlükleri, demokratik ve laik yasalar ile güvence altına alınmıştır.

Ancak, Cumhuriyet tarihi boyunca ve özellikle de son dönemde, demokratik ve laik çağdaş devlet yönetiminin yerine, insanlara karşı dini kuralların ve antidemokratik uygulamaların işletilmesini isteyen hareketler görülmüştür.

İnsanlık tarihi boyunca, toplayıcılık, avcılık, tarım, endüstri ve bilgi çağı aşamalarından geçen toplumları, tekrar geride kalan ilkel dönemlere götürmek ya da durdurmak gericiliktir.

Geriye götürme girişimleri hiçbir zaman mümkün olmamış, ancak toplumlara zaman kaybetmiştir.

ÇOK İSTENMESİNE RAĞMEN NİL NEHRİ GERİYE AKITILAMAMIŞTIR.

******

Zıtlaşmalar, anlaşmazlıklar ve çatışmalar, ülkenin zamanını ve enerjisini tüketir, Milli Gelirin azalmasına, işsizliğe ve sefalete yol açar

********

Devlet yönetiminde müspet bilim esas alındığı için, Aya gitmekte, Marsa gitmekte, kablosuz iletişimde ve toplumsallıkta aciz kalınmamıştır.

*********

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.

AHMET KUTSİ TECER

*******

BAZI YARARLI SLOGANLAR


Demokrasi Gericiliğe Hoşgörü Değildir
İnançlara Saygılıyız İrticaya Hayır
Atatürk düşmanı meclis başkanı

Birleşin laik cumhuriyet için birleşinCumhuriyet için el ele veriyoruz yarın çok geç
Demokratik laik hukuk düzeninde Mustafa Kemal’in izinde
Gaflet ve dalalet içinde olanlar uyanın
Hepimiz Mustafa Kemal’iz
Hepimiz Türk’üz Atatürkçüyüz
İrticaya, dinciliğe, ırkçılığa ve faşizme geçit yok
Kadınız duyarlıyız Ata’nın yolundayız
Laiklik kadının güvencesidir
Laiklik düşmanı Meclis başkanı
Türkiye laiktir laik kalacak
Ülke bütünlüğü için laik eğitim
Yaşasın Cumhuriyet
Şehitler ölmez, vatan bölünmez
Türk Kürt kardeştir ayıranlar kalleştir
Vatan sana, canım feda

*********

MURPHY YASASI: Bürokratik devlet kadroları organizasyonu, lağım çukuruna benzer. Lağımdaki ciddi büyüklükteki parçalar, zirveye yükselir,

***********

Doğayı ve doğallığı sevmeyen yoktur. Doğayı yapaylığa dönüştürenler ve kirletenler, aslında paraya, mala, mülke, servete tapan doymazlardır

**********

TBMM, Türk halkına hizmet üreten, Mustafa Kemal’in kurduğu en büyük kurumdur. Ama maalesef, son günlerde hizmetinin kalitesi sıfırın altında

***********

Türkiye, 2000’li yıllarda, eğitim/öğretim imkânlarını manevi rekabete tahsis ettiği için, küresel rekabette, alt sıralara düşmüş durumdadır

***********

SORU: Türkiye’nin iç ve dış müşterileri kimlerdir ve Türkiye onlarla nasıl bir etkileşim içindedir? “Müşteri daima haklıdır” sözü, doğru mu?

**********

İstediğim vergileri verin, Türkiye’nin üstünü cam kubbe ile kapatayım, sizi sıcaktan, soğuktan koruyayım. Ama, sakın benden huzur istemeyin

**********

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu, 

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

CAHİT SITKI TARANCI

********

MŞ DÖRTLÜĞÜ

Duyduğum en güzel söz olursun,

Benliğimi alır içimdeki öz olursun,

Ne zaman üzülsem, ağlamaklı olsam;

Sevgiyle bakan bir çift göz olursun.

******

MİRAÇ (GÖĞE ÇIKMA)

Evrenin neresinde olursanız olun, “FACETİME” bilgi teknolojisi ile imkânı olan her insanla görüntülü, sesli ve sanal olarak, anıda yüz yüze görüşüyorsunuz ve gerçek bir iletişimde bulunuyorsunuz.

Hala Yüce Peygamberimiz Muhammet’in, böyle bir olay yaşadığına inanmıyor musunuz?

Regaip Kandiliniz kutlu olsun!

**********

Karşılaştırma ve değerlendirme yeteneğine AKILdenir. Bu yetenek gözlemle, eğitim/öğretimle , özgürlükle doğru kararlar verme yönünde gelişir

********

ÖDÜLLENDİRME VE CEZALANDIRMA

Ödüllendirilen insan sevinir, rahatlar, huzur duyar, zevk alır, neşelenir, mutlu olur, iyimser olur vb…

Cezalandırılan insan üzülür, huzursuz olur, rahatsız olur, kızgın olur, mutsuz olur, kötümser olur vb…

Ödüllendirme ve cezalandırmada adaletten sapılırsa, toplumun yapı ve işleyişi temelden bozulur. Nedeni, kamu vicdanı haklının yanında, haksızlığın uzağında oluşur. Toplum, uzun süre haksızlığa sabır gösteremez, beklenmedik bir zamanda isyan eder. Bilinçsizce kırıp dökmeye, vurup parçalamaya başlar

**********

Söyle!

Dünyada günah işlememiş olan kimdir?

Söyle!

Günah işlemeyen nasıl yaşar?

Ben fenalık ediyorum.

Sen de bu fenalığıma,

Bir ceza ile karşılık veriyorsun.

O halde söyle:

Seninle benim aramdaki fark ne?

ÖMER HAYYAM

********

Bir somut veya soyut varlığın, haz ve hoşnutluk verme özelliğine GÜZELLİK denir. Akıllı insan, güzelliği arar ve her ortamda güzellik üretir

******

HAMASET

Cesaret. Bahadırlık. Cesurluk. Kahramanlık. Yiğitlik, Dindarlık, Vatanseverlik edebiyatına HAMASET denir.

Siyasi partiler iktidardayken işlerin kötüye gitmekte olduğunu gizlemek için, her fırsatta oldukça abartılı hamaset edebiyatı yaparlar. Ateşli hamaset söylemleriyle halkın duygusallığını harekete geçirip, kötüye gidişi görünmez yapma yarışına girerler

********

FIKRA

Yüzme bilmeyen babayla yüzme bilen oğlu, kıyıdan denizin içine doğru yürüyerek ilerlemeye başlarlar. Önde giden oğlu, geriden gelen babasını merak ederek dönüp bakar;

“ – Hadi baba gelsene!”

Baba sağ elini çenesinin altına yere paralel olarak koyarak oğluna seslenir:

“ – Benim erkekliğim buraya kadar oğlum, daha fazla gidemem” der.

KISSADAN HİSSE: Bizim erkekliğimiz, sınırımızı biraz ihlal eden Rus uçağını düşürünceye kadarmış. KİLİS ilimiz Suriye’den kaynaklı füze atışlarıyla yerle bir edilse bile, biz daha ileri gidemeyiz. Alimallah Rusya, bizim savaş uçaklarımızı düşürmek için sabırsızca beklemektedir

********

Derin Stratejinin, Derin Hüsrana döndüğünü gördüm. İnşallah, 1924’de bir yasayla kaldırılan halifeliğin, bir torba yasayla geldiğini görmem

*********

Yüce Tanrım senden bir dileğim var,

Beni muhanete muhtaç eyleme!

Muhanetin suyu bulanık akar,

Dün verdiğini bugün,

Başıma kakar.

********

Bir suçu olmadığı halde başka bir güçlü insanın kendi suçlarını yüklediği kişiye, GÜNAH KEÇİSİ denir.

********

Her iş, işlem, oluş, keşif, buluş, icat, sevgi, aşk ve daha ne varsa hepsi, deneme ile başlanıştır. Bugünlerde ileri gidişin geriye döndürülmesi deneniyor

********

Sıradan Türk halkı, hala gerçeğin basit görüntüleriyle oyalanarak, Eflatun’nun mağarasında oturmaya devam ediyor

********

Tarihi olayların neden ve sonuçlarını, yansız bir yaklaşımla incelemek, değerlendirmek ve yorumlamak, ülke yönetiminde yanılgıyı azaltır

*******

Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara.

ÜMIT YAŞAR OĞUZCAN

********

Atatürk stratejileri ve taktikleri, çağdaşlığa yönelikti. Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı strateji ve taktikleri uyguluyor ama yönü net değil

***********

Öğrenciyken ezberledikleri dâhin en az yerli ve yabancı 1000 kitap okuyanların çilesi, birkaç kitap okuyanların eleştirisine maruz kalmaktır

***********

Yönetim kavramları, kuramları, yöntem ve teknikleri, yönetimin bilimsel boyutu; bunları uygulayarak başarı elde edilmesi ise sanat boyutudur

*********

Bazıları kesere benzer; hep kendine yontar. Bazıları da testereye benzer; bir size bir kendine yontar. Birinci türlerle ilişkinizi kesiniz.

********

ANKARA’YA GİTMENİN SONSUZ YOLU VARDIR

(1) Kara yoluyla

(2) Demir yoluyla

(3) Uçakla

(4) Yürüyerek

(5) At sırtında

(6) Eşek sırtında

(7) Otostopla

(8) Samsun-Erzurum-Sivas ve Ankara

(9) ….

Bedava gitmek isterseniz otostop, Hızlı gitmek isterseniz uçak, vatan kurtarmak isterseniz Samsun-Erzurum-Sivas ve Ankara.

Lider kalmanın da sonsuz yolu vardır. Amaca göre değişir

*********

Aşk geçer

Akan şu bulut gibi

Ey üzgün maviliklerde

Boş kalan bulutun yeri

Necati CUMALI

*******

Sanat ve sanat tarihi düşmanı Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) sanat eserlerini nasıl darmadağın ediyorsa, Türkiye’dekiler de öyle yapıyor

********

FIKRA

Kocası eve elinca, karısını anadan doğma çırılçıplak görünce sinirlenip sormuş:


“ – Sırtına giyecek bir şey bulamadın mı?”


“ – Ne yapayım sırtıma giyecek elbisem kalmadı ki kocacığım!”


Kocası hırsla giysi dolabının kapağını açmış, birer birer saymaya başlamış:


“ – Bunlar elbise değil mi? İşte maksi, işte mini, işte döpiyes, işte askılı… aaa bu da komşunun delikanlı oğlu!”

*******

Annelerinin evlatlarına sevgisi, sevgilerin en karşılıksız olanı ve en gerçek sevgi örneğidir. Ah ağ olsaydın!

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

********

İnsanoğlu, en çok gerçekten âşık olduğu sevgilisini, en iyi kendi öz ailesini, en uzun da biricik en cefakâr, en fedakâr olan annesini sever

********

Yönetim bilimine göre OTOKRATİK YÖNETİCİ, karar vermeyi, kendi kişisel hakkı sayar, başka kimseye asla stratejik karar verme hakkı tanımaz

*********

Yönetim bilimine göre DEMOKRATİK KATILIMCI YÖNETİCİ, yetki ve sorumluluk sahiplerini, değişik derecelerde karar süreçlerine katar

*******

Sadiq Khan’s victory: a triumph for a tolerant, open and diverse world city

******

MURPHY YASASI; Alışık olduğunuz teknoloji, en yeni teknolojinin üstünlüğüne rağmen, varlığını sürdürmeye devam eder. Windows 10’a rağmen XP

*******

Yapay özellikleri, yapı ve işleyişleri, insanoğlu mikroçiplere, Yüce Allah ise, gen denilen küçük yapılara yükler. İlkellik ve mükemmellik!

********

Tüm ülke insanını, özel sektör ve kamu personelini, üretken davranışlara yöneltmeye, MOTİVASYON (GÜDÜLEME) denir. Bu yönetimin temel taşıdır

********

“Sev seni seveni, yerlere ihsan ise, sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan ise.” Bir yönetici, sevilmek/sayılmak istiyorsa, herkesi sevmelidir

*******

Şenol Güneş, hiçbir başarının tesadüf olmadığını, bir kez daha kanıtladı. Şampiyon BEŞİKTAŞ’ı ve Beşiktaşlıları, can-ı yürekten kutlarım

*******

“Alem, büyük insandır; insan küçük alemdir.” “Toplumlar, öz bakımından ikiye ayrılırlar: Erdemli toplumlar ve erdemsiz toplumlar.” FARABİ

******

KARL MARKS (1818-1883)

Marks’tan önceki filozoflar, dünyanın RUH tarafından yönlendirilmekte olduğunu ileri sürmüşlerdi. İlk kez Karl Marks, dünyanın RUH tarafından değil PARA tarafından yönlendirildiğini ileri sürerek, bütün öğretileri temelinden sarsmıştır.

*********

Koku, tat, sıcak… sende her aradığım vardı:
Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.

ARİF NİHAT ASYA

**********

Her insanda başkalarına katlanacak güç vardır. İnsanı zorlamamak gerekir. Sivrisinek kulağına girdiği fili, kafasını çarptırarak öldürmüştür

******

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

ORHAN VELİ KANK

*********

Alın teriyle, tasarrufla, sabırla gelen helaldir, sende kalır. Şansla gelen şansla gider. Kendi yaşamıyla bile kumar oynayanlara pek acınmaz

*******

Bir insanın, çok uzun yıllar can dostu bildiği insan tarafından ustaca kullanılmış olduğunu anlaması, manevi çöküntü, acı ve hüsran yaratır

*******

“Bir devlet yönetim biçimi, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince, o yönetim biçimi mahkum olmuş demektir.” Montesquieu

******

AB ülkeleri, kararlarını olasılık hesaplarıyla verdikleri için, rest çekenin elini çok iyi tahmin eder ve çekilen reste anında “EVET” der

*******

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm

HACI BAYRAM VELİ

********

Namuslu birisi kadar kolay aldatılabilen başka bir varlık yoktur. Genelde Türk halkı da namuslu olduğu için, politikacılar kolayca aldatıyor

******

Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, gerçek ona yetişip geçer. Bu gök kubbe altında hiçbir gerçek gizli kalamamıştır, er geç ortaya çıkar

********

Bir varlığı, dolaysız veya dolaylı olarak etkileyen diğer varlıklara, o varlığın ÇEVRESİ denir. Çevresiyle olumlu ilişki kuranlar akıllıdır

********

Evrendeki tüm varlıklar birbiriyle ilişki, iletişim, barış ve savaş halindedir. Ekonomideki KELEBEK ETKİSİ kavramı da bu gerçeğin ifadesidir

********

Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
Boş yere üzülmekte mana yok anlıyorum
Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum.

CAHİT SITKI TARANCI

*********

Sıradan insanlar için akıllı insan, yalnız kendisi gibi düşünen insandır. Bilginler için akıllı insan en çok gezen ve en çok okuyan insandır

******

Karşı fikirleri öldüren devletlerin kendileri de ölürler. Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı devletleri ölüdür. İngiltere, Fransa hala yaşıyor

*******

Tüm inançlara ve tüm fikirlere eşit  mesafede durabiliyorsan, Farklılıkları yaratan Allah’ı bilen ve O’na teslim olan bir insansın demektir.

******

Gelelim sonuncuya.
ona bağlandığım kadar
hiçbirine bağlanmadım.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda, mülkte gözü var.
eşit olsak, der,
hür olsak, der.
insanları sevmesini de bilir,
yaşamayı sevdiği kadar.

ORHAN VELİ KANIK

******

İSLAM PEYGAMBERİNİN KIZI Hz. FATMA İLE Hz. ALİ’NİN DÜĞÜNÜ NASIL OLMUŞTUR

Çok sade bir törenle nikâh kıyılır ve misafirlere bal şerbeti, hurma ve gül suyu ikram edilir. Daha sonra hurma, yağ ve süzülmüş yoğurttan yapılan bir de düğün yemeği verilir.

Hz. Fatıma, babasından ayrılıp Hz. Peygamber’in mescidine bitişik, zemini toprak eve yerleşirken çeyiz ve ev eşyası olarak şunları vardı:

Üç adet minder, bir halı, bir yastık, iki el değirmeni, bir su tulumu, bir su testisi, meşinden bir su bardağı, bir elek, bir havlu, bir koç postu, eski bir kilim, hurma yaprağından örülmüş bir sedir, iki elbise, uzunlamasına örttüklerinde ayakları, enlemesine örttüklerinde başlarını açıkta bırakan bir küçük yorgan.

*********

MŞ ŞİİR DENEMESİ

Evim 56 metre kare,

Olmayanlar için öğle büyük ki!

İçinde abartısız üç beş eşya,

Gelirse birkaç dost onları değil,

Beni görürler;

Bilirler ki çok farklıyım,

Aslında olmak isterler de,

Olamazlar benim gibi.

*******

Ailelerden, camilerden, üniversitelerden, kurumlardan ve TBMM’den içeri yalan girerse; gerçek ahlak, din, bilim ve politika dışarı çıkar

*******

Görevini çok iyi yaptıktan sonra hep gülümse, sakın hiç üzülme; dünya, akıllılar ve iyi düşünenler için  komedi, diğerleri için trajedidir

*******

Türkiye, sınırları dışında TAMPON bölge istiyordu. Şu acizliğe bakınız! Üç beş milyar EUR için, şimdi tüm Türkiye, batıya TAMPON bölge oldu.

********

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya
Bilmem şimdi hala bu ilk kocanda mısın
Hala dağları karlı Erzincan’da mısın
Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın
Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda
Ne vefalı komşumuzdun sen fahriye abla

AHMET MUHİP DIRANAS

*********

Okunan her kitap, insan kafasında minnacık bir mum yakar. Kafasında çok mum yanan insan, çevresini aydınlatmaya başlar

Türkiye alacakaranlık!

********

Hiç kimse, hiç kimseye, hiçbir bilgi öğretemez. İnsan, kendi öğrenir. Eğitim kurumları, öğrenmeyi ya kolaylaştırır veya daha da zorlaştırır

*******

SORUNU ÖĞRENME VE ÇÖZME

Bir sosyal sorunun optimal (en uygun) çözümünü bulmak için, sorunu değişik açılardan ele almak gerekir:

  1. Sorunu tarihi açıdan inceleme ve değerlendirme
  2. Sorunu kültürel açıdan inceleme ve değerlendirme
  3. Sorunu uluslararası açıdan inceleme ve değerlendirme
  4. Sorunu bölgesel açıdan inceleme ve değerlendirme
  5. Sorunu ekonomik açıdan inceleme ve değerlendirme
  6. Sorunu sosyal psikoloji açıdan inceleme ve değerlendirme
  7. Sorunu politik açıdan inceleme ve değerlendirme

*********

MURPHY YASASI: İnsan güvenilirliğine dayalı hiçbir sistem güvenilir değildir. Bilgisayarlara güvenilmez. İnsanlara hiç güvenilmez

*********

BÜYÜK OLMAK İSTEMİYORUM Kİ!

Rıfat Temur isimli paydaşın bana gönderdiği mesajı kopyaladım ve aynen aşağıya yapıştırdım:

“On yargilarimzidan kurtulduğumuz zaman iyi nesillere yetistirebiliriz, büyüklüğünüz gözümden çok düştü”

********

“Dünyaya niçin geldin” diyenlere sivrisinek, “Misyonumu yerine getirir, işlevim bitince de huzur içinde ölürüm, Siz niçin dünyaya geldiniz?”

*********

KURUMSAL KAYNAK PLANLAMASI (ERP) YAZILIMI

Kurumsal yönetim, varlıklar adı verilen kurum kaynaklarını, fırsatlara göre değiştirerek, verimlilik ya da kâr elde etmeye çalışır.

Kurumsal kaynak planlaması yazılımları, tüm kurum kaynaklarını, aynı anda eş zamanlı olarak birbiriyle verimlilik ya da kâr hedefi açılarından ilişkilendirerek, kaynak israfını önler ve kaynakların akılcı kullanımını sağlar.

********

Dizi halindeki dijital medya ürünlerinin internet yoluyla bilgisayar ve diğer taşınabilirlere indirilecek şekilde yayınlanmasına PODCASTİNG, indirilen dosyalara da PODCAST denir

*******

Demokrasimizi iyileştirmede olağanüstü yetersiz kalan dört liderimiz, birbirine laf ve hakaret yetiştirmede olağanüstü başarı göstermektedir

*******

DİN VE POLİTİKA

Din ve politika arasında sıkı ve karmaşık bir ilişki vardır. Din politik güce, bir bakıma, yasallık kazandırmaktadır.

Amerikan başkanının göreve başlarken İncil’e el basarak yemin etmesi, doların üzerindeki “In God We Trust-Yalnızca Tanrıya Güveniriz” yazısı, hükümet toplantılarının bir dua ile başlaması veya bitmesi, “Tanrı yardımcımız olsun” sözünün yasal ortamlarda kullanılması ve benzerleri, dinin politik güce yasallık kazandırmasına birer örnektir.

Yaşamakta olduğumuz çağda, birçok ülkede, din ve devlet işleri ayrılmasına karşın, hükümetlerin dini yasallığı her alanda geçerli olmaktadır

.

*******

Yer ve zamanı gösterilemeyen kurgulara MASAL, yer ve zamanı gösterilen gerçeklere ise, OLAY denir. Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da doğdu

********

Fenomen (görüngü) kavramını bazıları, şaşırtıcı olaylar anlamında kullanır. Fenomen, duyularla algılanabilen somut veya soyut bir varlıktır

*******

Neysen o olma, olduğundan başka türlü ol, olmadığın daha iyi hale dönüş, bilgili ol ve bilgi üret. “Hiç bilenlerle ilmeyenler bir olur mu?”

********

SİZİN YEİNİZ NERESİ?

“Geçmiş dönem milletvekilliyim ama aynı zamanda geçmiş dönem meclis başkanı ve geçmiş dönem başbakan yardımcısıyım. Benim yerimi iyi tayin edememişler. Aklıma kötü şeyler de gelmiyor değil” Bülent ARINÇ. 23 Mayıs 2016 Cumhuriyet Gazetesi.

********

Bizim kuşağın davası, “Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” Yeni icat bir DAVA mı var? Varsa nedir

*********

TARİHTEKİ EN ACIMASIZ 11 DİKTATÖR

  1. Mao Zedonk
  2. Adolf Hitler
  3. Leopold II
  4. Josef Stalin
  5. Hideko Tojo
  6. II.Nicholas
  7. Pol Pot
  8. Saddam Hüseyin
  9. 9. Kim il-Sung
  10. Mengistu Haile Mariam
  11. Yakubu Gowon

SORU: Sonları ne olmuş bakalım araştırıp öğreniniz lütfen

**********

Fatiha, Ayet 5 “İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în” Anlamı: “Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.”

********

Türkiye’de, AKILLI EVLER, kısmen de olsa uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Bakalım, AKILLI ŞEHİRLER uygulaması ne zaman gündeme gelecektir

********

FIKRA

Başbakanlardan birisi, yanına kültür bakanını da alarak, köylüleri dolaşmaya çıkmış.

Kucağında bir eşek yavrusuyla yolda giden bir adam görürler.

Başbakan, bakanına, “Ben bu köylüye biraz sataşayım da neşelenelim” der. Ancak, bakan başbakanını uyarır;

“Aman efendim, bunlar lafta altta kalmazlar, mahcup olabilirsiniz.”

Başbakan, “Korkma mahcup olmam. Ben yıllarca nice zor okullarda okudum, kültürlüyüm cahil bir köylü mü beni lafta yenecek?” der.

Şatafatlı makam arabasını durdurup köylüye yaklaşırlar. Kaymakam, selam verip sorar:

“Nereye böyle kucağında yavrunla?”

Köylü, bir başbakana bir de bakana bakar;

“Okula yazdırmaya gidiyorum. Çok okursa başbakan, az okursa bakan olsun diye.”

*************

BİR MŞ ANISI

Rektör, profesör H’yi rektör yardımcısı olarak atamıştı. Bilge profesörlerden biri,

“Anlamak mümkün değil. Rektör, bu hiçbir sistematik bilgisi ve işe yarar yeteneği olmayan adamı, acaba niçin yardımcısı yaptı? diyerek hayretini bildirmişti.

Bir gün, rektörün makam odasına, bir partinin il başkanı gelir ve uzun süre içeride kalır. Söz konusu rektör yardımcısı H, odaya girer ve rektöre;

“Sayın rektörüm, saat 14’de üniversite yönetim kurluna katılacaktınız. Sanırım unuttunuz. Bir saattir arkadaşlar sizin gelmenizi bekliyor” deyince, il başkanı, hemen ayağa kalkar ve rektöre;

“Sayın rektörüm, çok naziksiniz. Beni kırmamak için toplantınıza gitmeyi ertelediniz, hocaları beklettiniz. Kusura bakmayın, size hem bana verdiğiniz önem için teşekkür eder, hem de sizi gereğinden çok fazla meşgul ettiğim için özür dilerim” der ve odadan ayrılır.

Bu olaya şahit olan bilge profesör, dinlenme salonuna gelince bize:

“Arkadaşlar, Rektörün profesör H’yi niçin yardımcı yaptığını şimdi anladım” dedi ve  şahit olduğu olayı anlattı.

***********

Felsefe bir ağaca benzer; kökleri metafizik,  gövdesi fizik; dalları diğer tüm bilimler, yaprakları matematik ve mantıktır

************

Beş duyu ile algılanamayan, yapı ve işleyişi bilinmeyen, var olduğuna inanılan gizli gerçeklere, GAYB, GAYP, GAİP veya METAFİZİK denir

****

Ses, duran ve hareketli görüntü, veri, bilgi ve benzerlerini, “bir” ve “sıfır” sinyalleriyle ileten araç, yöntem ve sistemlere DİJİTAL denir

*******

Türkiye’de geçerli kültür açısından kurnaz olarak nitelendirilen insanlar, batı kültüründe salak (idiot, fool, stupid) olarak nitelendirilir

*********

MANTIK VE MANTIKÇILIK

Matematik ve Bilgisayar Biliminin de parçası haline gelen mantık, doğru ve yanlışı ayırt ettiren, tutarlı (çelişkisiz) akıl yürütme yöntemidir.

Mantıkçılık, matematiğin mantığa indirgenebileceği görüşüdür. Mantıkçı okulun kurucusu Bertnand Russell’dır.

Mantık türleri:

  1. Düz mantık (Türk mantığı)
  2. Aristo mantığı
  3. Frege mantığı
  4. Russell mantığı
  5. Wittgenstein mantığı

*********

Tükenmiş kişi tükenmişliğini; problem çözümünde yetersiz ve aciz kalma, duyarsızlaşma, giderek azalan güven ve başarma güdüsü şeklinde yaşar

**********

EVRİM

Tek tek her varlık türünün, çok uzun zaman sürecinde değişime uğrayarak, ilk halinden farklı özelikler kazanmasına EVRİM denir.

Başlıca evrim türleri şu şekilde sıralanabilir:

  1. Evrenin evrimi
  2. Dünyanın evrimi
  3. Organik evrim
  4. Biyolojik evrim
  5. Bireysel evrim
  6. Toplumsal evrim
  7. Bilimsel evrim

MŞ İRONİSİ: Türk İlahiyat Profesörleri, hiç evrim geçirmemiştir. 1400 yıl önceki ilk özellikleriyle aynen varlıklarını sürdürmektedirler. Öyle ki, kendilerine benzemeyen diğer 7 milyar evrimleşmiş insanın “HAYVAN” olduğunu iddia etmektedirler.

*********

AHMAKLAR, AHMAK OLDUĞUNU BİLMEZ

İnsan organizmasındaki her organın, bir işlevi vardır. İnsanlar, beyni dışında tüm organlarının iyi çalışıp çalışmadığını bilir. Yalnızca, beyinlerinin çevrede olup bitenleri algılamada, anlamada ve kavramada yeterli olup olmadığını bilmez..

Doğada, işlevini hakkıyla yerine getiren organ sayısı yüzde yüze yakındır. Buna karşılık, işlevini hakkıyla yerine getiren beyin sayısı çok azdır. En kötüsü de, kafası sorunlu çalışanlar, bu aksaklığın asla farkında olmaz..

İnsanlığın sık sık bunalıma girmesi, yaşamın çekilmez duruma gelmesi, ahmakların zihinsel verimsizliğidir. Ne yazık ki, sayıları oldukça yüksek olan ahmakları, ahmak olduklarına inandırmak mümkün değildir. Bu nedenle, insanlık tökezleyip durmuş ve hep tökezleyip duracaktır

********

Roma hukukundan kaynaklanan soyut hukuk, kişiyi, SAHİP OLMA kavramıyla, toplumsallığı ise, SÖZLEŞME kavramı ile tanımlar. Efendi-Köle. Hegel

********

Cümlelerinde “şey”, “nokra”, “adım” ve benzeri boş küme sözcükleri kullananlar, ikame sözcük bulmakta aciz kalan eksik donanımlı insanlardır

*******

Güzel bakmadan, güzeli görmeden, güzeli sevmeden, güzeli desteklemeden ve güzellik üretmeden yaşayanlar, aslında yanlış yaşayan insanlardır

SAÇ AYAĞI DÜZLEMDE SALLANMAZ

Kendine şu üç tabanı oluşturarak yaşama sağlam basan insan, sallanmaz, yıkılmaz.

1. Bilimsel taban

2. Ekonomik taban

3. Manevi taban

*******

Quantum Kuramına göre, olabileceklerin tümünün şu anda olma olasılığı, eşittir. O halde, “Ne gelirse Hak’tandır.”

**********

Edison’un, parlak ampul ve fonografi dahil tam 1093 patentli icadı vardı. Picasso, geride 20.000 eser bırakmıştı. Yezit ve Hitler kan, zulüm

Abdestimiz katlanmak
Namazımız sabretmek
Biz bir oruç tutarız
Ramazana benzemez

KUL NESİMİ

********

Yönetenlerin görevi, insanlara, bu dünyada adalet ve refah sağlamaktır. İnsanların öteki dünyalarına, peygamberler bile fazla karışmamıştır

********

GERÇEKLERİN YAPI VE İŞLEYİŞİNİ BİLİM ADAMLARI TANIMLAR, GİRİŞİMLER DE, İNSAN YAŞAMINI KOLAYLAŞTIRIR

Öğesi olduğumuz evrende, gerçekler vardır. Bilim adamları, zamanı geldikçe, bu gerçekleri gözlem altına alırlar. İnceledikleri konuya bilimsel yöntemler uygulayarak,  gerçeğin yapı ve işleyişini tanımlarlar. Girişimciler, bu tanımları esas alarak, yeni ürün, üretim yöntemi ve pazarlar geliştirerek, insan yaşamını daha da kolaylaştırmaya çalışır. Örneğin, bilimin konusu olmadan önce de “Su” vardı. Bilimsellik gelişip de zamanı gelince, bilim adamları suyu gözlem altına aldılar. Yapısını H2O, işleyişini ise gaz, sıvı ve katı olarak tanımladılar. Bu bilimsel tanımları esas alan girişimciler; buz, buzdolabı, dondurma, şişe suyu, buhar makinesi gibi ürün, üretim yönetimi ve pazarlar geliştirip pazarladılar.

*********

Sınav soruları, örneğin şu tarzda olmalıdır: Başbakan ile Ana Muhalefet Partisi Liderini karşılaştırarak, benzer ve farklı yönlerini yazınız

*******

Kendi kendini iyileştirici iletişim sistemi ile insanın dolaşım sistemi arasındaki benzer ve farklı yönleri yazınız. Öğrenci, böyle yetişir.

********

MURPHY YASASI: Değersiz ve önemsiz kişiler, her fırsatta, önemli ve değerli kişilerle görünmeye çalışır. Yükselmek için tek çareleri budur

*******

Beni hatırladıkça,
Ara sıra gönlümü al.
Sokakta görünce, gülümse,
Yanıma yaklaş,
Az elin elimde kal.

Evine misafir geleyim,
Kahvemi sen pişir.
Taze doldurulmuş sürahiden
Bir bardak su ver
Yetişir.

ZİYA OSMAN SABA

********

Çamur, değişime uğrar ve besin olur. Yenen her besinden 10 milyarlarca hücre oluşur. O halde insan, hemen her gün topraktan yaratılmaktadır

********

İnsanların çok büyük bir kısmı, “Allah var” der, ancak, Allah yokmuş gibi yaşar. “Dünyacılık” yapar, söver, kırar, biriktirir, bırakır gider

*******

Yaşamda, geriye dönüp bakıldığında; lezzet, haz ve zevk, yalnızca bir an yaşanmış gibidir. Arkası olmayan günde; LEZZET, HAZ ve ZEVK yoktur

*******

ÖZNEL BİLGİ (KNOWLEDGE)

Enformasyon anlamındaki nesnel bilgi; algılayan insan tarafından özümsenerek, o insana özgü özel bilgi haline getirilir. Başka değişle, öznel bilgi (knowledge), nesnel bilginin insanların yetenekleriyle, birikimleriyle, deneyimleriyle, fikirleriyle, düşünceleriyle, sezgileriyle, sorumluluklarıyla ve güdüleriyle bütünleşmiş ve özelleşmiş halidir.

Özellikle stratejik kararların alınmasında, öznel bilgi sahiplerinin de katılımı sağlanırsa, problemin kıvamlı (optimal) çözümü için çok farklı yolar, yöntemler ve seçenekler ortaya konmuş ve hata payı azaltılmış olur

*******

Tüm insanları Allah yaratmıştır, ancak, her insanı özel ve farklı özellikli yaratmıştır. İnsanları aynılaştırmaya çalışanlara ne demeli ki?

*******

KARMAŞIKLIĞIN MATEMATİĞİ

Canlı sistemlerin tüm bileşenleri, karşılıklı bağımlı olarak işlevini yerine getirir. Örneğin, kalp, mide, deri, kemik ve diğerlerini tek tek ele alıp incelemek ya da tedavi etmek, klasik bilim görüşüdür. Yeni görüşe göre, birindeki en küçük bir dengesiz işleyiş, diğerlerinin dengesini de bozar ve içinden zor çıkılan bir karmaşıklık yaratır.

Toplumsal sistemlerde de aynı durum geçerlidir. Mevcut dengeyi bozacak en küçük bir değişiklik, tüm işleyişlerin dengesini bozar. Bozulan dengenin daha iyisini kurmak, klasik siyaset bilimi ile yapılmaya çalışılırsa, KAOS daha da artırılmış olur.

Çok yüksek hızlı bilgisayarların yardımıyla, artık, karmaşık denklemleri çözmek mümkün hale gelmiştir. Yeni bilimsel yaklaşım olan karmaşıklığın matematiği, karmaşık sistemlere ait yeni nitel davranış denklemlerini bulmuştur.

Karmaşıklığın matematiğinin bulunması, 21.yüzyılın en önemli olaylarından biridir ve giderek daha da çok önem kazanmaktadır.

Karmaşıklığın matematiği yerine, bilim çevrelerinde başlıca şu terimler de eşdeğer kavramlar olarak kullanılmaktadır:

  • Dinamik sistem kuramı
  • Sistem dinamiği
  • Karmaşık dinamik
  • Doğrusal olmayan dinamik
  • Kaos kuramı
  • Fraktal geometri

Hangi adla söylenirse söylensin, yeni matematik, İLİŞKİLER VE DESENLER matematiğidir.

21.yüzyılın ya da küresel dünyanın karşılıklı bağımlılığı ve ilişkilerini, klasik doğrusal denklemlerle dengelemek, asla mümkün değildir.

Karmaşıklığın matematiğini bilmeyen yöneticiler, kaosa hizmet ederler ve kaosu daha da karmaşık hale getirirler.

********

Ülkem halkının yarısının bakışları, tavırları, dilleri, beyinleri yer değiştirdi, tek beden, tek söylem oldu: aynılaştı ve tek insan oldu

*********

Uygarlık; bilimde, sanatta, mimarlıkta, davranışta, sevgide, aşkta ve insanlıkta ayrıntıya inebilmek ve ayrıntının ince tadına varabilmektir

**********

İnsan olmak, zengin olmak değildir. İnsan olmak; dilde, dinde, davranışta, anlatımda, paylaşımda ve iyilikte, önde olmak ve önde gitmektir

********

ÖĞRENEN DEVLET KAVRAMI

Öğrenen devlet, bir devletin yaşadığı olaylardan sonuç çıkarması, halkını ve kamu görevlilerini geliştirici bir sistem yaratması; böylece gelişen, kendini yenileyen dinamik bir devlet haline gelmesidir.

********

“Akıl, Kurandan büyüktür. Akıl dinin birinci kaynağı; Kuran dinin ikinci kaynağıdır.” Hüseyin ATAY. İlahiyat profesörü. “Cehaletin Tahsili”, S.294

********

İBADETTE ŞEKİLCİLİK

1990’lı yıllara kadar ibadette katı bir şekilci olarak yaşadım. Sonra Rahmetli Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ÜN eserlerini okudukça, aklım devreye girmeye başladı. Yüce Kuranı anlamaya özümsemeye başladım. Atalarımın bana öğrettiklerinde yanıldıklarını anladım ve şu ayete sığındım:

MÂİDE-104: “Onlara ‘Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin’ dendiğinde, ‘Atalarımızdan gördüğümüz şey bize yeter’ derler. Ya onların ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler ise?”

*********

AKIL

Felsefede kavram oluşturma ve bunlara göre hükmetme kapasitesine, AKIL ya da US denir. Alman filozofu Immanuel Kant, aklı anlayışla yüzleştirmiş ve algılama kavramından ayırarak incelemiştir.

Pozitif bilimde; düşünme, anlama ve kavrama gücüne AKIL denir. Akıl, problem çözümünde seçenek geliştirme, seçenekleri birbiriyle karşılaştırma, amaca uygun olanını seçme, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı, yararlı ile zararlıyı ayırt etme yeteneğidir.

AKLI OMAYANIN DİNİ YOKTUR

**********

İNGİLTERE HALKI AB’YE NİÇİN HAYIR DEDİ?

Yüz Yıl Savaşları, İngiltere kralı III. Edward‘ın Fransa tahtında hak iddia etmesiyle 1337‘de başlayan ve ancak 116 yıl sonra 1453‘te sona eren savaşlar dizisidir.

Otuz Yıl Savaşı, 1618 ile 1648 yılları arasında Orta Avrupa‘da yapılan ve Avrupa devletlerinin çoğunun katıldığı savaşlar dizisidir.

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan ikincisi olup birçok milletin yer aldığı, 1939’dan 1945’e kadar süren küresel bir askerî çatışmadır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği‘nin dağılması, 25 Aralık 1991 tarihinde SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov‘un istifa etmesinin ardından Sovyetler Birliği’ni teşkil eden cumhuriyetlerin bağımsızlığını kazanmalarıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağıldığı olaydır.

Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi, Avrupa ülkeleri, şu veya bu nedenle, sürekli çatışmıştır.

Özellikle II. Dünya savaşından sonra, dünya yönetiminde, açıktan veya gizliden ABD ve ABD’nin mütemmim cüzi İngiltere direksiyon başında olmuştur.

AET ve uzantısı AB, aslında Sovyetler Birliği tehdidine karşı oluşturulmuş bir topluluktur. 1973 yılında ABD, İngiltere’yi, bu topluluğa bir Truva Atı olarak sokmuştur.

ABD, izlediği politikalarla 1991 yılında, Sovyetler Birliğini parçalayınca, AB’nin kuruluş felsefesi, anlamsız duruma gelmiştir.

ABD ve uydusu İngiltere’nin “PARÇALA; BÖL VR YÖNET1 politikası gereği, şimdi sıra AB’nin zaman süreci içinde parçalanmasına, bölünmesine gelmiştir.

ABD, AB vazosunu, İngiltere Brexit’i ile çatlatmıştır.

SÖZÜN ÖZÜ: Her olayın temelinde ekonomik nedenler vardır. ABD, dünyayı artık daha da kolay yönetecektir. Dolar, bir savaş daha kazanmıştır.

********

Bir olay olmuşsa, başka türlü olamayacağı için olmuştur. İngiltere, Avrupa’nın liderliğini, Almanya’ya bırakmak istememiştir. Asillik davası.

********

Türkiye nasıl etkilenecek? “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye, o dünyada yerini alır.” İ. İNÖNÜ. 1964. MŞ Görüşü: Türkiye, olumlu etkilenir

********

TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİ İÇİN YALNIZCA ÜÇ YOL VARDIR

  1. Ekonomiye her yıl, çok iyi eğitilmiş emek girmelidir
  2. Ekonomiye her yıl en az 200 milyar sermaye girmelidir
  3. Ekonominin toplam verimliliği her yıl daha da artırılmalıdır

*******

Sürücüsüz araçlar devreye girince, Türkiye’deki bütün şoförler işsiz kalacaktır. Tıpkı 1900’lü yılların nalbantlarının işsiz kaldığı gibi

********

İnsan olmanın temel koşulu, doğayı sevmek, canlı varlıkların acısını paylaşmak ve mümkünse o acıları, azaltmaya ve gidermeye çalışmaktır

*******

Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var

Aldanma ki şair sözü elbette yalandır.

FUZULİ

*******

Yüreğimden aşk kurşunu yedim ben,

Doktor ağlar, merhem ağlar yarama.

Dilekçemi gökyüzüne verdim ben

Yağmur ağlar, meltem ağlar yarama.

ABDURRAHİM KARAKOÇ

********

GERÇEK İSLAM BİLGİNLERİNİN DEĞERİ, YAŞARKEN BİLİNMEMİŞ, SAHTE DİNCİLER TARAFINDAN DIŞLANMIŞTIR

Hanefi mezhebinin kurucusu ve Sünni fıkhının en büyüğü, fıkıh ve hadis bilgini Nu’man İbn-i Sâbit, “İmâm-ı Â’zam” ya da Ebû Hanîfe olarak bilinir.

Bu büyük Müslüman ve İslam bilgini, bütün zorlamalara rağmen Emevî ve Abbâsî saltanat sahiplerine boyun eğmemiş ve onların yönetim biçim ve anlayışlarını onaylamamıştır.

Abbasi Devleti’nin ikinci halifesi Ebû Câʿfer “el-Mansûr”, İmam-ı Azam’ı Bağdat’ta hapsettirip işkence ettirmiş ve zehirleterek öldürtmüştür.

İmam-ı Azam’ın kurduğu mezhep, ölümünden sonra, İslam dünyasının çok büyük bir kısmına yayılmıştır

 *********

HASAN SABBAH

Hasan Sabbah, İsmaililik mezhebine dayalı olarak Haşhaşiler tarikatını kurmuştur. Suikaste (gizlice cana kıymaya) dayalı Haşaşi tarikatının 34 yıl liderliğini yapmıştır. Tarikat liderliği süresince hiç dışarı çıkmadan, Elemût kalesinde yaşamıştır.

Rivayete göre, Hasan Sabbah, Nizamülmülk ve Ömer Hayyam’ın sınıf arkadaşıdır. Bu üçlü, kendi aralarında bir anlaşma yapmışlardır. Hangisi önce başarı kazanırsa, diğerlerine de yardım edecektir. Nizamülmülk vezir olmuş ve ikisine de valilikler önermiştir. Ancak Hayyam kendisine bir emeklilik maaşı bağlanmasını, böylece başıboş bir hayat sürmeyi tercih etmiş; Hasan Sabbah ise, vezir olmayı istemiş, olmayınca da, Nizamülmülk’ten intikam almayı aklına koymuştur.

Hasan Sabbah’ın Hüküm sürdüğü Elemût Kalesi, Elbruz Dağları’ndaki geniş bir vadiye egemen konumdaki büyük bir kayalık üzerine inşa edilmişti. İki bin metre yükseklikteki kale, kayanın tabanının yüzlerce metre üzerinde, yalnızca sarp ve dolambaçlı bir patikadan çıkılabilen bir yerde bulunmaktaydı.

Hasan Sabbah, önce adamlarını çevreye göndererek, bölge halkını ve içinde yaşayanları, kendi tarafına çekmeyi başarmıştır. Daha sonra, kaleyi ele geçirmiş ve Büyük Selçuklu Devleti ve Abbasilere yönelik mücadelesine başlamıştır.

Hasan Sabbah, 34 yıl içinde yaklaşık elli suikast gerçekleştirmiştir. Bunların en önemlisi ve ilki Nizamülmülk’ün öldürülmesidir. Diğerleri ise, Selçuklu üst düzey devlet görevlileri ve Abbasi din adamlarına yönelik suikastlerdir. Hasan Sabbah, Selçuklu sarayındaki taht kavgalarını kendi lehine kullanmış ve önemli kaleleri de ele geçirmeyi başarmıştır.

Hasan Sabbah’ın başarısının sırrını gösterici nitelikte bir olay vardır. Muhammed Tapar’ın ölümünden sonra tahta geçen Sencer’e, Hasan Sabbah, barış elçileri gönderir ve bazı tekliflerde bulunur. Teklifleri kabul edilmeyince, Sencer’in sarayından birilerini yanına çekerek, sultan uyurken başucundaki taşa bir hançer saplatır. Uyandığında taşa saplanmış hançeri gören sultan, büyük paniğe kapılır ve olayı gizli tutmaya çalışır. Ancak, Hasan Sabbah, kısa bir süre sonra, bir elçi gönderir ve şu mesajı okutur:

“Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değil de sultanın yumuşacık göğsüne saplansın.”

Bu mesaj, Sencer döneminde, İsmaililerin ve haşaşilerin oldukça rahatlamasını sağlamıştır.

MŞ; bu tarihi suikastçiyi, durup dururken niçin yazdı?

NE BİLEYİM BEN! BELKİ DE, ELEMÛT DAĞI İLE KANDİL DAĞI ARASINDA BİR İLİŞKİ KURMAYA ÇALIŞMIŞTR.

**********

Yaşamının başındayken, vatan savunmasında şehit düşen gençlerimiz, yüreğimi cayır cayır yakıyor. Çözüm önermekte aciz kalmak ise daha da acı

*******

Farklar, dünyanın nesnel yönleridir. Ancak, bilgisizler, tüm farkları algılayamaz. Nedeni, bilginin kendisi, zaten fark edilen farklardır

********

Türkiye genelinde, güzelliği belirleyen beğeni ve ölçütler, çok farklıdır. Özellikle güzel sanatlar boyutunda, bu fark daha da dramatiktir

*******

DEĞİŞİME KARŞI OLMANIN PSİKOLOJİK NEDENLERİ

  1. Bilinmeyenden korkma
  2. Kendine güven eksikliği
  3. Alışkanlıklardan vaz geçme zorluğu
  4. Başarısız olma korkusu
  5. Değişim hakkında bilgi eksikliği
  6. Çıkar kaybı korkusu
  7. Yeni bilgiler öğrenme zorluğu
  8. Dar görüşlü olma
  9. Yobazlık
  10. İnatçılık

*********

NESNEL BİLGİ (ENFORMASYON)

Nesnel bilgi, (enformasyon), kişilik yapısına göre “özelleşmiş bilgi”yi, başka deyişle, kişiye özgü bilgiyi değil, veri işlem süreci sonunda “genelleşmiş bilgi” demektir.

Nesnel bilgi, verilerin derlenmesini, işlenmesini, anlamlı hale getirilmesini, depolanmasını, kullanılmasını, iletilmesini, paylaşılmasını ve benzeri işlevleri gerçekleştiren veri işlem sürecinin çıktısıdır.

Aslında, nesnel bilgi, görsel veya işitsel mesaj şeklinde bir belgedir. Her mesajda olduğu gibi, burada da bir gönderici ile bir alıcı vardır. Nesnel bilginin amacı, alıcıyı etkileyerek belirli konudaki düşüncelerini değiştirmek, onu yönlendirmek, davranışı üzerinde etkili olmaktır. Dolayısıyla, nesnel bilgi, alıcı tarafından algılanır, biçimlendirilir, değerlendirilir, yorumlanır, içselleştirilir ve böylece özel bilgi (knowledge) haline getirilir.

Alıcılar, farklı deneyime, eğitime, kültüre, iletişim engeline ve kişilik yapısına sahip olduğu için, genel bilgi anlamındaki her bir mesaj, alıcılar tarafından farklı algılanır.

Nesnel bilgi, veri biçimindeki sayıları, sözleri, görüntüleri ve önermeleri, değişik veri işlem yöntemleriyle anlamlandırarak, özet bir biçime getirir. Böylece, veri işlem sürecine giren ham gözlemler, tek başına pek anlam taşımazken, sürecin sonunda anlamlı bir çıktıya dönüşür. Dolayısıyla, veriden farklı olarak nesnel bilginin, yaratıcısı tarafından anlamlandırılan ve verileri değere dönüştüren belirli bir biçimi vardır.

*******

MURPHY YASASI: Türkiye’deki bankalardan kredi almak için, önce krediye ihtiyacınız olmadığını kanıtlamanız gerekir

********

İnsanı, bir maddi veya maddi olmayan varlığa veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duyguya SEVGİ denir

********

Öğrencilerini, başka hiç kimsenin düşünmediği gibi düşündürmeyi başarabilenler öğretmen,  diğerleri, özel veya resmi ezberletme memurudur

*******

TÜRKİYE’DEKİ BOZUKLAR

  1. Tüm moraller bozuk
  2. Anayasa bozuk
  3. Adalet sistemi bozuk
  4. Bürokratik sistem bozuk
  5. Milli Eğitim sistemi bozuk
  6. Yüksek eğitim sistemi bozuk
  7. Devlet memuru olma sistemi bozuk
  8. Trafik sistemi bozuk
  9. Ekonomik sistem bozuk
  10. Politik sistem bozuk
  11. Siyasi Partiler Kanunu bozuk
  12. Demokratik sistem bozuk
  13. İç güvenlik sistemi bozuk
  14. Dış güvenlik sistemi bozuk
  15. Dış politika bozuk
  16. Teşhisler bozuk
  17. Tedaviler bozuk
  18. A’dan Z’ye ne varsa hepsi bozuk

MUSTAFA KEMAL VE ARKADAŞLARININ SAPA SAĞLAM OLARAK BIRAKIP GİTTİKLERİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ, TEMELİNDEN SARSILMAKTA

********

“Allah’ın sevgi ve ilgisinden mahrum olun” şeklindeki bedduaya, LANET OKUMAK denir. Allah, yalancıların duasın ve bedduasını kabul etmez

********

Cumhurbaşkanı başdanışmanı Sayın Yiğit BULUT, aldığın maaşı hak etmek için, lütfen, o gür sesinle “Kral Çıplak” diye bir kez yeri göğü inlet.

*********

BİR SONRAKİ EYLEMİ, TOPLUMUN TEPKİSİZLİĞİ TETİKLER. Siyasi teröre, trafik terörüne, tacize, tecavüze, torpile, hırsızlığa vb. tepki şarttır

********

TİMSAHIN GÖZYAŞLARI

Kocaman avını yutarken, duyduğu haz nedeniyle, timsahın gözünden yaş gelir. ABD, Atatürk hava Alanı katliamı nedeniyle, sürekli iyi niyet mesajları yayınlıyor. Neden kendi suçları içim şöyle bir özür dilemiyor:

“ABD olarak; Afganistan’ı, Irak’ı işgal ederek, tüm Orta Doğuyu kana boyadığımız için, dünyadan özür dileriz!”

**********

OLUŞU (OCCURRENCE) İKİLEM (DUALİTY) SAĞLAR

İkilem (duality) ilkesine göre, zıtlar birbirini tamamlar. Tek başına (+) elektrik eylemsizliktir. (+) elektrik; (=) elektrikle tamamlanırsa; ısı, ışık veya hareket olur. Kadın erkekle tamamlanırsa; aşk, sevgi, duygu, akıl, şefkat, güç, merhamet ve mutluluk olur. Duygusallık, akılcılıkla tamamlanırsa: dengeli insan olur. Gece, gündüzle tamamlanırsa; gün olur.

Evrendeki tüm oluşlar, zıtların birbirini tamamlamasıyla olur. Hiçbir zıt, diğerinden üstün değildir. Diğerinin bütünleştiricisidir.

********

Bir ürünün, düşüncenin, inancın ve yorumun arzı artarsa, değeri düşer. Ey dini en çok bilmişler! Hiç birinize inanmıyorum. Bana Kur’an yeter

******

Kuran’da, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirildiği için, bu gecede, “Allah’ım beni affet” diye yalvaracağım. Kadir geceniz mübarek olsun

********

ASLINDA İNSANLAR ÜÇ GRUBA AYRILIR

(1) İnsanlara, diğer tüm canlılara, olaylara ve oluşlara; anlayışlı, iyi niyetli ve hoş görülü bakanlar

(2) İnsanlara, diğer tüm canlılara, olaylara ve oluşlara; anlayışsız, kötü niyetli ve acımasız bakanlar

(3) İnsanlara, diğer tüm canlılara, olaylara ve oluşlara; kinle, nefretle, çıkar hırsıyla ve kullanma duygusuyla bakanlar

SORU: Siz kendinizin hangi gruba daha yakın hissediyorsunuz?

********

Her insan, kendi tanrısını arayıp bulmalıdır. Sözlerde, yazılarda aradım bulamadım. Kuranda, Allah, benimle aracısız konuşur gibiydi. Buldum

********

Bir canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntüye ve acıya, MERHAMET denir. Ya bu Türk yöneticileri ne kadar merhametsiz oldu!

*******

BATI KAYNAKLI DEĞERLER, ARTIK AÇIKCA SORGULANIYOR

ABD önderliğindeki kapitalist ülkelerin küreselleştirdiği dünyadan önce, batılı değerleri benimsemiş ülkeler, artık batılı görüşlere, eğilimlere ve uygulamalara sırtını dönmeye başlamıştır.

İslam dininde öğrenci anlamına gelen TALİBAN, Irak ve Şam İslam Devleti anlamına gelen IŞİD ve Türkiye dahil diğer İslam ülkelerindeki yasal ve yasal olmayan örgüt ve siyasi partiler, katı dini değerlere dayalı (şeriata dayalı) bir İslam cumhuriyeti yaratma çabasına girmiştir.

Küresel kapitalizmin acımasızlığına karşı örgütlenen kökten İslamcılar ile geleneksel Hristiyan değerlerini tekrar hakim kılmayı dayatanlar arasında, kıyasıya bir mücadele başlamıştır.

Bu iki dogmatik inanç taraftarları, her alanda açıktan veya gizliden, çok çok uzun yıllar sürecek çılgınca bir savaş başlamışlardır. Bu savaş, günün teknolojileri gereği, tarihte hiç görülmemiş yöntemlerle yapılmaktadır. Taşeron savaş örgütü ve benzeri yeni savaş kavramları gündeme gelmiştir.

Kurunun yanında yaş da yanacak, vücudunun ne zaman nerede param parça olacağını bilmeyen birçok masum insan, anlamsızca ölecektir.

*********

MURPHY YASASI: “N” sayıda denklemi olan bir problemin, kesinlikle “N+1” sayıda bilinmeyeni vardır. Türkiye’nin denklemleri ve bilinmeyenleri gibi

********

DOĞAL DÜZEN (NATURE ORDER) KAVRAMI

Doğal düzen kavramı, Fizyokratlar tarafından ortaya atılmış ve Adam Smith tarafından geliştirilmiştir.

“Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler; dünya kendi kendine döner (Laissez faire et laissez passer, le monde va de lui même!)” deyişinde ifadesini bulan doğal düzen görüşüne göre, evrende kendiliğinden bir düzen vardır. Bu düzende, bireylerin çıkarları, toplumun ortak çıkarları ile özdeştir. Dolayısıyla, devletin müdahalesi, karmaşaya yol açar, verimliliği ve etkililiği azaltır, mutsuzluk yaratır.

Küreselleşme, doğal düzeni bozmuştur. Yedi milyar insanın yaklaşık % 99’u çok mutsuzdur.

********

Uğruna Şehit düşmüşlerin çocuklarına iş yok, öp öz gençlerine, öz halkına iş yok. Vatanını için savaşmayıp kaçan 3 milyon vatandaş yapılacak

********

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan, toprak uğrunda ölen varsa vatan” derdiniz.  Vatanları için ölmeyenler, Türk vatanı için ölür mü?

*******

İnsaf ya! 400 çeşit vergi verenler, evlatlarını şehit verenler, türlü adaletsizliğe katlananlar ile hiç katkısı olmayanlar bir olabilir mi?

********

Beş yıldır,  misafir ediyor, barındırıyor, yediriyor, içiriyor, giydiriyoruz. Üstüne bir de evin tapusu! Yo bu haksız ve ölçüsüz kazanç olur

*********

Yöneticilerin ve politikacıların kimyası, hemen her gün değişir. Belirli bir anın kimyasıyla verilen sözler ise, kimya değişiği anda değişir.

********

CENAZENİN NERESİNDEN GİTMELİ

Komşulardan biri vefat eder. Komşuları, işini bırakıp cenaze namazına katılır. Tabut sırtlara alınınca, cemaatten biri, Nasrettin Hoca’nın kulağına doğru eğilip yavaşça sorar;

“ – Hocam, ben cahilim, doğrusunu bilmiyrum. Tabutun önünden mi, yanından mı, arkasından mı gitmem gerekir?”

Hoca yanıtı yapıştırır;

“ – İçinde gitme de, neresinden gidersen git.”

KISSADAN HİSSE: Şartlandırılmışların içinde gitme de, nereden gidersen git.

*********

BEN (EGO) MUTSUZLUĞA GÖTÜRÜR

Ben (Ego) ve bencil (egoist), sürekli daha fazlasını ister. İktidarın, gücün, malın, mülkün, paranın, zevkin, seksin, başka deyişle, Yüce Kuranın yasakladığı tüm yasakların daha da fazlasını.

Ben ve bencillik, başkalarının hakkından aldığı, bir bakıma da çaldığı için, kişiyi yalnızlığa götürür.

Daha da fazla elde etme hırsı, hiç kimseyi mutlu etmez. Egoistin, şeytanıyla el ele vererek, Egosu için başkalarının payına el koyarak elde ettiği iktidarı, gücü, malı, mülkü ve parası; öteki dünyadaki kendi Cehennem ateşinin odunu, yakıtı olur.

ÖNERİ: Tanıdığınız iktidar, güç ve servet sahibi egoistlerin yüzüne bir bakın lütfen. Asla nur göremezsiniz.

Yüzü, Şeytan çarpmış gibi olanlar, hiç kuşkunuz olmasın, şeytanın arkadaşlarıdır. “Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.”

********

“Şehitler fışkıracak sıksan toprağı” M. Akif. Sıksan şehitler fışkıracak vatanımı savunduğum için bana IRKÇI dersen, ben de sana DİNCİ derim.

*********

İnsan, başka dünyalara bakabiliyorsa, başka dünyalardaki bezer ve farklı yönleri görebiliyorsa, kendi karanlık mağarasından çıkmış sayılır

*********

Kendi hantal aklının ve mantığının bulduğu saçmalardan başka gerçek tanımayan insandan uzak durunuz. Saplantıları içinde bocalayıp dursun

*********

İnsanların büyük bir kısmı; vücudunun şeklini, organlarının yapı ve işleyişini beğenmez. Ancak, aklını beğenmeyen bir tek insan bile yoktur

*********

Dünyadaki tüm akıllar sıfır fiyatla pazara sunulsa, insanlar, kendi akından başka hiçbir aklı beğenmez, yine kendi aklını alır, kafasına yerleştir

*******

Dünyadaki tüm akıllar sıfır fiyatla pazara konsa, insanlar, kendi akından başka hiçbir aklı beğenmez, yine kendi aklını alır, karanlık kafasına yerleştirir

*********

OSMANLI İKİNCİ VİYANA KUŞATMASI İÇİN HARCADIĞI PARAYI KEŞKE UÇAK MÜHENDİSİ YETİŞTİRMEYE HARCASAYDI DİYE DÜŞÜNDÜM

400 kişilik bir KLM Hollanda Hava Yolları Uçağı. Orta bölümde 4 koltuk, sağ tarafta 3 koltuk, sol tarafta 3 koltuk. Baştan sona 4 ana bölüm. Her bölümde tuvalet. Koltuk araları geniş. Tek tek her koltuğun gidiş-geliş fiyatı, 10 bin lira. Hizmet sunan En az 16 kadın ve erkek. Buenos Aires, Uruguay, Atlas Okyanusu, İspanya, Portekiz, Fransa, Belçika ve Hollanda hattı üzerinde tam 14 saat uçtu. Her koltuğunda yolcu var. Onlardan biri de bendim. Sanki koskocaman bir yük gemisi havada yüzüyordu.

1683 İkinci Viyan kuşatması bozgunundan sonra, tek tek kaybedilen Osmanlı toprakları üzerinde 23 ayrı devlet kuruldu.

20 Gün önce giderken, aklı beyninde değil cinsel organında olan sözde dindarların tartışması vardı. Geldim yine “Bir kadın evinden süslenip çıkıp evine dönene kadar kaç erkeğin şehvetini tahrik etmişse, o kadar erkekle ZİNA yapmış sayılır” tartışması var.

YOBAZ BATAKLIKLARI KURUTULMADIKÇA, YOBAZLARIN AKLI HEP KÖKÜNDEN KURUYUP KARA TOPRAĞA DÜŞESİ CİNSEL ORGANLARINDA OLACAK VE TÜRKİYE DAHA KİM BİLİR KAÇ BOZGUN YAŞAYACAK

***********

MŞ SINAV SORUSU

Dünya haritasını açınız. Avrupa’nın yarısı ile ABD topraklarını toplayınız. Bu toplam ile tüm dünya topraklarını oranlayınız. Avrupa’nın yarısı ile ABD’nin, dünyanın geri kalan çok büyük kısmına (yaklaşık hepsine) hakim olmasının ve onları dilediği gibi sömürmesinin en başta gelen nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dinlerine bağlılık

B) Laiklik

C) Erken Rönesans ve reformları

D) Amerika’nın keşfi

E) Protestan Ahlakı

F) Kadın erkek eşitliği

G) Doğaüstü güçlerin yardımı

H) Üstün ırk olmaları

İ) Manevi bilimler fakültelerinin çok sayıda olması

J) Müspet bilimler fakültelerinin çok olması

K) Bilimsel araştırma yatırımlarının çok olması

L) Yaparak yaşayarak eğitim ve öğretime ağırlık verilmeleri

M) Ateistliğin yaygın olması

N) Papa ve rahiplerin insanlar ve toplum üzerinde etkin olması

O) Kadınlarının açık saçık giyinip, süslenip sokaklarda dolaşması, erkeklerin şehvetini tetiklemesi

P) OH be yaz yaz bitmiyor. Kalan şıkları da siz yazarak birini seçiniz

**********

Din ve bilim, kötü amaçlar için her zaman kullanılmıştır ve kullanılacaktır. Ancak insanlık, her zaman iyi yönde gelişmiş ve de gelişecektir

******

Bencilliğin erdemi ve doruk noktası, “Eğer vatana ihanet makam, mevki ve para getirecekse, benden en fazlası” olarak tanımlanabilir mi?

*******

Darbe girişimi acı deneyiminden sonra; demokratik, çağdaş, laik ve Müslüman ülke idealini, yalnızca Sayın Cumhurbaşkanımız gerçekleştirebilir

*********

Kişinin imanını,bireysel rutin ibadetleriyle değil, halk için yaptığı hizmetleriyle ölçmek gerekir. “Halka hizmet Hak’ka (Allah’a) hizmettir

*******

MŞ:Ben 3-5 yaşlarındayken, babam beni kucağına oturtur “Oğlum büyür inşallah, muallim olur, alim olur inşallah” derdi.

Muallim: Öğretmen

Alim: Bilgin

*******

Hiçbir ışık kalmayınca, zifiri karanlıkta, vicdanınla önünü görüp, çarpmadan, devirmeden, kırmadan yürüyebileceğine inanıyor musun? Aferin sana!

******

MURPHY YASASI: Toplum arabaya değil, katıra benzer. Eğer çok zorlarsanız, sırtından atar, bir tekmeyle yere yapıştırır, bir daha da kalkamazsınız

*********

HALİL İBRAHİM BEREKETİ ÖYKÜSÜ

Birbirini çok seven kardeşlerin büyüğünün adı Halil, küçüğünün adı İbrahim’miş. Halil evli ve iki çocuklu, İbrahim bekârmış. İki kardeş ortak oldukları tek tarladan elde ettikleri ürünü, eşit olarak paylaşarak geçinip giderlermiş. Bir yıl, elde ettikleri buğdayı, tarlada iki eşit kısma bölmüşler. Sıra, kendi paylarını, kendi ambarlarına taşımaya gelmiş. Halil, kardeşi İbrahim’e, “Ben gidip çuvalları getireyim, sen burada buğdaylarımızı bekle.” Halil ayrılınca, İbrahim “Ağabeyim evli ve çocukları var. Kendi payımdan biraz onun payına ekleyeyim” diye düşünerek, biraz Halil’in payına aktarmış. Halil gelince, İbrahim’in bir çuvalını doldurarak sırtına yüklemiş ve onu ambarına boşaltması için göndermiş. İbrahim gittikten sonra Halil, “Çok şükür ben evliyim. Kurulu bir düzenim var. Kardeşim bekâr. Para biriktirip evlenmesi, ev kurması gerekiyor. Kardeşimin benden daha fazla buğdaya ihtiyacı var” diye düşünüp, payından bir miktar İbrahim’in payına eklemiş. Böylece, birbirlerinden habersiz birbirlerinin kümelerine aktarıp durmuşlar. Bir bakmışlar ki, ikisinin de ambarları dolduğu halde, tarladaki payları ne taşıdıkça tükeniyor ne de taşıdıkça azalıyor.

Allah, kardeşlerin karşılıklı iyi niyetlerini görünce, paylarına bereket vermiş. İki kardeş, günlerce ortak tarlalarından buğday taşıdıkları halde, bir türlü kümeleri bitmemiş. Ambarları, her yıl dolup taşmaya devam etmiş.

SÖZÜN ÖZÜ: “Veren el alan elden iyidir”. “Aldıkça değil verdikçe çoğalır.” “Kötü niyette artmaz, iyi niyetten artar.”  “Komşusu açken uyuyan, Müslüman değildir.” “İhtiyaçtan fazlası paylaşılmayan her mal, kendi cehennemine taşıdığın yakıttır.” “Alanlardan değil, verenlerden ol da Cennet  ödülün olsun.”

*********

Eğer toplum, birbirinden ayrı grup ve bireyler şeklinde parçalanmış veya parçalatılmışsa, çeşitlilik kolaylıkla bir ÖNYARGI ve SÜRTÜŞME kaynağı durumuna gelir.

********

Farklı çıkar grupları; toplumu etnik kimliklere, inançlara, gizli dava kümelerine bölerek, Cumhuriyetin temel değerlerini yok etmeye başlamıştır

*********

Yan tutmadan, Türkiye’nin nesnel gerçeklerini araştıran, gören ve başkalarıyla paylaşarak bireysel özgürlüğünü riske atan kişinin hiç aklı yok

*********

DÜŞMANLARI OSMANLI DEVLETİNE EN KÖTÜSÜNÜ GÖSTERİP TOPRAKLARIMIZI KAYBETTİREN ANTLAŞMALARI İMZALATMIŞLAR

Bazı Antlaşma Örnekleri:

Karlofça Antlaşması 1699

Küçük Kaynarca Antlaşması 1774

Yaş Antlaşması 1792

Edirne Antlaşması 1829

Londra Antlaşması 1913 (Ege adaları tümüyle kaybedilmiştir)

Sevr Antlaşması (Osmanlı Devleti yok sayılmıştır)

Çok büyük topraklarımızı kaybettiren diğer Osmanlı Devleti Antlaşmaları

***********

Bugünün koşulları ve ölçüleriyle geçmişteki olayları değerlendirmeye kalkışanlar, başka amaçları yoksa,tarih yöntemini hiç bilmiyor demektir

**********

İlk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora,  doçent, profesör diploması ya hiç verilmesin ya da herkes diplomasına göre bilgiçlik taslasın

*********

Sosyal, ekonomik, teknik, hukuki, askeri ve diğer tüm alanlarda kaynak göstermeden kesin konuşanlar, aslında bilgisizliklerini kanıtlamış olurlar

***********

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(Zümer suresi,9.ayet) Açıklaması: Lozan Antlaşmasını bilmeyen, sanki bilirmiş gibi konuşmamalıdır

**********

VATAN SORULAR VE MŞ YANITLARI 1) Bütünlük? Yok! 2) Bölünmezlik? 35 yıldır Güneydoğu diye bir bölgeden söz ediliyor! 3) Birlik? Amaç birliği değil, amaçlar çatışması ve çarpışması yaşanıyor! 4) Eşitlik? Senden, benden, bizdense olsa bile var denemez! 5) Özgürlük? Bu yata ben bile fikirlerimi açıklarken, “Ya suya sabuna dokunursam” diye korkuyorm! 6) Eğitim? Varmış gibi gösterilme çabaları, ama çağdaş değil, parası olanlar için bile eğitim var denemez! 7) Öğretim? Ezbercilik! 8) Hukuk? Her mahkeme kararı, ya daha yüksek mahkemeden, ya Anayasa Mahkemesinden ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden dönüyor! 9) Güvenlik? Hiç ama hiç kimsenin mal ve can güvenliği garanti altında değil? 10) İş güvenliği? Her gün yaklaşık binlerce kamu görevlisi ve özel teşebbüs görevlisi açığa alınıyor! 11) Trafik? Her türlü yolda her cins vahşi yaratık, her türlü makas atmaları yapıyor ama, kimsenin umurunda bile değil! 12) Ekonomi? Her vatandaş her an kurları, fiyatları ve zamları izlemekten çalışmaya zaman bulamıyor! 13) Yeter be! Sözün özü şudur: Vatandaki sözde varmış gibi olan her sistemin çivisi çıkmış durumda.

DİKKAT: Vatanın bu duruma gelmesinde veya getirilmesinde, vallahi de billahi de benim en ufak bir kusurum ya da en ufa bir katkım yoktur!

***********

13,5 milyar yıl önce, Big Bang olayıyla şekillenen madde, enerji, zaman ve uzay ilişkilerini araştıran ve açıklayan bilim dalına FİZİK denir

**********

13 milyar yıl önce oluşan atomların, moleküllerin ve benzerlerinin arasındaki etkileşimleri araştıran ve açıklayan bilim dalına KİMYA denir

………..

4 milyar yıl önce uzayda kendine yer bulan Dünya gezegeninde oluşan organizma yapılarını araştıran ve açıklayan bilim dalına, BİYOLOJİ denir

……….

Yaklaşık 70 bin yıl önce çok karmaşık yapılar olarak oluşan insan türünün yarattığı kültürü araştıran ve açıklayan bilim dalına, TARİH denir

**********

FIKRA

Nasrettin hoca bir gün karısına;

“Hatun, şu bizim komşu, çarıkçı, Mehmet ağanın adı neydi?”

“Kendin Mehmet ağa diye söyledin ya Bey!”

“Canım dilim sürçtü işte. Ne iş yapar diyecektim.”

“A efendi! Kendin çarıkçı demedin mi?”

“Anlasana işte Hatun, nerede oturuyor demek istemiştim.”

“Efendi, bugün sana ne oluyor? Komşu dedin ya!”

Hoca oldukça sinirli bir sesle;

“Aman be kadın! Seninle de bir türlü konuşulmaz ki! Şunun şurasında iki çift laf edelim dedik, bin pişman ettin beni.”

***********

TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN 3 DEVRİM

  1. Bilişsel Devrim: 70 bin yıl önce başlamıştır
  2. Tarım Devrimi: 12 yıl önce başlamıştır
  3. Bilimsel Devrim: 5 bin yıl önce başlamıştır

**********

LİDER OLARAK KALMAKTA ROL OYNAYAN VE RAKİP LİDERLERİ GERİDE BIRAKAN BAZI SÖYLEM VE UYGULAMALAR

  1. İzleyenlerin duygusal güdülerini harekete geçirecek söylemler
  2. İzleyenlerin ekonomik güdülerini harekete geçirecek söylemler
  3. İzleyenlerin dini duygularını harekete geçirecek söylemler
  4. İzleyenlerin iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarını harekete geçirecek söylemler
  5. Türk tarihine hayranlığını İzleyenlerin Türk Tarihine hayranlığını harekete geçirecek söylemler
  6. İzleyenlerin iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarını harekete geçirecek söylemler
  7. Yalanları gerçek gibi gösterme yol, yöntem, taktik ve tarzlarını diğer partilerden daha iyi uygulama
    (7) Umut pazarlamasını diğer partilerden daha mükemmel olarak yapma
    (8) Vaatlerini gerçekleştirecekleri tarihleri amasız, ancaksız kesin olarak vermeleri Yalanları gerçek gibi gösterme yol, yöntem, taktik ve tarzlarını diğer partilerden daha iyi uygulama
    (7) Umut pazarlamasını diğer partilerden daha mükemmel olarak yapma
    (8) Vaatlerini gerçekleştirecekleri tarihleri amasız, ancaksız kesin olarak vermeleriYalanları gerçek gibi gösterme yol, yöntem, taktik ve tarzlarını, diğer liderlerden daha iyi uygulama
  8. Umut pazarlamasını diğer liderlerden daha mükemmel olarak yapma
  9. İzleyenlere verdiği sözler ya da vaatler için amasız, ancaksız kesin tarihler verme ve bu tarihlerde gerçekleştirme

********

70 BİN YIL ÖNCESİNDE VE 70 BİN YIL SONRASINDA İNSANOĞLU

70 bin yıl önce yeryüzünde görünmeye başlayan insanoğlunun, bir gün kendi soyundan gelenlerin ayda yürüyeceği, atomu parçalayacağı, genetik kodu çözeceği, internetle iletişim maliyetini sıfırlayacağı, tarih ve bilim kitapları yazacağı konusunda en ufak bir düşüncesi ya da fikri yoktu. Ama 70 bin yıl sonra sayılanların daha da fazlası oldu.

SORU: Başta AKP olmak üzere diğer partiler ve parti yöneticileri, acaba 70 bin yıl sonra, insanoğlunun ne olamazları olur yapacağını hayal edebiliyorlar m?

MŞ YANITI: Söz konusu güncel Türk Devlet yöneticileri ve Türk liderleri, geleceği hayal etmek şöyle dursun, postmodern küresel dünyayı ve küresel değişimi bile anlayamamışlardır. Kimisi Emevi, Abbasi çağlarında, kimisi Osmanlı devletinin gerileme ve yıkılış dönemlerinde, kimisi de Cumhuriyetin ilk yıllarında kalmışlardır

********

2000’li yıllarınTürk halkı; genel olarak tembeldir, iradesizdir, bilgisizdir, gerçekği görmekte acizdir, gerçeği söyleyeni cezalandırıcıdır

********

Hz. SÜLEYMANIN ADALETİ

1000 hakimin çözemediği davalar, 100 hakime; 100 hakimin çözemediği davalar 10 hakime; 10 hakimin de çözemediği davalar, en sonunda Hz. Süleyman’a gelirmiş.

İki kadının her ikisi de bir çocuğun annesi olduğunu iddia ediyormuş ama, kadınların her ikisi de, hakimleri ika edecek hiçbir kanıt gösteremiyorlarmış. Dava Hz. Süleyman’a gelmiş.

Süleyman, kadınları dinledikten sonra, görevlilere “çocuğu tam ortadan ikiye ayırın ve yarısını birine, öteki yarısını da öbürüne verin” demiş.

Kadılardan birisi, Hz. Süleyman’a “Ben yalan söyledim, çocuğun annesi ben değilim, o kadındır” demiş ve oradan uzaklaşmaya başlamış. Hz. Süleyman, görevlilere;

“Çocuğun annesi, şu giden kadındır. Hiçbir gerçek anne çocuğunun ölmesini istemez. Alın çocuğu, buradan uzaklaşmakta olan kadına verin” demiş.

KISSADAN İSSE: Türkiye’deki güncel hakimlerin kararları ile Hz. Süleyman devrindeki kararları karşılaştırırsanız, adaletin ne olduğunu anlarsın ız.

MŞ GÖRÜŞÜ: Ben Türkiye’deki hakim kararlarını defalarca ve defalarca gördükten sonra, Türkiye’nin ADALET TERAZİSİ göstergesinin temelden bozuk olduğuna kesin olarak inananlardanım.

Kitaplarda, içtihatlarda ne yazarsa yazsın, eğer hakim kararları, kamu vicdanında “DOĞRU” olarak kabul edilmiyorsa, kamu vicdanını sızlatıyorsa, o ne adalettir ne hukuktur. Olsa olsa bir GUGUKTUR.

*********

Buluttan buluta (pozitiften pozitife) elektrik atlamasına ŞİMŞEK denir. Elektriğin insandan insana atlamasına, ÖFKE veya SEVGİ denebilir mi?

*********

DELİ KIZIN DON DİKİŞİ

Deli kız, dikiş iğnesinin ucuna dikiş ipi geçirir, ancak, ipliğin sonuna düğüm atmayı düşünemezmiş. Hemen her gün akşamdan sabaha kadar eliyle kendisine don diker, sabah sokağa çıkarken gece diktiği donu giyip el içine çıkınca, donun iplikleri çıkar, don düşer ve zavallı kızın edep yeri görünürmüş.

Türk Devlet yöneticilerinin, enini sonunu düşünmeden aldıkları kararların yarattığı sonuçları görünce, nedense aklıma hep deli kız geliyor!

********

Işığın olduğu yerde, gölge de vardır. İnsanın değeri, gölgelerle ölçülür. Bazı insanlar, ışık olma yerine ışığın önünde gölge olmayı tercih eder

********

Türk insanının yaşamı; suskunluklar, gözyaşları, ağıtlar, yeminler, ihanetler, arabesk şarkı ve türküler, hayal kırıklıkları içinde geçer gider. Neden?

*********

Artık hiç çekinmeden tutarlı, tutarsız veya saçma fikirlerimi rahatça paylaşabiliyorum. Paydaşlar beni kabullendi; hakaret iletisi almaz oldum

*********

Varlıkların yok olma veya değer yitirme olasılığına RİSK, var olma veya değer kazanma olasılığına ŞANS denir. Bizde hangisi yüksektir? Neden?

*********

«Kimsesiz bir kimse yok herkesin var kimsesi
Kimsesiz kaldım medet ey kimsesizler kimsesi»

FATİH SULTAN MEHMED

********

«BENİ CANDAN USANDIRDI CEFÂDAN YÂR USANMAZ MI?
FELEKLER YANDI ÂHIMDAN MURÂDIM ŞEM’İ YANMAZ MI?»

FUZÛLÎ

AÇIKLAMASI: Cefasıyla beni canımdan usandırdı; sevgili cefa etmekten usanmaz mı?

“Âhhh” demelerimden gökyüzü tutuştuğu halde, muradımın mumu yanmaz mı?

*********

3. BOĞAZ KÖPRÜSÜNÜN ADINI “YAVUZ SILTAN SELİM” KÖPRÜSÜ KOYANLARA ANIMSATMA

Yan yana giderlerken Bilim İnsanı İbn-i Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamur, padişahın giysisine gelir ve kirletir. İdamlarıyla ünlü olan padişahtan İbn-i Kemal oldukça korkar. Bu korkuyu bilim adamının yüzünde gören II. Selim;

“ -Korkma hoca. Bilim insanının atının ayağından sıçrayan çamur, benim için bir övünme nedeni sayılır. Ben öldükten sonra, bu örtüyü sandukamın üzerine örtmelerini vasiyet edeceğim.”

********

Dünyada ve palavra makinesi Türkiye’de üretilen lağım kokan yalanlar, asla gizli kalamaz.Tarih, yalancıları, sonsuza kadar lanetle anımsatır

*********

ZAMAN DEĞİŞİM ÖLÇÜSÜDÜR

Sınıfta bir konuyu tartışırken, bir öğrenci, ” hocam zaman nedir?” diye sormuştu. Ben de;


“Şimdi zamanı anlatacak kadar zamanım yok. Ancak, özetle zaman; tıpkı metre, kilogram, derece gibi bir değişim ölçüsüdür. Doğduğunda 55 santimetreydin, şimdi yaklaşık 175 santimetresin. Yüz çizgilerin, enin, göbeğin ve diğer görünümün senin yaklaşık 20 yaşında olduğunu gösteriyor. Demek ki sen 25 birim değişmişsin” diye yanıt vermiştim.

*********

1983 – 2016 = 33 YIL

Tam 33 yıldır, hemen her geçen gün, PKK saldırısı ile şehit düşmüş asker, polis, korucu ve sivil haberleri gelir. Son birkaç yıldır da, DAEŞ diye bir başka katil örgütün toplu katliamına maruz kalarak ölen insanlarımız oldu. Bunlar yetmezmiş gibi, dadaşlar diyarı Erzurum doğumlu FETHULLAH adında bir katili, tüm Türk Devlet yöneticileri ve gaflet içindeki bazı din sömürgenleri, özenle, gururla, parayla yetiştirdi, büyüttü ve arkadan Türkiye’nin mezarını kazsın diye ABD’ye gönderdi. PKK, DAEŞ, FETHULLAH ve daha birçok dinsiz, imansız, vicdansız, satılmış örgüt, Türkiye’deki Şehit sayısını her yıl biraz daha artırarak, son günlerde 10’na, 13’e, 18’e yükseltti. Ülkenin değişik yörelerinde ve şehirlerinde 100’lerce toplu katliamlar oldu ve olmakta.

33 yıldır nice anlı şanlı Türk devlet yöneticisi, bu örgütlerin kökünü kazıyarak Türkiye’yi huzura kavuşturacağını vaat etti, hamaset nutukları çekti. Her çare uygulaması ve hamaset söylemleri, şehit sayısının daha da artmasına neden oldu.

Türk Halkı, Devlet yöneticilerine, “NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK? BİTİRİN ARTIK BU BELAYI” diye yalvardı ve yalvarmakta.

En son, enerji bakanımız Damat Berat ALBAYRAK, soruna el attı ve çözüm önerisinde bulundu.

MŞ de, aşağıda birkaç çözüm önerisi sunuyor. Ancak, hangisinin Türkiye’ye huzur kazandıracağına aklı yetmiyor. Lütfen siz birini seçerek, “Hocam sorunu çözecek en başarılı yol budur” der misiniz?

1) Başşehri İstanbul olan 2. Osmanlı Devletinin kurulduğunu, tüm dünyaya ilan edelim

2) Kandil denilen dağları, tepeleri, dereleri yerle bir edelim

3) ABD’ye savaş ilan edelim ve “Ya istiklal ya ölüm” diye savaşa girelim

4) İslam dinini terk ederek, bundan sonra artık Hristiyan olduğumuzu tüm dünyaya ilan edelim

5) AB mandasına girelim

6) Rusya mandasına girelim

7) ABD mandasına girelim

8) Bir Kanun Hükmünde Kararname çıkararak, istisnasız tüm Türk halkını, İslam ibadetlerini eksiksiz olarak yapmaya mecbur edelim

9) Türkiye haritasını, ABD’nin istediği yönde yeniden çizelim

10) Sevr antlaşmasını kabul ettiğimizi tüm dünyaya ilan edelim

11) Tüm kreşlerde, anaokullarında, ortaokullarda, liselerde, yüksekokullarda ve üniversitelerde, her öğrenciye İslam dinini ve Müslüman ibadetlerini, en ince ayrıntılarına kadar ezberletelim ve uygulatalım

12) Türkiye’nin şeriatla yönetimini kesin olarak sağlayalım

13) Türkiye Cumhuriyetini, Mustafa Kemal Atatürk stratejisini, taktiğini, aklını, mantığını, çağdaşlığını, yöntemini, uygulamasını, ülküsünü ve benzer tüm önderliğini daha da geliştirerek, o doğrultuda yönetelim

BİLİMSEL YÖNETİM İLKESİ: Bir problemin (sorunun) sonsuz çözüm yolu vardır. Tüm çözüm yollarını alt alta yazmak, birbiriyle karşılaştırmak ve amaca en uygun olanını seçip uygulamak gerekir.

Bir örnek olarak, problem (sorun) Ankara’ya gitmek ise, çözüm yollarından bazıları şöyle sıralanabilir:

A) Amaç bedava gitmekse, çözüm otostopla gitmektir

B) Amaç hızlı gitmekse, çözüm uçakla gitmektir

C) Amaç Anadolu’nun bozkırlarını, yaylalarını, ovalarını, ırmaklarını görerek yavaş yavaş gitmekse, yürüyerek gitmektir

D) Amaç vatan kurtarmaksa, çözüm köhne bir Bandırma vapuru ile Karadeniz, Samsun, Erzurum, Sivas yoluyla gitmektir

E) Amaç dağlar üzerinden daha ucuz gitmekse, çözüm eşekle veya katırla gitmektir

F) Amaç önce ABD kapitalistleriyle görüşüp sonra gitmekse, çözüm uçakla önce ABD’ye gidilir, sonra yine uçakla Ankara’ya gitmektir.

Uzatmayalım; Ankara’ya sonsuz yolla gidilir. Önemli olan, hangisinin amaca en uygun olduğunu seçecek, bir MUSTAFA KEMAL ATATÜRK aklına ve mantığına sahip olmaktır

SON SÖZ: Bir mucize olsa da, Fatih Sultan Mehmet veya Atatürk o muhteşem müspet bilgi ve o kusursuz akıllarıyla, Türk Devletinin başına geçiverse, ne PKK, ne DAEŞ, ne FETÖ ne de başka bir can ve mal güvenliği sorunu kalır!

**************

BİLGENİN DUASI

“Tanrım, neleri değiştirebileceğimi ve neleri değiştiremeyeceğimi bilecek bir akıl ver

Tanrım, değiştirebileceklerimi değiştirecek kadar bir süre (ömür) ver

Tanrım, değiştiremeyeceklerimin dayanılmaz acısına katlanabilecek bir sabır ver”

Bu sabah 18 şehit haberini duyunca, ellerimi gökyüzüne açıp, “Allah’ım, Türk Eğitim, öğretim ve yönetim zihniyetini değiştiremeyeceğimi biliyorum. Türk yönetim zihniyeti, bir kuşun beynine nakledilse, kuş geri geri uçmaya başlar. Bana, ya bu acıya katlanacak bir sabır ver ya da gönder meleğini alsın canımı” diye dua ettim.

*******

İnsanlar dünyaya, ya dincilerin ya da müspet bilimcilerin beynine yüklediği bellekle bakar. Kendi doldurduğu bellekle bakan sayısı çok azdır

*********

Doğada, geometrik şekil ve yapı yoktur. Doğanın yapamadığını müteahhitler yapmış ve ağzına yüzüne bulaştırmıştır. Şu İstanbul’un haline bakın!

********

M.Ö. 3500 yıllarında, Dicle-Fırat arasında (Mezopotamya) büyük kentler kuruldu. Şimdi de ABD önderliğinde tüm kentler yerle bir edilmektedir

*********

Türkiye’deki yönetim zihniyeti ya da devlet yöneticilerinin belleği, mümkün olsa da bir kuşun beynine nakledilse, kuş geri geri uçmaya başlar

********

Poz verenin fotoğrafı, yapaylığın görüntüsüdür. Bir ölümü, tam gerçekleştiği anda yakalayan fotoğraf ise, doğallığın görüntüsüdür. Ya reklamlar?

*********

Eğer mutluluk; zenginlik, çok eşlilik ve sağlık gibi somut koşullara bağlı olsaydı, Ali Ağaoğlu, mutlu kalır, TV’de kendi reklamını yapmazdı

********

Sana yüksekten bakan, sana hava atan, seni küçümseyen kişilerden ve ortamlardan uzak dur. Huzur bulduğun kişi ve kişilerin ortamında olmalısın

*******

İçeride, dışarıda, Suriye’de, Irak’ta, Musul’da, Kıbrıs’ta, Akdeniz’de kesinlikle bazı oldubittiler olacak, hissediyorum. Ne yapabilirim? Hiç…

********

Her insanın,kurumun ve siyasi partinin önüne,kesinlikle bir kez en iyi bir fırsat çıkar. Sonra daha iyisi asla çıkmaz. AKP de kaçırmamalydı!

********

AHLÂK (ETİK) NE DEĞİLDİR?

(1) Fantezi değildir

(2) Sosyal bir anlaşma değildir

(3) Öznel (sübjektif) bir lüks değildir

(4) Doğaüstü güçlerin lütfu değildir

(5) Komşuların dayatması değildir

(6) İnsan kaprislerinin eseri değildir

(7) İnsanların yapay görünümü değildir

(8) Toluma düzen vermek isteyenlerin kuralları değildir

(9) Akılcı bencillik değildir

AHLÂK; İNSAN VAROLUŞUNUN, YAŞAMDA KALMANIN DOĞAL VE GÜZEL BİR UYGULAMASIDIR

AHLAKSIZLIK: AHLAKLI İNSANLARIN DOĞAL OLARAK TEPKİ DUYDUĞU DAVRANIŞLARDIR

MŞ SORUSU: Öldürme, çalma (hırsızlık), casusluk, zina, iftira, dedikodu, yalan, bencillik, tembellik, şiddet, işkence, zulüm, alay etme, intihal (kaynak göstermeden fikir aşırma), sahtekârlık, adam kayırma, torpil, küçükleri ağır işlerde çalıştırma, kaçak işçi çalıştırma, kopya çekme, büyüklere hakaret, cinsel sapıklık, çevreyi kirletme, erkeğe öncelik verme, röntgencilik, trafik kurallarını çiğneme, insan hakkı yeme, hileli gıda üretme ve satma, vergi kaçırma ve benzerleri, TÜRKİYE’DE yaşayan insanlarda en çok ve en sık görünen davranışlar mıdır?

EĞER ÖYLEYSE, TÜRKİYEDE AHLÂKSIZLIK DOĞAL BİR HAL OLMAYA BAŞLAMIŞTIR.

TARİHTE AHLAKSIZ İNSANLARIN ÇOĞUNLUKTA OLDUĞU BİR ÜLKE, BAĞIMSIZ OLARAK ASLA YAŞAYAMAMIŞTIR

*********

Aşk; güzellik, doğruluk, dürüstlük, içtenlik, paylaşma, varlığını adama tutkusudur. Aşkı tanıdığında, Yaratıcıyı da tanırsın ve hiç olursun

********

YOKSUL BALIKÇI VE DOYUMSUZ KARISI

Oturacakları evleri bile olmayan balıkçı ve karısı, tarlalarda oturup kalkar, bir ağacın altıda uyurlardı. Adam, balık tutarak karısının ve kendisinin geçimini sağlardı. Balıkçı, halinden hiç şikâyetçi değildi. Ancak karısı, sürekli olarak, “Bu yoksul balıkçıyla niçin evlendim ki, ev yok, yatak yok, gök kubbenin altında sürünüyoruz” diye dert yanar dururdu.

Bir gün balıkçı, balık tutmak için denize gitti. Ağını suya attı. Sonra bir taşın üstüne oturup beklemeye başladı. Hava sıcaktı. Uyuya kaldı. Uyandığında ağında büyük ve çok güzel bir altın balık gördü. “Bu güzel altın balığı görünce karım çok sevinecek” diyerek mutlu oldu. Ancak, tam o anda balık konuşmaya başladı. “Ey iyi kalpli adam, beni öldürme ve tekrar denizin içine at” dedi. Balıkçı;

” Sen konuşabilir misin? Ben bugüne kadar konuşabilen bir balık görmedim” dedi. Balık tekrar;

“İyi kalpli adam, lütfen beni tekrar denizin içine koy” dedi. Balıkçı;

 “Ben zaten konuşabilen bir balığı yemem, hadi git” dedi ve balığı tekrar denizin içine attı.

Balıkçı o gece ağacın altında kendisini bekleyen karısının yanına balıksız olarak döndü. Aç kalmışlardı. Karısına:

 “Bir balık tuttum, ancak balık konuşunca, onu tekrar denize içine attım. Konuşabilen bir balığı öldüremedim” dedi. Karısı;

“Konuşabilen bir balık, balık değil, olsa olsa bir sihirbazdır. Ondan bir şey istedin mi?”

“Hayır, ondan bir şey istemedim.”

“Niçin tarlalarda yaşıyor ve ağaç altında uyuyoruz? Ondan bir kulübe istemelisin”

Ertesi gün, balıkçı tekrar denize gitti. Bir taşın üstüne oturdu ve bağırdı;

“Denizin adamı, lütfen bana gel.” Balık başını sudan dışarı çıkardı ve balıkçıya;

“Ne istiyorsun” dedi. Balıkçı;

” Ben istemiyorum, ancak, karım bir kulübede oturmak istiyor” dedi. Balık;

“Karına dön. Karını bir kulübede bulacaksın” dedi.

Balıkçı her gece altında yattıkları ağaca yakın bir yerde yeni ve çok güzel bir kulübe gördü. Kulübenin iki güzel penceresi ve güzel bir kapısı vardı. Arkada ise, güzel çiçeklerle ve tavuklarla dolu güzel bir bahçede vardı.

Balıkçı, kulübenin içine girdi. Odaya, pencerelerden güneş ışığı giriyordu. Balıkçı, masada oturan karısına:

“Şimdi mutlu olmalısın” dedi. Karısı;

“Güzel bir kulübe ,” dedi.

Balıkçının karısı birkaç gün mutlu olduysa da, bu uzun sürmedi. Bir akşam, yakaladığı balıkla ve gelen kocasına;

“Bu küçük kulübede mutlu değilim. Tavuklar odamda koşuyorlar. Daha güzel bir evde yaşamalıyız. Derhal altın balığa git ve daha büyük ve daha güzel bir ev iste” dedi.

Balıkçı denize gitti ve bir taşın üzerine oturarak seslendi;

“Denizin adamı, lütfen bana gel.” Balık başını sudan çıkardı ve sordu;

“Ne istiyorsun”

“Ben bir şey istemiyorum. Ancak, karım daha büyük ve daha güzel bir ev istiyor.”

“Karına dön. Onu, istediği evin içinde bulacaksın.”

Balıkçı kulübesine dönünce, kulübenin olduğu yerde taştan yapılmış güzel ve büyük bir ev gördü. Evin yanında güzel bir bahçe ve bahçede kırmızı ve mavi çiçekler vardı. Evin güller arasından girilebilen iki kapısı vardı. Evin önünde üç, yanında altı,  arkasında da üç büyük pencere vardı.

Balıkçı karısını evin içinde buldu ve sordu;

“Şimdi güzel bir evin var. Mutlu olmalısın” dedi. Karısı;

“Evin dışı güzel; ancak, içerdeki odalar çok büyük değil” dedi.

Birkaç gün gün mutlu oldu. Ancak bir gün kaçasına;

“Güzel bir evde yaşıyoruz. Ancak, sen bir balıkçısın ve ben bir balıkçı karısıyım. Kimse bizi görmeye gelmiyor. Sokakta kimse benimle konuşmuyor” dedi. Balıkçı;

“İne ne istiyorsun” diye sordu.

“Senin kral olmanı istiyorum. O zaman ben kraliçe olacağım. Çok daha büyük bir evde yaşayacağız. Her İstediğimizi elde edeceğiz. Ne dersek, ne istersek hemen yapacaklar. Odalar uşaklarla dolu olacak.” Balıkçı:

“Ben kral olmak istemiyorum. Balıkçı olmak kırlarda ve tarlalarda yaşamak istiyorum.” Karısı;

“Fakat ben bir kraliçe olmak istiyorum” diye ısrar edince, balıkçı denize gitti. Bir taşın üzerine oturdu ve seslendi;

“Denizin adamı, lütfen bana gel.” Balık başını sudan dışarı çıkararak sordu;

“Şimdi ne istiyorsun”

“Ben bir şey istemiyorum. Ancak, karım onu bir kraliçe yapmanı istiyor” dedi. Balık,

“Onu bir kraliçe yapacağım. Geri dön. Onu, bir kraliçe olarak bulacaksın” dedi.

Balıkçı geri dönünce, büyük bir saray buldu. Kapıda bekleyen İki uşak, balıkçıyı sarayın içine, iki başka uşak da büyük ve döşenmiş güğzel bir saray odaya götürdü. Karısını kraliçe giysileri içinde bir divanda oturuyordu. Balıkçı karısına;

“Şimdi mutlu olmalısın. Artık bir kraliçesin. Bu büyük saraya ve birçok uşağa sahipsin.”

Karısı, birkaç gün mutlu oldu. Güneşli bir gün kırmızı giysili uşaklarıyla birlikte

Sarayın bahçesini dolaşmak istedi. Ancak, aniden yağmur yağmaya başladı ve günlerce sürdü. Ne bahçeyi dolaşmaya gidebildi ne de güneşi görebildi. Öfke içinde kocasına döndü;

“Ben bir kraliçeyim. Bu yağmuru istemiyorum. Güneşi istiyorum. Git, balıktan beni güneşin kraliçesi yapmasını iste. Güneşin kraliçesi olursam, istediğim zaman güneşe sahip olabilirim.”

Balıkçı denize gitti. Taşın üstünde oturdu ve seslendi;

“Denizin adamı, lütfen bana gel.” Balık,  başını sudan dışarı çıkararak sordu;

“Şimdi ne istiyorsun. Konuş!”

“Karım, onu Güneşin Kraliçesi yapmanı istiyor” dedi. Balık;

“Anladım artık. Ne yaparsam yapayım, senin karın mutlu olmayacak. Tekrar tarlalarda, kırlarda gezecek ve bir ağacın altında uyuyacaksınız” dedi.

Balıkçı geriye döndüğünde, artık orada ne saray, ne çiçekli bahçe ne de uşaklar vardı.

Karısını, bir ağacın dibinde oturuyor buldu. Tarlalarda güneş ışığı parlıyor, çiçekler mis gibi kokuyordu. Balıkçı, elindekileri yitirmenin üzüntüsünü yaşamakta olan karısına, sevecen bir sesle;

“Güzel karıcığım, gökte parlayan güneşe bak. Renkli giysili uşaklarla yaşamaktansa, kendi emeğimizle karnımızı doyurmak,  ağacımızın altında sevgiyle sarılıp yatmak daha güzel. Biz, ancak böyle sade bir yaşam içinde mutlu olabiliriz.”

MŞ ÖĞÜDÜ: Ey erkek eşleri! Erkeğiniz verdikçe istersiniz, verdikçe daha çoğunu istersiniz. İstersiniz de istersiniz. Bir yerde durmasını bilmelisiniz. İsteklerin sonu yoktur. Bir gün gelir, elinizdekinin tümünü, hatta bitmez tükenmez isteklerinizi karşılamaktan yorgun düşen eşinizi de yitirebilirsiniz. Benden söylemesi. Yine de siz bilirsiniz.

********

Bir mucize olsa, Musul dahil tüm Ortadoğu’da aniden petrol tükeniverse, ABD. Ortadoğu’yu kan gölü yapar mıydı? ABD felsefesi çıkarcılıktır

********

Sözde Irak başbakanı Haydar el-İbadi, Irak’ın kadim sadık kocası Türkiye’yi terk edip, yeni çapkın ve zengin ABD’ye kaçtığını ilan etmiştir

********

ABD’YE ANIMSATMA

Ey pragmatist (adi çıkarcı) ABD, Japon sivil halkını katleden çirkin nükleer gücüne güvenerek, Türkiye’ye,  “Sen kim oluyorsun? diyorsun. Sana Türk Tarihinden birkaç anımsatma:

  • Dedemiz METE, Çinlilere, korkudan Çin Seddi yaptırtmıştı
  • Dedemiz ATİLLA, senin deden Avrupa’ya “El-Aman=Ey İsa Yardım” dedirtmişti
  • Dedemiz ALPASLAN, 50 bin ordusuyla 200 bin haçlı ordusun yok etmişti
  • Dedemiz KILIÇASLAN, 2 bin kişi ile 500 bin haçlı ordusunu Hatay’a kadar kovalamıştı
  • Dedemiz FATİH, gemileri karadan yürütüp, Doğu Roma (Bizans) imparatorluğunu yıkmıştı
  • Dedemiz KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN, Viyana’ya kadar Avrupa kıtasının sahibi olmuştu
  • Atamız Mustafa Kemal, tüm Avrupa egemenlerine Lozan antlaşmasını kuzu kuzu imzalatıp Türkiye Cumhuriyetini kurmuştu

NOT: Daha başka anımsatmalar istersen bizde çoooooookkkkkkkk!

*********

ÖZGÜRLÜK

Genel anlamda özgürlük: Bireyin, engellenmeden ya da sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi ve hareket edebilmesi durumudur.

Felsefede özgürlük: Determinizm karşıtı özgür irade fikridir.

Politikada özgürlük: Hükümet baskısından bağımsız olma durumudur.

Özgürlük olasılığı: Bilgisiz veya eksik bilgililerin özgür olma olasılığı çok düşük, bilgili olanların özgür olma olasılığı yüksektir.

********

İNZİVA (SECLUSION)

1 .    Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşamaya, inziva denir.

2 .    Dış dünyayla bütün bağlarını keserek doğa ile bütünleşebilmek için insanın kendi içine kapanmasına, inziva denir.

MŞ; Tam bir hafta süreyle, internet ortamından, televizyondan, radyodan, Facebook’tan, Twitter’den, İnstagram’dan , telefondan, insanlardan ve benzer tüm çevrelerden tamamen uzak kalmıştır.

SONUÇ: İnziva yöntemiyle beynine format atınca, MŞ, beynindeki bütün zararlı virüslerin temizlendiğini görmüş ve harikulade (wonderful) huzur bulmuştur

********

Bütün terslik ve olumsuzluklar, üstüne üstün e geliyorsa, belki de sen ters yolda gidiyorsundur. Bir de çağdaşlarının gittiği yolu denesene!

********

m

(4) Seçmenlerin iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarını harekete geçirecek vaatler
(5) Seçmenlerin Türk tarihine hayranlığını harekete geçirecek vaatler
(6) Yalanları gerçek gibi gösterme yol, yöntem, taktik ve tarzlarını diğer partilerden daha iyi uygulama
(7) Umut pazarlamasını diğer partilerden daha mükemmel olarak yapma
(8) Vaatlerini gerçekleştirecekleri tarihleri amasız, ancaksız kesin olarak vermeleri(4) Seçmenlerin iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarını harekete geçirecek vaatler
(5) Seçmenlerin Türk tarihine hayranlığını harekete geçirecek vaatler
(6) Yalanları gerçek gibi gösterme yol, yöntem, taktik ve tarzlarını diğer partilerden daha iyi uygulama
(7) Umut pazarlamasını diğer partilerden daha mükemmel olarak yapma
(8) Vaatlerini gerçekleştirecekleri tarihleri amasız, ancaksız kesin olarak vermeleri(4) Seçmenlerin iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarını harekete geçirecek vaatler
(5) Seçmenlerin Türk tarihine hayranlığını harekete geçirecek vaatler
(6) Yalanları gerçek gibi gösterme yol, yöntem, taktik ve tarzlarını diğer partilerden daha iyi uygulama
(7) Umut pazarlamasını diğer partilerden daha mükemmel olarak yapma
(8) Vaatlerini gerçekleştirecekleri tarihleri amasız, ancaksız kesin olarak vermeleri

********

Facebook Paylaşımları (26)

1900’LER KUŞAĞININ DÜNYASI VE 2000’LER KUŞAĞININ DÜNYASI

1900’ler insanının bilgisi, yaşam tarzı, olanağı ve sahip olduğu ürünler, 2000’ler kuşağının bilgisi, yaşam tarzı, olanağı ve sahip olduğu ürünler ile karşılaştırıldığında, arada okyanuslar kadar büyük fark vardır.

Sözün en özü, o günlerin yer küresi, bir insan ömründe asla her yerine ulaşılamayacak kadar çok büyük bir gezegendi. Bugünün yer küresi ise, cep telefonu denilen küçücük bir ürünle, insanın avucunun içine girip küçülmüştür.

2000’lerdeki ülkeler, insanlar ve toplumlar, hemen her açıdan birbirine bağlı duruma gelmiştir. Bu meteor hızındaki değişime ayak uyduranlar efendi, uyduramayanlar ise modern köle olarak yaşamaya devam edecektir.

1900’lerin küre görüşüyle bugünün sorunları, asla ve kata çözümlenemez. Avucunuzun içindeki küresel görüşe, mutlaka bir an önce gelmeniz gerekir

.

*********

İnsanoğlu; yalnızca biyoloji, kimya, fizik, evrim ve benzeri bilimsel yaklaşımlarla açıklanamaz. İnsanın bir de ruhsal yapı ve işleyişi vardır

********

HAVAS VE AVAM

Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bazı nitelikler, özellikler veya başka türde üstün ayrıcalıklar gören kimselere, HAVAS denir. Avam karşıtı olarak kullanılan bir sözcüktür.

Sıradan, yoksul, okuyup yazması az, bilim ve sanattan yoksun, yaşayışı basit halk tabakasına, AVAM denir. Havas karşıtı kullanılan bir sözcüktür.

Havas büyüklük kompleksi ne kadar olumsuz sonuçlar doğuruyorsa, avam küçüklük kompleksi de o kadar kötü sonuçlar doğurur.

Bir ülkenin halkı; okur yazarlık, yaşam tarzı, bilim , irfan, sanat severlik ve diğer özellikler bakımından birbirine yakınsa, o ülke , diğer ülkelere kıyasla daha huzurlu olur.

*********

YÖRÜK SIRTINDAN KURBAN KESMEK

Dağlarda sürü otlatan Yörükler, ağalarına şirin görünmek için, onlara koyunlarından ya da sığırlarından hediye verirlermiş.

Sahte dindar bazı ağalar da bu hediye koyun ve sığırları, Kurban Bayramlarında kurban ederek ibadet görevlerini yerine getirirlermiş. Köylüler de bu sahtekarlığa, bıyık altından gülerek;

“Bizim ağa yine Yörük sırtından kurban kesti ” diye alay ederlermiş.

Bu deyim, kendi görevlerini başkalarının sırtına yükleme, başkalarının emeğiyle geçinme kurnazlığı anlamında kullanılır

********

SOMUT (5 DUYU ORGANIYLA ALGILANAN) YAŞAM BİLİMİ VE SOYUT (5 DUYU ORGANIYLA ALGILANMAYAN) YAŞAM BİLİMİ

Göz, kulak, burun, dil ve deri; insan beynine çevreden aldığı iletileri gönderir, beyin de bu iletileri haz, acı, tehlike ve benzer açılardan değerlendirir, yorumlar ve gereğini yapacak somut kararlar alır. Beş duyu olmazsa veya görevini yerine getirmezse, beyin hiçbir işe yaramaz. Somut yaşam biliminin amacı, insan organizmasının ve diğer nesnel olayların yapısını ve işleyişini, bilimsel tanımlarla ifade etmektir. Müspet bilim fakülteleri, bu dünyanın somut nesneleri üzerinde gözlemler yapar, neden-sonuç ilişkileri kurar ve bilimsel yasalar şeklinde insanlığın hizmetine sunar.

Soyut yaşam bilimi, bu somut dünyadan başka bir de öteki dünyanın ve doğaüstü güçlerin olduğunu var sayarak, o soyut dünyanın yapı ve işleyişine ilişkin savlar geliştirir, kurallar ileri sürer ve öldükten sonraki soyut yaşamı açıklamaya çalışır. İlahiyat fakülteleri, öteki dünyanın soyut kavramları üzerinde akıl yürütür, günah-sevap ilişkileri kurar ve öteki dünya yaşamında huzurlu olabilmek için, somut dünyada nasıl davranışlarda bulunulması gerektiği konusunda öğütler verir.

********

İleri ülkelerde, her çocuk için dosya açılır; kişiliği, davranış ve yetenekleri yansız olarak yazılır. Gencin girişleri dosyasına göre yapılır.

********

Türkiye’de birincil amaç,  çocukların ve gençlerin, yaratıcılığını, yenilikçiliğini ve yenilenmesini destekleyecek ortamlar oluşturmak olmalıdır

*******

SOĞUK SAVAŞ (COLD WAR)

II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasında sürdürülen sürekli gerginlik ve sınırlı çatışma biçimidir. Türkiye bu savaşta, kayıtsız ve şartsız hep ABD tarafında olmuş ve yurt içinde pek çok değerlerini ve zamanını boşu boşuna harcamıştır.

İngiltere, şimdiki gibi kendi adasında kalabilseydi, sinsi sömürme planları ile dünyayı karıştırmasaydı, ne Birinci Dünya Savaşı olurdu ne de Osmanlı Devleti o kadar çabuk yıkılırdı.

İngilizlerin torunu ABD, hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyetinin yanında olmamıştır. Sadece kendi çıkarları için Türkiye Cumhuriyeti Devletini her fırsatta sinsice kullanmıştır.

Şu anda ABD ile Türkiye, tanımını tarihçilerin yapacağı amansız bir SOĞUK SAVAŞ yapmaktadır. PKK, PYD, IŞİD ve diğer tüm şer odaklarını Türkiye’nin üstüne musallat eden ABD’dir. Orta Doğuda oluk oluk dökülen kanlar çıkarlarına hizmet etmese, ABD, en geç altı ay içinde dünyadaki legal ve legal olmayan tüm şer odaklarını ortadan kaldırırdı.

SON SÖZ: ABD, bölmek ve yönetmek için, çıkarlarının üstünü örtmek için, en çirkin yalanları bile doğru gibi gösterme sahte bilimini (Usturuplu Yalanlarla Kamu Oyu Oluşturma sahtekarlığı) geliştirmiş ve bugüne kadar başarıyla uygulayarak, ülkeleri sömürmüştür

.

*********

Yaratıcılığın ürünü, yenilikçiliktir. Miskinliğin ürünü, gericiliktir. Miskinlere, bugünün ürünlerini terk ederek mağara devrine gitmek yakışır

*********

1400’lerde dünya liderliği Türklerdeydi. Gerici fikirler baskın gelmeseydi; TV, bilgisayar, cep telefonu, İnternet icatçıları Türkler olurdu

Şair, inleyen bülbül,

Şiir, gül bahçesi;

Söz sahil,

Akıl dalgıç,

Şiir, şahane inci.

ŞEYH GALİP

**********

Orta ve yeni çağın ezberleriyle ülke yönetme ve ömrü uzay çağında geçecek çocuk yetiştirme bağnazlığı, doğrusu çok büyük cesaret ve vebaldir

********

ETKİLEŞİM TÜRLERİ

Bir kimse veya nesnenin, başka bir kimse veya nesne üzerindeki gücüne, ETKİ (EFFECT) denir.

Bir kimse veya nesnenin, başka bir kimse veya nesneyle birbirlerini karşılıklı olarak etkilemesine, ETKİLEŞİM (INTERACTION) denir.

En önemli etkileşim türleri şu şekilde sıralanabilir:

(1) Bireyler arası etkileşim

(2) Uluslar arası etkileşim

(3) Aileler arası etkileşim

(4) Politikacılar arası etkileşim

(5) Bilim insanları arası etkileşim

(6) Paydaşlar arası etkileşim

(7) Çalışanlar arası etkileşim

(8) Sevgililer arası etkileşim

(9) Karı koca arası etkileşim

(10) Efendi köle arası etkileşim

Facebook, Twitter, Instagram ve diğer İnternet olanakları, bireyler arası etkileşimi kolaylaştırarak, kişinin kendisini ifade etmesini ve rahatlamasını sağlamıştır

*******

MURPHY YASASI: Aile, üniversite, işletme, siyasi parti, devlet ve benzer tüm organizasyonların içinde neler olup bittiğini, aslında kimse bilmez

**********

İnsanların yaşamını ve çalışmasını kökten değiştiren ileri teknolojileri üretir ve pazarlar duruma gelemeyen bir ülke, sömürülmeye mahkumdur

*********

Türkiye halkının çok büyük bir kısmı, yaşamı, ailesinin ve öğretmenlerinin öğrettiği gibi yaşar. Pek azı da yaşamı, yeniden keşfederek yaşar

***********

 
İlk yağmur damlası düştü 
Kuru yapraklarına güzün. 
Ardında kış kıyamet, 
Dert, hüzün. 
Alınyazısı hepsi…. Kısmet…. 
Ha yazı, ha kışı geceyle gündüzün, 
Kim bilir kaç günü kaldı 
Ömrümüzün? 
ZİYA OSMAN SABA

*********

YATAY (HORİZONTAL) VE DKEY (VERTİCAL) DÜŞÜNME

Küresel kültürü özümseyenler yatay (horizontal), sadece yaşadığı ülkenin kültürünü özümsemişler dikey (vertical) düşünür.Türk halkı dikeydir

********

SENARYO

2016 YILI 19 Mayısın 19’uncu günü, ülkenin durumu şöyledir:

Devletin içinde bulunduğu grup, 3.Dünya Savaşı’nda yenilmiş. Şartları ağır bir ateşkes imzalanmıştır. Millet yoksul, yorgun ve bitkin durumdadır. Devletin başındakiler, iktidarlarını koruyabilmek için, alçakça tedbirlerin peşine düşmüştür.

Ordunun ellerinden silahları ve cephaneleri alınmış ve alınmaya devem ediyor.

İstanbul, Urfa, Maraş, Antep, İngilizler; Adana Fransızlar, İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Antalya ve Konya’da İtalyan askerleri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyet gösteriyor.

Ülkenin her tarafında Hristiyan azınlıklar, gizli veya açıktan açığa, kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.

Ermeni Patriği Zaven Efendi de, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavi Mira Heyetine katılmış ve 20 yaşın üzerindeki gençleri örgütleyerek yıkıcı faaliyetleri derinleştiriyor.

Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti, hiçbir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla Çalışıyor.

Bu ve bundan daha da kötü durumun dehşet ve korkunçluğu karşısında, sözde aydın birtakım kimseler, başlıca şu iki kurtuluş çarelerinin en iyi olduğunu ileri sürüyor:

(1) Ülkemiz İngiliz yönetimine girsin (İngiliz Mandası)

(2) Ülkemiz Amerika Birleşik Devletleri yönetimine girsin (Amerikan Mandası)

Başta ülkenin başındakiler olmak üzere tüm dünyanın alay ettiği, deli farz ettiği Mustafa Kemal ve diğer birkaç Osmanlı subayı, “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” diyerek, çılgın Türk yaklaşımıyla, asla olamazı 3,5 yıl gibi kısa bir sürede olur yaparak, tüm güçlü devletlere halkın özgür yaşama kararını kabul ettiriyor,TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ kuruyor ve ülkenin yönetimini millet iradesine bırakıyor.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN 93’ÜNCÜ YILI KUTU OLSUN

**********

Üç buçuk yıl içinde, yedi düveli (bütün gururlu devletleri) kovarak, ortaya Cumhuriyeti koydu. Şimdikiler 15 yılda bir Anayasa bile koyamadı

***********

İlk tıp okulunu 1826’da II. Mahmut kurdu. 1921’e kadar okula bir tek bile kız öğrenci alınmadı. 1921’den sonra da alınmasaydı iyi mi olurdu?

**********

Çok gelişmiş ülkelerde kadın; insanın, toplumun ve uygarlığın yarısıdır. Hür ve eğitimli kadın, erkeyi, toplumu ve ülkeyi ayakta tutar, yükseltir

**********

Türkiye dahil 57 İslam ülkesi var. Tümünün ihracatı toplamı, Almanya’nın ihracatından daha azdır. Biraz akıl yürütün ve nedenlerini sıralayınız

**********

Dili, analar öğretir. İlk dilin adı “Anadil” dir. En ileri İslam ülkesinde bile analar ortalama 500 sözcükle konuşur. Analar, kültürlü olmalıdır

***********

Ahrazlar işaretle, cahiller sözcükle, iyi lise mezunları kavramla, iyi üniversite mezunları olguyla iletişimde bulunur. Ya iyi bilim insanları?

********

Nesnelerin simgesine sözcük, olayların simgesine kavram, bilimsel yöntemlerle kanıtlanabilir neden sonuç ilişkisi simgesine ise, olgu denir

*********

Doğduğun yerden yola çıkıp, öleceğin yere gidersin. Yolda iyilikler, kötülükler yaparsın. Akıllı insanlar, elinden geldiğince iyilikler yapar

********

Flört, kadınla erkek arasındaki duygusal ilişkidir

Flört, birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkeğin, tam bağlanmadan yaklaşmalarıdır

********

Yeni evlilere, evliliği sarsıntı geçirenlere, MŞ önerisi: Eşinize tıpkı flört günlerinizdeki gibi davranınız ve birlikteliğin tadını çıkarınız

*********

İnsanın organizmasına donanım, aklına da işletim sistemi denebilir. İkisinin de sürekli okuyarak, yeni koşullara göre güncellenmesi gerekir.

********

Her insan, kendi mutluluğundan sorumludur. Başkasının sizi mutlu etmesini beklerseniz, kesinlikle hayal kırıklığına uğrar, yaşama küsersiniz

********

CUMHURİYETİN DÖNEMLERİ VE HUKUK

1923-1938 ve 1938-1950 dönemlerini, önce büyülerimden dinledim, sonra kendim okudum, araştırdım.

1950-1961; 1961-1971; 1971-1983; 1983-1993; 1993-2003 ve 2003-201 dönemlerini bizzat kendim yaşadım.

Yukarıda sıralanan dönemlerin hiç birisinde Türkiye’deki HUKUK, son dönemdeki kadar çağdaş dünya hukukuna aykırı olmamış, bu kadar saçmalamamış, bu kadar yanlış kararlar vermemiş ve bu kadar siyasallaşmamıştı.

*********

Hukuksuzluğa, keyfi yönetime mahkum olacakmışım gibi hissediyorum. Yaşamımın geri kalanında korkarak yaşamak istemiyorum. Çıldırmak üzereyim

********

Diğer insanlara göre kendinizi yetersiz mi hissediyorsunuz? O halde kendinizi tanımıyorsunuz. Tanısanız üstünlüğünüzün ne olduğunu görürsünüz

********

Önce, kişinin soğuk, bencil ve dürüst olup olmadığını iyice bir ölçünüz ve ondan sonra sosyal, ekonomik veya duygusal ilişkiye geçiniz

*********

TRANS YAĞLAR

Sağlıklı olmanın v e sağlıklı kalmanın birinci koşulu, doğallıktır. Doğal olmayan yağlara “Trans Yağ” denir. Bunlar, maliyeti düşük olsun diye, sıvı bitki yağların hidrojen ile ısıtılması sonucu oluşan yağlardır.

Kimyasal açıdan bakıldığında, sıvı yağların çoklu bağlarının hidrojenle doyurularak katı hale getirilmesine trans yağ denir.

Araştırmalar, trans yağların çok tehlikeli sonuçlar oluşturduğunu göstermektedir. İnsan yaşamı için gerekli olmayan bu yağla, özellikle erken ölümlerde önemli bir etken olarak görülmektedir. Bilinen en önemli zararlarından biri; kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolünü artırması ve iyi kolesterol olan HDL kolesterolünü azaltmasıdır.

Trans yağ düzeyi yüksek olanların kalp krizi geçirme olasılığı, üç kat daha fazladır.

Kanser, şeker hastalığı, kas kaybı, kısırlık, karaciğer bozukluğu, Alzheimer, Parkinson, düşük ve obezite (insan vücudunda yağ hücrelerinde depolanan doğal enerji rezervlerinin ciddî risk oluşturacak düzeyde artması ve sonuçta ölüm riskinin yükselmesi ile karakterize olan bir hastalık) bilinen zararlarındandır.

Ayrıca, bir diğer trans yağ da, doğal yağların yüksek sıcaklıklarda sürekli olarak ısıtılması ve kızartılması ile oluşur.

Trans yağlar; hazır gıda besinlerinde, pastane ürünlerinde, lokanta yemeklerinde, paketlenmiş ürünlerde, margarinlerde, işlenmiş yiyeceklerde, ticari kızartma yağlarında oldukça yaygın kullanılır.

***********

Bazıları kendisinden güçsüz olanları ezerek, kanatarak, parçalayarak, öldürerek, yok ederek rahatlar. Siz, bu cehennem yolunu tercih etmeyin

*********

Dostunuzu, arkadaşınızı, sevgilinizi, eşinizi, ülkenizi, hatta hiçbir varlığı fazla germeyin. Gerilen bağlar bir an gelir cart diye kopuverir

**********

Şehrin üstü ülke, ülkenin üstü kıta, kıtanın üstü Dünya, dünyanın üstü, Güneş sistemi, Güneş sisteminin üstü Samanyolu. Uzaydan aşağıya bizim

*********

Bir anne baba; evlenmiş, çocuk sahibi olmuş ve artık çok bilmiş çocuklarının evinde kendisini cahil hissederse, o eve pek sık gitmek istemez

*********

Henüz açıklığa kavuşmamış suçlara bulaşanlar, eğer o suç yüz kızartıcı nitelikteyse, suçlunun telaşı içinde gerçeği örtmek için saçmalar durur

********

İSTANBUL LÜTFİ KIRDAR ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ SANAT FUARI

Dün, Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı salonlarına girmek için sıra bekleyen sanat severlerini görünce ve Fuar’daki Türk sanat eserlerini yabancı sanat eserleriyle karşılaştırınca, göğsüm kabardı, gurur duydum.

İnşallah, politika yapıcıları, Milletvekilleri ve eğitim planlamacıları da, bu muhteşem Türk çağdaş sanat eserlerini görme nezaketini gösterirler ve kendi yeteneklerini ölçmeye tenezzül ederler

********

Bilimsel gerçeklere dayanmayan inançlara ya da bilerek, bilmeyerek yanlış veya eksik yapılan yorumlara, BATIL denir. “Hak gelir batıl gider”

********

100 yıl önce, yedi düvel (büyük düşman devlet) ordularıyla saldırıyordu. 100 yıl sonra yedi düvel PKK, PYD, DAEŞ vb. piyonlarıyla saldırıyor

********

Türkiye Cumhuriyetinde Cumhur Başkanı, iktidardaki siyasi partilerin doğal tarafgirliğine karşı tarafsız kalarak, halkın birliğini sağlardı

*********

CANLILIĞIN OLMAZSA OLMAZLARI

Bu dünyada, canlılığın olmazsa olmaz koşulu olan yalnızca şu dört öğe, bütün canlılara yetecek kadar bol ve bedavadır:

  • Hava
  • Su
  • Isı
  • Toprak

Bu dört temel yaşam kaynağını, doğal fabrikalar üretmeyip de girişimciler üretseydi, diğer insanlar ya köle olmaya razı olurlar ya da ölürlerdi.

Gerçekten de, fotosentez olgusu, bir dakika eksikliği ölüm demek olan havayı sıfır maliyetle, en iyi kalitede, bedava olarak tüketime hazır ve gereksinmeleri kendiliğinden giderici nitelikte, otomatik olarak üretmektedir.

Aynı şekilde, buharlaşma-bulut olma-yoğunlaşma-yağış olma olgusu, yokluğu ölüm demek olan suyu sıfır maliyetle, en iyi kalitede, bedava olarak tüketime hazır ve gereksinmeleri kendiliğinden giderici nitelikte, otomatik olarak üretmektedir.

Yine, Güneşteki nükleer olgular, eksikliği ölüm demek olan ısıyı sıfır maliyetle, en iyi kalitede, bedava olarak tüketime hazır ve gereksinmeleri kendiliğinden giderici nitelikte, otomatik olarak üretmektedir.

Son olarak, içine atılan tohum ısı, ışık ve nemle karşılaşınca gıdaya dönüştüren toprak da sıfır maliyetle, gıda vermeye hazır olarak, milyonlarca yıllık süreçte, otomatik olarak üretilmiştir.

Yüce yaratıcı; hava, su, ısı ve toprağı herkese bol bol bedava sunmuş olmasına rağmen, kapitalist zihniyet, suyu şişeleyip, toprağı parselleyip satmayı başarmıştır

*********

8 yıl önceki kahin yazarlarımız, Bush’tan sonra Obama’nın Türkiye için yararlı olacağını, bugün ise Trump’un yararlı olacağını söylüyorlar. Pöf

*********

70 yaşındaki dünyanın 137.En zengini olan Trump, acaba hangi ihtiyacını gidermek için ABD başkanı olmak istedi, çok para harcadı ve oldu?

********

MŞ ŞİİR DENEMESİ

Her güneş doğuşunda, yeniden doğarım;

Yeni sevgilere, aşklara ve umutlara doğru yükselir,

İçimi ısıtan sıcak yeni dünyalar kurarım;

Öğle biter alçalmaya başlarım, İkindi gelir;

Beynim işlemez olur, yüreğim kin ve nefretle dolar

Güneş batarken ben de karanlığa gömülür;

Ölmeden ölürüm.

*********

M. Fatih, Belediye başkanı olarak atanınca, “O’na kesin suikast girişimi olur; ancak, devlet kusursuz bir önlem almıştır” diyenler aldandı!

*********

Vatan, iç ve dış düşmanlarca, benzeri hiç görülmemiş yöntemlerle saldırı altındadır. Buna hangi politikalar sebep olursa olsun, birlik şart!

********

Yangın büyürken ya da cenaze ortada dururken, önce yangını söndürmek ya da cenazeyi kaldırmak, akıllı insanların ilk yapması gereken çabadır

********

ABD’deki başkan seçimi, yolsuzluğun ve rüşvetin meşrulaştırılmış olmasına, halkın büyük tepki göstermeye başladığının en büyük göstergesidir

*******

Amerikan rüyası giderek kaybolmakta, sosyal yapısı çökmekte, kurumları yozlaşmakta, orta tabakası erimekte, kutuplaşma kaçınılmaz olmaktadır

*******

Evrenin dengesi, ikilik sistemle sağlanır. 21.yüzyılda ABD, kendisini tek kutup sayarak, dünyanın dengesini bozmuştur. Öteki kutup oluşmakta

********

En uzun süren Roma ve Osmanlı İmparatorluğunu, eşitsizlik yıkmıştır. Dünyada yarattığı eşitsizlik de, ABD’yi üçüncü en uzun süren yapacaktır.

**********

DÖNÜŞTÜRÜCÜ LİDERLİK DOKTORA TEZİ

Karizmatik Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan; tıpkı Atatürk, Menderes ve diğer karizmatik kişiler gibi, ileride kesinlikle DÖNÜŞTÜRÜCÜ LİDERLİK konusunda doktora tezi yazanlar tarafından araştırılacak, değerlendirilecek, yorumlanacak ve yönetim kuramında yerini alacaktır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, tere yağından kıl çeker gibi, kısa bir sürede, sessiz sedasız, başlıca şu kurumları kendisine bağlamayı ve dönüştürmeyi başarmıştır:

(1) Temsili değil, kesin başkomutan olarak Orduyu
(2) Yapılan yasal değişiklikle, mensuplarının atanmasındaki etkisiyle yargıyı
(3) Partili Cumhurbaşkanı sıfatıyla Yasamayı
(4) Medyanın yüzde 95’ini
(5) Başbakan ve bakanları atama ve görevden alma yetkisiyle icrayı (Hükümeti)
(6) Milli İstihbarat Teşkilatını (MİT)
(7) Valilik ve kaymakamlıkları
(8) Emniyet teşkilatını
(9) Diyanet teşkilatını
(10) Tüm hastaneleri tek çatı altında toplamayı ve politikalarını belirlemeyi
(11) Rektörleri atama yetkisiyle üniversiteleri
(12) Dış işleri, içişleri ve diğer stratejik kurumları

*********

Beyine saatte 45, günde 1080 litre kan gelir. Beyin, kanın içindeki oksijen, glikoz ve diğer maddeler sayesinde işlevini yerine getirir

********

Hiçbir terapist: annenin, babanın, anneannenin, dedenin, ablanın, teyzenin, kısaca ebeveynlerin yerine geçemez. Onların değerini iyi biliniz

********

Yağmur ve karar, hep vardır. Ancak, şartlar oluşmadıkça asla yağmaz. İyilik ve kötülük, hep vardır. Ancak, şarlar oluşmadıkça asla yapılmaz

*******

Sorumluluk ahlakı taşıyan bir yönetici; açıklığa, katılımcılığa, paylaşımcılığa, özgürlüğe, esnekliğe, yaratıcılığa, motivasyona önem verir

********

21.yüzyılda insanlar, ABD lobilerinin yarattığı bir dizi küresel problemlerle karşı karşıya kalarak, geleceklerinden büyük kaygı duymaktadır

********

ABD’liler, başta İngiltere adasından olmak üzere çok farklı ülke  göçmeniyle dolup taşmış, çıkar birliğine dayalı bir toplumdur. Hayır gelmez.

********

MŞ HİPOTEZİ: Yeryüzünde İngiltere adası olmasaydı, ne 1.Dünya Savaşı, ne 2.Dünya Savaşı, ne ABD emperyalizmi ve ne de Ortadoğu sorunu olurdu

*******

TÜRKİYE’DE DOLARIN FİYATI NASIL OLUŞUR?

Doların kaç lira olacağını dolar arz ile dolar talebinin kesişmesi belirler.

TÜRKİYE DOLAR ARZI:

(1) Turist artışı (-)

(2) İhracat artışı (-)

(3) Yabancıya gayrimenkul satışında artış (-)

(4) Yabancıların reel yatırım artışı (-)

(5) Yabancıların borsaya yatırım artışı (-)

(6) Türklerin yabancılardan borç alma artışı (-)

(7) Diğerleri

TÜRKİYE DOLAR TALEBİ

(1) Yurt dışına giden Türk turist artışı (+)

(2) İthalat artışı (+)

(3) Türklerin yabancı ülkelerden gayrimenkul alış atışı (+)

(4) Türklerin yabancı ülkelerde reel yatırım artışı (+)

(5) Türklerin yabancı borsalara giriş artışı (+)

(6) Yabancı ülke borçlarını ödeme artışı (+)

(7) Başka ülkelerdeki diplomat giderleri (+)

(8) Tasarrufları dolarla değerlendirme artışı (+)

(9) Savunma ve savaş giderleri artışı (+)

(10) Diğeri

SORU: Türkiye’de dolar fiyatı düşer mi, aynı mı kalır, yükselir mi?

********

Arkadaşım, evrende senin yerinin neresi olduğunu hiç düşündün mü? Senin yerin, toprağıyla, iklimiyle, coğrafyasıyla vb. ikamet ettiğin yerdir

*********

Hitler zulmüne karşı verilen savaştan sonraki 70 yıl boyunca, insanlık adına ne başarıldı? ABD’nin dünyaya zulüm etme yeteneği hız kazandı!

*********

Kişiye olduğu gibi davranma, onu olduğundan daha kötü yapar. Kişiye, yaratıcılık potansiyeline uygun davranma, onu olması gereken kişi yapar

*********

Yönettiğiniz kişiler, daha da fazlasını başarabileceğine inanır. Tıpkı onların konumundayken sizin de yaptığınız gibi. Onları bir dinleyin!

*********

Güncellenmiş müspet bilgi, insanı daha üretken, daha yaratıcı, daha imanlı, daha mutlu, daha cesur yapar. Anlamlı bir yaşam için miskin kalmayın

*********

AKP’lilerin amaçları doğrultusunda, kendilerine verilmiş görevleri, ahenk ve ritm içinde yapmasına, yönetimde “Eş zamanlı çalışma ilkesi” denir

********

MŞ SINAV SORUSU: Aşağıdakilerden hangisi, diğerlerine oranla daha çok vatan severdir? (Doğru yanıt 100 puan)

  • En etkili hamaset nutukları çeken
  • Nutuklarıyla gidişata en etkili teşhisler koyan
  • İnandığı siyasi partiye en sadık davranan
  • Öğrencilerini yaptırarak, yaşatarak yetiştirmeye çalışan
  • Milli gelir artışına en yüksek katkıda bulunan

*********

Tarihi kişilikleri ve yaşıtlarınızı incelerseniz, değişimi doğru tahmin edenlerin başarılı olduğunu, edemeyenlerin geri kaldığını görürsünüz

********

Kendisini öven, kendisine güven veren ve kendisini olduğu gibi kabul eden bir eşi veya sevgilisi olanlar, olmayanlara göre çok şanslı sayılır

********

Destekleyici, rahatlatıcı, birleştirici, güler yüzlü, tatlı dilli davranırsanız, insanların hakkınızda olumlu düşünmeye başladığını görürsünüz

********

Gereksinme, organizmanın duyduğu eksikliktir. Tüm insan iş, eylem ve davranışlarının nedeni, onların değişik tür ve nitelikteki gereksinmedir

********

KENDİ İDEALİNİ GERÇEKLEŞTİRMEYE ÇALIŞAN İNSANLARI KENDİ KUŞAĞI ASLA ANLAYAMAZ

Gerçek anlamda kendini gerçekleştirme gereksinmesinin dürtüsüyle ortaya konulan eserleri, bu eserleri yaratan insanların çağdaşları pek anlayamazlar. Ancak, gelecekteki ileri kuşaklar tarafından takdir görürler. Gerçekten de insanlık tarihi, birçok bilim adamının, sanatkarın, ressamın, romancının, mucidin, devlet adamının, kendi çağında pek anlaşılıp değerinin bilinmediğinin, daha sonraki çağlarda ise, büyük taktir topladığının örnekleriyle doludur

**********

EKONOMİK OLAYLARA AKILCI YAKLAŞIM

Her tür ekonomik olayın temelinde, kıtlık vardır. Kıtlığın ortaya koyduğu dengesizliği azaltmak için, akıllı insanlar, şu üç aşamayı tamamlar:

  • Seçenekler geliştirme
  • Seçenekleri birbiriyle karşılaştırma
  • En çok doyuma ulaştıracak seçeneği veya seçenekler karmasını seçme ve uygulamaya koyma

*******

İnsanların aileleri, yetişme tarzları, statüleri, yaşları, kültürleri, ruhsal yapıları, alışkanlıkları, amaçları farklıdır. Bunu bilin artık

*******

Yaratılışının ve aklının çizdiği sınırların içinde kalmayıp dışına çıkan veya çıkmaya çalışan insanlara, sapık denir. Sapıklık, anormalliktir

********

Katıla katıla gülebilen v e katıla katıla ağlayabilen insanlar, psikolojik açıdan sağlıklıdır. Gülemeyenler ve ağlayamayanlar tedavi olmalıdır

********

Ekonominin yasalarını siyasi yasalarla değiştirmek mümkün değildir. Ancak siyaset yanlışsa, bu yanlışlığı ancak ekonominin bozulması gösterir

*********

Dünya klasiklerini hiç okumayıp da, gece gündüz sürekli ortaçağ karanlığı yazarların müspet bilimden uzak kitapçıklarını okuyanlar, 21.yüzyıl değerlerine karşı olurlar

********

İNSİCAM: Düzgünlük, sağlamlık tutarlılık, denge

Türkiye’nin insicamı bozuk, neresini tutsan elinde kalıyor.

En son tecavüz affı da tüy dikti

*******

MİNİMUM MAKSİŞMUM İKİLEMİ

İnsanların, kurumların, siyasi partilerin ve devletlerin yaşamı, minimumla maksimum arasında gider gelir. Minimumdan yukarıya doğru yükselir, yükselir, hep yükselecekmiş gibi görünür; sonra yavaşlar, maksimum noktasına ulaşır ve inişe geçer. İner, iner, hep inecekmiş gibi görünür; sonra yavaşlar, minimum noktasına ulaşır ve tekrar yükselişe geçer

*********

TOTALİTARİZM

Totalitarizm; tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlük benzeri yönetim şeklidir. Totalitarizmde, bireysel özgürlüklere izin verilmez ve bireyin yaşamının tüm alanları devlet kontrolüne bırakılır. Bu sistemde devlet başkanına, “Totaliter Yönetici” denir.

Adolf Hitler Totalitarizm ve Stalin Totalitarizm, Tarihteki en belirgin Totalitarizm örnekleridir.

********

Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 3.12 TL’den 3.34 TL’ye yükselti. %7 yanıldığına göre dolar yıl sonunda 3,57 olacak demektir

 

********

Her geçen gün daha da büyüyüp gelişen bu amansız kasırga, önüne geleni temelinden yıkıp geçiyor. Kontrolü olmaz; ne zaman duracağı bilinmez

********

Türkiye’de politikacılık, parti liderinin uzaktan kumandasıyla “EVET” veya “HAYIR” şeklinde oy kullanmak olan paralı ve saygın bir meslektir

*********

Kendinizi kaybettiğinizde, dağıttığınızda, tesadüflere duyarlı olduğunuzda, çok bilmişleri sorguladığınızda; yaşamı anlayıp insan olursunuz

*********

Abartısız kişiliği olanları, ciddi olmama konusunda ciddi olanları ve insanlık konusunda bildiklerini bir cümlede ifade edebilenleri seviniz.

*********

Productivity-Verimlilik

Efficiency-Yeterlik

Effectiveness-Etkililik

Ölçütlerini bilmeyenlerin yönettiği Türkiye’de, döviz kuru hep yükselir

********

Süper müsrif Devlet ve Türk halkı tasarrufa yönelmedikçe; ekonomi, yabancıların tasarrufuna muhtaçlıktan asla kurtulamaz. “Ekonomi=Tasarruf”

********

“Yiğidi öldür, ama hakkını ver!” Sayın eski bakan Ali Babacan, Ekonomi ve Finans bilimini iyi bilen ve yağcılık yapmayan dürüst bir insandı.

********

Atatürk’ün 1923-1937 dönemi 14 yıl boyunca, Türk lirası Amerikan dolarından daha değerli olmuştur. Sonrakiler, oy avcılığı peşinde koştular

********

Türk ekonomisi ve halkı, 4 milyon mülteciyi, artık daha fazla yedirip içiremez duruma gelmiştir. “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.”

********

Bilim adamı objektifliğiyle gerçekleri, halkın kolayca anlayacağı kısalıkta yazıp paylaşmak, taraf tutuculuk ve ahlaksızlık mı? Sen de yazsana

********

DOLARIN AŞIRI YÜKSELMESİ SİYASİ PARTİLERİ İKTİDARDAN DÜŞÜRMÜŞTÜ

  • 1938-1950 Cumhuriyet Halk Partisinin tek parti iktidarı, dolar kuru aşırı yükselince iktidardan düşmüştü
  • 1950-1960 Demokrat Partisinin tek parti iktidarı, dolar kuru aşırı yükselince iktidardan düşmüştü
  • 1965-1971 Adalet Partisinin tek parti iktidarı, dolar kuru aşırı yükselince iktidardan düşmüştü
  • 1983-1991 Anavatan Partisinin tek parti iktidarı, dolar kuru aşırı yükselince iktidardan düşmüştü
  • 2001-2016 AK partisi iktidarında dolar, 1,5 TL’den 3,66 TL’ye geldi ve daha da yükselecektir

DUR BAKALIM NE OLACAK?

*********

Döviz kurunun astronomik yükselişi, astronomik ücretli baş danışmanlara, işlerini kaybettirecek gibi görünüyor. Kemal Derviş; İmdat, imdat!

********

Bir devletin bilgisayar sistemlerine ve ağlarına hasar vermek ya da kesinti yaratmak amacıyla yapılan sızma faaliyetlerine SİBER SAVAŞ denir

*********

SİBER SAVAŞIN AMACI

  • Nükleer tesisleri, petrol ve doğalgaz sistemlerini işlemez duruma getirmek
  • Hava kontrol sistemini bozmak, uçakları havada çarpıştırmak, uydu sistemlerini işlemez duruma getirmek
  • İnternet bankacılığını ve ATM’leri işlemez duruma getirmek
  • Metro ve tren hatlarını, trafik ışıklarını işlemez hale getirmek
  • Elektrikle çalışan tüm araç, gereç ve diğer sistemleri kullanılmaz yapmak

**********

HERKÜL (HERAKLES)

Yunan ve Roma Mitolojisinde Herkül, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene‘nin oğludur. Sırtı yere değer değmez, babası tanrılar tanrısı Zeus kadar güçlü hale gelir. Başka değişle, Zeus, tanrısal gücünü topraktan alır.

Türk devlet yöneticileri de güçlerini, kalabalıklardan ve o kalabalıkların ateşli alkışlarından alır. Dolayısıyla, günde en az bir kalabalık toplayıp kendilerini alkışlattırmaları gerekir

**********

DENGELİ KALKINMA

İnsana, tarıma, endüstriye, ileri teknolojiye, sağlığa, alt yapıya, adalete, iletişime, emniyete, iç ve dış güvenliğe; önem derecesine göre yapılan yatırımlara, DENGELİ YATIRIN denir.

Yaklaşık 10 yıldır Türkiye, kaynak yatırımında en büyük ağırlığı; taşa, toprağa, demire, çimentoya, inşaata, yola, köprüye, makam aracına ve gösterişe vermiştir. Bu tür yatırım yaklaşımı, büyük rantlar yaratmış ve girişimcileri ranta yöneltmiştir

********

İyi düşün, derin düşün, felsefe açısından düşün, kendi açından düşün! Sahip oldukların, sonunda sana sahip oluyor; özgürlüğünü yitiriyorsun.

*********

Boş oturmak, yan gelip yatmak, tembellik, tavla ve kağıt oynamak ve diğer avare davranışlar;  aslında, insanın ömründen yaptığı hırsızlıktır

********

“Isıracak köpek dişini göstermez” atasözü, günümüzde de hala geçerli midir; yoksa artık bir geçerliliği, bir doğruluğu kalmamış mıdır?

********

Düşündürücü iki cümle: “Yaşam, ölüme götüren bir hastalıktır.” Devlet yönetiminden kaynaklanan acılarımızı, kimyasal ilaçlarla gidermeye çalışıyoruz

*********

ABD’nin vahşi kapitalizmi, yaratmak ve yok etmek gibi ilahi becerileri de ele geçirerek, adeta Tanrı haline dönüşmüş, ülkeleri kul yapmıştır

********

1500’de tüm dünya geliri, 250 milyar dolardı. Bugünse, yaklaşık 60 trilyon dolardır. Kişi başına ortalama 550 dolardan 8800 dolara çıkmıştır

********

2008’e kadar F. Castro yönetirken, Küba’da evsiz, işsiz, aç kimse yoktu. Okur / yazar oranı %100’dü. Çocuk ölümlerinin en az olduğu ülkeydi

********

Sahip olduğumuz eşyaları, maddeleri, paraları, öldüğümüzde kullansınlar diye, başka insanlara bırakıp gideriz. Sağken neden paylaşmayız ki?

********
Niceleri geldi, neler istediler, 
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler. 
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? 
O gidenler de hep senin gibiydiler. 

ÖMER HAYYAM

********

Ruh ve beden olarak insanın duyduğu eksikliğe ihtiyaç; karşılanmayan ihtiyaca ise PROBLEM denir

SORU: Türk halkının problemi az denebilir mi?

*******

Gözlem ve deneylerle yapı ve işleyişi tanımlanmış gerçeklere BİLİM; deneme yanılma yöntemiyle boşa zaman harcamaya, KENDİ AKLINA TAPMA denir

********

Facebook Paylaşımları (27)

BAKANLAR BAKAMIYOR, TÜMÜ BAKAR KÖR

Yurtlara, okullara, adalete, ormanlara, endüstriye, turizme, aileye, maliyeye, işçiye ve bakılıp önlem alınması ve sağlıklı işlemesi konusunda ne varsa hiç birisine bakamıyor. Sadece …cek…cak diyebilen dilleri çalışıyor!

********

TÜRKİYE CEHENEMDİR: Cehennem, çeşitli inançlarda ölüm sonrası ceza çekilen kızgın ateşli bir yerdir. Tıpkı bugünlerin Türkiye’si gibi.

**********

“KININDAN ÇE   KİLEN KILIÇ KOLAY KOLAY YENİDEN KININA GİRMEZ” İSMET İNÖNÜ

1964 yılında, Kıbrıs Rumlarının Enosis amacını gerçekleştirmek için kurulan EOKA çetesi, hemen her gün Türk asıllılara katliam yapmaktaydı. Gazeteciler, Başbakan İsmet İnönü’ye, “Paşam, askerimiz ne zaman Kıbrıs’a çıkıp bu katliamları önleyecek?” diye sorunca, İsmet Paşa, “KININDAN ÇEKİLEN KILIÇ KOLAY KOLAY YENİDEN KININA GİRMEZ” diye yanıt vermişti.

İsmet Paşa 1973’de ölünce, 1974’de Başbakan Bülent ECEVT, kılıcı kınından çekti ve Kıbrıs’a asker çıkardı. Ancak, hala kınından çıkarılan Türk kılıcı, 42 yıldır kınına yeniden sokulamadı. 42 yıldıur Türkiye, bütçesinin büyük bir kısmını, her ay “Görünmez Kalem” giderleri altında Kıbrıs Türklerine gönderir.

100 gün önce, Türk Askeri, kılıcını çekti Suriye’ye girdi. Çekilen kılıç, kolay kolay kınına giremeyecektir. Türk Alayı, Türkiye’ye  geri çekilirse, yeri aynı çeteler tarafından anında doldurulur.

ÖNEMLİ OLAN DİPLOMASİ BECERİSİDİR. KILIÇ, HİÇBİR ÇARE KALMAYINCA SAVUNMA AMACIYLA ÇEKİLMELİDİR. AKILLI ÜLKELER ÖYLE YAPIYOR

********

“EFENDİLER VE EY ULUS BİLİNİZ Kİ,TÜRKİYE CUMHURİYETİ ŞEYHLER,DERVİŞLER,MÜRİTLER ÜLKESİ OLAMAZ. EN DOĞRU, EN GERÇEK TARİKAT UYGARLIK TARİKATIDIR”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Türkiye’deki bazı şeyhlikler, dervişler, müritler, tarikatlar:

İsmail Ağa Cemaati, Fethullah Gülen Grubu, İskender Paşa Cemaati, Erenköy Cemaati, Süleymancılar, İhlascılar, Kırkıncı Hoca ve Yazıcılar gibi diğer Nurcu guruplar, Nakşibendi Yahyalı Cemaati, Melamiler, Hakikatçiler, Hazneviler, Menzilciler, İcmalciler, Uşşakiler, Cerrahiler, Kadiri Muhammediye, Hizbül Tahrir, Tillocular, Galibiler, Halveti Tarikatının Şabaniye kolu, Adnan Hoca Grubu, Mustafa İslamoğlu Grubu

Yukarıdakiler ve benzerleri olmasaydı, Allah’a götüren tek yol, UYGARLIK OLURDU ve 15 Temmuz darbesinden ve diğer bölücü kanserlerden söz edilmezdi

.

***********

Para, sonsuz sayıda nesneyi temsil edebilen ve anında her ne varsa tümünü iyiliğe veya kötülüğe dönüştürebilen sihirli bir kapitalist güçtür

**********

Vara vara vardım ol kara taşa 
Hasret ettin beni kavim kardaşa 
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa 
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm 

Nice sultanları tahttan indirdi 
Nicesinin gül benzini soldurdu 
Nicelerin gelmez yola gönderdi 
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm 

Karacaoğlan der ki kondum göçülmez 
Acıdır ecel şerbeti içilmez 
Üç derdim var birbirinden seçilmez 
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
 
Karacaoğlan

**********

Gelecekte oluşabilecek değer kayıplarına karşı, halkın satın alam gücünü koruma işlemine “HEDGE YAPMA” denir. Halk bunun için dövize yöneldi

********

Daha cesaretli, daha üretken, daha doyumlu bir yaşam için; daha bilgili, daha sanat sever, daha kültürlü ve daha gerçek aşık olmak gerekir

********

Sevilme ihtiyacının başkaları tarafından yeteri kadar karşılanmayacağı inancına, DUYGUSAL YOKSUNLUK denir

*******

Mutluluk için, zenginlik ve fiziksel koşulların uygunluğu yetmez; ayrıca toplumsal, ahlaki ve ruhsal koşulların da uygun olması gerekir

*******

Kişinin bilgi ve kültür düzeyi; doğal zekasına, eğitim ve öğretimine, çevresine, yaşına, deneyimlerine ve kendi özel meraklarına bağlıdır

********

Araştırma ve öğrenmeye yönelik davranış biçimine MERAK denir. Merak, bilim ve teknolojinin gelişmesine yol açan en önemli etkenlerden biridir

********

Adalet olacak deme, oldur; huzur gelecek deme, getir; dolar duracak deme, durdur: ders alınacak deme, al; tasarruf edilecek deme, et. Yeter be!

*******

Bir ülke parasının değeri, o ülkenin namusunu simgeler. Dolar, yaklaşık üç aydır, namusumuza tacizde bulunuyor. Yok mu namusumuzu koruyacak?


Ezilmiş ellerim arasında başım
Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış
İşte gelip kapılarına dayanmışım

Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim
Beni sarhoş etme, başım dönüyor
Üstüme varma İstanbul, kederliyim.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

********

Fikirleriniz dünya boyutlarında kalmasın! Uzayda güneşin doğuşu ve batışı yoktur. Gün, ay, yıl gibi zaman birimi yoktur. Aslında aman yoktur

*******

10 BİN TL TASARRUFU OLAN BİR İNSAN, GELECEK YIL DA PARASININ 10 BİN TL SATIN ALMA GÜCÜNDE KALMASI İÇİN NE YAPARSA AKILCI DAVRANMIŞ OLUR?

  • Bankada mevduat olarak tutmalıdır (Net faiz oranı % 7)
  • Altın almalıdır (Dünya savaşı çıkma olasılığı % 0)
  • 10 bin TL ile arsa veya ev alma olasılığı % 0
  • 10 bin TL ile araba alma olasılığı % 0
  • 10 bin TL ile dolar alıp yüzde 2 faiz oranıyla bankaya yatırmalıdır (bugün 3,50 TL olan doların 1 yıl sonra 4,5 TL olma olasılığı %100)

*********

Başlarına veya Türkiye’nin başına bir hal gelirse, yurt dışına kaçıp kurtulmak için, İsviçre bankalarında dolar tutanlar, dolarlarını getirsin

********

“Ak akçe kara gün içindir”; bugüne tercümesi “Helal tasarruf kötü gün içindir.” Tasarrufunuzun değerini gelecekte düşürmemeye çalışmalısınız

********

Aynı yere, nesneye veya olaya bakanlar, başka bir varlık görür. Aynı varlığı görseler bile, başka türlü algılar ve anlatırlar. İnsan gerçeği

********

MURPHY YASASI: “Burası Türkiye! Türkiye’de demokrat, demokrasi, hukuk, hukukçu, bakan, başbakan, yasa, anayasa vardır: ama göstermeliktir

********

Bu dünyanın şeytanı, dolardır. Şeytana şeytanlık taslayan ülkeleri çarpar. Türkiye’yi şeytan çarptı. Yönetenlerin yüzüne dikkatlice bir bakın

********

Gelecekte insanlar, hızlı uzay gemileriyle bir gezegenden diğerine seyahat edecektir. Bizim olmayan gemilerde bazı zengin Türkler de olacaktır

********

Türkiye’de, kaostan düzene geçerek uygar bir dünya devleti olma yönünde gençler yetiştirecek orta öğretim kurumları ve üniversiteler yoktur

********

“Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur!” Bizim Türkiye Anayasa yapar, döner döner yine yapar. Ancak uygar devlet olamaz. Bu kaçıncısı

*******

Allah matematiğinin denklemi hiç şaşmaz. Kadın=erkek; köle=efendi; yöneten=yönetilen vb. Allah, eşitliği bozanı, toprağın altında eşitler

*******

FATİH İNANCI

Fatih, İstanbul’u alıp şehre girdiğinde, Bizans’ın Başbakanı Notaras, Padişahın ayaklarına kapanarak,

“Neyim varsa hepsini size takdim ediyorum, lütfen kabul buyurunuz.”

Notaras, verdiği hediyelerle Padişahtan teşekkür bekliyordu. Ancak Fatih, Notaras’ın ayağa kalkmasını işaret ederek,

“Bu şehri bana veren kimdir?”

“Elbette Allah’tır”

“O halde vermek istedikleriniz için benden teşekkür beklemeyiniz. Allah dururken kimseye teşekkür etmem.”

EYYYY DEVLET YÖNETİCİLERİ!

HALKIN DİŞİNDEN TIRNAĞINDAN ARTIRIP VERDİĞİ VERGİLER KARŞILIĞINDA ELDE ETTİĞİ HİZMETLER İÇİN, TEŞEKKÜR BEKLEMEYİNİZ

*********

Ağızdan gelen parlaklık ve renk,

Sevgiyle bakan bir çift göz,

Beyinin dışa vurumu,

Akıl, zeka ve tutarlı davranış,

Kıvrımların, çizgilerin ve duruşun resmi,

Mutluluğun dehşeti ve çığlığı,

Yalansız güzellik,

Anlamıyorsam seni,

Bana kendini anlat!

***********

Mekanın ve zamanın göreceli bağımsızlığına, tabiatın objektifliğine, sürecin sürekliliğine, evrenin sonsuzluğuna, hareketin gerçekliği denir.

********

Zamanı gelince, kendini beğenmişlerin maskesi düşer; saklamayı başardıkları gizleri ve aslında bir değeri olmayan kişilikleri açığa çıkar

*******

İşlerin ters gitmesinin nedenlerinden birisi de, insanın kendi aklının mükemmel olduğuna olan mutlak inancıdır. Olmaz olsun öyle salak akıl!

GÜNCEL TÜRKİYE LİDERLİĞİ

LİDERLİK = f (Lider + Koşullar + İzleyiciler)

Güncel AK Parti Liderliği = f (R. T. Erdoğan + 21.asrın ilk çeyreği koşulları + Şartlanmış Türk halkı)

Güncel Cumhuriyet Halk Partisi Liderliği = f(K. Kılıçdaroğlu + Deniz Baykal Kaset Olayı) + Laf Ebesi Türk Halkı)

********

Yönettiğiniz kişilerden yardım istediğinizde, ya onların önerilerini kabul etmek ya da neden reddettiğinizi açıklamak zorundasınız. Küserler.

********

Çağ ve çağ dışı iki zaman arasında, Türk Milli Eğitimi, dünya düzeyinin en altına indi. Osmanlı, insana yatırım yapmadığı için yıkılıp gitti

********

“Haydan gelen huya gider, sudan gelen sele gider.” Türkiye gemisinin yakıtı bitti. Deposunu dolduracak doları yok. IMF’ye yalvarmaktan korkarım

********

Dünya nüfusu 7 milyar, Türkiye nüfusu 70 milyon. Oranı % 1. Dünyadaki insanların % 99’u değil de, neden Türkiye’deki % 1 haklıdır? Yanıt zor

*******

Kendi annesinin, kız kardeşinin, halasının, teyzesinin, yengesinin de kadın olduğu empatisi yapamayan kadın düşmanlarına PATATES BEYİN denir

*******

Başkasının annesine ve kadınına tacizi teşvik eden pis adi idiot, kendi annesine ve kadınına da tacizi teşvik ettiğinin farkında bile değil

*********

Mutluluğun ve mutsuzluğun temel nedeni; geçmişte yapılan arkadaş, okul, fakülte, bölüm, iş, eş, gibi uzun dönemli tercihlerdir. Doğru yapınız

*******

1840’ta İngiltere, Çin’e savaş açtı. İngiliz uyuşturucu tüccarları, Hong Kong’un kontrolünü ele geçirdi. Çin’in % 10’u afyon bağımlısı oldu

*******

Önce İngiliz, sonra Fransız, en sonra da ABD kapitalistleri, silahlarıyla dünyayı kana buladı, sömürgeleştirdi ve hala acımasızca sömürüyor

*******

Türkiye’nin eğitim, öğretim ve düşünce sistemi, deneyden geçmemiş inanç ve peşin hükümlere değil, deneyci müspet bilim yasalarına dayanmalıdır

********

Bir bilim insanı, bildiğini sandığının yapı ve işleyişini, herkesin kolayca anlayıp kavrayabileceği şekilde anlatamıyorsa, bilmiyor demektir

*******

1869’da Almanya, Japonya ve Osmanlı aynı düzeydeydi. Bugün bakıldığında Almanya ve Japonya, Türkiye’ye en az üç tur atmış durumdadır. Neden?

*******

İKİ TEMEL STRATEJİ vardır: Saldırı ve savunma. Coğrafi veya ekonomik vatanını savunacak düzeye gelmedikçe saldırıya geçmek, kesin yenilgidir

*******

Hayata, bilgiye, girişime, çevreye ve mülkiyete zarar verme potansiyeli taşıyan doğal durumlara veya insan ve kurum eylemlerine TEHDİT denir

*******

Kutsal bir ülkü, inanç veya din uğruna savaşırken ölen kimseye ŞEHİT denir. Dünyaya şehit olmak için gelinmez; ancak, gerekirse şehit olunur

*******

Türkiye’in “Ezberletme ve Robotlaştırma Programı” kusursuz işler. Okullarda öğrencilere yüklenen bu yazılım, hiç sorgulatmadan eyleme geçirir

********


FIKRA

Nasreddin Hoca, kadılık yaparken bir gün bir ahbabı burnundan soluyarak gelmiş. Hasmı için söylemediğini bırakmamış ve sormuş,

“ – Hocam, Allah aşkına söyle haksız mıyım?”

“ – Haklısın.”

Ahbabı sinirleri yatışmış olarak gitmiş. Onun hemen arkasından hasmı gelmiş. O da başlamış atıp tutmaya. “Bana şöyle yaptı, bana böyle yaptı dedikten sonra,

“ – Haklı değil miyim Hocam? Diye sormuş. Hoca,

“ – Vallahi çok haklısın1”

Adam da sakinleşerek gitmiş. Tüm bunlara tanık olan Hoca’nın karısı,

“ – Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi. İkisine de sen haklısın dedin. Hiç öyle şey olur mu?

Nasreddin Hoca, hanımının yüzüne bakıp,

“ – Hatun, Vallahi sen de haklısın!”

KISSADAN HİSSE: Türkiye’de herkes haklı, ama yönetenler en haklı!

***********

Kapitalistlerin kârları, tekrar yatırım yaptıkça büyür. Ancak, sınırlı kaynaklar bir gün tükenecek ve kapitalizm son bulacaktır. Ben göremem

********

Türkiye’de genellikle, evlerin içlerinin kapının dışındaki yaşamın tam tersine, bir huzur yeri olduğunu varsayıyorum. Dışarı neden çok kötü?

*******

Halk, hiçbir çözüme götürmeyen din ve ahlak tartışmalarından, kadına şiddetten, devletin karamsar ve sinirli konuşmalarından yorgun düşmüştür

*******

İnsanın en güvenilir yönü, gösterişsiz kişiliğidir. Kendisini öven, abartan, parasıyla, malıyla var olmaya çalışan insanlardan uzak durunuz

********

Sosyal medyadan bazıları bana, tuşlara dokunurken ne düşündüğümü sorar. Hiç düşünmüyorum, o an hangi kimyamın etkisindeysem onu yansıtıyorum

*******

İKİYE BÖLÜNEN BAZI TÜRK DEVLETLERİ

(1) Kuzey Hun Devleti / Güney Hun Devleti

(2) Doğu Göktürkler Devleti / Batı Göktürkler Devleti

(3) Doğu Tabgaçlar Devleti / Batı Tabgaçlar Devleti

(4) Doğu Karahanlılar Devleti / Batı Karahanlılar Devleti

(5) Büyük Selçuklu Devleti de; Kirman Selçukluları, Suriye Selçukluları, Irak Selçukluları ve Türkiye Selçukluları olmak üzere dört ayrı devlete bölünmüştür

ÖDEV: Yukarıda sayılan Türk devletleri ve diğerleri, neden bölündüler? Araştırınız

*******

Halkın konuşmalarını dikkatlice dinlerseniz, yaklaşık % 95’inin Türkçenin yapısına uygun bir cümle kuramadıklarını hayretle görmüş olursunuz

********

Reklamlar, insanların içinde yatan doğal bir zevk açığını işleyerek yapılır. Ancak, gerçek zevk nesnesinin aslını değil, abartılmışını sunar

********

Bir konuşma, yazı ve görüntü, hedef kitlenin ihtiyaç, istek ve arzularına tercüman oluyorsa, o konuşma, yazı ve görüntü alkış ve beğeni alır

*******

Türkiye koşullarında en akılcı davranış, gelecek için herhangi bir plan yapmak değil, günü kazasız belasız, azıcık mutlu geçirmek olmalıdır

********

Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal´in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

******

Mustafa kemal kutup yıldızı,

Atatürk pusula,

Yönünü kaybetti Türkiye,

Sonu hayrola

Türk milleti pusulayı bula!

********

16.yüzyıldan19.yüzyıla, 10 milyon Afrikalı köle Amerika’ya getirildi ve felaket sefil koşullarda çalıştırılarak emekleri sömürüldü. ABD budur

********

45 yıl süren öğretim üyeliğimde, çok yakından tanıdığım Türk eğitim sisteminin aslında, DÜŞÜNMEYİ değil, DÜŞÜNMEMEĞİ öğrettiğine şahit oldum

********

Klasik bilimin matematiği, 21.yüzyılın karmaşık problemlerini asla çözemez. Karmaşık problemler, KARMAŞIKLIIN YENİ MATEMATİĞİ ile çözülür

********

Gerçek fikrin boyutu, biçimi, ağırlığı ve kuralı olamaz. Bir inci gibidir. Benzesiz, kırılgan ve ışıltılıdır. Türkiye’de çok nadir bulunur

*******

Kişisel olarak ne yaşadığımdan bağımsız olarak, beni öven, kabul eden, motive eden 80-9o bin öğrencim olduğu için hayat boyu çok şanslıydım

*******

Gelmiş geçmiş tüm çağların düşünce, fikir ve uygulamaları, ö dönemlerin koşularında belki doğruydu. Ancak bugünün koşullarında tümü yanlıştır

********

5 yıl önce, Türkiye’de “ÂKİL İNSANLAR” seçildi ve akıllarına baş vuruldu. Sonuca bakınca, Türkiye’de akıllı insan olmadığı test edilmiş oldu

Olayların nedenlerini, en iyi bilecek deneyime sahip olan, Cumhurbaşkanımızdır. Huzur sağlanıncaya kadar, maddi ve manevi tüm varlığımla

********

Ah bu ABD var ya, işine gelince Öcalan’ı paketleyip Türkiye’ye teslim eder; işine gelirse yine bir gün Karayılan’ı da paketleyip teslim eder

********

Ah bu ABD var ya, işine gelince F. Gülen’i villalı çiftlikte misafir eder; işine gelirse bir gün Gülen’i paketleyip Türkiye’ye teslim eder

********

Ah bu ABD var ya, pragmatisttir. Eğer bir yalan ve bir eylem günlük hayatta işine yarıyorsa o yalan ve eylem doğrudur; yaramıyorsa yanlıştır

Sabır, zor koşullar altında cesaret ve metanetini yitirmeme duygusudur. Türk halkı çok sabırlıdır; kışkırtmalara kapılmadan yoluna devam eder

*******

Genetik programlama, bilgisayar teknolojisinin en ilginç alanlarından birisidir. Bu programlamanın amacı, inorganik varlıklar yaratmaktır

********

İnsan ömrü, iyimserlik ve kötümserlik arasında geçer gider. Oysa, insanın temel amacı, İYİLEŞTİRMEK olmalıdır. Oluşuma olumlu katkı erdemdir

********

Araçlar, kesinlikle dinamik ve değişkendir. Kendisini araç olarak kullandıran bir insana, istediğini vererek, her kötülüğü yaptırabilirsiniz

********

Bugün Türkiye’de en kısa gündüz, en uzun gecedir. Bu yıl Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, en uğursuz, karamsar, kötü, belirsiz ve katil yıldır

******

Ömrüm, yalanı bile bilim haline getirip adını REKLMCILIK koyan ABD’nin yalanlarını dinlemek ve bir zaman sonra açığa çıkmasını görmekle geçti

*******

NAMIK KEMAL: Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini; Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini…

ATATÜRK: Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini; Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini

 

TÜRK MİLLETİ: Vatanın bağrına ABD dayasın hançerini; Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini

 

MADER: Ana

********

Eyyy kendisine güvenilmez ABD! PKK, PYD ve diğer nankörlere, hainlere, satılmışlara, kan kusan silahlar veriyorsun; yürek niye veremiyorsun?

********

Aziz şehitlerimiz delme çatma baba evlerine getirildiğinde, yoksul ailelerine baktıkca, devletin onlara hiç vermediğini görüyor kahroluyorum

********

Bir başka varlığa karşı duyulan derin sevgiye AŞK denir. Aşksız bir insanı ÖLÜ bilmek gerekir.Vatanına aşık olmayan insanı da ölü bilmelidir

********

Birine ilgi göstermeye, rağbet etmeye, güler yüz göstermeye, hatırını sormaya, tatlı davranmaya İLTİFAT denir. İnsanlar birbirine iltifat etmeli

********

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN VE TÜRKİYE!NİN BÜYÜKLÜĞÜ

Büyüklük, ülkelerin bir yılda ürettiklerinin değeri ile ölçülür. Buna göre en büyük ülke sıralaması ve Türkiye’nin durumu şöyledir:

1 Amerika – 18 Trilyon dolar

2 Çin – 10 Trilyon dolar

3 Japonya – 4,8 Trilyon dolar

4 Almanya – 3,9 Trilyon dolar

5 Fransa – 2,9 Trilyon dolar

6 İngiltere – 2,8 Trilyon dolar

7 Brezilya – 2,2 Trilyon dolar

8 İtalya – 2,2 Trilyon dolar

9 Rusya – 2,1 Trilyon dolar

10 Hindistan – 2 Trilyon dolar

11 Türkiye 850 milyar dolar

SORU: Türkiye niçin üretemiyor ve onlara göre küçücük durumdadır?

*******

SORU

Osmanlı devleti, 10 milyon metre kare toprak kazanmaya harcadığı kaynaklarını, halkın müspet (deneysel) eğitimine harcasaydı ve bugünkü Türkiye topraklarıyla yetinseydi, bugün dünyanın en büyük ülkesi olur muydu, olmaz mıydı, niçin?

*******

MÜSLÜMAN GEÇİNENLER SAVAŞIR, GAVURLAR ONLARIN PARASINI YİYEREK REFAH İÇİNDE YAŞARLAR

ABD, Rusya, Almanya, İngiltere ve Fransa ve diğer gavurlar, en büyük kârı, Müslümanlara silah satıp, onları birbirleriyle savaştırarak elde ediyorlar

********

BÖYLE SAÇMA EĞİTİMLE BİR YERE VARILAMAZ

Müspet (deneyci) gerçek mühendis, bilim insanı, hukukçu, güvenlikçi, ilahiyatçı, siyasetçi, iktisatçı, girişimci, sanatçı ve diğerlerini yetiştiren uzun dönem li bir eğitim sistemi kurup işletmediğimiz sürece, huzura kavuşmamız mümkün değildir. Atatürk bunu yapmak istemişti. Ne yazık ki genç öldü!

********

YENİ ABD BAŞKANI; “KUDÜS’Ü İSRAİLİN BAŞKENTİ İLAN EDİYORUM” DERSE, ELİNDEKİ BİR KOZU DAHA DEVREYE SOKAR VE TOPLUMUNU REFAH İÇİNDE YAŞATMAYA DEVAM EDER

Gavurların elinde daha oynanacak o kadar çok koz var ki! Bu kozlarını, sırası geldikçe tek tek devreye sokuyor ve avanakları birbirine düşürüp hem birbirine kırdırıyor, hem de silah satıp kâr maksimizasyonu yapıyor.

********

MİLLİ EZBERLETME BAKANLIĞI

Milli Eğitim Bakanlığı, ne eğitiyor ne de öğretiyor. Dolayısıyla, hazır OHAL devredeyken, Sayın Cumhurbaşkanımız bir emir verse de bakanlığın adı, “Milli Ezberletme Bakanlığı” olarak değiştirilse ve çelişki giderilse!

********

YÜKSEK TERCÜME ÖĞRETİM KURUMU

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), Türk üniversitelerinde, ABD bilim insanlarının kitap ve makalelerinin biraz doğru biraz yanlış tercümelerinin öğretilmesini gerçekleştiriyor. Dolayısıyla, hazır OHAL devredeyken, Sayın Cumhurbaşkanımız bir emir verse de YÖK’ün adı, “Yüksek Tercüme Öğretim Kurumu” olarak değiştirilse ve çelişki giderilse!

*********

AYDIN VE CAHİL

Bu günkü dünya koşullarda, sistemli bir eğitimden geçmiş, yerli ve yabancı önemli klasik eserleri okumuş, en az bir yabancı dilde okuduğunu sözlük yardımıyla anlayabilen; gazete, dergi, makale ve kitap okumaya devam eden ve “Bilmediğini bilen” kimselere, AYDIN denir. Bu tanımın dışında kalanlara, CAHİL denir.

Aydın, uzmanı olduğu konunun tanımını, yapı ve işleyişini kısmen bilirken, cahil her konuyu bilir.

Dünyanın en güçlü ordusu, örgütlenmiş cahiller ordusudur.

********

BÜYÜK VE GÜÇLÜ DEVLET OLMANIN KOŞULU, “BİLGİ ÜRETİP BİLGİ YÖNETMEKTİR”

Türkiye; ster yol, köprü, tünel, kanal, liman, hava alanı, hızlı tiren, okul, saray, fabrika, baraj, konut, gökdelen ve daha ne yaparsa yapsın veya başka ülke girişimcilerine krediyle yaptırsın, BİLGİ ÜRETİP BİLGİ YÖNETMEDİKÇE büyük ve güçlü DEVLET olamaz ve olması hiçbir zaman mümkün de olmayacaktır. Büyük sayılan devletlerin hepsi; bilgi üretir, bilgi yönetir ve bilgi pazarlar

********

“Bir yöneticiye etkin denetleyebileceği ast sayısından fazla ve onu boş bırakacak sayıdan az ast bağlanmamalı” ilkesine, KONTROL ALANI denir

*******

Başarıyı maliyet, kalite ve hız yönünden çarpıcı biçimde iyileştirmek için üretim süreçlerin temelden değiştirilmesine, YENİDEN YAPILANMA denir

*******

45 yıllık hocalığımda, öğrencilerde hiç kusur bulmadım. Yeri geldikçe öğrencilerime, “Siz değil kahrolası Türk eğitim sistemi suçludur” dedim

*******

Türkiye’nin var olması için, Türk öğretmenleri, öğretim üyeleri ve öğrencileri; fen bilimlerini, matematiği ve ekonomiyi çok iyi bilmelidir

*********

Facebook Paylaşımları (28)

Yaşam, kısa süre sonra genetik, biyoteknoloji, nanoteknoloji, robot, yapay zeka, 3D baskı alanlarındaki gelişmelere göre kökten değişecektir

*******

TİNDER VE UYGULAMA YÖNTEMİ

Belirli kilometre kare içindeki kullanıcıları, birbirleri ile eşleştiren en yeni çöpçatanlık uygulamasına, TİNDER denir. Bu uygulamanın dünya ölçeğinde yaklaşık 50 milyon üyesi vardır.

Heveslisi, Facebook hesabını kullanarak bağlanınca, karşısına bir ekran açılır ve kendisine bir katalog sunulur. Kişi katalogdaki kişilerden beğenmediklerini atlar, beğendiklerini işaretler. Eğer karşı taraf da kişiyi, kendi kataloğunda beğenirse eşleşmiş olurlar. Bu durumda, eşleşen kişiler için yeni bir ekran açılır. Artık gerisi, onların birbirini etkileme becerisine bağlıdır.

Yurtdışında Tinder uygulaması daha çok gecelik ilişki arayanlarca kullanılır. Taraflar eşleşir, eğlenir ve sonunda herkes kendi yoluna gider

*******

Gerçek veya kurgusal bir nesnenin çeşitli araç gereçler (materyaller) kullanarak üretilen, belirli bir ölçekteki kopyasına MODEL veya MAKET denir

********

MODEL TÜRLERİ

Gerçek veya tasarı bir varlığın belirli bir ölçekteki görüntüsüne, MODEL denir. Örneğin, heykeller, temsil ettiği varlığın aslı değil fiziksel görüntüsüdür. Gerçek veya hayali ne kadar varlık varsa, o kadar da model türü vardır. Bazı önemli model örnekleri:

Fiziki modeller

Matematik modeller

Veri tabanı modelleri

Benzetim (simülasyon) modelleri

İnsan modelleri (Mankenler)

Gelinlik modelleri

Taşıt modelleri

Yapı modelleri

Fabrika modelleri

Süreç modelleri

Makine modelleri

***********

Çıkar sağlamak amacıyla güçlü bir kimseye sahte sevgi, saygı ve hayranlık gösterenlere DALKAVUK (YES MAN) veya ŞARLATAN denir. Bizde çok var

**********

Varlıklı güçlü insanların etrafını amip gibi bölünerek üreyen virüs dalkavuklar kuşatır ve farkına varamazsa, zavallının felaketini hazırlar

********

Değişimin olmadığı ortamlarda zaman yoktur. Örneğin, evrende yıl ve yılbaşı yoktur. İyi yönde değişen insanlarımızın yeni yılı kutlu olsun!

********

Felsefede, dış dünyaya karşıt birey anlamına gelen ÖZNE, nesnelerin varoluşunu ve aidiyetini bildiren bilinçtir. Bilinç yoksa dünya da yoktur

********

Bir devleti, diğerlerinden ayıran ve kolay kolay taklit edilemeyen bilgi ve beceriye TEMEL YETENEK (Core Competence) denir. T.C’ninki nedir?

********

Türkler, problem çözmeye çalışırken genellikle, kültürlerinden gelen sorgulanmamış varsayımların dışına çıkamazlar ve problem çözümsüz kalır

********

Nesneler ölçülebilir, desenler (görsel sanatlar) ölçülemez. Çünkü, Yapı nicelikleri desen nitelikleri içerir. Devlet sanata ölçü aramaktadır

********

Duyularla algılanan yapı ve işleyişleri inceleyen bilime, SOMUT YAŞAM BİLİMİ denir. Duyular üstü varlıkları ise, TEOLOJİ (DİNBİLİM) inceler

********

Konusu insan olduğu için, bütün din bilimleri (teolojiler) aslında zorunlu olarak birer antropolojidir. İnsanoğlunun soyut yaşam süreci-sonu

Twitter’de Cübbeli, “Sen gavurların bayramını kutlarsan, Allah da başına kafirleri musallat eder!” MŞ: “ Eeee..Twitteri niçin kullanıyorsun?”

********

Birinci Dünya Savaşı SiPER savaşıydı. İkinci Dünya Savaşı NÜKLEER savaştı. Üçüncü Dünya savaşı ise VEKALET ve SİBER savaş şeklinde olmaktadır

*******

Adolf Hitler propagandasının etkisindeki Alman Halkı, Ruslar Berlin’i bombalamaya başlayıncaya kadar, Almanya’nın savaşı kazandığına inanıyordu

********

“İnsan nasıl doğar?” sorusunu bilim, “İnsan niçin doğar?” sorusunu felsefe yanıtlar. Felsefe niçinle başlar, niçinlere yanıt vermeyi öğretir

*******

MURPHY YASASI: Bazen bazı insanları, bazen bütün insanları aptal yerine koyabilirsin; ama anneni asla o sınıfa sokamazsın, o mükemmeldir

*******

“Halk devleti yönetenler için çalışır” inancı yanlıştır. “Halk devleti yönetenlerle birlikte devleti iyileştirmek için çalışır” inancı doğrudur

*******

İnsan içinde gizlenmiş gücü öğrenmek için, yaşamında bir süre, vahşi tabiatın içinde tek başına kalmalı, yalnızca kendisine bel bağlamalıdır

********

“Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne suç, ne namus, ne de ruh”  Honore de BALZAC. MŞ: Giderek artan pahalılık yoksullaştırır

*******

Doğada kâr değil, zarar esastır. Kâr, kapitalistlerin icadıdır. Kapitalistler ormana, denize, işçiye, her varlığa zarar vererek kâr elde eder

********

Türkiye’deki İŞ VE GÖREV TANIMLARI, gelişen iletişim teknolojisine göre yeniden yapılmadıkça verimlilik, yeterlilik ve etkililik sağlanamaz

********

“DEĞER” KAVRAMININ BAŞLICA ANLAMLARI VE TÜRKİYE’DEKİ DEĞER EREZYONU

(1) Bir varlığın önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü

(2) Bir varlığın para ile ölçülebilen karşılığı, pahası

(3) Yüksek ve yararlı nitelik

(4) Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse

(5) Felsefede kişinin isteyen, ihtiyaç duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren ayrıcalık

(6) Matematikte bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı

MŞ: Türkiye değer üretemez oldu; tam tersine değerlerini birer birer yitirmektedir

*********

“YENİ” KAVRAMININ ANLAMLARI

(1) Hiç kullanılmamış olan

(2) Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan

(3) En son edinilen

(4) İşe henüz başlamış

(5) O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan

(6) Değişik

(7) Tanınmayan, bilinmeyen

(8) Daha öncekilerden farklı olan

(9) Biraz önce

(10) Üzerinden çok zaman geçmemiş

MŞ: GELECEK YENİDİR; GENELLİKLER YAŞLILAR YENİDEN KORKAR

********

TERÖRİZM

Terör ya da terörizm; siyasal, dinsel, ekonomik ve ideolojik hedeflere ulaşmak amacıyla özel kurumlara, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, genel yönetimlere ve sivillere yönelik baskı, yıldırma, yakma, yıkma, öldürme ve her türlü şiddet içerikli yöntemlerin kullanımıdır

MŞ: TÜRKİYE’DE TERÖRİZM HÜKÜM SÜRMEKTEDİR

********

Ey hoca!

Yalnız bir dileğimizi yerine getir,

Konuşma, kes sesini,

Allah’la aramıza girme,

Biz doğru yoldayız,

Yalnız sen,

Bu yolu eğri görüyorsun,

Git…Gözlerini tedavi ettir,

Ya da rahat bırak bizi.

ÖMER HAYYAM

******

“İÇİNDE” anlamı veren “de” bitişik, “ O da” anlamı veren “de” ayrı yazılır. Ali’de akıl  var (beyni içinde). Ali de gider (O da ile gider)

*******

İnsanoğlunun yaşamı, utanç ve övünç içinde geçer. Utanç bazen kendinden (Allah’tan), bazen de başkasından/başkalarından utanmak şeklinde olur

*******

Yaşam; anne, baba, akraba ve kültürün öğrettiği değildir. Yaşamı yeniden keşfetmedikçe, kendi kişiliğinizi bulamaz ve ÖZGÜR BİREY olamazsınız

********

21.YÜZYILDAK ZULÜMLERİN NEDENİ

Adaletiyle ünlü Sasani hükümdarı NUŞİREVAN, kırda devlet büyüklerine ziyafet vermek isterken kebap için tuzun olmadığı görüldü. Tuz getirmesi için yakınlardaki bir köye köle gönderilirken Nuşirevan;

“ – Tuzu para ile alın ki gasp ederek bedava alma adeti çıkmasın; memleket zulüm ile harap olmasın” diye emretmiştir.

“ – Bir tuzdan ne zarar gelir?” diye soranlara;

“ – Dünyadaki zulmüm temeli ufacık iken, her gelen hükümdar onu büyüttü ve zulüm bugünkü duruma ulaştı” der

********

EN ÇOK BİLMİŞ ÇOK KİBİRLİ BİR BAŞ YÖNETİCİYE BİGE KİŞİNİN VERDİĞİ DERS

Her konuyu bildiğini sanarak kibirlenen en çok bilmiş bir baş yöneticiye bir bilge kişi,

“ – Allah’ın bilgisi ne kadardır? diye sorar. Bilgisinden emin kibirli baş yönetici,

“ – Hayalinde büyük bir daire çiz, o daireyi büyütebildiğin kadar büyüt, sonsuza kadar büyüt, işte Allah’ın bilgisi o daireden daha da büyüktür.” Bilge sormaya devam eder,

“ – Peki, o daire içinde gelmiş geçmiş ve gelecek tüm insanların bilgisi ne kadardır?”

“ – O demin büyülttüğün dairenin içinde bir nokta al, o noktayı küçültebildiğin kadar küçült, işte tüm insanların bilgisi o küçültebildiğin noktadan daha da küçüktür.”

“ – Peki küçültebildiğimizden de daha küçük noktanın içinde senin bilgin ne kadardır?”

SOKRATES: “TEK BİLDİĞİM, HİÇ BİLMEDİĞİMİ BİLMEMDİR”

********

“ŞEY”, boş küme adıdır. Kolaycılar, sıkıştıkça “ŞEY” kullanırlar. Konuşurken, yazarken “ŞEY” veya “ŞEYLER” diyen bilgisizlerden uzak durunuz

********

Depresyon, kaygı, panik atak, bağımlılık, yeme içme bozukluğu, cinsel problemler ve benzerleri giderek artıyorsa vay o ülke halkının haline!

********

Bülent ECEVİT, iki kez bakan yaptığı D. BAYKAL’A küsmüş ve küs ölmüştü. Neden acaba? Baykal, uzun siyasi yaşamında başarısızlığın örneğidir

********

TO BE: Var olmak

TO HAVE: Sahip olmak

Gerçek insanlar fikirleriyle, eserleriyle var olurken; sahte insanlar, sahip olduklarıyla böbürlenir

********

Karanlık bir gecede, aynı dünyadan Ay’a bakan yaklaşık 7 milyar insana benzeyen yaratıktan hangileri, gerçek insan hangileri canavar?

*******

60 yıldır ekonomi okuyorum, dünyanın ekonomik gidişini izliyorum. Türkiye az gitti uz gitti, bir de arkasına baktı tekrar IMF’ye muhtaç kaldı

********

Genelde Türk halkı dünyaya bakamadığı için, olayları Türk birilerinin bakış açısından okur, algılar ve yorumlar. Bu duruma MİYOP BAKIŞ denir

*******

Canlıların doğal yasaların üstünlüğünü kabul ederek varlıklarını, yaşamlarını ve nesillerini sürdürmelerine, BİYOLOJİK UYUM denir. Kim üstün?

********

Ekonomi tasarruf ve denge demektir. Yer gök denge üzerinedir. İnat edip dengeyi bozarsanız, faizi artırır, IMF’ye yalvarır duruma gelirsiniz

********

Kur 1 ay önce 2,90 iken 850 milyar dolar olan Milli Gelir; kur 3,85’e çıkınca 636 milyar dolara inmiştir. Kişi başına 10.625’ten 7.950 dolara!

**********

Bir insanın iyimser ve mutlu olup olmadığı yüzünden anlaşılır. Bu günlerde ekonomi yönetenlerin yüzüne dikkatle bir bakınız. Ne görüyorsunuz?

**********

Tedarik zincirlerini, girdileri, süreçleri, çıktıları, bilgi akışını, müşterileri, aralarındaki ilişkiyi, kurumda kaç çalışan tanımlayabilir

*********

YÖNETİCİ GELİŞTİRME (EXECUTIVE DEVELOPMENT): Yönetici adayına, yöneteceği birimi etkileyen içsel ve dışsal faktörleri kavratıp, dengeletmektir

**********

Kuru frenlemek için faiz oranı artırılırsa yatırım, büyüme, istihdam geriler; kur frenlenmezse dış borçlar ödenemez iflaslar başlar

*********

1 Şubattaki emekli maaşımla dolar alacağım. Günlük masraflarımı, kredi kartımla karşılayacağım. Son ödeme günün dolarımın birazını satacağım

********

FIKRA

Gösterişten ibaret bir yobaz, Bektaşi’nin önüne geçip,

“ – Ey erenler; iyisin, hoşsun, ilim irfan sahibisin; bir de oruç tutup namaz kılsan bizim nazarımızda da itibarın olur” der;

“ – Sizin nazarınızda itibar kazanmak için, tanrı önündeki itibarımı zedeleyemem.”

*******

20 ve 21.Yüzyıl kapitalistleri, ücret karşılığı çalışanları modern köle durumuna getirmiş; acımasız, vahşi ve çekilmez bir dünya yaratmıştır

*********

Kendi bilincine kavuşup kendi adına karar vermeye başladıktan sonra, neyi arıyorsan sen osun, kendini boşuna kandırma, kabul et

********

FIKRA

Padişah, uyuyan kızının rahatsız olmasını istemiyormuş. Ancak, erik satan bir seyyar satıcının sesi, padişahın kızının odasına kadar geliyormuş. Çok sinirlenen Padişah askerlerine;

“ –   Çabuk gidin o bağıran satıcı ne satıyorsa, sattığını münasip yerine birer birer sokun” demiş. Askerler, yakaladıkları seyyar satıcının münasip yerine erikleri birer birer sokmaya başlamışlar. Bu sırada seyyar satıcının katıla katıla kıkır kıkır güldüğünü gören askerler merakla sormuş;

“ – Be adam ağlayacağın yerde niçin kıkır kıkır gülüyorsun?” seyyar satıcı;

“ – Ben arkamdan bağıra bağıra gelmekte olan karpuzcunun haline gülüyorum  demiş.

KISSADAN HİSSE: “EVET” çıkarsa, referandumun arkasından gelenlere ağlar mısınız, güler misiniz?

*******

FIKRA

Doktoru Neyzen Tevfik’e sorar;

“ – Ben sana içkiyi kesin olarak yasaklamıştım; sen elinde içki şişesiyle nereye gidiyorsun?”

“ – İçki içmek için arkadaşıma gidiyorum.”

“ – O zaman sana ait olan kısmı yere dok ve öyle git”

“ – Dökemem, benim payım altta duruyor.”

*******

FIKRA

MÜNASEBETSİZ MEHMET EFENDİ

Sultan Mahmut’a “Münasebetsiz Mehmet Efendi” isminde birinden söz ederler. Sultan Mahmut, merak ederek huzuruna getirtmiş. Adamla biraz konuşunca aklı başında bir adam bulmuş ve sormuş;

“ – Sizin için münasebetsiz diyorlardı; oysa pek makul konuşuyorsunuz.” der.

Bir süre daha makul makul lafladıktan sonra, Mehmet Efendi birden bire Padişaha sorar;

“ – Padişahım zurna çalmasını bilir misiniz?”

“ – Hayır bilmem.”

“ – Bendeniz de bilmem.”

“ – Ya?”

“ – Evet… Benim Bursa’da halamın damadının ihtiyar bir teyze oğlu vardı.”

“ – Evet…”

“ – O da zurna çalmasını bilmezdi.”

Sultan Mahmut mabeyincisine işaret ederek;

******

Vergilerin % 70’i çaktırmadan alınan dolaylı vergiler; % 30’u da açıkça alınan dolaysız vergilerdir. Nedeni, halkın gizli kazığı çok sevmesi

*******

Eşyanın (varlığın) gerçek yapı ve işleyişine ya da doğasına değil de kişinin duygu ve düşüncesine dayanan görüş ve davranış SUBJEKTİFTİR

********

İnsan yaşamına özgürlük, güven, sağlık ve mutluluk sağlayan bir sistemi bozanlar ve yerine daha iyisini koyamayanlar tarihe zalim olarak geçer

********

Büyüklük kuruntusu; kişinin yetenekleri, nitelikleri, yaşantısı hakkındaki mantıksız inançlara dayanır. Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir

********

Aklı başında büyük Osmanlı Padişahları, askerlerine her Cuma, yüksek sesle “Büyüklenme padişahım, senden büyük Allah var!” diye söyletmiştir

*********

REKTÖRE BENİM GELMEDİĞİMİ SÖYLE

Fiii tarihinde Dekanı iken, sayın Rektörümden fakültemin bir ihtiyacı için mali yardım istemek amacıyla makamına gitmiştim. Özel kalem müdürüne;

“ – Rektörle acil olarak görüşmem lazım” dedim. Özel kalem müdürü, makama girip çıktıktan sonra;

“ – Rektör yerinde yok” dedi. Oysa rektörün yerinde olduğunu kesinlikle biliyordum. Özel kalem müdürüne:

“ – İçeri gir, benim gelmediğimi söyle” diyerek fakülteme döndüm.

*******

VERİMLİLİK KARŞILAŞTIRMASI

  • Fiziki verimlilik (Almanya’da çok yüksek, Türkiye’de çok düşüktür.) NİÇİN ACABA?
  • Ekonomik verimlilik (Almanya’da çok yüksek, Türkiye’de çok düşüktür.) NİÇİN ACABA?
  • Karlılık (Almanya’da çok yüksek, Türkiye’de çok düşüktür.) NİÇİN ACABA?
  • Üretkenlik (Almanya’da çok yüksek, Türkiye’de çok düşüktür.) NİÇİN ACABA?
  • Yeterlilik (Almanya’da çok yüksek, Türkiye’de çok düşüktür.) NİÇİN ACABA?
  • Etkililik (Almanya’da çok yüksek, Türkiye’de çok düşüktür.) NİÇİN ACABA?

*********

Türk halkının bireysel ve toplu yaşamını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullanılan inançlar ve adetler sistemine TÜTK KÜLTÜRÜ denir

*******

En adil, en dürüst ve en acımasız yargıç, insanın kendi vicdanıdır. İnsan kendisini vicdanıyla yargılar ve ya beraat eder ya da mahkum olur

*******

Verimlilik = Çıktı/Girdi = Gelir/Gider = (Üretim miktarı x Fiyat) / Maliyet

*******

Karlılık = Kar / Sermaye = ((Üretim miktarı x fiyat) – Üretim maliyeti)) / Sermaye

******

Üretkenlik = (Son dönem üretim düzeyi – İlk dönem üretim düzeyi) / İlk dönem üretim düzeyi

********

Etkililik, kaynakların kurum amaçlarına uygun kullanılıp kullanılmadığını gösterir. Türkiye’de kaynaklar asla etkin kullanılamaz, israf edilir

*******

DİJİTALLEŞME

Sözcüklerin, müziğin, rakamların, verilerin, grafiklerin, şekillerin, filmlerin, dosyaların ve resimlerin 1 ile 0’lardan oluşan baytlara dönüşerek bilgisayar ekranında görünmesine, bir işlemciye kaydedilmesine veya uydular ya da fiber optik kablolarla başka yerlere gönderilmesine DİJİTALLEŞME denir

********

Totaliter sistemler, istihbarat ve güç tekeline dayanır. İletişim teknolojisi ve internet, totaliter rejimlerin yaşama şansını yok etmiştir

*********

Üç kıtadaki topraklarıyla BÜYÜK OSMANLI DEVLETİ, küçüle küçüle Anadolu kalmış, SEVR Anlaşmasının imzalanmasıyla da yok olmuştu. Niçin acaba?

******

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının belleğine, TÜRKLERİN GELECEĞİNİ yüklemişti. Bu program silinmekte ve yerine geçmiş yüklenmekte

********

Sovyetler Birliğini çevreleyen kalın duvarlar, Bill Gates ve Steve Jobs’un gerçekleştirdiği  BİLGİ DEVRİMİ tarafından 1990’larda yıkılmıştır

********

Çok farklı çok kitap okuyanın beyni aydınlıktır. Birkaç kitap okuyanın beynini birkaç mum aydınlatır. Hiç okumayanın beyni ise kapkaranlıktır

********

Fazla söze ihtiyaç duymadan gerçeği söylemek isteyenler MATEMATİĞİ, palavra atmak isteyenler ise süslü, şatafatlı, ağdalı cümleleri kullanır

********

Para zamana göre anlam ve değerkazanır. Eldeki 500 TL’nin 5 yıl sonraki 600 TL’den daha değerli olduğu gerçeğine, PARANIN ZAMAN DEĞERİ denir

*********

HAZİNE DOLU OLMALIDIR

Birinci Viyana Kuşatması hazineyi boşaltmış, Osmanlı kendine zor gelmişti. İkinci Viyana Kuşatması hazineyi boşaltmış, Osmanlı daha sonra sürekli toprak kaybetmişti. Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı dış borçlarla yapılmış ve Osmanlı Devleti yıkılmıştı.

İkinci Dünya Savaşı, T.C. hazinesini boşaltmış, ekmek karneye bağlanmış, Türkiye Marshall yardımına muhtaç kalarak ekonomik özgürlüğünü yitirmişti. 1958’li yıllarda T.C. hazinesi boşalmış ve 1960’da 27 Mayıs İhtilali olmuştu. 1974’de dolu olan T.C. hazinesini Kıbrıs müdahalesi boşaltmış ve T.C. hazinesi boşalmış ve ekonomik açıdan  IMF’nin yönetimine girilmişti. 1979’da T:C. 70 Cent’e muhtaç kalmıştı ve 1980 12 Eylül İhtilali olmuştu. Sorumsuz koalisyon yönetimleri T.C. hazinesini çarçur etmiş ABD’den çağrılan Kemal Derviş ekonominin başına getirilmiş ve Hazine kontrol altına alınmıştı.

Son yıllarda tüm komşu ülkelerle kötü olma, illegal örgütlerin bombaları, can ve mal güvenliği eksikliği, dış sermaye akımını, ihracatı ve turizmi azaltmış, döviz fiyatına tur attırmış, enflasyonu tekrar iki haneli rakamlara çıkarmıştır. Üstüne üstlük bir de Suriye’de dört aydır ordu bulundurmak, T.C. Hazinesine alarm zilleri çaldırmaya başlamış ve T.C.  çare olarak VARLIK FONU kurmak zorunda kalmıştır. Böylece, hazinenin elinde işe yarar hangi fon kaynağı varsa hepsini söz konusu Varlık Fonu yönetimine devretmiştir.

SÖZÜN ÖZÜ: Hazine dolu olmalıdır.

********

İnsan vücudu bir mucizedir. Örneğin, vücuttaki sinirlerin uzunluğu 75 km; kan günde 19 km yol gider; uyluk kemiği betondan daha güçlüdür

*******

Tüm cinayetlerin nedeninin para hırsı, mal hırsı, iktidar hırsı, üstünlük hırsı, aşk ve kıskançlık hırsı olduğu söylenebilir mi?

********

1960, 1971, 1980 ve 2016-2017 tarihlerinde yetişmesine milyarlar harcanan milyonlarca kamu görevlisi ihraç edildi. Bu israftan kim sorumlu?

*********

Tasarruf, yatırım, büyüme, istihdam süreçleri arasındaki ilişkileri, ekonomi bilimi ışığında kuramayan karar vericilerin hüsranları kesindir

********

Gelecekteki bir ihtiyacını karşılamak için tasarruf yapan akıllı insanlar, tasarruflarının zaman içindeki değerinin düşmemesi için ne yapar?

*********

Atatürk dönemi dışında hiçbir bakan Türkiye’de yaratıcılığı, yenilikçiliği ve yenilenmeyi destekleyecek ortamlar oluşturmaya çalışmamıştır

*******

Türkiye, köhne (yaşanılan zamana göre geride kalmış, eskimiş, çağ dışı olmuş) eğitim sistemi ve yönetim biçimiyle sürekli krizler yaşar durur

********

“Sular sarardı, yüzün perde perde solmakta;

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta”

AHMET HAŞİM

**********

“Peki, beni kim kızdıracak, 
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? 
Peki, beni bu köhne dünyada 
Senin anladığın kadar kim anlayacak? “

YUSUF HAYALOĞLU

********

“EVET mi HAYIR mı?” diye soranlara yanıt: “Henüz karar vermedim. Son ana kadar araştıracağım, herkesi dinleyeceğim. Kararım son anda olacak

*******

Dalgalar enerjiktir, güçlüdür, katalizördür, kurulu düzeni alt üst eder. Atatürk, Menderes, Ecevit, Özal, Erdoğan dalga yaratan liderlerdir

********

Yönetimde yetki, şekil, sebep, konu ve amaç kurala bağlanmıştır. Kurallara değil de kendi isteğine göre hareket etme durumuna KEYFİLİK denir

**********

TARİHİ DURUŞ

Alparslan, 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla;

“ – Sultanım, 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor” der.

Alparslan hiç önemsemeyerek yanıt verir;

“ – Biz de onlara yaklaşıyoruz.”

Mustafa Kemal de İzmir’e gelen Yunan ordusu için, “Geldikleri gibi giderler.” demişti.

*******

Saçlarımı kesip rüzgâra atacağım!
Ta ki haber götürsün bir gün sana!
İçimde bir şeytan var, diyor ki:
Aklına ne gelirse yapsana.

CAHİT KÜLEBİ

********

“Herkesin
Bir umudu vardır,
Bir savaşı,
Bir kaybedişi,
Bir acısı,
Bir yalnızlığı,
Bir hüznü…
Çünkü herkesin bir gideni vardır…
İçinden bir türlü uğurlayamadığı…”

TURGUT UYAR

*********

Çetin Altan, TBMM’de ceketini üstüne atarak kendisini S. Demirel milletvekillerinin tekmeleriyle linç edilmekten kurtaran İsmet İnönü’ye sorar;

“ – Paşam, ciğeri beş para etmez dalkavuklara niçin millet vekilliği, makamlar, mevkiler, payeler veriyorsun?”

“ – Çetin, ben de seni akıllı biri sanıyordum. O tür insanlara hak etmedikleri halde vermezsen, niçin senin her dediğini körü körüne yapsınlar ki?”

********

BEYİN FIRTINASI KURALLARI

(1) Çok sayıda fikir üretme ortamı sağlanmalıdır

(2) Özgürce fikir geliştirilebilmelidir

(3) Bir fikir hakkındaki değerlendirmeler, daha sonraki bir fikir değerlendirme aşamasına gelinceye kadar askıya alınmalı, dile getirilmemelidir

(4) Kişiler, birbirlerinin fikirleri üzerinde yeni fikirler geliştirmelidir

********

İnsan eşi, dostu, arkadaşı, astı veya üstü hakkında bir kuşkuya kapılmaya görsün, artık onunla ilgili hiçbir ipucunu göz ardı edemez hale gelir

********

FIKRA

Diyojen’e birisi sorar;

 “ – Bir insanın ne kadar akıllı olduğu nasıl anlaşılır?”
“Konuşmasından.”

 “ – Peki insan ya hiç konuşmazsa?”

“ – O kadar akıllı olan bir insan henüz dünyaya gelmedi!”

******

İnsanın ağzından çıkan acımasız hakaret sözleri, hızlı ve seri mermilere benzer; muhatabına ulaştığında, onu ya yaralar ya da manen öldürür

*******

HEDEF (TARGET) VE AMAÇ (OBJECT)

Hedef, uzun dönemli istektir. Yaklaştıkça uzaklaşılan ufuk çizgisine benzer. Amaç ise, kısa dönemli ölçülebilir istektir. Uygarlık ve kâr gibi

*******

HAM İNSANIN ÖZELLİLERİ

  • Edilgen (pasif)
  • Bağımlı
  • Sınırlı davranış gösterme
  • Yüzeysel ilgi
  • Kısa dönemli bakış açısı
  • Kul olmaya razı
  • Kendine duyarlı değil

OLGUN İNSANIN ÖZELLİLERİ

  • Etken (aktif)
  • Bağımsız
  • Değişik davranış gösterme
  • Derin ilgi
  • Uzun dönemli bakış açısı
  • Kul olmayı ret eder
  • Kendine duyarlı

*******

OSMANLI DEVLETİNİN BAŞKENTİ 4 YIL 10 AY 23 GÜN İŞGAL ALTINDA KALDI. Lozan Anlaşmasından sonra 6 Ekim 1923’te Türk ordusu İstanbul’u geri aldı

*******

1 milyar dolar servetliyle Türkiye’nin en zengin 29.iş adamı 81 yaşındaki Aydın Doğan, mütevazi İrfan Değirmenciyi kovdu.

********

Bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz duyguya. KORKU denir. Ben ömrüm boyunca hiç bu kadar korkmadım

*******

Uykuların kaçar geceleri, 
Bir türlü sabah olmayı bilmez, 
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya 
Deli eden uğultudur başlar kulaklarında, 
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık 
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık, 
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın, 
Onun unutamadığın hayali, 
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine, 
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

********

MURPHY YASASI: Yetersizlik + Yetersizlik = Yetersizlik

*******

“Kadın veya erkek, kim olursa olsun, benim nasıl biri olduğumu gerçekten bilirse, beni asla sevmez” inancı mı insana sürekli yalan söyletir?

*******

Bir insanın kişiliğini, amacını, düşüncesini, sevgisini, nefretini, tutmunu bilmeye, o insanı anlamak denir. MŞ: Kimse kimseyi tam anlayamaz.

******

Akıllı insan, çevresiyle olumsuz ilişki ve iletişimde bulunmaya değil, tam tersine çevresiyle ilişki ve iletişiminin olumlu olmasına çalışır

*******

EN KISA FIKRA: Temel’e Dursun sorar;

“ – Temel, güzelliği mi tercih edersin, aptallığı mı?”

Temel yanıt verir;

“ – Güzellik geçicidir.”

*******

DÜZ MANTIK ÖRNEKLERİ: Gerçekler acıdır, biber de acıdır; o halde gerçek, biberdir.

FETO’CULAR HAYIR diyor; o halde “HAYIRCILAR, FETO’CUDUR

Sana en muhtaç olduğum anda gel;

Yaşamak olsan da gel,

Ölüm olsan da gel.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Gökyüzündeki yıldızlar,

Benim için;

Kaymasa da hiç biri,

Bir dilek için;

Ben yine seni tuttum

Yarınlar için.

EMEL YANIKOĞLU

*******

Facebook Paylaşımları (29)

2500 YIL ÖNCE KENDİSİNİ DÜNYANIN EN MUTLU İNSANI SANAN SARD KRALI KREZÜS VE FİLOZOF SOLON

2500 yıl önce, Sard Kralı Krezüs, Atinalı filozof Solon’u sarayına davet eder. Sarayının hazinelerini, zenginliklerini, süslerini, hizmetçilerini, tüm maddi ve manevi varlıklarını gururla gösterdikten sonra, bilge solona sorar;

“ – Eh dostum hayatınızda gördüğünüz en mutlu insan kimdir?”

Krezüs, kendisini gerçekten dünyanın en mutlu insanı sanıyor ve Solon’dan kendi ismini vermesini bekliyordu. Ancak, görmüş-geçirmiş, bilgeliğin zirvesine ulaşmış Solon’ndan boş övgüler beklenemezdi tabi;

“ – Ölürken tüm iyi ve namuslu dostları, evlatları ve sevdikleri yanında olan , ölürken gzlerinde mutluluğu gördüğüm Tellus’tur.”

Kral Krezüs, hiç olmazsa “ikinci yer”i alacağı umuduyla sorar;

 “ – Dünyanın en mutlu 2. kişisi kim?”

 “ – Hayırlı evlatlarından memnun olarak ölürken gözlerindeki mutluluğu gördüğüm  Argoslu bir annedir.”

Hayal krıklığı içinde Kral Krezüs biraz da öfkeyle;

“ – Atinalı dostum, benim mutluluğuma ne dersin? Beni niçin bu fakir ve sıradan daha mutlu saymıyorsun?”

 “ – Her şeyin sonuna bakıldıktan sonra mutlu olup olmadığına bakılmalıdır. Bir insanın kaderi için soru soruyorsunuz. İnsan ömrünü ortalama 70 yıl kabul edersek, ortalama 26.000 gün yaşar. Mutluluk içinde öldüğümüzü öğrenene kadar, bana sorduğunuz sorunun cevabını veremeyeceğim. Büyük bir servet, insanı talih yüzüne gülüp de sonuna kadar aynı ihtişamla yaşatmazsa, ortalama bir gelirden fazla mutlu kılmaz. Onun için ölene kadar “mutlu” kelimesini kullanmaktan kaçınınız. Çoğu zaman Tanrı insana mutluluktan bir parça tattırır, sonra da onu geri alır.”

Solon’un son olarak şöyle der:

“ – Sayın Kralım, sözlerimin doğruluğunu anlarsanız, lütfen beni hatırlayınız.”

Solon ayrıldıktan bir süre sonra Krezüs’ün en sevdiği oğlu, bir av kazası sonucu yanlışlıkla vurularak ölür. Doğu’da Med Krallığı’nı yıkan Persler Batı’ya, Krezüs’ün tahtına doğru hızla ilerler ve sonunda Kral tacıyla, tahtıyla, tüm varlığıyla esir düşer.  Yakılarak idam edilmesine karar verilir.

Kral’ın son sözleri semaya doğru bakıp, “ SOLON SOLON SOLON” diye yüksek sesle bağırmak olur

MŞ, fol yok yumurta yok bu hikayeyi niçin yazdı ki?

*******

Anadolu Üniversitesi’nin 2026 öğretim elemanından hiçbirisi, 2017 Akademik teşvik ödeneği alamaya hak kazanamamıştır. Ne oldu bu üniversiteye?

*******

BEYİN DENETİMLERİ

  • Gülme-Ağlama denetimi
  • İşkence-Vicdan denetimi
  • İyilik-Kötülük denetimi
  • Bencillik-Fedakârlık denetimi
  • Sevindirme-Üzme denetimi
  • Hızlı-Yavaş denetimi
  • Yürüme-Koşma denetimi
  • Dans denetimi
  • Yavaş-Yüksek sesle konuşma denetimi
  • Aşırı sevinme-Üzülme denetimi

*********

Eksiksiz ve kusursuz olma durumuna, “Mükemmellik” denir. Hiçbir insan mükemmel değildir. Kendini mükemmel sanana, megaloman denir. Zavallıdır

********

MEGALOMANİ

Büyüklük hezeyanına ya da büyüklük kuruntusuna, megalomani denir.

Megalomani kuruntusuna kapılan kişi, yaşantısı hakkında mantıksız inançlara sahiptir; kendisinde gerçekle uyuşmayan üstün yetenekler ve nitelikler olduğuna inanır

*******

Biterken ömrünün son yılları,

Arkana dön de bir bak;

O kadar yol içinde,

Seçtiğin bu yol,

Seni nereye getirdi?

Para yerine

Aşkı sevseydin ya

*******

Güneş doğar

Işık olurum

Bir yere gideceksem

Seni yanıma alır

Öyle giderim

Ne güzel

Her an

Her yerde

Bir olmak

Senin olmak

Seninle yaşamak

********

Reel dünyada var olabilmenin koşulu silah üstünlüğüdür. 1945’te Japonlar, moral üstünlüğe sahipti. Atılan 2 atom bombası, onları pes ettirmeye yetti

********

Nanoteknoloji üstünlüğüne sahip ABD; girdiği bir savaşta mecbur kalırsa, BİYONİK SİNEKLER, DÜŞÜNCE OKUYAN TARAYICILAR kullanmaktan çekinmez

*******

Eski çağların görüşlerine sıkı sıkıya bağlılık; açlık, kıtlık, hastalık, fakirlik, savaş ve yenilgi getirir. 1918’deki Osmanlı halkı öyleydi

*******

VERİ TABANI

Derlenen veriler, veri formlarına yazılır. Formlar dosyalarda, dosyalar klasörlerde saklanır. Gereksinme duyuldukça ilgili klasöre, dosyaya, forma gidilerek istenen veri alınır ve kullanılır. Elektronik yaşamda verilerin yazıldığı, saklandığı ve tekrar canlandırıldığı ortamlara VERİ TABANI denir.

********

Yoz (kimseye haz ve mutluluk vermeyen) kültürü yaşamaya çalışma! Sürekli oku, gör ve düşün de, bu çağın insanı ol ve bu çağın kültürünü yaşa

********

“Okumak için kitap çalanlar, hırsız değildir” Lenin. “İki şey çalmak günah değildir: Ekmek ve kitap” Can Yücel.

MŞ: Bir düşünün! Niçin?

********

Yaşlılarla gençler arasındaki sürtüşme, temelde bir kültür çatışmasından kaynaklanır. Yaşlılar eski kültürden, gençler ise yeni kültürden haz duyar

*******

Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes…
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes.

ZİYA OSMAN SABA

******

KENDİ KARARINIZLA “EVET” VEYA “HAYIR” OYU VERMEK İSTİYORSANIZ ŞU ANAYASALARI BİRBİRİYLE KARŞILAŞTIRINIZ

  • Osmanlı Devleti‘nin ilk ve son anayasası 23 Aralık 1876’da ilan edilmiş, 1878’de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiştir. 
  • 20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu 
  • 20 Nisan 1924‘te yürürlüğe giren 1924 Anayasası
  • 9 Temmuz 1961’de kabul edilen 1961 Anayasası
  • 18 Ekim 1982 Anayasası
  • 16 Nisan 2017 Anayasa önerisi

********

HİÇ DEĞİŞMEZ YÖNETİM İLKESİ: Sorumsuz yetki, eninde sonunda yozlaşır; yetkisiz sorumluluk insafsızlıktır. Yetki ve sorumluluk eşit olmalıdır

*******

ÖĞRENCİLERİM İNANMAMIŞTI

2000 yılından itibaren Yönetim Bilgi Sistemi derslerimde yeri geldikçe, kokuların dijitalleştirileceğini ve İnternetle iletileceğini, bir örnekle söylediğim zaman, öğrencilerim bana inanmamış, hayalperest olduğumu varsayarak gülüşmüşlerdi.

“Arkadaşlar, yakında kolunuz ile vücudunuzun birleştiği yerin kokusunu tarayıcıyla kopyalayıp İnternete yükleyecek ve sevgilinize göndereceksiniz. Sevgiliniz, aldığı iletiyi tıklayınca mis gibi kokunuzu hissedecek ve size de aynı yöntemle kendi kokusunu gönderecek ve siz de onun kokusunu sanki yanınızdaymış gibi duyacaksınız” diyordum.

ABD’li teknoloji şirketi AromyxAromyx, ‘EssenceChip’ adını verdiği yeni nesil çipi sayesinde kokuları dijitalleştirdiğini duyurmuştur.

Kaynak: 21 Şubat 2017 Haber Gazetesi, HT Teknoloji

********

Çağdışı yöntemle eğitilmeye çalışılan Türkler, bilimin matematiği karmaşık olduğu için, sorunlarını bilimle değil, vaazlarla çözmeye çalışır

********

Cesaretin varsa eğer,

Aç da bir bak gönül defterine,

Yırtıp çöpe attığın sayfalar nerede?

Tek yaprak kalmış içinde,

Birazı yazılmış;

Onu da koparma sakın!

Kalsın,

Bazı yerleri çizilmiş de olsa!

********

Azerbaycan’ın tek adamı Aliyev, eşini baş yardımcısı olarak atadı. Bu vicdanları sızlatan otorite kullanımı, akıllara neler neler getirdi

*********

Birçok geri kültür gibi Türk kültürü de yoksulluğu, zaten eşit koşullarda dünyaya gelmeyen bahtsız insanın kaçınılmaz bir kaderi olarak görür.

*********

Olacakların, kaçınılmaz olduğunu belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiği hayat tarzına kader, şans veya talih denir

********

20. yüzyıla kadar tarım toplumlarındaki çocukların ortalama üçte biri difteri, cüzzam, çiçek gibi hastalıklardan ölüyordu. Bilim kaderi yendi

********”

73 yıllık ömrümde, Türkiye’deki yoksulluktan, yolsuzluktan, din sömürüsünden ve 400 çeşit ağır vergiden daha kesin olan bir gerçek görmedim

**********

“Hocam amacın ne senin? Her gün yazıp duruyorsun? Beğenileri sayıp tatmin mi oluyorsun?”

“Sana ne? Başına ne geldiyse meraktan gelmedi mi?”

**********

Tarla, arsa veya daire almadan önce, satanın o mülkü kendi kazancıyla mı yoksa miras yoluyla mı edindiğini öğreniniz. Miras ise hemen alınız

*********

Dertli Baba,

 “Oğlum okusun diye 25 yıl masraf yaptım okumadı. Emekli ikramiyemle evlendirdim. Elin kızı bir gecede okuttu beni dışarı attı”

********

“Kadın deniz gibidir güven olmaz ha!” Tevfik Fikret

“Erkek keçiboynuzu gibidir. Bir gram bal için, bir ömür odun çiğnemiş gibi olursun” MŞ

*********

HEPSİ AYNIDIR; YALNIZCA NİÇİNİ VE NEDENİ FARKLIDIR

  • Sahibi olduğunuz ev, dükkan veya daireyi, bir süre, bir başkasına kullandırmanız karşılığında aldığınıza KİRA denir
  • Sahibi olduğunuz tarlayı, bağı veya bahçeyi, bir süre, bir başkasına kullandırmanız karşılığında aldığınıza İCAR denir
  • Sahibi olduğunuz emeği, bir süre, bir başkasına kullandırmanız karşılığında aldığınıza ÜCRET denir
  • Sahibi olduğunuz sermayeyi veya nakit parayı, bir süre, bir başkasına kullandırmanız karşılığında aldığınıza FAİZ denir
  • Sahibi olduğunuz fikri veya buluşu, bir süre, bir başkasına kullandırmanız karşılığında aldığınıza PATENT denir
  • Yukarıdakileri, bir süre istismar ederek elde ettiğiniz artık değere KÂR denir

********

MADDİ SERMAYE = (Araziler + Binalar + Ham maddeler + Yardımcı maddeler + Malzemeler + Yarı mamuller + Mamuller + Makineler + Nakit paralar + Alacaklar)

********

Gelişmiş ülkelerde bilimsel çalışma, çok pahalı bir iştir. Türkiye ise, ucuz çözümlerin peşinde gider. Bilim adımı sayılmak için, iyi tercüme yapabilmek yeterlidir

********

KENDİNİ AŞAN İNSAN

Toplumun ve çevrenin gereksiz, olumsuz ve yanlış yüklemelerini sorgulamış, tabuları yıkmış, yanlış ve eksik olanı atmış, eski yoz kültüre dayanan yaşamını terk etmiş, gerçeğe (hidayete) ermiş ve yeni bir yaşam boyutuna ulaşmış aydın bireylere, KENDİNİ AŞAN İNSAN denir

********

KENDİNİ AŞAN İNSAN ÖRNEKLERİ

Diogenes

Galileo

Einstein

Jean-Paul Sartre

Bill Gates

Yunus Emre

Mustafa Kemal Atatürk

Hilmi Ziya Ülken

Neşet Ertaş

********

VARLIK KAVRAMI

Varlık, felsefenin temel kavramlarından birisidir. Gerçek varlık ve düşünsel varlık olarak iki ayrı şekilde incelenir. Gerçek varlık varoluş olarak belirtilirken, düşünsel varlık öz olarak belirtilir. Örneğin, beden varoluş, ruh özdür.

ANLAMLARI:

(1) Var olma durumu

(2) Mevcudiyet

(3) Var olan ne varsa hepsi

(4) Para, mal, mülk, zenginlik

(5) İyi yaşayacak kadar geliri yolunda olma durumu

(6) Yaşam, ömür

(7) Felsefede “Oluş ve yok oluşun karşıtı” anlamında “Kalıcı olan, gelip geçici olmayan”

*********

Toplumun birliğine, dirliğine ve huzuruna aykırı, yıkıcı görüş ve yorumların yerini, yapıcı ve geliştirici yeni görüş ve yorumlar almalıdır

*********

DERTLİ AİLE ÖZDEYİŞİ: “Erkek evladı evleninceye kadar; kız evladı ömürlüktür.”

*********

İnsan dahil tüm birimler, iç ve dış çevreleri tarafından olumlu veya olumsuz yönde etkilenir. Olumlu ilişkiler kuramayan birim yöneticileri, başarısızdır

********

Son 200 yıldaki hızlı ve kökten devrimler, dünyadaki toplumsal düzenlerin en temel özelliklerini baştan aşağıya değiştirmiştir. Değişin artık

.

********

“Babam beni anlardı.”

“Ya oğlunun babası?”

“Ne halden anlar ne dilden.”

“Anladım, baban daha ölmemiş.”

” Nasıl bildin?”

” Benimki öldü de!”

********

Almanya’da doktora yapan Rahmetli hocam Prof. Dr. Suat KESKİNOĞLU “Reklama inanan eşektir” derdi. O’na da kendi hocası hep aynısını söylermiş

********

FOREX

Yatırımcılarına kaldıraçlı işlem yapma imkânı sunan Forex, bir ülkenin para birimi ile başka bir ülkenin para birimi arasındaki değişim oranından faydalanılarak, döviz ticaretinin yapıldığı uluslararası bir piyasadır.

MŞ GÖRÜŞÜ: Forex, modern bir kumar türüdür. Kumarcıya, çok kazanacağı hayaliyle, tüm birikimini kaybettirir.

**********

Türk milleti, vatanı ve devleti sonsuza kadar kalıcıdır. Vatanı, milleti ve devleti koruyup kollayanlar, yönetenler ise gelip geçicidir

*********

KURMSALLAŞMA

Kurumsallaşma, orta düzey yöneticilerle sağlanır. Orta düzey yöneticilerin desteği olmadan, devlet bireylere karşı sorumluklarını yerine getiremez. İngiltere, Fransa, Japonya, ABD gibi devletler, kurumsallaştıkları için, anayasa tartışmaları asla gündemde olmaz. O devletler, yazılı bir anayasaları olmasa bile, yönetenler ve yönetilenler birbirlerine karşı yetki ve sorumlulukların bilirler ve öteden beri olagelen davranışları (teamülü) gösterirler. Asla teamül dışı iş ve işlemlerde bulunmazlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsallaşması; 1960, 1971, 1980 darbeleriyle engellenmiştir. Güncel 18 maddelik yeni öneriyle tüm kurumlar, kuruluşlar ve kurallar baştan aşağıya değişecek veya değişmeyecektir.

********

DAVRANIŞI AMAÇ BELİRLER

(1) Amacınız Ankara’ya bedava gitmekse otostop yaparsınız

(2) Amacınız Ankara’ya hızlı gitmekse helikopter kiralarsınız

(3) Amacınız Ankara’ya ucuz gitmekse otobüse binersiniz

(4) Amacınız Ankara’ya vatan kurtarmak için gitmekse, önce Samsun’a, sonra Amasya’ya, sonra Erzurum’a, sonra Sivas’a ve sonra da Ankara’ya gidersiniz

MŞ: Bir amaca ulaşmak için sonsuza yakın seçenek geliştirmek, birbiriyle karşılaştırmak ve amaca en uygun olanını seçip eyleme geçmek akıllı insanların karar verme yöntemidir. Az akıllıların tek doğrusu vardır

**********

İTİRAF EDİYORUM

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde, Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F’de ve Boğaziçi Üniversitesinde eğitim gördükten sonra, Öğretim  üyesi oldum. “Yaratıcılığın”, “Yenilikçiliğin” ve “Yenilenmenin” ne olduğunu ve nasıl hayata geçirildiğini, Türk yüksek öğretimindeki derslerden değil, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yılmaz Büyükerşen’den öğrendim

**********

Bilgisayar donanım ve yazılımdan ibarettir, ancak işlerken yazılım görülemez. İnsan beden ve ruhtan ibarettir, ancak yaşarken ruh görülemez

**********

İnsanlar, yalnızca iki sınıfa ayrılır: İYİLER ve KÖTÜLER. Akıllı insanlar, hep iyilerin yanında, kötülerin olabildiğince çok uzağında durur

*********

FERHAN ŞENSOY’DAN FIKRA

Mutlu bir evlilik yaşamakta olan çiftin çocukları ilkokula gider olmuştu. Baba eşine;

“ – Hanım çocuklar çok büyüdü. Benim canım bebek sevmek istiyor. Bir çocuk daha yapalım mı?”

“ – Ya bey, ne gerek var şimdi yeni bir çocuğa? İki çocuğumuzu güzelce okutup yetiştirebilirsek, ne mutlu bize. Bakarsın ilerde evlenirler, torunlarımız olur, onları doya doya sever bebek özlemimizi gideririz.”

“ – Hanım kırma beni! Üçüncü bir çocuğumuz olmasını çok istiyorum. Ne olur hayır deme!”

“ – Peki bey, seni mi kıracağım, inşallah hayırlı bir çcuğumuz olur!”

Aradan uzunca bir zaman geçer, ancak hanım bir türlü hamile kalmaz. Koca eşini, ünlü bir kadın doğum uzmanına muayene ettirir, çocuk yapmasına bir engel olmadığı sonucuna varılır. Doktor kocaya;

“- Müsait bir zamanında gel, bir de seni muayene edeyim” der.

Adam birkaç gün sonra doktora gelir ve muayene olmak ister. Doktor, kocayı her açıdan defalarca muayene eder, testler yapar, tıbbi açıdan yapılması gereken ne varsa hepsini yapar ve sonucu billdirir:

“ – Beyefendi, siz kesin olarak doğuştan kısır bir adamsınız.”

“ – Peki doktor bey, madem ben kısırım, peki neden iki tane çocuğum var?”

“ – Ne bileyim ben, git onu da karına sor.”

********

Bedenlere gönül verenlere, şehvet peşinde koşanlara, “AHMAK” denir. Ömürleri, gerçek aşkı hiç tanımadan, Şeytanın peşinde koşarak geçecektir

*********

Bilim okyanusundan bir fincan bilgi alan kişi, aynı okyanustan bir tanker bilgi alan kişi ile tartışmaya girerse, ikinci kişi susmayı yeğler

********

TÜRKİYE’NİN TÜRK HALKININ GELECEĞİ KENDİ ÜRETİMİNE BAĞLIDIR

Köprülerimizi, tünellerimizi, hava alanlarımızı, yollarımızı ve benzerlerini, yabacı şirketlere ihale yoluyla yaptırarak ve gelirlerini onlar için uzun yıllar bloke edip her dönem dolar değeriyle kendilerine vererek hiçbir yere varılamaz.

TIPKI 1923-1938 YILLARINDA OLDUĞU GİBİ

  • Türkiye’nin efendisi tarım alanında çalışanlar olmalıdır
  • İthal edilen tüm tarım ürünleri Türkiye’de üretilmelidir
  • Varsa Türkiye’nin akıllı insanları, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin ormanları, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin sanayisi, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin markaları özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin tasarrufları, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin verimli hizmet sektörleri, özenle korunmalıdır
  • Kaldıysa Türkiye’nin değerli madenleri, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin dünyada itibarlı eğitim kurumları, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin diğer ekonomik kaynakları, özenle korunmalıdır
  • Varsa Türkiye’nin dünya ölçeğinde bilim adamları, özenle korunmalıdır

MŞ SAÇMA ÖNGÖRÜSÜ: 3.Dünya savaşında Türkiye’ye bir “FOTON YAĞMURU” yağdırılırsa, tüm elektrikli ve elektronik sistemler felç olup devreden çıkar. Türkiye zifiri bir karanlığa bürünür. Ne internet, ne haberleşme kalır. Yolar, köprüler, tüneller, trenler dahil hiçbir sistem çalışmaz olur. Yontma taş devri koşullarına döndürülmüş olur. Türkiye tarıma ağırlık vermemişse, halk açlıktan ölür.

SON SÖZ: ABD, Rusya, ABD ve diğer akıllı ülkeler, tarım sektörünün ve nitelikli üretimin stratejik olduğunu öngörerek koruma altına almışlardır.

***********

Hollanda NATO ve AB’nin kurucu üyesidir. Türkiye’ye karşı faşist davranışı, NATO ve AB tarafından kınanmazsa, onlar da faşist ortağı sayılır

*********

2000’ler dünyası tanrılaşmış liderlerle yönetiliyor. Ne istediğini bilmeyen tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli ne olabilir ki!

**********

Budizm ve benzeri pek çok geleneksel felsefe ve dini yaklaşımlarda mutluluğun sırrı, insanın kim veya ne olduğunu bilmesi ya da anlamasıdır

**********

Anlaşmazlığa düşen iki tarafın hakaret içerikli dil ve çoğunlukla da fiziksel şiddet kullanarak, birbirini alt etmeye çalışmasına, KAVGA denir

********

Kendisinin çok üstün, çok önemli, çok yetenekli, çok başarılı, çok zeki olduğuna inan kişilere, NARSİSTİK KİŞİLKİK BOZUKLUĞU tanısı konur

********

Balık suya, aç gözlü mala, obur yemeğe, aşık maşuka, bilim insanı bilime, sahtekâr yalana, pehlivan güreşe, politikacı palavra atmaya doymaz

**********

İnsanı ayakta tutan, sevgidir. Her varlık, sevgidir. Barışa giden yol, sevgidir. Bütünün yarısı değil, tamamı sevgidir. İnsanı insan yapan sevgidir

*********

HER BULUŞ, İHTİYAÇTAN KAYNAKLANIR

Türkiye klozetlerinin arkasından gelip münasip yere tazyikli su fışkırtan boru icadı da ihtiyaçtan kaynaklanan bir buluştur.

Çok ihtiyaç duyulan ve icat edene çok para kazandıracak bazı buluş konuları:

Süt ölçer

Yoğurt ölçer

Yağ ölçer

Yumurta ölçer

Et ölçer

Bal ölçer

GDO ölçer

*********

Anlayış, seziş, sezgi ve zekâ sahibi olmaya, FERASET denir. Ferasetli Türk halkı, Propagandalarda doğruyu veya yanlışı sergileyenleri anlar

********

GEREKSİZ SINIFLAR

Son nesil bilgisayarlar, robotlar, algoritmalar ve yapay zekalar, sıradan insanların yaptığı geleneksel işleri  hatasız, kaliteli ve çok daha kısa zamanda ve çok daha az maliyetle yapmaya başladıkları için, insanların çok büyük bir kısmını gereksiz hale getirmiştir.

*********

RESESYON VE AÇIKLANMAMIŞ KRİZ

Makroekonomide, geleneksel olarak reel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) büyüme gösteremez duruma gelmesine REESYON, DURGUNLUK, EKONOMİK ÇÖKÜŞ ya da AÇIKLANMAMIŞ KRİZ denir

MŞ: Türkiye, 2010 yılından bu bu tarafa reel büyüme gösteremez duruma gelmiştir

*******

Belirli bir anın kimyasıyla verilen sözler, kimya değiştikçe değişir. Liderlerin kimyası o kadar çok değişiyor ki, artık sözleri SÖZ değil!

******

Bir amacı önceden planlayarak gereğini yapma girişimine, NİYET veya MAKSAT denir. Liderlerin sözlerine önem vermeyin, niyetlerini sezinleyin

*******

İnsanın yaşamı boyunca “EVET” veya “HAYIR” diyerek kayda geçirdiği her niyet, her iki dünya için bir sınavdır. Doğruysa geçer yanlışsa kalır

*********

Web sitesinin ilk ana sayfasının açılmasını sağlayan ve sanal alemde yalnızca bir tek  olan internet adresine, ALAN ADI (Domain name) denir

********

Kendi yapı ve işleyiş yasalarına (fıtrata) uygun olan, varoluş yasalarına uygun olan, sağduyuya ve mantığa uygun olan sistemlere DOĞAL denir.

********

Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş, yapma, yapmacık sistemlere, YAPAY denir. Yapaylar, kesinlikle kusurludur

********

DOĞAL VE YAPAY TÜRLERİN BİNLERCESİ TÜRKİYE’DE ÇOK BOL MİKTARDA VAR

Doğal erkek-Yapay erkek

Doğal kadın-Yapay kadın

Doğal lider-Yapay lider

Doğal ahlak-Yapay ahlak

Doğal cinsellik-Yapay cinsellik

Doğal din-Yapay din

Doğal demokrasi-Yapay demokrasi

Doğal aşk-Yapay aşk

Doğal sevgi-Yapay sevgi

Doğal ekmek-Yapay ekmek

Doğal et-Yapay et

Doğal tavuk-Yapay tavuk

Doğal çiçek-Yapay çiçek

Doğal meyve-Yapay meyve

Ve benzer daha binlercesi…….

*********

Sabite sınır koymaktan daha kolay ne var ki? Kolaysa değişkene, buluta, kuşa, soğuğa, sıcağa, güneşe sınır koyun da muktedirliğinizi görelim

********

FIRSATLAR KAÇIRILIRSA PİŞMANLIK DEVREYE GİRER

Türkiye yoz eğitim sistemiyle, yoz politikacılarıyla, yoz yatırımlarıyla ve daha yüzlerce yozluklarla bilimsel, teknik ve dijital fırsatları kaçırmış ve giderek artan bir oranda da kaçırmaya devam ediyor.

En azla 20 yıl sonra Türkiye başlıca şu gelişmeleri görecektir:

  • Sürücüsüz taşıtlar ve işsiz kalmış sürücüler
  • Robotlarca yapılan tarım ve işsiz kalmış tarımcılar
  • Uzman ve yapay zekalarca yapılan hekimlik ve işsiz kalmış hekimler
  • Robotlar, uzman ve yapay zekalarca üretilen konutlar ve işsiz kalmış inşaat işçileri
  • Mevcut tüm üretimleri ve üretim sistemlerini yapan ve işleten robotlar, algoritmalar, yapay zekalar ve işsiz kalan zavallı insanlar

TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU YAZILIM, DONANIM VE DİŞJİTAL TASARIM YAPILABİLECEK ÖZGÜR BİR ORTAMA VE EĞİTİM SİSTEMİNE BAĞLIDIR. DEĞİLSE GÖRÜNEN ACI BİR HÜSRAN VE PİŞMANLIKTIR

MŞ: Gençler inanmıyor musunuz? 20 yıl sonra lütfen beni anımsayınız

TÜRKİYE’NİN TEMEL İKİ DAVASI

Bir kesim tarafından savunulan düşünceye, fikre ya da olması gerektiği dayatılan görüşe, DAVA denir. Türkiye insanı, % 50 % 50 başlıca şu iki tezi, canla başla dava olarak dayatmaktadır:

(1) Yüzde 50 kesim, “asla soyadının söylenmemesinin, yalnızca “Gazi Mustafa Kemal” denmesinin mücadelesini vermektedir

(2) Yüzde 50 kesim ise, hem adının hem soyadının birlikte kullanılarak “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” ya da yalnızca soyadıyla “Atatürk” denmesinin mücadelesini vermektedir

******

Çağdaş Yönetim Bilimine göre; en doğru, en verimli, en üretken, en etkin ve en barışçıl yönetim biçimi, KATILMALI (PARTICIPATION) YÖNETİMDİR

********

Başbakanımız, “Her EVET Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir fatihadır” dedi. Ş. Sait, İngiltere destekli bir isyancıydı.”Denize düşen yılana …”

********

Arkadaşınız, sevgiliniz veya eşiniz fazlasıyla duygusuz, ciddi, mesafeli ve renksizse onunla birlikteyken mutlu olduğunuzu söyleyemezsiniz

********

Mutlu olmak için koşul ileri sürenler, mutluluğu bulamaz. Mutluluk, her durumu mutluluğa dönüştürme çabasına bağlıdır. Çocuklar, böyle yapar

*********

Liderler yalan söylediklerinde, gözleri başkalaşır ve yüzleri şeytan çarpmış gibi olur. Yüzlerini okuyun yalancı mıdır doğrucu mudur anlayın

********

BİR DEVLETİN SÖZÜNÜN DİNLENMÖESİ, GELİRİNİN BÜYÜKLÜĞÜNE VE BUNUN HER YIL DAHA DA BÜYÜMESİNE BAĞLIDIR

Milli Gelir= Tüketim harcamaları + Yatırım harcamaları + Kamu harcamaları + (İhracat –   İthalat)

Türkiye’nin Milli Geliri, 1 trilyon doların altındadır. Buna karşılık ABD’nin Milli Geliri, Türkiye Milli Gelirinin yaklaşık 25 katıdır.  ABD; tüm dünya gelirinin % 22’sine sahiptir.

*********

DEVLETLER ARASINDA GEÇERLİ OLAN BAŞLICA İKİ STRATEJİ VARDIR

  • Savunma amaçlı strateji
  • Saldırı amaçlı strateji

Milli gelir, ileri teknoloji, eğitimli nüfus, nükleer silah, ulaşım/iletişim, yazılım/donanım, enerji kaynağı, birlik/beraberlik ve benzeri açılardan yeterli üstünlüğe ulaşmadan saldırı stratejisine geçen devletler, en büyük stratejik hatayı yapmış olurlar ve çıkarı bozulanların toplu saldırısına maruz kalırlar

HÜSEYİN AVNİ MUTLU

2003-2005 yılları arasında İstanbul’un Bağcılar ilçesi Kaymakamlığını yürüttü. 2005-2007 yılları arasında 2 yıl süre ile Siirt Valiliği , 2007-2010 yılları arasında 3 yıl süre ile Diyarbakır Valiliği yapan Hüseyin Avni Mutlu 11 Mayıs 2010 tarih ve 2010/407 sayılı kararname ile İstanbul Valiliğine atanmış olup, 31 Mayıs 2010 tarihi itibarıyla görevine başlamıştır. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Onur Üyesidir. 15 Eylül 2014 Valiler kararnamesi ile Merkez valisi olmuştur.[

15 Temmuz 2016 darbe girişimi soruşturması kapsamında 26 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. 5 Ağustos 2016 tarihinde, çıkarıldığı Nöbetçi 3. Sulh Ceza hakimliğince “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklanmıştır.

FETÖ/PDY SORUŞTURMASI KAPSAMINDA TUTUKLU BULUNAN HÜSEYİN AVNİ MUTLU’NUN ATANMALARINDA VE ÖZELLİKLE DE YİRMİ MİLYON NÜFUSLU İSTANBUL’A VALİ ATANMASINDA HATA YAPILMASI HOŞ GÖRÜLEBİLİR Mİ?

********

“Aşk bir savaştır. Savaş için geçerli olan kuşatma, manevra, tuzak, saldırı ve benzeri uygulamalar, aşk için de geçerlidir.” J.P. Sartre

********

Yobaz Türk kültürü ve yoz eğitim sistemi, çocuklarda ve gençlerde zaten var olan mantıklı sorgulama ve düşünme yetisini unutturma sürecidir

********

Yüzünün ekşilik veya tatlılık derecesine bakarak, kişinin beklentilerinin veya işlerinin yolunda gidip gitmediğini, kolayca anlayabilirsiniz

********

Atatürk, tüm Türk devlet yönetimi deneyimlerine bakarak 1924 Anayasasını hazırlamıştır. Bugün ise yalnızca 90 yıllık deneyimle yetinilmiştir

*********

İçimdeki yanardağ huzursuz,

Patladı patlatacak gibi;

Deprem öncesi sessizlik

Hani uygarlık düzeyi

Hani aşkım?

Yenik düştük,

Ölsek daha iyi!

*********

Facebook Paylaşımları (30)

Demir kırıntıları mıknatısa nasıl koşarsa, bireysel çıkar sahipleri de doğru yanlış, helal haram demeden, iktidar sahiplerine öyle koşar

*********

Benim için birinci öncelik can ve mal güveliği, fikir özgürlüğü, adil yargı ve laik yönetimdir. Yol, köprü, tünel gibi maddiler, ikinci öncelik

********

BİLİMSEL AÇIDAN SAÇMA ÖRNEKLER

“Doğru zamanda doğru yatırım.” Hangi zaman doğrudur ve hangi yatırım doğrudur? Hani bilimsel yanıtı?

“Doğru zamanda doğru insan.” Hangi zaman doğrudur ve hangi insan doğrudur? Hani bilimsel yanıtı?

“Doğru zamanda doğru karar.” Hangi zaman doğrudur ve hangi karar doğrudur? Hani bilimsel yanıtı?

“Beka sorunu.” Bekanın garantisi nedir?

Bilimsel açıdan bekanın garantisi kuvvetler ayrılığına dayalı tam demokrasidir. Dünya siyasi tarihi ve özellikle İngiltere siyasi tarihi, bekanın tam demokrasiye yaklaşıldıkça uzadığını; Orta Asya’dan bu tarafa Türk devletlerinin tarihi ise, bekanın demokrasiden uzaklaşıldıkça ve tek adamlığa yaklaşıldıkça azaldığını göstermiştir.

Sultan Abdül Hamit Osmanlı İmparatorluğunu 33 yıl tam mutlak Tek Adam olarak yönetmişti. Bir darbe ile yönetimden uzaklaştırıldı ve tek adam olarak 33 yıl yönettiği ülkenin Sevr Anlaşması ile yıkıldığını ne yazık ki gördükten sonra öldü.

**********

MUTLAK DOĞRU: Teşhis yanlışsa, tedavi de yanlış olur.” TANI: Ülkeyi hasta yapan 1924 anayasasıdır.” TEDAVİ: Referandum önerisi. Vah vah vah!

*********

TESPİT-1) Çığ gibi artan okullar, üniversiteler ve mezunlar

TESPİT-2) Çığ gibi artan genç işsizler ve üniversite kazanamayan lise mezunları

*********

Sürekli çamurdan insan heykeli yapan Bektaşi’ye,

“Ne yapacaksın bu kadar insanı? diye sormuşlar,

“Boş verin, rızkını ben vermeyeceğim ya!”

********

73 yıllık ömrümün % 97’sini mutlu yaşamamın nedenini nihayet buldum: Beynim dahil tüm organlarımın sağlığı hiç bozulmadı. Sağlık mutluluktur

********

A Tüm ömrünü para kazanmak için harcadı 79 yaşında öldü

B Tüm ömrünü kalp kırmamak için harcadı 79 yaşında öldü

Hangisine çok rahmet dilenir

**********

Bütün çıkarcı dostluklar biter, bütün aşklar küllenir, bütün büyükler ölür ve bütün çocuklar büyür. Allah rızası için yapılan eylemler kalır

*********

1950 yılından bu tarafa, ne zaman hükümet yöneticileri “Ekonomi iyiye gidiyor, gidişat iyi” dediyse, arkasından kurların yükseldiğini gördüm

*********

1984 yılından bu tarafa her hükümet “Terörün kökünü kazıyacağız” dedi. Her yol denendi, kazınmadı. Şimdi de kazıma vaadi 17 nisana bağlandı

**********

Bir fikir düzeyinden daha ileri bir fikir düzeyine geçişe, felsefede DEVİNİM denir.Devingen toplumlar ilerler, diğerleri gerileyip sömürülür

********

Amaca ulaşmak için yalana alışıp doğruluğu unutanlar, ikna edici yanıt vermekten aciz kalınca, tartışmaya girişir, kavgaya tutuşur

*********

Dünyada iyi çalışan ne kadar beyin varsa, o kadar da doğru vardır.Doğrularını bir kitapta toplayıp, kitabını başkalarına dayatanlar zalimdir

**********

MATEMATİKÇİ KURT GÖDEL‘İN EKSİKLİK TEOREMİ

Sonlu sayıda doğrudan oluştuğu için, istisnasız her sistem eksiktir. Nedeni, sistemin dışında kalan en az bir doğru daha olacaktır.

Bir sistem, bazı varsayım ve kurallara dayanıyorsa, bu sistem kesinlikle ne doğru ne de yanlış olduğu kanıtlanamayan önermeler içerecek ve eksik olacaktır.

MŞ: Mükemmellik Allah’a mahsustur. Dolayısıyla, kulların yorumladığı her inanç sistemi, eksiktir.

**********

Zenginlerin gözleri kuru, yoksulların gözleri nemlidir. Masum çocukların zalimce öldürülmesinin katili, gözü kurular mı yoksa gözü nemliler mi

********

Muhabbet herkesin aklını çelmez, 
Gönül viranesi kolay düzelmez. 
Alemden çekinme bir zarar gelmez, 
Sen kendi kendine hıyanet etme.

NEYZEN TEVFİK

*********

“Dünyada dermanı olmayan bir dert var mıdır? diye sorulunca, İbn-i Sinâ;

“İyinin kötüye muhtaç olması, dermansız tek derttir” demiştir

*********

Türkiye’deki dengeleri bozan ve kuru yükselten nedenlerden birisi de, siyasi ve ekonomik yasaların işleyişine yapılan keyfi müdahalelerdir

******

Atatürk dışında; bakışıyla, tarzıyla, yaklaşımıyla, giysisiyle, bilgisiyle, söylemiyle, kendime yakın hissedebileceğim bir lider bulamıyorum

********

İnsanların gelir elde etmek amacıyla yaptıkları işe, ekonomik faaliyet denir. Ekonomik faaliyetler, bir ülkenin ekonomik sistemini oluşturur

*******

 En eski, eski, yeni ve en yeni Türk tarihi, Türk kültürü, Türk deneyimi, Türk sağduyusu ve Türk aklı, doğru kararı aldırır. Kendi özüne dön!

*********

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı “İstanbul özerk yönetilmeli” demişti.

SORU: Özerk Yönetilirse, İstanbul Eyaleti, AB’ye kabul edilir mi

********

Tıpkı sağlık gibi özgürlüğün de değeri yitirildikten sonra anlaşılır. Ancak, ikisinin de tekrar elde edilmesinin yerini, acı bir pişmanlık alır

*******

Faiz oranı = Para Arzı – Para Talebi

Alt ve orta tabaka borçlu

Tasarruf ve para az

Bankalar var kalmak için para talep ediyor

Faizler artacak

*******

*******

Kur oranı = Döviz Arzı – Döviz Talebi

Döviz kaynakları ve döviz stoku azalıyor

Kamu, özel sektör ve ekonomi döviz talep ediyor

Kurlar artacak

*********

Gece odanın lambasını kapatırsanız, tüm eşyalar siyah renkli olur. Demokrasiye kendi elinizle son verirseniz, devletin karşısında birey ne olur?

********

Her insan kuşkulanır. Kuşkulanmayı giderici hiçbir yol yoktur. Ancak, insan aşıksa, sevdiği insana karşı kesinlikle sağır, kör ve yanlı olur

*******

“Yasama, Yürütme ve Yargının tek elde toplandığı yerde asla ÖZGÜRÜK yoktur.

“KANUNLARIN RUHU” MONTESQUIEU (1689 – 1755)

********

1920’de kurulan Devletin bağımsızlığı ve Türk Milletinin özgür bireylerden oluşması oylanacak. Bu son trenin son vagonu! “KORK BE ALLAH’TAN”

********

18 maddeyi inceledim. Tüm yazıları okudum ve tartışmaları dinledim. Kararımı özgür irademle verdim. Aynı gemideyiz. “Elle gelen düğün bayram”

*********

Gerçek sevgi, beynin kalıcı belleğinde depolandığı için, ayrılıkta belki biraz küllenir;ancak asla unutulmaz, ara sıra bilinçte görüntülenir

*********

“Bir gül bahçesini bir bostancıya versen, sonra da o bahçeden pis koku gelse, gül bahçesini kınama, bostancıyı kına” Mevlana

Ülkeyi kınama!

*******

Yalan söyleyen kim olursa olsun, yalan söylerken yüzündeki nur gider, gözleri “ben yalan söylüyorum” der gibi şekiller alır. Denemişsinizdir

******

Yemekteki tuzu, sadece o yemeği ağzına alıp çiğneyen bilir. Doğal olayların yapısını ve işleyişini ise, sadece müspet bilimle uğraşan bilir

********

16 Nisan 2017 Türkiye Referandumu, dünya siyasi tarihine,  “LİDERSİZ MUHALEFET”; “LİDERLİ İKTİDAR” kavramı kazandırmıştır

********

MÖ 279’da Kral Pirus,“Tanrım, bir daha bana böyle bir zafer verme” diye bağırmıştır. Pirus Zaferi aslında yenilmeye mahkûm galibiyetleri anlatmak için kullanılır

**********

RAKİBİN SRTINI YERTE GETİRMENİN HAZZI

Rahmetli Sakıp Sabancı’ya,

“Gelecek 7 sülalene yetecek servetin var, niçin hala çalışıyorsun” demiştim.

Yanındaki Rahmetli Vehbi Koç’u göstererek,

“Rakibin sırtını yere getirmenin o büyük hazzını yaşamak için” demişti

********

İYİMSERLİK (OPTİMİZM)
 
(1) Genel olarak her düşünceyi, fikri, işi, eylemi ve olayı, “İYİ” olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliğine, iyimserlik denir.


(2) Her iş, eylem ve olayı en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşüne, iyimserlik denir.

(3) İnsanlığın ilerlemesine, bütün durum ve koşulların iyiye gideceğine inanan felsefi öğretiye, iyimserlik denir.

MŞ: Referandum sonuçları, iyimserlik oranımı artırmıştır

**********

Terörü sıfırlama, ekonomik istikrarı koruma ve istihdamı sağlama konusundaki sorumluluğu tek başına üstlenen Sayın R.T. Erdoğan’a, başarılar

***********

“İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı H.A’nın rüşvet aldığı iddiasıyla gözaltına alındığı bildirildi” 19.04.2017 Hürriyet Gazetesi

**********

HADİS

“Hakimler üç sınıftır. Cennette olacak birinci sınıf hakimler, hakkı bilip hakça hüküm verenlerdir. Cehenneme olacak ikinci sınıf hakimler, insanlar hakkında bilgisizce karar verenlerdir. Cehenneme olacak üçüncü sınıf hakimler ise, hakkı bildiği halde hükümde haksızlık yapanlardır.” (Ebu Davud)

*********

SIRADAN TÜRK HALKI VE ÖZELLİKLE TÜRK POLİTİKACISI “POLİTİKA” KAVRAMINI TANIMLARKEN ŞU SÖZLERİ KULLANIR

(1) Oyuna getirmek

(2) Hile yapmak

(3) İhanet etmek

(4) Kötüye kullanmak

(5) Hakkını yemek

(6) İdare etmek

(7) Manevra yapmak

(8) Ayaklarının altına almak

(9) Sırtını yere getirmek

(10) Suç atmak

(11) Yalanı doğruymuş gibi söylemek

(12) Amaca ulaşmak için her yolu geçerli saymak

(13) Ve benzerleri

MŞ: Bu tanımların hiçbirisinin Siyaset Bilimindeki POLİTİKA KAVRAMIYLA bir ilişkisi veya bir bağı yoktur. Politikayı yukarıda sıralananlar gibi anlayıp uygulayanları, Kuran CEHENNENLİKLER olarak nitelendirir

*******

CHP ŞEFSİZ ORKESTRA GİBİDİR

CHP yöneticilerinin üstü başka telden, altı başka telden, yandaki başka telden, öbür yandaki başka telden, yani her biri başka bir telden çalıyor. Kimisi “Sine-i Milet”, kimisi “Mühürsüz referandum”, kimisi “Bu referandumu tanımıyoruz”, kimisi “Sokağa dökülelim, kimisi “……..” Bremen Mızıkacıları!

*******

Ben ne CHP, ne MHP ne HDP, ne de bir başka parti için referandumda HAYIR oyu verdim. Ben Atatürk ilke ve inkılapları sürsün diye HAYIR dedim

********

“Bad-el harâb-ül Basra-Basra harâp olduktan sonra” diye bir Arap özdeyişi var. Yani olan olduktan sonra kapıyı kilitlesen neye yarar, avanak

********

İstisnasız her canlıdaki GİRDİ-DÖNÜŞTÜRME-ÇIKTI süreci, aynı esasa göre işler. Bu gerçeklik, “İLAH MİLAH YOK, BİR TEK YARATICI OLAN ALLAH VARDIR” demektir

*******

“ŞEY” sözcüğü, boş kümedir. Düşüncede, ifadede, ikame etmede aciz kalanlar, “ŞEY” kolaycılığına kaçarlar. “ŞEY” sözcüğü kullanırsam uyarınız

*******

Atatürk’ün kurduğu bütünlüğü bozanların vebali o kadar ağırdır ki, tüm yolunu şaşıranlar bir araya gelse bile, bu vebali yerinden kaldıramaz

********

Düşünce, fikir ve önerilerimi, 140 karakterle özetlememi zorunlu kılıp, beni yalın ve kısa ifadeye mecbur bırakan Twitter’e, teşekkür ederim

********

Siz, havasını (makamını, üstünlüğünü) ilah edinmiş insanlar, başka değişle çıkarlarını Rap edinen ya da çıkarlarına tapan insan gördünüz mü?

********

Türkiye’de, doğal hukuku (hakkı) bilen ve özgür vicdanıyla özgürce karar veren hakim ve savcılara, her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır

********

21.Yüzyıl; görsellik, eş zamanlılık, kullanıp atıcılık, karmaşıklık, bencillik, sömürücülük çağıdır. Hiç olmazsa, VAHŞET çağı bari olmasaydı

********

POLİTİKACI-DEMAGOJİ-SANAT

Politikacılarımız, demagojiyi çok iyi biliyor. Eğer, şu aşağıdaki sanat dallarından birisini veya birkaç tanesini de iyi bilselerdi, Politika Türkiye’de de bir sanat olurdu.

  • Karagöz Tasviri
  • Edirnekâri
  • Lületaşı İşlemeciliği
  • Kutnu dokumacılığı
  • Kazaziye
  • Savatlı Gümüş İşlemeciliği
  • Boynuz Tarak Yapımı
  • Kargı Bezi Dokumacılığı
  • İpek Dokumacılığı
  • Taş İşlemeciliği
  • Sedef Kakma
  • Heybe ve Kilim Dokuma
  • Yazma Baskı
  • Cam Üfleme
  • Çömlek Yapımı
  • Namrun İğne Oymacılığı
  • Sepet Örücülüğü
  • Karacakılavuz Dokumacılığı
  • Gördes Dokumacılığı
  • Ahşap Oymacılığı
  • Çini Yapımı
  • Oltu Taşı İşlemeciliği
  • Deri Aksesuar Yapımı
  • Keçe Aksesuar Yapımı
  • Kehribar Taşı İşlemeciliği
  • Damat Bebek Yapımı
  • Körüklü Çizme Yapımı
  • İpli Kukla Yapımı
  • Devrek Baston Yapımı

MŞ: BİZİM POLİTİKACILAR YALNIZCA LAF EBELİĞİ BİLİR

******

1938’den bu tarafa bilim dışı gidiş, aslında halkın gözü önünde olup duruyordu. Ancak, tam anlamıyla bilincine varılamamıştı. Şimdi varıldı

******

Şu 23 Nisanda, 
Doğdu Millet Meclisi. 
İşte o gün her yanda, 
Yükseldi Türkün sesi,

Bunu her yıl çocuklar, 
Kutlayalım sevinçle, 
Egemenlik de yaşar, 
Hep verirsek el ele.

SABRİ CEMİL YALKUT

**********

Bilim insanlarının araştırmalarla gerçekleri açığa çıkarması, bireyleri din tekellerinden kurtarır, insanlığı mutlak gerçeğe, Tanrıya götürür

********

Çocukluğunuzdaki utanç duygularınızı anımsadıktan sonra onları bugünkülerle karşılaştırırsanız, doğruya mı yanlışa mı gittiğinizi anlarsınız

********

HAK (RIGHT)VE ADALET (JUSTICE)

Yasaların verdiği yetkiye HAK, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesine ADALET denir.

Haklının ve haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır.

********

Evinizde ve işinizde yüzde kaç oranında BOYUN EĞİCİ, yüzde kaç oranında HAKKINIZI ARAYICI olduğunuzu belirlerseniz, kişiliğinizi anlarsınız

********

FİZİK COĞRAFYA VE KÜLTÜREL COĞRAFYA

Osmanlı İmparatorluğu yıkılınca, Lozan anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü fizik coğrafyası belirlendi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel coğrafyası olarak da batı akılcılığı, batı bilimsel ve teknolojik kaynakları, batı demokrasisi ve batıdaki hukukun üstünlüğü hedeflendi. 2000’li yıllara kadar, belirlenen bu kültürel coğrafya ile yaşanmaya çalışıldı.

Cumhuriyetle belirlenen kültürel coğrafyadan sapılarak, tam tersi bir kültürel coğrafyaya doğru yönelme çabası, zaman kaybından öteye gitmez, gidemez. “Nil nehrini tersine akıtmak mümkün değildir”

********

CHP VE NASRETTİN HOCA

Nasrettin Hoca, torbasını kaybetmiş,

“ – Torbamı bulmazsanız ben yapacağımı bilirim” diyerek köylülere seslenmeye başlamış.

Köylüler, seferber olup torbayı bulduktan sonra hocaya,

“ – Hocam torbanızı bulamasaydık ne yapacaktınız?” diye sorunca, Hoca,

“- Evdeki heybemi ortadan kesip iki torba yapacaktım” demiş.

MŞ: Hoca bile ne yapacağını önceden bilirken, şu CHP denilen parti, kaybettiklerinin yerine ne yapacağını hiçbir zaman bilememiştir.

*******

AL BİR APTAL İNSAN ÖRNEĞİ DAHA!

Fransız siyaset bilimci Defarges, Cumhurbaşkanımız R. T. Erdoğan hakkında bir televizyon kanalında, “… Gördüğümüz kadarıyla hukuki yol  kapandı, ya iç savaş ya da söylenmesi zor bir hipotez, Erdoğan’ın öldürülmesidir.” şeklinde deli saçması bir  söylemde bulunmuştur.

*********

EKONOMİ BİLİMİ DALLARI

  • Endüstri ekonomisi
  • Hizmet ekonomisi
  • Tarım ekonomisi
  • Turizm ekonomisi
  • Ulaştırma ekonomisi
  • Şehir ekonomisi
  • Ev ekonomisi
  • Ulusal Ekonomi
  • Uluslararası ekonomi
  • Kapalı ekonomi
  • Liberal ekonomi
  • Finansal ekonomi
  • Karma ekonomi
  • Mikro ekonomi
  • Makro ekonomi
  • Çalışma ekonomisi (ÇEKO)
  • Matematiksel ekonomi (Ekonometri)
  • GENEL EKONOMİ (LAF EKONOMİSİ)

MŞ: Türkiye’de Lisans Düzeyinde yalnıza, “LAF EKONOMİSİ” ezberletilir. Diğer özellik uzmanlık gerektiren ekonomi dallarına şöyle bir değinilir geçilir.

SİTEM: TÜRKİYE EKONOMİSİNİN HALİNE BAKINIZ!

**********

CHP, Atatürk’ün partisiyiz diye övünür. Bu, kocaman bir palavradır. Çünkü Atatürk, ömründe hiç yenilmemiştir. CHP, hep ama hep yenilmiştir

*********

Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN, girdiği her seçimden galip çıkmıştır. CHP Yönetimi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Sayın EKMELETTİN’İ tercih etti!

*********

CHP yönetimi, azıcık basiret sahibi olsa, mahkum olduğu en çok yüzde 26 yerine “HAYIR” diyen yüzde 49’un istek ve beklentilerini karşılamaya yönelir

*********

Neticeyi, sebeplerine bağlayan ilişkiye İŞLEV denir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Liderlik Teorisindeki tüm işlevlere sahiptir. CHP’de lider yok

********

Her çocuk, dünyanın diğer çocukları gibi doğar. Çevresi onu belirli bir kalıba sokar. Pek azı, kalıbını kırar ve yaşamı yeni baştan keşveder

*********

Çocuğun, ilk 7-8 haftalık dönemde cinsiyeti yoktur. Sonra oluşan vücutta cinsiyet vardır. Yani vücutta cinsiyet vardır, ancak ruhta cinsiyet yoktur

*******

Ürün ve süreç mühendislerinin, pazarlamacıların, alıcıların, kalite uzmanlarının ve tedarikçilerin ortak kararına, EŞZAMANLI MÜHENDİSLİK denir

******

OTOMASYON KAVRAMI

Bir işin insan ile makine arasında paylaşılmasına, Otomasyon denir.

Otomasyon düzeyini, toplam işin paylaşım yüzdesi belirler.

İnsan gücünün yoğun olduğu sitemlere yarı otomasyon, makinenin yoğun olduğu sitemlere de tam otomasyon denir.

Dünyanın açık bir pazar haline geldiği rekabetçi koşullarda hızlı, standart, güvenli, verimli, etkin ve yeterli üretim yapabilmek için, otomasyon zorunlu hale gelmiştir.

********

Bence 1 Mayıs, işçilerin bayramı olarak değil, işçilerin YAS günü olarak nitelendirilmelidir. Nedeni, İşçiler hiçbir zaman varlıklı olup bayram yapamaıştır

********

Serçe, “Aslanı mahv edeceğim” diye bağırıp duruyormuş. Aslana duyurmuşlar. Aslan, “Bağırırken yanında eşi var mıydı, varsa palavradır” demiş

*******

Arkasında sakladığı güçlü bir sopası olmadığı halde, öfkeyle düşmanlarını tehdit edenler, aslında zayıflığını yüksek sesle itiraf edenlerdir

*******

Ey Kılıçdaroğlu, liderlik yeteneğin olsaydı, kurt politikacı Sayın Deniz Baykal’ı Millet Vekili yapmazdın. Sayın Baykal gündemi oluşturuyor!

********

HEP GÜNDEMDE KALMAK İÇİN NE GEREKİYORSA YAPAN BİR KİŞİLİK

D.BAYKAL, 1960’da Üniversite öğrencisiyken Kızılay’daki bir kargaşada, Rahmetli Menderes’in yakasına yapışarak, “Hürriyet istiyoruz” deyince, Menderes, “İki elin başbakanın yakasında, bundan daha büyük hürriyet olur mu?” der.

1960Yılından bu tarafa Baykal’ı tanır ve izlerim. Daha bir kez en küçük bir başarısına rastlamadım.

*********

GİRDİNİN ÇIKTIYA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Bir girişimci;

  • İşçileri
  • Yöneticileri
  • Bilgi çalışanlarını
  • Tesisleri
  • Malzemeleri
  • Araziyi
  • Enerjiyi

İyi organize eder ve iyi işletirse rekabet gücü yüksek;

  • Ya mal
  • Ya mal ve hizmet
  • Ya hizmet
  • Ya da bilgi

Üretir.

**********

Birine gerçekten aşık olan kişi için, aşık olduğu kişiyi değiştirme isteği söz konusu olamaz. Eğer böyle bir istek varsa, aşk değil hevestir

*********

Mantık evliliğinde acımasızlık, dayak, yalnızlık, aldatma, çığlık ve ağlama vardır. Aşk evliliğini sevgiye dönüştürenlerde ise, saadet vardır

********

DEĞER YARATMAK VE ÖLÜ DEĞERLERLE AVUNMAK

İnsanların maddi ve manevi yaşam standartlarını iyileştiren yeni kavramlar, tasarımlar, ürünler ve görüşler ortaya koymaya, DEĞER YARATMA denir.

Koşulların değişmesiyle insanların maddi ve manevi gereksinmelerini karşılayamaz hale geldiği için artık terk edilen eski değerlere de ÖLÜ DEĞERLER denir.

DİRİ devingendir. ÖLÜ mevta olmuştur; artık bir daha geri gelemez.

********

m